5. bölüm / 15
Kimse Masum Değil(Yazgım serisi)4. Bölüm:Sahipsiz sahip
Bölümler 15Şu an: 4. Bölüm:Sahipsiz sahip
- 1 *Tanıtım*578 kelime
- 2 1. Bölüm:Gerçekçi Yalanlar2.156 kelime
- 3 2. Bölüm:Teklif mi, seçenek mi?3.529 kelime
- 4 3. Bölüm:Görünmez görünen3.636 kelime
- 5 4. Bölüm:Sahipsiz sahip2.211 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 5. Bölüm:Tutarsız Bakışlar2.190 kelime
- 7 6. Bölüm:Bilinen yalanlar2.133 kelime
- 8 7. Bölüm:Acısız intikam3.057 kelime
- 9 8. Bölüm:Geçmişe kör3.492 kelime
- 10 9. Bölüm:bilinçli yardım5.197 kelime
- 11 10. Bölüm:Korkusuz korkak4.822 kelime
- 12 11. Bölüm:7.156 kelime
- 13 12. Bölüm:8.698 kelime
- 14 13. Bölüm:4.308 kelime
- 15 14. Bölüm:1.187 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Canının acıdığı,yanlız hissettiğin,benim ve dev abinin olmadığı her an gökyüzündeki yıldızları say abicim.o zaman bu evreni kusursuz yaratan yaratıcının seninle olduğunu bilebilirsin"
(Yaman C. & Günay B.)
...
Günay Barlasın küflü günlüğünden
(sil.Günay artık başka biri)
Beyaz ışık her yerdeydi sevgili sen her yerde. Kesinlikle abartmıyorum. Gözlerime çarptı. Her saniye gözlerimi kısmak zorunda kaldım. Açık tutmak işkenceden farksızdı resmen. Öte yandan göğüs kafesinde kestiremediğim bir sancı bir acı var. Sevgili sen çok açıyor. Neden bu kadar açıyordu ki? Ertesi gün öğrendim sevgilisi. Göğüs kafesinde kocaman bir yarık var. Dikişmiş galiba buradaki kızlardan biri söyledi. Iplerle dikmişler tenimi sevgili sen bir çorap söküğü gibi boydan boya dikmişler canım. çok açıyor. Birinin gelip geçecek demesini bekliyorum. Belki sen dersin ha sevgili sen haksız mıyım? Lütfen söyle.
~~~
Bu işi kaptım gibi sevgili. Sen garip o ama halledilebilir şu an sana. Kendi alfabemle yazıyorum, inanabiliyor musun? Bu gurur verici bir şey. Ama aynı zamanda bok gibi hissettiriyor. Günaydın hala haber yok. Ve o adam da gelmiyor artık buralara. Bu iyi hissettirmesi gereken bir şeykenıyi hissettirmiyor sevgili sen o gittikten sonra o adamlar bana daha farklı bakmaya başladı. Bilmiyorum iğreneceğim kadar iğrenç bir şekilde hem de.
~~~
Karşımdaki adamın hareketlerine bir anlam veremiyordum.durmuş bana bakarken bir anda ismimi söyleyen o değilmiş gibi ağzını açmayan bu adamın amacı tam olarak neydi?
Bir adım daha atıp aramızdaki mesafeyi kısalttığında ona olan bakışlarım duygusuzdu bir tepki vermeden onu izliyordum.
Elini kaldırıp yüzüme sardığında da tepkisizdim.karşısındaki kişi gözlerinin önünden kaybolup gidicekmiş gibi bakıyordu hatta gözünü bile kırpmıyordu.
" Günay, abim senmisin?"
Daha fazla bana dokunmasına müsade etmeyip bir adım geri çekildim.delinninnteki olan bu herif sınırları zorluyordu.
ayrıca ne demişti o bana? "Abim"mi? Ne saçmalıyordu bu herif böyle.
demekki ekrem denen şerefsiz artık akıl hastanesindeki çocuklarada musallat olmuştu.vay piç kurusu!
Geri gitmeme müsade etmeden kolumu tutmaya çalışınca bana uzanan kolunu ters çevirip ittim.
" Defol git lan.allahın delisi."
Onu ittiğim yerden tekrar bana dönüp bakınca içimden sabır çekmekle meşguld.bakışları ilkinde olduğu gibi değişmezken sıkılgan bir nefes verdim.mesai yapmış olmam yetmiyormuş gibi bir de bu kaçıkla uğraşıyordum.
Daha uzlaşmacı bir ses tonuyla ellerimi havaya kaldırıp beden dilimi de ortaya koyarak konuştum
" bak.aradığın kişi kimse tanımıyorum.büyük ihtimal başka biriyle karıştırdın."
Son dediğimle kendi kendime güldüm.o ise bana bakmaya devam ediyordu.
"Yani bana benzeyen birini daha bulamazssın tabi ki o da var ama..."
aklıma gelen kızla kendi topuğuma sıkmış gibi hissedip yüzümü buruşturdum.neden şuan bu oluyordu.neden her an aklımdaydı.bir türlü yok olmuyordu geçmişin hayaleti.niçin gölge misali peşimden ayrılmamakta kararlı davranıyordu.
neden bir türlü çıkmak bilmiyordu aklımdan.neden,neden,neden...
"Abicim iyimisin."
Gelen sesle toparlanıp dalıp gittiğim düşüncelerimden eski halime geri döndüm.
Bu adama daha fazla tahammül edemiyordum.sinirlenmiştim ve bu adamı biraz daha görmeye devam edersem onun için hiç iyi şeyler olmazdı.
Yanından geçip gidicekken söyledikleriyle durmak
Zorunda kaldım.
" Uygar seni bulduğunu nasıl söylemez"
Bu soruyu daha çok kendine sorar gibiydi.
Ben ise olayın Uyagarla ilgili kısmındaydım.o bağamlı herif bana ondan bahsedip ne yapıcaktı.
Ona bunu sorucağım esnada.
Beklediğim adamın bulunduğu kapıdan sesler gelmeye başladı.
Kilit açılıyordu.ilerleyip kapının duvarına yaslanıp çıkmasını bekledim.karşımdaki diğer adamı ise cevapsız bırkmış olduğumu bilerek izliyordum.o ise hareketlerimi izlemekle meşguldü.
Kapı sonunda açılıp içinden beklediğim adam çıktığında normalde yavaş yavaş yapmayı sevdiğim işi direkt yapıp bitirmek istiyordum.
"Yaman senin burda ne işin var.aşağıda olman gerekirdi."
Karşımda benim varlığımdan haberi olmayan adam konuştuğunda.İsminin yaman olduğunu öğrendiğim gariban ona soru soran adama bakmaya tenezzül etmeyip onun hemen arkasındaki bana bakıyordu ve bunu yaparken bir saniye olsun çekinmiyordu.
Hakkını veren bir deliydi.Manyak adam yüzünden yakalanıcaktım.bugüm zaten yeterince yorgundum uğraştığım işe bak! kesinlike bunlarda mesaiye yansıycaktı.
Sırtı bana dönük olan adam alamadığı cevap karşısında yamanın bakışlarını takil edip bana dönüceği esnada.
Bunu önceden sezip ilerleyip bana bir kaç adım uzaklıkta olan adamın şah damarına bir saniye daha beklemeden çakıyı batırmamla kan bu sefer sadece benim değil.yaman denen adamında yüzüne bulaşmıştı.
Öldüğüne emin olduğum adam yere yığılırken ben üzerimi temizlemekle meşguldüm.işim bitmişti gerisi temizlik ekibinin işiydi.yamana arkamı dönüp gidicekken omuzumdan tutup durmdumasıyla sırtım ona dönük bir şekilde durup ofladım.yine ne olmuştu.
Eğildiğini nefes seslerinden ve kulağıma vuran sıcaklığından anlayabiliyordum.
Kulağıma yakın bir yerde durduğunda bunj yapmasına engel olabilirdim ama dogrusu ne yapıcağını da merak ediyordum.
"Bil diye söylüyorum kardeşim.eğer uygarla çalışıcak olan kişi sen isen ,o evde sizi yanlız bırakmam"
Ses tonu korkutucu bir hal almıştı.bastaki o ılımlı ses tonuyla konuşan adamın yerini nasıl bu almıştı merak ediyordum.
Elime tutuşturduğu şey her neyse umrumda değildi.peki ne demişti o?
"...Yalnız bırkmam" demişti.
O kimdi ki benim kararlarımı sorgulama hakkını kendine arıyordu.ve bir de üstüne üstük onu da evde barındırıcaktık öylemi.
Bunları bana sayıylamı veriyorsun yarabbim.
Çekip gitmesini beklerken eğilip saçlarımın arasına ufak bir öpücük bırakıp gittiğinde adeta donup kaldmıştım.bu da neydi şimdi.
İçimde saçma birduygu cız ederken ben sebebini sorguluyordum başka hiç birşey söylemden çekip giden adamın arkasından bakan gözlerim ellerime bıraktığı kağıt parçasına gitti oldukça eskiydi.
Gözlerim her bir karenin etrafında gezinirken kendimden beklemediğim.benim bile yaparken şaşkına döndüğüm şeyi yaptım.yere serildim.dizlerimdeki bütün güç çekilmiş gibi yere yapıştım.nefes alamadığımı hissettiğimde elim boğazıma tırmandı.
Nefes alamıyordum.ciğerlerim kabul etmiyordu almaya çalıştığım nefesleri.
Gözlerimden akmayı bekleyen yaşlar yerlerinden firar ettikleri için mutlulardı.çünkü onları gören yoktu.çünkü zayıflığımızı sadece ben ve onlar bilicekti.
Elimdeki fotoğrafa bakarken ne mi yaptım?kirpiklerim arasından akan yaşların ,yüzüme yapışan kanlara karışıp elimde tuttuğum yırtık fotorafta birbirine sarılan iki çocuğu nasıl kirlettiğini izledim.
Onu tanıyordum.rüyalarıma giren çocukların sadece biriydi.ve o biri ise benim meğerse rüya sandığım gerçeklikteki tek kahramanımdı.
O , yamandı.
O , abim olduğunu idda ediyordu.
Peki bu zamana kadar sevgi görmek nedir bilmeyen ben bu rüya olmadığını öğrendiğim gerçekle ,nasıl bu bilgiyi bilerek yaşmaya devam edicektim.nasıl sorgulamayı bir kenara atıcaktım.
nasıl önüme sunulan bu seçeneği göz ardı edicektim
***
dünyadaki varlığımdan şüphe ettiğim bir andaydım.araba evimin önünde durana kadar nereye gittiğimizi bilmiyordum.
Kapıyı açıp çıktığımda ise bakışlarım şu ana kadar evim olduğunu düşündüğüm yere kaydı.baştan aşağı hiç hissetmediğim bir şekilde kimsesiz hissediyordum .eve geç gelince bir annenin azarlamalarını.gerçek bir babanın şevkatini.saçımda bir el hissetmeyeli uzun zaman oluyor diyemezdim.çünkü var olduğum günden beri yoktu.aslına bu saydıklarımın zaten hiç biri olmamıştı değilmi?
Ayaklarım ilerlerken aklım hala o 'abim' diyen sesteydi.kapıya yaklaşıp açtım.merdivenlere ilerlerken evimin olduğu katta durdum.
Anahtarımı nerde bıraktığımı hatırlamaya çalışırken kapının aralık durduğunu görünce yutkundum.
Burdaydı.o buradaydı.
Geldiğimden beri gözlerimde oluşan o sızı yerini donuk bir ifadeye bırakınca omuzlarımı dikleştirdim.güç maskemi takmak benim için zor olmamıştı alışıktım.
O ise burada olmamamlıydı.her şey üst üste gelirken maskemi en olmayacak kişinin yanında indirmek benim felaketim olurdu.aralık olan kapıyı itip içeri girdiğimde
Salondaki varlığını bir kenara bırakıp direkt odama ilerledim.üstüme genel eve benzeyen yerden çıktığımda ekipten bir adamın rahat etmek için aldığım ceketi vardı.myerinden çıktığımda bir hırka alıp geri döndüğümde koltukta oturmuş elindeki dolabıma sakladığım uzun zamandır dolabın ücra bir köşesinde unuttuğum içkiyi elindeki bardağı zarif bir hareketle tutup yudumluyordu.
Bakışlarım koltukta oturan adamın bedeninden bir saniye olsun ayrılmazken salondaki varlığımı hissetmiş gibiydi.
"Geç otur şöyle"
Dediğinin aksi yönde karşısındaki masaya ilerleyip kalçamı masaya yasladığımda bakışlarımı yüzüne diktim.
"Baba" sesimin soru sorar tonda çıkmasına mani olamamıştım.
Gözlerinden geçen anlamadığım bir şey canımı sıkarken konuyu zaten biliyordum.merak ettiğim.bana bunu nasıl açıklıyacağıydı.
Soruyu es geçerek elindeki içkiyi öne doğru uzattı.
"İçmezmiydin"
Oyalanması hoşuma gitmiyordu.ne söyleyecekse söyleyip defolup gitmeliydi.
"Lütfen konuya geç"
Sözünü kestirip atmam hoşuna gitmesede bu duruma alışık olduğu için bunu fazla umursamayıp elindeki içki dolu bardağa baktı.
"ne olduğunu az çok biliyorsun ama bunu bir de benim ağzımdan dinle istedim."
kafamı sallayarak konuşması için onu teşvik ettim."kardeşin gülayın ölümü seni bu işin içine çekmek için göstermelik bir oyundu"
Kafam karışırken ne oyunundan bahsettiğini anlamıyordum.bahsettiğinin aksine bir oyun değil av ve avcı oyunuydu aslında.
Öte yandan gülayın ismi geçince bilerek gözlerimin içine bakıyordu.bir acı kırıntısı yıllardır kendi elleriyle yetiştirdiği kızdan her hangi bir hata kıpırtısı arıyordu.sorgu dolu gözleri aradığı şeyi bulamamış olucakki gözleri hala bendeyken devam etti.
"bugüne kadar seni bizzat ben yetiştirdim, sen benim elimde büyüyen büyüleyici bir cevhersin günay.hâlada öylesin ve tahmin edersinki seni böyle bir oyunun içine atmak benim zararıma olur."
Konuşması biraz bile içimde bir yere dokunmazken huysuz bir ses tonuyla soludu." Ve maalesef yetiştirdiğim bu cevherin nasıl dik başlı olduğunu da biliyorum.ne dersem diyeyim bu seni durdurmiycak." İşte bu içimde bir zafer sırıtışına sebep olurken tabiki bunu dışa vurmadım.beni iyi tanıyordu ne diyebilirdim ki.
Ayaklandığında konuşmanın sonuna geldiğimizi anlayıp gidiceğini düşündüm.yaslandığım yerden doğrulup dik bir şekilde durmaya devam ettiğimde
Konuşan sesiyle tekrar ona döndüm.
"Senden sadece tek bir şey istiyorum kızım."
'Kızım' kelimesi beni ciddi bir ruh haline bürünmeye zorlarken bu cümleyi sadece samimi anlarda kurduğunuda biliyordum.
İlerleyip önümde durduğunda eli saçıma uzandı bir anlık bir farkındalıkla içime bir buz kütlesi oturdu sanki.yamanın saçlarımın tepesinden öpmesi böyle hissettirmemişti mesela.arada ne gibi bir fark olduğunu sorgulamak artık sadece aptallık olurdu her halde.yaman geçmişimi biliyordu.herkese karşı dirençli sapa sağlam olan maskem ona karşı çatırdar diye korkuyordum bu yüzden.
Çünkü biliyordum.bütün çıplaklığıyla biliyorum da dieyemezdim ama her akşam gözümün önüne gelen görüntüleride yok sayamazdım.karşımdaki adam bana yıllarca anılarıma neden zincir vurmak istemişti zamanı gelince anlatmak zorundaydı.en azından bana bunu borçluydu.
ama dediğim gibi o an şuan değildi.zamanı gelince kendisi bana anlatmak istiyecekti.bu yüzden hiçbir şey bilmiyormuş gibi hayatımı sadece ondan ibaret olduğunu düşünmesine izin verdim.
Önüme gelen perçemi kulağımın arkasına yerleştirdiğinde bu yaşlı ihtiyarın benden uzun olması en başından beri canımı sıkan bir detaydı.
Konuşmaya devam ettiğinde kafamdaki düşüncelerden arınıp tekrar ne dediğini dinlemeye başladım.
" Cihanlar rakiperimizden sadece biri günay.bunu en iyi sen biliyorsun.ama bunun yanında rakiplerimizin en iyilerinden de birisi"
Kafamı onu onaylarcasına salladım.evet biliyordum kimin ölümüne sebep oldukları.hangi bakanların onlarla iş birliği yaptığını.bazı karakollarda köstebekleri olduğunu.ve daha birçok şeyi.yiğidi öldür ama hakkını yeme Erkan denen gevşek işini iyi yapıyordu.ona kıyasla biz de onlar kadar olmasada donanımlıydık hacerlerımız sitelerimiz kendimize ait binlerce araba galerlileri ve ailesi olmayan sokaktaki çocukların olduğu bir kaç tesisimiz vardı.
Tabi bunlar onlarla yarışmaya yetermiydi? şüphesiz herkes rekabet içinde biribirini öldürmek için an kolluyordu.her an ne kadar iyi şartlarda olursan ol kafanın içine girmeyi bekleyen bir mermi gölge misali peşinde olmaya devam ediyordu.
" Sakın bu 1 yıl içinde onlara alışmak gibi bir hata yapma kızım" sesi korkunç bir tona büründüğünde geri durmadım dinlemeye devam ettim.
" Yoksa beni en iyi sen tanıyorsun.açıklamama gerek yok değilmi"
şu yaşlı suratını yumruklamak istediğimide umarım biliyordur.
Yaklaşıp alnıma dudaklarını yaslayıp ufak bir öpücük bıraktı sanki az önce beni tehtid eden o değilmiş gibi.teması bitsin diye saniyeleri sayıyordum.
En sonunda teması kestiğinde koltuğun üzerine bıraktığı ceketini alıp bana bir daha bakmadan çekip gitti.
yürüyüp az önce odama sakladığım.resmi geri aldım.salona geri dönmeden banyoya ilerledim.
eminim şu an salondaki kameradan ne tepki verdiğimi izliyordu.özel alan denen şeyden bu ihtiyarın haberi yoktu.fotografı yastığın altından alıp banyoma girdim.üzerimi çıkarmaya başlarken fotoğrafı da makinenin üstüne bıraktım.
Geldiğimden beri vücudumda olan kanlar küvette kırmızı bir renge sebep olurken yüzümdeki kanlarda temizlenmişti.
öylece kanlı suyu izlerken ne yapmam gerektiğini iyi biliyordum.bu kanlı suda benimde kanım bir gün yüzücekti.ama bunu bir başkası değil benim verdiğim kararlar sebep olucaktı.
Küvetten çıkıp bornozuma sarıldım saçlarımı kurutmaya gerek duymadan makinanın üstündeki fotoğrafı alıp tekrar içeri girdim.
Yatağıma oturup resmi bütün detaylarına kadar neredeyse ezberlemiş olsamda yinede bakmaya devam ettim.
İki çocukta mutluydu birbirlerine sarılırlarken yüzlerindeki morluklar onları gülümsemekten alıkoyamamış gibiydi.nedeni ne bilmediğim bir şekilde fotoğraf ortadan ikiye yırtılmıştı ben olduğunu bildiğim kıza sarılan yaman olduğunu öğrendiğim adama bir başkası daha sarılıp kolunu omzuna atmıştı.
Ama resim bu kısımda yırtılmıştı.nedenini merek ederken uygardan bahsettiği bir an aklıma geldi
'uygar seni bulduğunu nasıl bana söylemez diye'
Yoksa o çocuk da uygarmıydı? Bizim birbirimizle bağlantımız tam olarak neydi bilmiyordum ama bugün yamanla ilgili olan anılar beynimi yeteri kadar zorlamıştı.uygarı düşünmeyi başka bir zamana bırakıp kafama havlumu sarıp üzerime bir şey geçirmeden yatağa o şekilde uzanıp yorganı üzerime örttüğümde fotoğrafı yastığın altına tekrar koyup kafamı yastığa yaslayarak gözlerimi kapatıp bilincimi uykuya davet ettim.
Ruhum uzun bir sürenin ardından tam derin bir uykunun kıyısındayken çalan telefondan gelen bildirim sesi buna mani olmuştu.
Vücudumu isyan ederek kaldırıp ellerimle telefonumumu bulmaya çalışıyordum.en sonunda lambayı açmaya çalışsamda olmamıştı.bundan vazgeçip ellerimkomodinin hemen üzerindeki telefonu arayışa koyulduğunda en sonunda elime geçen şeyle bolca ya havle çekip ekranı açıp baktığımda ekran açıldığı an ışığı gözlerimi kısmama neden oldu.
Umursamayıp gözlerimdeki kısılma geçtiğinde gelen bildirime kaydığında bildirimin whatsapp tan geldiğini gördüm.garipti.işlerimi genellikle SMS yoluyla alan ben ilk defa olmasasa çok sık girmiyordum bu uygulamaya bir kaç ekip arkadaşı dışında ki o da görev amaçlı konuştuğum kişilerdi.uygulmayı açıp baktığımda gözlerim gelen bildirimdenbayrılmazken bu akşam gerçekten bana uyku olmadığını da anlamış oldum.
" Tülay hanım yarın size attığımız konuma bütün eşyalarınızı alıp gelmeniz emredildi"
İsmim Günaydı! Tülay değil! hangi hıyar kafa bunu bana attıysa onu gerçekten vurmak istedim.gelen mesaj dediğim gibi watshaptandı.mesajı atan her kimse kanına susadığını düşündüm.cesaret edip birde buradan yazmıştı hemen numarasını kaydedip profili olduğunu düşünerek tekrar mesajlara girdiğimde bunun kansız Hakan olduğunu görmemle gözüm ani bir şekilde seğirirken aynı anda bir SMS daha geldi. yine aynı mesajla karşılaşırken WhatsApptaki aynı mesajda silinmişti.
Sinirlerim anında kuş olup uçup uçarken.bu salağın kendini bu şekilde ifşa ettiğini görmem kendimi yatakta kahkahalarla gülmeme sebep olmuştu.
Gülmemi zar zor bastırırken uzun zaman sonra ilk defa bu kadar içten güldüğümü hissediyordum.
Hala çevrim içi olduğunu görünce meajına girip ne kadar korkucağını bilsem de yazmaya başladım.
"Yarın sana Tülay ın kim olduğunu göstericem kansız Hakan ve emin ol bu senin sevdiğin gibi bol kanlı bir şekilde olucak"
Mesaj bir kaç dakika içinde görüldü olarak kalınca
yeteri kadar korkuttuğuma emin olup telefonu bir kenara bırakırken kolumu kafamın altına yaslayıp yarın için ne yapıcağımı düşünmeye başladım.
YENİ BÖLÜM İSTEYENLER LÜTFEN OY VERİN OY OY OY SAYGILAR...
Yeni bölüm nasıldı?
Yorum yapmayıp.bölüm beğenmeyenler yeni bölüm beklemesin.saygılar🔪🔪
Bölüm etkileşimi
