2. bölüm / 26
KAT 9 DAİRE?2.Bölüm: Neden Ben?
Bölümler 26Şu an: 2.Bölüm: Neden Ben?
- 1 1.Bölüm: Satürn'ün Kalabalıklaşan Yerlisi1.134 kelime
- 2 2.Bölüm: Neden Ben?1.604 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.Bölüm: Tanıdığın Tanınmayanı1.557 kelime
- 4 4.Bölüm: Merhaba!1.029 kelime
- 5 5.Bölüm: Hayatımızın Işıltısı928 kelime
- 6 6.Bölüm: Dans Edelim mi?1.328 kelime
- 7 7.Bölüm: İçi Okyanus1.369 kelime
- 8 8.Bölüm: Onu Gördüm1.490 kelime
- 9 9.Bölüm: Bilinmezliğe Doğru1.120 kelime
- 10 10.Bölüm: Erken Kaybedilen Mutluluk1.375 kelime
- 11 11.Bölüm: İstanbul Gibisin1.516 kelime
- 12 12.Bölüm:Yıldızları Bekleyen Kız1.428 kelime
- 13 13.Bölüm: Satürn1.490 kelime
- 14 14 ve 15.Bölümler2.940 kelime
- 15 16.Bölüm: Sadece Satürn De2.998 kelime
- 16 17.Bölüm: Aklım, Kalbim, Ruhum1.774 kelime
- 17 18.Bölüm: Seni Böyle Buldum1.482 kelime
- 18 19.Bölüm: Bizi Biz Yapan Şeyler2.701 kelime
- 19 20.Bölüm: Işıkları Yakma Zamanı1.876 kelime
- 20 21.Bölüm: Sen Işıksın2.375 kelime
- 21 22.Bölüm: En Güzel Halin1.134 kelime
- 22 23.Bölüm: Yaralısın Yaralıyım1.703 kelime
- 23 24.Bölüm: İyileştirensin1.844 kelime
- 24 25.Bölüm: Vazgeçmek1.496 kelime
- 25 26.Bölüm: Bilinmezlik1.292 kelime
- 26 27.Bölüm: Hepimiz Farklıyız1.555 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazarken yaşadığım duyguları sizin de okurken yaşamanız dileğiyle.
Tarih:09/04/2025
Bölüm şarkısı okurken zihninizde çalan şarkı.
-----
Balıkçı birkaç gün sonra farklı diyarlara yolculuk yapmak istemiş. Fakat yol aldıkça sevdiği yıldızlar kaybolup yerine başka yıldızlar geliyormuş. Balıkçı düşünmüş, taşınmış ve" Ey yerlerin ve göklerin yaratıcısı! Sevdiğimi kaybetsem de sen bana yeni bir hediye sunuyorsun. Bu pes etmemenin bir mucizesi midir?" diye sormuş.
---
2.Bölüm: Neden Ben?
Neredeyse on dakikadır ekranda yazan 4 kelimeye bakıyordum. Ama bir şey yazmalıydım. Ben ne yazacağımı düşünürken onun hala çevrimiçi olduğunu fark ettim. Yazma kısmına tıklayıp derin bir nefes aldım. Ve yazdım.
Kimden: Satürnüntekyerlisi
Kime: Satürndeki_Savaşçı
"Ne yapıp yapmayacağım seni ilgilendirmez. İster beklerim ister beklemem. Neden böyle bir mesaj attın?"
Kendi yazdığım mesajı tekrar okuyunca abartmış gibi hissettim. Hatta üzülmüş bile olabilirim. Evet, kendini hiç düşünmeyen ama tanımadığı insanı düşünen klasik bir Birce işte. Birkaç dakika bekledikten sonra yazmaya başladığını gördüm.
Çevrimiçi...Yazıyor...
Kimden: Satürndeki_Savaşçı
Kime: Satürnüntekyerlisi
"Dilek tutabilmek için yıldızları beklemeye devam et Birce. İnandığın şeyden vazgeçmeden yaşa. Çünkü yaşamak ancak mutluluğun bir gün geleceğine inanarak beklemekle olur. Sen de bekle, kendin için bunu yap."
Mesajı okumamla donakaldım. Çünkü mesaj sanki beni çok seven birindenmişçesine fazlasıyla sana değer veriyorum, seni düşünüyorum anlamlarını içeriyordu. O an birazcık duygulandım. Hayır, yalan söylüyorum neredeyse ağlayacağım. Kirpiklerim gözyaşlarıyla hafif hafif ıslanırken mesaj yazmaya başladım. Bana değer verene, beni düşünene bende sana değer veriyorum, ben de seni düşünüyorum diyebilmek için mesaj yazdım. Belki de hiç tanımadığım birine böyle bir mesaj atmayı düşünüyorum ama sonuçta o da beni tanımıyordu. O benim için ben onun için bir yabancıydım. Ama o yine de bana çok tatlı bir mesaj atmıştı. Bu yüzden bende öyle mesaj atacak, beni rahatlatanın ben de içini rahatlatacaktım. Derin bir nefes alarak klavyeyi 40 yıllık masa başı işçisi gibi vızır vızır kullanmaya başladım.
Kimden: Satürnüntekyerlisi
Kime: Satürndeki_Savaşçı
Yazıyor...
"Öncelikle güzel mesajın için teşekkür ederim ve mesajım seni üzdüyse özür dilerim. Eğer sen de benim gibi mutlu olabilmek için yıldızları bekliyorsan
beklemekten vazgeçme. Dediğin gibi, yaşamak ancak mutluluğun bir gün geleceğine inanarak beklemekle olur. Sen de bunu kendin için yap."
Mesajı attıktan sonra ekrana gülümseyerek bakıyordum. Evet ekrana gülümsüyorum. Hiç yanlış duymadınız. Birce sonunda delirdi. Ama bu yaşadığım delilik öyle bir şey ki beni çok rahatlattı, mutlu etti. En saçma şekilde özetlemek gerekirse, sanki kış vakti çok üşümüşümde üzerime sıcacık yorgan örtmüşler gibi.
Kimden: Satürndeki_Savaşçı
Kime: Satürnüntekyerlisi
"Rica ederim ve ben de teşekkür ederim Birce ve merak etme mesajın beni üzmedi. Bu arada paylaştığın şiir en sevdiğim şiirlerden birisi :)"
Kimden: Satürnüntekyerlisi
Kime: Satürndeki_savaşçı
"Rica ederim. Ortak bir zevkimiz var desene :). İyi geceler."
Kimden: Satürndeki_savaşçı
Kime: Satürnüntekyerlisi
"Evet öyle :) Sana da iyi geceler yarın görüşürüz."
Mesajı tatlı tatlı tebessüm ederek okuyorken mesajın sonundaki 2 kelimede kalakaldım. Yarın görüşürüz. Neden yazmıştı ki bunu? Hem de tekrar görüşmek isteyecek kadar birbirimizi tanımıyorken. Daha mesaj atmama gerek olduğunu düşünmediğim için hızlıca çocuğun profiline girdim. Biyografisine bazı şeyleri yazmıştı.
Ad-Soyad: Oğuz Bildik
Yaş: 18 🎂
Durum: Her şeyin bittiği noktadan çok uzakta
Yer: İstanbul
Profil fotoğrafını gördüğüm o anda çok heyecanlanmıştım. Çünkü çocuk Jonny Deep'in gençliğine benziyor. Evet yine yanlış duymadınız. Ben az önce böyle bir çocukla tanışmış oldum. Heyecanlı bir şekilde çocuğun siyah beyaz tarzda çekilmiş olduğu profil fotoğrafına bakarken durum yazısı dikkatimi çekti.
Her şeyin bittiği noktadan çok uzakta
Ne demekti bu? O her şeyin olduğu yer neresiydi, ne olmuştu orada? Aklımda bu sorular dönüp dolaşırken aynı şehirde olduğumuzu fark ettim. Bu bile beni tuhaf bir şekilde rahatlatıyordu. Çünkü ilk defa birisi beni cam fanusun içinde olsam bile görmüştü. Bunu bilmek bile benim bilgisayar ekranına aptal aptal gülümsemeye devam ediyor olmam için bir sebepti. Sandalyeden kalkıp kendimi yatağa bıraktım. Saçlarımın yatağa dağılışından en normal hareketime kadar her şeyim hoşuma gitmeye başlamıştı. Kendimi sevmeye, beğenmeye başlamıştım. Ve bunu odanın tavanına bakarak hissediyordum. "Demek ki mutlu olunca böyle oluyormuş." Bilgisayar bitmiş bu seferde tavanla konuşmaya başlamıştım.
Tam bunları düşünürken aklıma Oğuz'un yazdığı son mesaj geldi. Mesajının sonunda yarın görüşürüz yazmıştı. Oysaki beni hiç tanımıyordu ama hiç tanımadığı birine yarın görüşürüz yazmıştı. Gerçekten görüşecek miydik?
---
Bütün gün aklımdaydı. Mesajlaşmanın üzerinden neredeyse 8 saat geçmesine rağmen benim zihnimin bir köşesi hala ona ev sahipliği yapıyordu. Sanki ben ve zihnim farklı unsurlarmışız gibiydi. Ben unutmak istedikçe daha detaylı bir şekilde hatırlamaya başlıyordum. Bu sabah gözlerimi açtığım anda önümde gördüğüm tek şey Oğuz'un bana attığı mesajlardı. Onu unutmak, dediğini yapmamak için-yarın görüşürüz mesajından dolayı- uyandıktan sonra balkona çıkıp hava almanın iyi geleceğini düşünmüştüm. Tam ben balkonda hava alırken karşı apartmanın balkonuna Çerkez olan Canseri Hanım çıkmıştı. Kendisi 40'lı yaşlarının üstünde olan çok tatlı bir kadındır. Sorun onun sorusundaydı.
"Dün seni hiç görmedim günün nasıl geçti güzel kızım?"
Bu sorusunu sorduğu anda aklıma Oğuz ile mesajlaşmalarımız gelmişti. Hava alayım unuturum diye çıkmama rağmen daha çok hatırlayıp geri gelmiştim. Niye sürekli aklımdaydı ki? Sonuçta bir yabancıydı ben de onun için bir yabancıydım ama buna rağmen yarın görüşme ihtimalimiz olduğunu düşünüyordu. Meraktan çatlayacaktım. Şimdi ne mi yapıyordum? Hesabına bakıp bakıp daha çok mesaj yazma isteğimi uyandırıyordum. Sen akıllanmazsın Birce!
Ben çocuğun hesabına bakarken kapı çalındı.
"Birce gelebilir miyim?"
"Gelebilirsin" Hızlıca bilgisayarı kapatıp yatağa oturdum. Gelen Doğa idi. Doğa benim en iyi arkadaşımdı, annesi de annemin en iyi arkadaşıydı. Annemi ve babamı kaybedince annesi Funda Abla beni evlatlık olarak aldı. Funda Abla eşinden boşanmış kızını kendince büyütmüş bir kadındı. Ve beni Doğa'dan farklı görmez, kızı gibi sever. Doğa'ya bir şey mi oldu dercesine bakış attım. Doğa'da beni anladı ki konuşmaya başladı.
"Birce sana bir şey diyeceğim." Ben bu cümleyi çok iyi biliyordum. Bu "Ben birine aşık oldum" demeden önceki giriş cümlesidir.
Söyle dinliyorum."
"Ben birine aşık oldum." Ben demedim mi?
"Yine kime aşık oldun?"
"Ya öyle deme Birce çocuğu bir görsen çok yakışıklı. Kumral saçları, bembeyaz teni var. Süt gibi aynı."
"Yazık desene hiç gün yüzü görmemiş. Hem biz o tene süt gibi değil ölü gibi deriz şaşkın" diyerek Doğa'nın burnunu iki parmağımın arasına alarak sıktım.
"Ya niye öyle diyorsun? Hem beni boş ver seni sormalı?" Ben bu cümleyi de çok iyi biliyordum. Bana birini bulma aşamasından önceki cümlesi.
"Hayatında birileri var mı? Cevap versene Birce!"
"Yok hayatımda birisi. Sanki bilmiyormuş gibi niye soruyorsun?"
"Ne bileyim ya sordum işte öyle. İyi ben annemin yanına gidiyorum."
"İyi tamam."
Doğa odadan çıktıktan sonra bilgisayarı açıp Oğuz'un hesabına girdim. Ne kadar çok tanımadığım birinin dediği şeyi yapmak istemesem de "Neden ben?" diye sorma isteği daha ağır basıyordu. Bu yüzden kendime engel olamayıp yazmaya başladım.
Kimden: Satürnüntekyerlisi
Kime: Satürndeki_Savaşçı
Yazıyor...
"Neden bana mesaj attın?"
Evet bunu yazdım. O kadar ekrana bakıp birkaç dakika düşünme sonucunda yaza yaza bunu yazdım. Tebrikler Birce. Mesaj atamama eksikliğinden birincilik ödülü kazandın.
Görüldü.
Çevrimiçi...Yazıyor
Kimden: Satürndeki_Savaşçı
Kime: Satürnüntektyerlisi
"Şu an sen bana mesaj attın sana sormalı."
Gözlerimi sinirle büyüterek onun yazdığı mesajı okuyup hızlıca yazmaya başladım.
"Dünü kastediyorum. Dün o saatte bana niye yıldızları beklemekten asla vazgeçme diye mesaj attın?"
Mesajı yolladıktan sonra uzunca bir süre bekledim. Çevrimiçiydi ama yazmıyordu. O an onu kendim gibi düşündüm. Sanki onun şu an yaptığı şey bir şeyler söylemek istiyorum, bir şeyler yazmak istiyorum ama çekiniyorum demek gibiydi. Bu da beni fazlasıyla kötü hissettirmişti. Mesela ekrana bakarak ne düşünüyordu şu an, ne hissediyordu? İşte yine ben ve cevapsız kalan sorularım. Bir süre sonra mesaj geldi.
Kimden: Satürndekisavaşçı
Kime: Satürnüntekyerlisi
"2 gün boyunca senin bloğunu izledim, paylaştığın yazıları okudum, sana dair olan her cümleyi noktalarına kadar gördüm. Ve bir şey fark ettim Birce. Sen ve ben aynıyız, aynı karanlığın içine hapsolmuş aynı aydınlık kurbanlarız. Kendim gibi birini kurtarmak istedim. O karanlıktan seni de çıkarmak, istediğin dilekleri gerçekleştirebilmek istedim. Çünkü yazılarında kendimi gördüm, kendimi okudum. Belki de hiç tanımadığım, hiç görmediğim sadece adını, yaşını ve aynı şehirde yaşadığımızı bildiğim sen bana çok iyi tanıdığım insanlardan daha yakın geldin. Ve bunu sadece kelimelerinle yaptın. Kim bilir birbirimizi görüp tanısaydık neler oldu? İşte bu sorunun cevabını bulabilmek için mesaj attım sana Birce. Birbirimizi tanısaydık neler olurdu?"
Öylece ekrana bakakaldım. Biri beni hapsolduğum karanlıktan kurtarmak hatta dileklerimin gerçekleşmesini istiyordu. Ne tuhaftı. İlk defa benden başka birisi beni düşünüyordu. İçimden sadece evet demek geliyordu. Hatta hücrelerim evet, evet diye haykırıyormuş gibiydi. Ekrana tebessüm ederek bakıyordum. Evet ekrana gülümsüyorum. Yanımda olmayan hiç tanımadığım bir çocuğun mesajından dolayı ekrana bakıp gülümsüyorum. Garip ama kesin olan bir şey varsa o da şudur: Bazı insanlar vardır yanınızdadırlar ama yokluğu ile varlığı bir gibidir bazı insanlar vardır yanınızda değillerdir ama onların yokluğunu kolayca hissedersiniz. İşte bunu hissediyorum. Bu yüzden mesaj yazmaya başladım.
İçimden "Evet tanıyalım, hoş geldin dünyama" yazmak geliyordu. Ama sakince düşünüp düzgün bir şey yazmalıydım. Ki çocuk beni kelimeleriyle etkilemişken bu biraz zor.
Kime: Satürndekisavaşçı
Kimden: Satürnüntekyerlisi
"Birbirimizi tanısaydık neler olurdu bilmiyorum, bilemem. Ama bunu öğrenmenin tek bir yolu var o da tanışmak. Benim dünyama girmeye hazır mısın Satürn'deki savaşçı?"
Evet, ben evet dedim. Birini hayatıma dahil ettim. Ve bu mükemmel hissettiriyor. Ben bana elini uzatan o kişinin elini tuttum. Ve bu ruhumu rahatlamış gibi hissettiriyor. Şimdi ise ben de onun benim ona uzattığım eli tutmasını bekledim.
"Evet hazırım Satürn'ün tek yerlisi."
Bir anda elim sayı tuşlarına yöneldi. Numaramı yazmak istiyordum. Kafamın içindeki sesler "Artık yaz!" diye çığlık atıyor gibiydi. Ve yazmaya başladım.
Kime: Satürndekisavaşçı
Kimden: Satürnüntekyerlisi
"Numaram 053852678**"
Çevrimiçi... Yazıyor...
"Numaram 053262475**"
Telefonumdan kişiler kısmına girip onun numarasını Satürn'deki Savaşçı Oğuz diye kaydettim. Bir süre sonra Whatsapp'tan mesaj geldi.
Kimden: Satürndekisavaşçı
Kime: Satürnüntekyerlisi
"Yıldızları beklemeye devam et."
Gülümsedim ama bir şeyi anladım. Sorun onun mecaz anlamlı cümlelerinin gerçek oluşuydu. İşte bunu fark ettim.
Kime: Satürndekisavaşçı
Kimden: Satürnüntekyerlisi
"İyi geceler Oğuz :)"
Çevrimiçi... Yazıyor...
"Seninle tanışınca sönmüş bir yıldızın tekrar parlamaya başladığına eminim. İyi geceler Birce. Ve yarın bana mesaj atacağın için görüşeceğimize de eminim :)"
Emindi çünkü yazacaktım. Ve ben de şuna emindim o benim yazmak istediğim hikayenin baş karakteri olacak.
-----
Herkese merhaba! Bölümün sonuna geldiniz. Yorumlarınızı benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Diğer bölümde görüşürüz.
Bölüm etkileşimi
