15. bölüm · Keskin nişancı

15.bölüm:Karanlığın altındaki gerçek

Lina Karakaya

"...B... Baba?"
Alp'in sesi tünelin taş duvarlarında yankılandı.
Karanlığın içindeki siluet birkaç adım daha attı.
Loş lambanın ışığı yavaşça yüzüne vurdu.
Alp'in gözleri büyüdü.
Bu... gerçekten babası değildi.
Ama ona inanılmaz derecede benziyordu.
Aynı sert bakışlar...
Aynı yüz hatları...
Aynı ses tonu...
Adam hafifçe gülümsedi.
"Demek beni hâlâ unutamamışsın."
Alp silahını doğrulttu.
"Kimsin sen?"
Adam durdu.
"Adımın bir önemi yok."
"Lafı uzatma!"
"Ben... babanın görev yaptığı timden geriye kalan son kişilerdenim."
Sessizlik çöktü.
Lavin şaşkınlıkla Alp'e baktı.
"Ne demek istiyor?"
Alp'in elleri titriyordu.
"Babam yıllar önce operasyonda şehit oldu."
Adam acı bir kahkaha attı.
"Size anlatılan hikâyeye gerçekten inandınız mı?"
...
Yaşlı adam araya girdi.
"Yeter."
Genç adam başını eğdi.
"Haklısın."
Cebinden eski, yıpranmış bir asker künyesi çıkardı.
Alp künyeyi görünce dondu.
Çünkü üzerinde babasının adı yazıyordu.
Yüzbaşı Selim Arslan
Alp künyeyi eline aldı.
"Bu... imkânsız."
"Hayır."
Genç adam derin bir nefes aldı.
"İmkânsız olan... yıllarca size söylenen yalanlara inanmanızdı."
Lavin sessizce dinliyordu.
Kalbi her geçen saniye daha hızlı atıyordu.
Çünkü konuşulanlar ona da tanıdık gelmeye başlamıştı.
Babası...
Onun dosyası da aynı şekilde kapatılmıştı.
Acaba...
Hayır.
Bu kadar tesadüf olamazdı.
Tam o sırada yaşlı adam cebinden metal anahtarı çıkardı.
"Hadi."
"Nereye?"
"Gerçeğe."
Üçü uzun koridor boyunca yürümeye başladı.
Duvarların arasında eski elektrik kabloları sarkıyordu.
Tavanın bazı yerlerinden su damlıyordu.
Her adımlarında yankılanan ayak sesleri tüneli dolduruyordu.
Yaklaşık on dakika yürüdükten sonra devasa çelik bir kapının önüne geldiler.
Kapının üzerinde paslanmış harflerle tek bir yazı vardı.
ARŞİV – 0
Alp kaşlarını çattı.
"Burası..."
"Resmî kayıtlarda olmayan arşiv."
Yaşlı adam anahtarı kilide yerleştirdi.
Kapı ağır ağır açıldı.
İçeride yüzlerce dosya dolabı vardı.
Hepsinin üzerinde numaralar yazıyordu.
1...
8...
13...
22...
26...
Ve...
27...
Lavin istemsizce birkaç adım attı.
Parmakları titreyerek siyah dosyaya uzandı.
Tam açacakken...
"Dur."
Genç adam onu durdurdu.
"Neden?"
"Bu dosyayı açtıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Lavin gözlerini dosyadan ayırmadı.
"Zaten olmadı."
Dosyayı açtı.
İlk sayfada onlarca asker fotoğrafı vardı.
Altlarında isimler...
Rütbeler...
Görev tarihleri...
Bir sonraki sayfayı çevirdi.
Nefesi kesildi.
Fotoğraflardan biri...
Babasına aitti.
Murat Kaya.
Altında ise resmî kayıtlarda yazanın tam tersi yazıyordu.
Durum: Hayatta
Lavin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Babam..."
Bir sonraki satırı okudu.
Ama bu kez yüzündeki umut yerini dehşete bıraktı.
Görev: Düşman örgütüne sızma. Kimliği tamamen silinmiştir. Geri dönmesi yasaktır.
"Bu... bu olamaz..."
Alp dosyayı Lavin'in elinden aldı.
Sayfaları hızla çevirmeye başladı.
Son sayfaya geldiğinde yüzü bembeyaz oldu.
Çünkü orada yeni eklenmiş bir belge vardı.
Belgenin tarihi...
Dündü.
Ve altında tek cümle yazıyordu:
"Dosya 27'nin yeni hedefleri onaylandı."
Hedef 1: Alp Arslan.
Hedef 2: Lavin Kaya.
İkisinin de fotoğrafı belgenin üzerine iliştirilmişti.
Tam o anda arşivin ışıkları söndü.
Karanlığın içinden bir alkış sesi yükseldi.
"Beklediğimden daha hızlı buldunuz."
Üçü birden sesin geldiği yöne döndü.
Karanlığın içinden siyah takım elbiseli bir adam çıktı.
Yüzünde soğuk bir gülümseme vardı.
"Dosya 27'ye hoş geldiniz...