Kehanetin Tanrıçası: Küller Altındaki Alev -Seri 1 kitap kapağı

6. bölüm / 22

Tanrıların Korkmayı Öğrendiği Gün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: Tanrıların Korkmayı Öğrendiği Gün

Dünya bir anda sessizleşmedi.
Sessizlik adım adım çöktü.

Tapınaktan çıktıklarında rüzgâr esmiyordu. Kuş yoktu. Toprak bile nefes almıyordu. Sanki varlık, kendi sesini kısmıştı. Gökyüzü gri değildi; daha kötüsüydü,renksizdi.
Arven yürüyemedi.
Dizlerinin üzerine çöktü. Elleri titriyordu ama bu korkudan değildi. Tanıma hissiydi bu. İçinde bir şey, nihayet yerine oturmuştu.
“Bu anı biliyorum…” diye fısıldadı.
“Bu kehanette yoktu.”
Kız durdu. Arkasını dönmedi.
“Çünkü kehanet,” dedi sakin bir sesle,
“artık bana ait.”
O yürüdükçe toprak iz bırakıyordu. Ayaklarının bastığı yerde çatlaklar oluşuyor, çatlaklardan soluk kırmızı bir ışık sızıyordu. Yanmak değildi bu,hatırlamaktı.
Arven başını kaldırdı.
Onu ilk gördüğü an geldi aklına. Ormanın kenarında. Ürkek. İnsan. Hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi duran biri. Tanrılar böyle seçerdi zaten,bilinçsiz olanları.
Ama artık…
“Sen insan değilsin,” dedi.
Kız durdu.
“Henüz,” diye cevap verdi.
“Tanrı da değilim.”
Arven’in içi boşaldı.
“İkisinin arası… en tehlikelisi.”
“Evet,” dedi içindeki ses,
“çünkü arada kalanlar seçmek zorundadır.”
İlk çan sesi uzaktan geldi.
Derin. Ağır. Göğü yaran bir ses.
Arven irkildi.
“Bu..”
“Yüksek Tapınak,” dedi kız.
“Beni çağırıyorlar.”
“Hayır,” dedi Arven hızla. Ayağa kalktı. “Seni çağırmıyorlar. Seni yargılamaya geliyorlar.”
Kız güldü.
“Ne fark eder?”
İkinci çan çaldı.
Bu sefer yer sarsıldı.
Ağaçların kabukları çatladı. Yapraklar dökülmedi,karardı. Uzakta dağların tepesi yarıldı ve içinden altın ışık fışkırdı.
Tanrılar iniyordu.
Yüksek Tapınak, dünya ile gökyüzünün birleştiği yerdeydi. Oraya çıkan yol, insan için değil, itaat için yapılmıştı. Her basamakta diz çökme izleri vardı.
Kız durmadı.
Her adımda kalbindeki mühür biraz daha eriyordu. İçindeki ilk tanrıça artık fısıldamıyordu,bekliyordu.
Arven geride kaldı.
Ve o an oldu.
Gökyüzü yırtıldı.
Üç figür indi.
Biri beyazdı,ışık gibi ama soğuk.
Biri altındı,göz kamaştırıcı ama kör edici.
Biri siyahtı,gölge gibi ama ağır.

Üçü birlikte konuştu:
“Kehanet Tanrıçası, diz çök.”

Kız durdu.
Sonra…
gülmedi.
Bu sefer yüzü boştu.
“Ben,” dedi,
“o isimle çağrılmadım.”
Beyaz olan öne çıktı.
“İlk tanrıça serbest bırakıldı. Bu yasaktır.”
“Yasa,” dedi kız,
“sizin yazdığınız bir masaldı.”
Altın olan bağırdı:
“Sen bir kaptın! İçin dolduruldu diye kendini var sanma!”
Kız elini göğsüne bastırdı.
Bir çarpıntı.
Sonra…
BİR ATIM.
Gökyüzü çatladı.
İlk tanrıça konuştu:
“Biz kap değildik.”
“Biz kurbandık.”
Siyah olan geri çekildi.
“Kehanet… değişiyor.”
Arven bağırdı:
“Dur! Hepsi birlikte saldırırsa..”
Ama çok geçti.

Kız elini kaldırdı.
Ve ilk kez bir tanrı diz çöktü.
Altın olanın dizleri yere değdiğinde dünya ağladı. Taşlar paramparça oldu. Tapınağın sütunları yıkıldı.
Beyaz olan çığlık attı:
“Bunu yapamazsın!”
Kız gözlerini kaldırdı.
“Ben yapmıyorum,” dedi.
“Hatırlatıyorum.”
Bir görüntü patladı gökyüzüne.
İlk tanrıçalar.
Zincirler.
Yalanlar.
Seçimler.
Tanrılar ilk kez
kendilerini gördüler.

Sessizlik çöktü.
Siyah olan fısıldadı:
“Biz… hata yaptık.”
Kız başını eğdi.
“Hayır,” dedi.
“Beni hata olarak bıraktınız.”
Ve yürüdü.
Tanrılar yolundan çekildi.

Arven dizlerinin üzerine düştü.
Gözlerinden yaş akıyordu.
“Sen… ne olacaksın?” diye fısıldadı.

Kız durdu.
Arkasını döndü.
“Ben,” dedi,
“kehaneti yazan değilim artık.”
Gözleri yine kızıldı.
“Kehaneti yıkanım.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

91okunma 18beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…