15. bölüm · Kayıp kalplerin sessizliği

15.Bölüm-Gözlerini Açtığı An

Ceren Kocaer

Odamın içindeki uğultu bir anda yükseldi. Monitörün ritmi hızlanıyor, herkes telaşla hareket ediyordu.Ceren, Selim’in elini tutarken sanki zaman tamamen durmuştu.İrem hemşireye seslenirken nefesi titriyordu.
Selim, olduğu yerde donup kalmıştı; bakışları Yiğit’in yüzüne kenetlenmişti.

Ceren fısıldadı:

Selim … buradayım. Lütfen… duy beni.”

O anda Selim ’in göz kapakları yeniden kıpırdadı. Önce hafif, sonra biraz daha belirgin…
Ve sonunda, aylar sonra ilk kez, gözlerini araladı.

Ceren’in gözleri doldu.

“Selim?”

Selim’in bakışları bulanıktı. Işığa alışmaya çalışıyordu. Etrafındaki yüzler, sesler… her şey karmaşıktı.
Ama Ceren’in sesi… tanıdık bir sıcaklık gibi kulağına dokundu.

Selim dudaklarını kıpırdattı.

— “Ce… ren…”

Kelime tam çıkmadı ama yeterliydi.
Ceren’in gözlerinden yaşlar süzüldü. Ellerini Selim ’in ellerinin üzerine koydu.

İrem ağlamaya başlamıştı.
Selim bir adım geri çekildi; o an hissettiği acıyı gizlemeye çalışıyordu.

Hemşire hemen yanlarına geldi.

— “Lütfen biraz geri durun. Kendine gelmesi zaman alacak.”

Ceren gözlerini Selim ’ten ayırmadı.

Selim zorlukla nefes aldı. Sesi kısık ve güçsüzdü:

— “Neden… buradasın?”

Ceren kırık bir tebessümle cevap verdi.

— “Gitmedim ki… hep buradaydım.”

Selim gözlerini kapatıp bir an sustu. Sonra çok yavaş, çok zor bir hareketle Ceren’in elini sıktı.

Bu küçük hareket, Ceren’in kalbine bir güneş gibi doğdu.

Yiğit o an daha fazla dayanamadı. Kapıya yöneldi.
İrem peşinden bakıp üzüldü ama Ceren’i yalnız bırakmak istemedi.

Selim tekrar gözlerini araladı.

— “Özür… dilerim…”

Ceren başını iki yana salladı.

— “Şimdi konuşma. Sadece… yanımda kal.”

Selim’in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Ve Ceren, onun alnına hafifçe dokunarak fısıldadı:

— “Artık hiçbir yere gitmeyeceksin… değil mi?”

Selim’in sesi neredeyse duyulmazdı.

— “Gitmem… söz…”

O an Ceren’in içindeki bütün karanlık, bütün korku… ilk kez biraz olsun aydınlandı.

Ama kapının dışında Yiğit, duvarın dibinde yumruklarını sıkmış halde duruyordu.

Çünkü selim döndüğünde…
birilerinin kalbi mutlaka daha fazla kırılacaktı.