1. Bölüm:Gerçekçi Yalanlar

Vaveyla Yazarı: Figen Baktemur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 1. Bölüm:Gerçekçi Yalanlar

İnstegram:figen_Baktemur

"Yokluğunla acıttığın her bir güne inat her hücreme seni ezberlettim belki bir gün unutursam onlar seni hatırlar diye"

Günay Barlas...
(Hayır sil sadece Barlas)

***

Hayat, başlangıcı belli olmayan ve sonu bilinmeyen bir döngü olabilirdi.kiminin sahip olduğu yaşamdan dolayı isyan ettiği.kiminin şükür veya sitem ettiği hesaplanamayan bir zaman dilimiydi.insanlar nerdeyken nerelere geliyordu.bazen bu isyan ettikleri hayatın onlara göstermek istediği asıl şeyin sadece yazgıları olduğunu göremiyorlardı.bu kaderle kazaya da benzetilebilirdi aslında.biri elinizde olan kararları sizin verdiğiniz bir durumken öteki gözlerinizin önünden kayıp gider ama sizin ise onu değiştirmek için her hangi bir şansınız dahi olamadığı bir kavramdı.

peki ben bulunduğum yer için minnet mi etmeliydim yoksa isyanmı?buna cevap vermeden önce
Bunu beni tanımaya çalışarak sizde karar verebilirsiniz.bu yüzden bildiğim sorunun cevabını erkenden vermek büyüyü bozucak gibi.
Cevabın evetse buyur gel ve Gülay Barlas ın

Hayır!

Günay Barlasın

yani benim, kendimce küçük zannettiğim yanlız dünyamın koyu mu yoksa açık renklerlemi şekillendiğini gör.
Zira cevap ilerleyen her dakika da biraz daha zorlaşıcak.çünkü bu benim oyunum ve benim oynumun kurallarını da ben koydum.

Ağzımdan çıkan doğruları bilemeyeceğin gibi nihayetinde söylediğim yalanlarlara da yalan diyemezssin.zira benim doğurm ve yalanım nitekim aynı yerde buluşucak ve birinden birini bile eksik gördüğün her an o beynin sana işkence edicek.bense burada beni anlamanı bekliycem.bekliycez

***

&-Sadece tanıdık bir Ceset-&

Bundan 18 yıl öncesine kadar
Bulunduğum yer için epey çaba sarf etmiştim.ve bunun karşılığını da bu görev için 3 aydır çalbalamakla fazlasıyla gösteriyor gibiydim.hatta gibisi az kalırdı.köpek gibi çabalamıştım.
ben biri veya bir şey değildim.gerktiğinde güneş en tepede dikilirken gölgesini bile kandıran bir ajan, yeri geldiğinde soğukkanlı bir seri katil,çoğu zaman ise suikastçiydim.şu ana kadarki en uzun görevim ise bu değildi elbette ama en kısa olanıda değildi.

Bana verilen ve bunun için 3 ayımı harcadığım görev nemiydi peki? Öldürüceğim adam yani Turgut denen adama ulaşabilmek için holdinginde çalışan ümit denen en sadık çalışanının güvenini kazanmak hiç kolay olmamıştı.
Onu öldürmem için şu ana kadar bir çok fırsatım olduysada bu yeterli değildi.buna teşebbüs etmedim diyemezdim.malesef bazı girişimlerim ya sabote edilmiş ya da gerşektem uygun bir anı yakalayamayışımdandı.

bu süreçte holdingle ilgili benden istenilen onlara göre gizli ama artık öyle olmayan ve hala fark etmedikleri bilgilere ulaşıp örgüte sızdırmaya çalışmıştım.gelin görünki sadece çalışmakla yetinmiştim zira tahmin ediliceği üzere gizli dosyaları odasının en kuytularımda saklayan ümitti.o dosya ve usb lere ulaşmaksa ümitin odasına ait olmaktan geçiyordu ki bu da kolay olmamıştı.

O anları düşündükçe senin adına utanıyorum.
Emin ol benim kadar değildir iç ses

bir şekilde üç ayın sonunda bu akşam ben bu davette hem bir kişiyi ortadan kaldırıcak hemde holdingte olacak herhangi bir durum için gözlerim onların üzerinde olucaktı ve en iyi fırsatım buyken bunu başkaları aracılığıylada olsa bugün yapabilicektim.

Garsonlar durmaksızın servis yaparken samimiyetsiz kahkahalar gecenin bitmemesi için havalarda uçuşuyordu. bense bir an önce sahnedeki konuşmanın başlaması taraftarıydım.

Yanımdaki kadın aynı zamanda ümit beyin ilk kez tanıştığım karısı benim' ne kadar soğuk' bir insan olduğum hakkında kendince yorumunu yaparken bir yandan ona cevap verip etrafı kolaçan etmekle meşguldüm.diğer akbabalar buraya üşüşmeden adamı öldürmeliydim.zira tabiri caizsse bu camiyada insan öldürmek nefes almak gibiydi ve nefes almak bile parayla yapılan bir eylemden ibaretti.
Kısacası başka biri gelmeden paramı almamın tek yolu verilen görevi yerine getirmekti.zaten fazlasıyla zaman kaybetmiştim.
Masada bulunan iki adam benimle samimi olduklarını düşündükleri şekilde konuşuyordu.en azından onlar öyle sanıyordu.
Turgutu öldürmek için güvenine ihtiyaç duyduğum ümit bey hemen sağımdaydı.
Bana yan gözle bakıp sahneye döndüğü gözümden kaçmamıştı.
Şu ana kadar şüpheleneceği bir şey yapmamıştım oysaki.

Adama sırnaşma taktiğini ne çabuk unuttun.
Bende nerede kaldı diyordum! Lütfen şunu hatırlatıp durmayı kes!

Evet,malesef tahmin edildiği üzere bu yola da başvurmuştum.ama düşündüğümün aksine ümit gerçekten karısını seven ve ona bağlı olan bir adamdı.ve tabiri caizse o anbaltayı taşa vurmuştu.Ama neyseki neyin ne olduğunu hemen anlayıp o anki durumu toparlamam uzun sürmemişti.
Yarım saate yakın bir süre sonra izlendiğimden emin daha fazla masada durmak istemyerek masadakilerden izin isteyip çantamı alıp balkonun dışarıya açılan cam bölmesine doğru ilerledim.elimle tutup çektiğimde bölme kolayca açıldığında kendimi diğer herkesten uzakta bir yere atmanına rahatlığı ile nefeslendim.

Sırtımdaki bakışlar ise en başından beri beni etkilemiyordu.
Zira gelicek olanı biliyordum.

Aynen müneccimsin zaten günay

Kafamdaki sesi takmayıp adımlarımın beni götürüğü yere doğu adımladım.rüzgarın soğukluğu tenimden yağ gibi akıp gitmiş yerini keskin bir ürpertiye bırakmıştı.tenimdeki soğukluk birazdan ve gökyüzünün normalden daha fazla kararması yağacak yağmuru müjdlemekle meşgulken.siyah mermere yaklaşıp kalçamı yasladım ve deri çantamdan sigara paketimi çıkararak içinden bir dal alarak dudaklarıma yasladım.çok içen biri değildim ama şuanki durumda içmek istemiştim.yada böyle bir imaj çizmek istemiştim.bilmiyorum canım öyle istemişti.kafam benden bağamsız gökyüzüne kaydığında şehirdeki ışıkların görülmesine izin vermediği yıldızlar büyük bir ceza vermek istiyormuş gibi kendini saklamış, yoktu ortalıkta.

Elim çantanın içinde normalden daha uzun bir süre dolandı.Çakmağımı bulmam biraz uzun sürünce başka bir el önüme uzanarak bunu benim yerime gerçekleştirdi.

Haydi bismillah

Tahmin ettiğim gibi önümde durup sigaramı yakan adamı tanıyordum.meşhur Turgut Uyar sosyetenin gözdesi.baba parası yiyen.gününü kızlarla gün eden ve ortaya çıkardığı sorumluluklarına yan gözle bile bakmayan piçin tekiydi.kendi çocuğunu öldürttüğü hakkında yayılan dedikodularda bunu kanıtlar nitelikteydi sanırım.

Sigaramı yakarken veya çakmağı cebine geri koyduğumda bakışları benden bir saniye olsun ayrılmamıştı.

aynı şekilde ona dik dik bakmaya başladığımda.aslında şuana kadar yaptığı her ne varsa umrumda değildi.
Bizim gibiler duygularıyla hareket etmezdi.evet klasik olan o cümle benim içinde geçerliydi. zaaflar insana hata yaptırırdı.ve benim durumumdaki biri için hata yapılabilicek en son şey bile değildi.
Bence yeşil çam izlemeyi bırakmalısın
Kes sesini
Şuana kadar hep kendi doğrularımla yaşamış olsamda.öldürdüğüm kişileri iyi veya kötü diye ayırmıyordum.benim için alıcağım para önemliydi.ben Günay Barlas'tım.
Ruhu boşluktan ibaret olan.anne babası tarafından yağmurlu bir gecede yolun ortasına bırakıp gittiği o çocuktum.aynı zamanda ikiz bir kızkardeşin varlığından devlet beni onun kaldığı çocuk yurduna transef edince öğrenmiştim.ama onunla da kalamk istemeyip nasıl o sokağa bırakıldıysam yine yağmurlu bir günde kaçmıştım.yani bana anlatılan buydu.kardeşim hakkındaki anılarımda taze sayılmazdı.hatrımda olan tek sey yağmurda birlikte ıslandığımızı hatırladığım ve bir kaç daha gereksiz anı vardı.
Yurttam kaçtığım günden öncede sonrada sokaklarda
büyümüş,çöplüklerden ve insanların utarsızca çöpe attıkları artıklardan beslenmiştim.bir anda getirildiğim yer bana fazla gelmiş olmalıydı her halde yoksa mis gibi yurttan kaçıp gitmemin başka bir açıklaması olamazdı.

Ondan öncesinde hangi sütle emzirildiğimi bile tam olarak hatırlamıyordum.süt içme yaşım gelene kadar elden ele dolaşmıştım resmen.en azından bana bu anlatılmıştı.kendime dağir bildiğim tek şey de bunlardı.bunları da başkalarından öğrenmiştim zaten.
Kısacası benim kimseye minnet eylememe gerek yoktu.çünkü minnet eylememi gerektiricek bir iyilik görmemiştim.yada hatırlamıyorum.kendi kendimi büyütmüş ,kimseye minnet etmeyen ben bu saatten sonra da etmezdim
iki damla süte de başka bir şeyede eyleyemezdim.en azından bana bu öğretilmişti. insan öldürmemin.tabiki de bununla bir ilgisi yoktu.sırf iyi bir insan tanımadım diye insan öldürmeye eğilimli bir psikopat değildim her halde.değilmi?

Kısacası ben kötü değildim.ama ben iyi biri de değildim.ben bendim.

Karşımdaki adam aval aval suratıma bakarken ilk kimin konuşacağını merak ediyordum.
Dudaklarımdaki sigara dumanı havaya karışırken sordu.

" Bu camiada yenisiniz her halde.ilk defa görüyorum.?"

Beklenen soruyla sadece kafamı olumlu anlamda salladım.

Bu rahatsız edici elbiseyi giymek hareketlerimi kısıtlıyordu ama şuan bu önemli değildi.
Yaklaşıp biraz daha dibime girdi.

Bana bırakmadığı mesafeyi açmak için bir çaba sarf etmedim.

" evet yeniyim.ama iz bırakıcağıma emin olabilirsiniz"

Turgut gülümseyip yaklaşmaya devam etti.sanki şuanki mesafe az değilmiş gibi.

" Öyle olucağını umuyorum"

Gözleri dudaklarıma kayınca tepki vermedim.biraz daha yaklaşmasına fırsat vermeden cam kabinin arkasından çıkan adam buna mani olmuştu.yoksa görev falan demez tekmeyi kasıklarına geçirirdim.

Adam birazdan yapıcağı konuşma hakkında bir kaç kısa şey söyleyip gitmişti.

Turgut arkasını döndüğünde gitmesini bekliyordum ama bir kaç adım atıp yerinde durdu.yüzünü arkaya çevirip benimle göz göze gelince bakışlarında inanılmaz bir şey sezdim.rahatsız edici .korkmam gereken.

Bir cevap vermeden aynı hızda gittiğinde yerimde durup az önce olanları aklımdan çıkarıp unutmaya çalıştım. İşe dönmeliydim.

Bu adam üzerimde garip bir etki bırakmıştı ve bu oldukça can sıkıcıydı.
Düşünmemeye çalışıp balkondan tekrar içeri geçtim.Ümit bey ise ben gelir gelmez tonla soru sormuştu ama en sonunda geçiştirebilmiştim.

Sorun şuyduki sunum birazdan başliycaktı.ve benin bu masadan kalkıp gitmem gerkiyordu.ne yapıcağımı bilemediğim o an radarıma takılan garsonla gülümsedim.işte tam zamanında.

Garson elindeki tepside tuttuğu tonla şarap kadehleriyle önümden geçeceği esnada.ayağımı uzatıp önümden geçen garsona çelme takıp düşmesini sağladığımda bütün şarabın yanımdaki kadının milyon dolarlık olduğuna emin olduğum elbisesine bulaşmasını izledim.
Ümitin eşi selda hanım adeta ciyakladı.öyleki kulaklarımı tıkamak istedim.sanırsın ruhu bedeninden ayrılıyordu.
Ümit bey ne olduğunu anlayamazken telaşlı bir yüz ifadesi takınarak gidip hemen Selda hanımın koluna girdim.
" Selda hanım iyi misiniz"

Selda bir bana bir garsona bakıyordu.

" Ne yaptığını sanıyorsun seni ahmak"
Ümit garsonu azarlarken karısı üstündeki izleri peçeteyle silmeye çalışıyordu.

" Gelin size lavaboya kadar eşlik ediyim"
Teklifimi reddetmeyip koluma girdiğinde.
Onu lavobonun önünde bekliyeceğimi söyleyip içeri geçmesini beklemiştim.

Hemen ardından ise lavobodan uzaklaşırken yönümü değiştirmiş
Korumlara görünmeden boş bir koridorun sonunda arka bahçenin hemen kapısına açılan pencereden aşağı atlamıştım.
Mekandan çıkıp dışarının toz ve egzoz kokusunu içime çektiğimde.ülkenin iyice çöplüğe dönüyor olması ayrı bir depresyona girme sebebiydi.

Aldırmayıp yoluma devam ettiğimde.Tek derdim işimi hızla halledip rahat bir uyku çekmeden önce güzel bir banyo yapmaktı.

Yaklaşık on dakika sonra geldiğim yer terk edilmiş inşatı tamamlanmamış bir apartmandı.

Üst kata çıkıp önceden sakladığım ne varsa yerlerinden çıkarıp önüme serdim.çıkardığım elbisenin yerine vücudumu saran kamuflajı üzerime giyindiğimde derin bir nefes verdim.bu daha iyiydi.

Zaman kaybetmemek adına İlerleyip uzun namlulu silahı elime alıp yerime geçtiğimde yüz üstü yatıp güzel bir pozisyon yakalayabilmeyi umuyordum.eşsiz, benim imzam olduğu anlaşılıcak bir pozisyon.ama Turgutu 5 dakikanın sonunda da öldüremeyince deliye dönücektim artık.götü başı ayrı oynuyordu herifin.yerinde durduğu yoktu.

10 dakikayı da geride bırakırken konuşmanın sonuna gelmiş olucakki daha az hareket ediyordu.en sonunda doğru anı yakaladığımı anlayarak mermiyi ateşliyicektim ki turgut elini arkaya uzatıp bir şeyi işaret edince teknik olarak bende oraya baktım.açılan görüntü de ise...

Hass-

Arkasında oynayan görüntü zaten kapalı olan dudaklarımı birbirine bastırmama neden oldu.arkasındaki görüntüde kafasından vurulan biri vardı

Bu biri kadındı.
Bu,bu oydu.kız kardeşim.

Benim,kız kardeşimdi.

Kafamda her zaman konuşmasını beklediğim sesi bile bu sefer yoktu.
Her ne kadar birbirimize sahip çıkmasakta,birimiz diğerinin varlığını gözetmesede o kız benim kardeşimdi.
Şimdi ise o kızın alnından nasıl vurulduğuni izlettiroyorlardı bana.bu üç aylık süreçte böyle bir pisikolojiye sahip olduklarını bile anlayamamıştım.bahsedilen süpeiz bu muydu? Bir insanın,belkide masum bir insanın ölümünü izlemekmi?

Bu derece hasta zihniyetli insanların yaşamasının ne anlamı vardı peki?

Peki o Turgut denen herif
Biliyordu değilmi?
En başından beri kim olduğumu biliyordu.bu işten ne gibi nasıl bir çıkarı vardı bilmiyordum ama Kanıma nükseden sinir beynimdeki damarlara bir şekilde şiddetli bir baskı uyguluyordu.
Ellerim benden bağamsız bir şekilde hareketlendiğinde bile ben ben değildim.

Gözlerim arkadaki görüntüden ayrılmazken buraya baştan beri yapmam gereken şeyi yaptım.kendime sadece 2 saniye verdim.arkada oynayan görüntüde ki vurulan kız gibi onu da tam kafasından vurmak için yalnızca 2 saniye.titreyen ellerle değil aksine silahın kabzasını sıkı sıkıya tutan küçük nasırlı eller hedefin yerini bulmasını sağlamıştı.
ama tam o esnada başka bir şey oldu.beklmediğim ama o an için umursamiyacağım bir şey.bir silah sesi daha duyuldu.bu seferki kurşun turgutun kalbine saplanmıştı.içerde ise müthiş bir hengame kopmuştu.

Diğer kurşunun kim tarafından atıldığını umursamadan elimdeki silahla birlikte ayaklanarak ilerledim.üstünde durduğum apartamanım teras katından aşağı atladığımda ayak tabanlarım sızlamıştı.ama bu umrumda bile değildi doğrusu.

Motoruma doğru ilerleyip silahı kabzasına yerleştirdim.
Motoru çalıştırıp yola çıkarken en başından beri tahmin ettigim yağmur ufak ufak şehre kendini belli etmek istercesine su damlaları yolun sonunda sağanak halini almıştı.üzerimdeki deri kıyafetin yağmuru içimdeki yangını söndürmesine izin vermemesi içimden lanetler okumama sebep oluyordu.

Göz pıarlarımın sızladığını hissediyordum.ama hayır ağlamak şu an için düşündüğüm en son şey bile değilidi.o kızı tam anlamıyla tanımasam bile canımdan bir parça dünyadaki tek yakınım olduğu gerçeğide vardı.ama sanki kardeşime yapılanın aynısını yıllarca başka insanlara ben yapmamışım gibi oturup halime yanamaz ağlayamazdım.

Onları adamdanmı sayıyorsun?

Hayır sadec-

Sadece ağlamamak için kendine uydurduğun bir diğer kılıfa sarınıyorsun.
...

Sessiz kaldım zira verebilicek bir cevabım yoktu.

en azından şimdilik.

Yaklaşık yarım saat sonra önünde durduğum bu ev benim evim değildi.yada öyleydi emin değilim.
ilerleyip merdivenlere çıktığımda.içeri girip ışıkları yakmadan neredeyse her bir santimini ezberlediğim evde ilerleyip banyoya girdim.

Başka hiç bir şey yapmadan direkt üzerimdekilerden kurtulup vücudumu soğuk suyla buluşturduğumda ağlamıyordum.şu an bana kızabilirsiniz ama hiç bir şey hissedemiyordum.o kızı tam anlamıyla tanımıyordum bile.sadece birebir bana benzeyen bir kız ölmüş gibi hissediyordum.içimden bir yer cız ediyordu ama ağlayamıyordum.ben kimdim,şuana kadarki tek amacım neydi.para kazanmak, yaşamaya çalışmak,ölmemek için yaşamayı ögrenmek ve daha nicesi.

peki neden bu saydıklarım arasında kardeşime dair tek bir soru yoktu.bu kadarmı birmirimizden uzak kalmıştık.ah kimi kandırıyorum ki.biz birbirimize uzak kaldık diyemiyecek kadar bile yakın olamamıştık.

Artık vücuduma rahatlamadan çok tüylerimi diken diken eden suyu kapatıp bornozumu alıp sarıldığımda aynaya bir saniye bile bakmadan salona ilerledim.

koltuğa oturucağım esnada ışığın açık olduğunu fark etmemle ufak bir küfür savurup atik bir hareketle koltuğun altındaki silaha uzanıp çıkardım.kendi etrafımda dönüp evin her köşesine bakıp her hangi bir tehtid aradım,ama yoktu.

Gözlerim evin her bir noktasını karış karış baştan sona tararken.yerdeki küçük beyaz notta takılı kaldı.yavaş ve temkinli adımlar atarak eğilip elime alıp baktığımda.evet bu gerçekten bir nottu üstünde yazanları ise bu mesafeden okuyamıyordum.eğilip aldığımda okuduğum her bir cümlenin bedenimde yarattığı sarsıntıya neden olmasına izin verdim.

"Kardeşini öldüren kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyorsan atıcağım konuma gel ve öğren.yada o varlığından şüphe ettin vicdanınla baş başa kal. karar senin."

ne saçmalıyordu bu böyle.

Bölüm sonu.👇👇👇👇👇👇👇👇

Satır arası yorumları unutmayınnnn😘
Whatsap kanalıma katılmayı unutmayınnnnn🙏🙏

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

103okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18