4. bölüm · Kayıp kalplerin sessizliği

4.Bölüm-Yüzleşmeye Bir Adım

Ceren Kocaer

”Üçü birlikte yürürken rüzgâr hafifçe sokaktan esiyordu.Hava soğuktu ama Ceren’in içi daha da soğuktu.Her adımında kalbi hem hızlanıyor hem de ağırlıkla çarpıyordu.Yiğit sessizliği bozdu:
“Park tarafına gidelim. Dün oradaydı, belki yine gelir.”Ceren başını salladı ama gözleri dalgındı.Düşünceleri Yiğit’in yüzündeydi.Onu son gördüğü günü hatırladı…

Gözlerinde saklamaya çalıştığı bir şey vardı.O zaman anlamamıştı.
Şimdi ise her detay yeniden canlanıyordu.Parkın girişine geldiklerinde rüzgâr ağaçları hafifçe sallıyordu.Banklar ıslaktı.Her şey sanki Yiğit’in sessizliğini taşıyordu.Ceren bir an durdu.Kalbi sıkıştı.

“Ya… karşıma çıkmak istemezse?” dedi fısıltıyla.İrem yanına yaklaşıp koluna dokundu.
“O zaman bileceksin ki elinden geleni yaptın.”Yiğit uzaklara bakıyordu.
“Onu anlamaya çalış. Belki de korkusu senden değil… hayattan.”Tam o anda parkın diğer ucundan bir gölge hareket etti.Ceren fark etti.
Kalbi bir anda boğazına geldi.Yaklaştıkça yüz hatları belirginleşiyordu.
Montun kapüşonu ıslak saçlarına düşmüş, adımları yavaş…
Yüzü solgundu.Selim.Ceren’in nefesi kesildi.

Ayakları sanki toprağa çivilendi.
İrem ve Yiğit bile konuşamadı.Selim başını kaldırdığında onları gördü.
Bakışları Ceren’e kilitlendi.

Gözlerinde, saklamaya çalıştığı acı ve pişmanlık vardı.Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.Ceren’in gözleri doldu.

Aylardır kurduğu o an, şimdi gerçekti…ama düşündüğünden çok daha ağır.Selim birkaç metre kala durdu.
Nefesi düzensizdi.“Ceren…” dedi kısık bir sesle.O an her şey sustu.

Rüzgâr bile.Ceren boğazındaki düğümü zor yutkunarak konuştu:
“Neden gittin Selim?”Selim gözlerini kaçırdı.

Kelimeleri seçmeye çalışıyordu ama hepsi birbirine karışmıştı.“Ben… seni korumak istedim.”Ceren’in gözünden bir damla yaş süzüldü.

“Beni mi? Beni bırakarak mı korudun?”Selim yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri doluydu.“Bende bir şey var… hastayım. Ağır. Senin böyle bir şeyi yüklenmeni istemedim. Korktum. Çok korktum.”Ceren geri adım atmadı.
İlk kez güçlü duruyordu.“Ben senin yükün değilim Selim.” dedi titreyen bir sesle.

“Ben senin yanında durmak için vardım. Sen beni seçmedin. Sessizliği seçtin.”Selim’in yüzündeki suçluluk ona ağır geliyordu.Dizleri titremeye başladı.

Yiğit ileri atıldı, “Selim—” diyecek oldu ama Selim elini kaldırdı.“Biliyorum… hata yaptım. Ama ne söyleyeceğimi bilmiyorum…”Ceren gözlerini sildi.
Kalbi hem kırık, hem kararlıydı.“Bana sadece gerçeği söyle.” dedi.
“Benim bilmeye hakkım var.”Selim derin bir nefes aldı.Sonunda fısıldadı:
“Ceren… ben uzun zamandır tedavi görüyorum. Durumum iyi değil.”İrem nefesini tuttu.

Selim başını yere eğdi.
Ceren’in içi buz kesti.“Ne kadar… kötü?” diye zorla sordu.
Selim gözlerini kaçırmadan söyledi:
“Belki de çok geç…”O an Ceren’in dünyası bir anlığına durdu.
Kalbinde bir şey kırıldı hem de çok derinden.Ama hâlâ bitmemiş bir şey vardı.
Henüz konuşulmamış sözler…Henüz dökülmemiş gerçekler.Ve en önemlisi…Henüz son verilmemiş bir aşk.