13. bölüm / 26
KAT 9 DAİRE?13.Bölüm: Satürn
Bölümler 26Şu an: 13.Bölüm: Satürn
- 1 1.Bölüm: Satürn'ün Kalabalıklaşan Yerlisi1.134 kelime
- 2 2.Bölüm: Neden Ben?1.604 kelime
- 3 3.Bölüm: Tanıdığın Tanınmayanı1.557 kelime
- 4 4.Bölüm: Merhaba!1.029 kelime
- 5 5.Bölüm: Hayatımızın Işıltısı928 kelime
- 6 6.Bölüm: Dans Edelim mi?1.328 kelime
- 7 7.Bölüm: İçi Okyanus1.369 kelime
- 8 8.Bölüm: Onu Gördüm1.490 kelime
- 9 9.Bölüm: Bilinmezliğe Doğru1.120 kelime
- 10 10.Bölüm: Erken Kaybedilen Mutluluk1.375 kelime
- 11 11.Bölüm: İstanbul Gibisin1.516 kelime
- 12 12.Bölüm:Yıldızları Bekleyen Kız1.428 kelime
- 13 13.Bölüm: Satürn1.490 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14 ve 15.Bölümler2.940 kelime
- 15 16.Bölüm: Sadece Satürn De2.998 kelime
- 16 17.Bölüm: Aklım, Kalbim, Ruhum1.774 kelime
- 17 18.Bölüm: Seni Böyle Buldum1.482 kelime
- 18 19.Bölüm: Bizi Biz Yapan Şeyler2.701 kelime
- 19 20.Bölüm: Işıkları Yakma Zamanı1.876 kelime
- 20 21.Bölüm: Sen Işıksın2.375 kelime
- 21 22.Bölüm: En Güzel Halin1.134 kelime
- 22 23.Bölüm: Yaralısın Yaralıyım1.703 kelime
- 23 24.Bölüm: İyileştirensin1.844 kelime
- 24 25.Bölüm: Vazgeçmek1.496 kelime
- 25 26.Bölüm: Bilinmezlik1.292 kelime
- 26 27.Bölüm: Hepimiz Farklıyız1.555 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazarken yaşadığım duyguları sizin de okurken yaşamanız dileğiyle iyi okumalar dilerim ♡
Tarih: 07/07/2025
Bölüm şarkısı okurken zihnimizde ne çalarsa
-----
Balıkçı gitmeye devam ettikçe uzaklardaki adaları belirgin şekilde görür olmuş. Ama arada kalmış. Ait olduğu, bildiği yerde mi kalsın yoksa hiç tanımadığı kıyılara mı yolculuk yapsın karar verememiş.
---
13.Bölüm: Satürn
Bir mesajın tüm dengemizi alt üst edebileceğini ben ilk başta attığı mesajda da öğrenmiştim. Ama bu derece vazgeçemeyecek kadar mesaj atmasını beklemiyordum. Gerçekten de ona uzattığım eli bırakmamak için çok sıkı tutuyor gibiydi. Bu da benim dünyamı her zamanki gibi alt üst ediyordu. Ve bu yüzden de yine mesaja şaşırma faslım gelmişti ama bu sefer Doğa ile beraber şaşırıyorduk.
"Birce!" Doğa bana mesajı okuduğu zamandan beri hayretler içerisinde bakıyordu. Ben de öylece kalmıl bir ona bakıp birde telefon ekranındaki mesaja bakıyordum.
Ben öylece dururken Doğa'nın brni cimmesiyle irkildim. "Ayy! Ne yapıyorsun Doğa ya canım acıdı."
"Kız kendine gel. Çocuk sana sarhoşken aşık oldu ayıkken mesaj atıyor resmen."
"Aşık olduğu ne belli?" Gözlerimi büyüterek Doğa'ya baktım.
"Aha burada" Diyerek eliyle mesajı gösterdi.
"Aşık mı sence? Bana hiç öyle gelmiyor."
"Aşık bence de sana niye öyle gelmiyor? Sen onu söyle."
"Çok gizlisi saklısı var Doğa. O gece görüntülü konuşurken anlat dedim anlatmadı. Sürekli geçiştirir gibi sonra anlatacağım gibi laflar etti. Nasıl inanayım ki?"
"İzin ver."
"Neye?"
"Ona da söyle bunları. Ben sana inanamıyorum beni inandırmaya çalış de. Ona kendisi istediği zaman anlatması için izin ver."
"Gerçekleri anlatacağı ne belli?"
"Aman Birce! Aşk bu bir yerde inanmaman bir yerde de inanman lazım. Ki onun denizinde kaybolmayasın."
"Doğru aslında."
"Değil mi? Biliyorsun ben reddedile reddedile bu işin kitabını yazdım."
"Bilmez miyim." Gülümsedim. "Bu arada çok güzel konuştunuz aşk doktoru."
"Vallahi mi?"
"Vallahi."
"Neyse Birce hadi kalk saat 14.00 oluyor. Çocuğu bekletme" Diyerek Doğa beni kolumdan tutup sandalyeden kaldırdı.
"Ama?" Bunu dedikten sonra dükkanın mutfağının kapısından görünen Funda Abla'ya baktım.
"Ben annemi oyalarım hem sana Oğuz'u anlattığında bile kızmadı. Şimdi niye kızsın ki?"
"O da doğru ama işler?"
"Kız dükkanı temizledik ya işte. İş falan kalmadı. 2 saate gideriz eve. Hadi git sen de sonra da dükkana geri gelirsin."
"Tamam gideceğim. Ama tutarlı bir yalan söyle Doğa."
"Tamam o iş bende."
"Bana bol şans dile"Diyerek Doğa'nın ellerini tuttum.
"Senin için en güzeli olsun canım."
Doğa ile konuştuktan sonra Funda Abla'ya görünmeden hızlıca dükkandan çıktım.
Yolda yürüyüp Oğuz'a giden yollar kısaldıkça bütün zihnim yine ondan ibaret olmaya başlamıştı. Ne tuhaftı. O benim için kendisine giden yolu yaparken yanı sırada o yolu engellerle dolduruyordu. Onun engelleri de sakladığı şeylerdi. Ben ise ona ve sakladıklarına ulaşmaya çalışırken onun yaptığı yolda kayboluyordum.
Ben Birce Korkmaz onun deyimiyle Yıldızları Bekleyen Kız "Yıldızları beklemekten asla vazgeçme" diyen çocuğu ilk kez kanlı canlı karşımda görebilmek için gidiyorum.
Bastığım her adımda zihnimdeki seçenekler ikiye ayırlıyordu. "Ona git", "Ona gitme." Ama yürümeye devam ettim. Ben eski, asosyal ve korkak Birce olmamalıyım. Soyadımı hakkıyla taşıyıp yola devam etmeliyim.
Kalbimin atış ritimleri değişirken Oğuz'un beklediği yere geldim. Onu bulabilmek için etrafa göz gezdirdim. En sonunda onun dediği aynı yerde olduğunu fark ettim. Yine dün oturduğu banktaydı. Aynı saatte, aynı yerdeydi. Beni yüreğimi bilecek kadar tanımadan beklemeyi göze almıştı. Bu çok anlamlıydı. Ve ben beni düşünene, bana ön yargı ile yaklaşmadan beklemeyi göze alana o an çok gitmek istedim. Adımlarım çok hızlıydı. Postacı yürüyüşü gibiydi. Bir yanım yavaş olup yürümeyi isterken bu yürüyüşle koşmak da isteyen yanımı besliyordum.
Tam bankın yanına geldiğimde hiçbir şey demeden ona baktım. Belini eğip kollarını dizlerinde tutmuş bir halde denize bakıyordu. Yanına gelsem bile denizden gözünü ayırıp bana dönmedi. O an titreyen bir ses ile konuştum. "Oğuz." Onun adını söylememle bana dönmesi bir oldu. Yüzünde apaçık belli olan bir şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Birce." İsmimi söylerken dahi şaşkınlığı sesine yansımıştı. İsmimi söyledikten sonra ayağa kalktı ve tam karşımda aynı yüz ifadesiyle bakmaya devam etti.
"Merhaba Oğuz."
"Merhaba. Şey... Ben..."
"Gelmeyeceğimi mi düşünmüştün?"
"Yani. Görünütlü konuşmada çok kararlı gibiydin o yüzden gelmezsin diye düşünmüştüm."
"Geldim ama burdayım işte."
"Evet geldin iyi ki geldin." Gülümsedi. Sonrasında bankı göstererek "Otursana" dedi.
"Oturayım" diyerek banka oturdum, o da yanıma oturdu.
"Nasılsın iyi misin?"
"İyiyim ya sen? Attığın mesajlara bakılırsa hala bu ilişkiyi yaşamak istiyor gibisin."
"İyiyim. Evet Birce yaşamak istiyorum. O yüzden Yıldızları Bekleyen Kız'ı çağırdım."
"Sen onu çağırdın. Ben de yıldızları beklemekten asla vazgeçmeyeceğim demek için geldim. Ama bunun için..."
"Bunun için ne?"
"Bunun için ve ilişki yaşamak için sırlarının olmaması gerekir. Sen benim evimin adresine kadar biliyorken ben senin bana neden 3 gün boyunca geri dönüş yapmadığını bile bilmiyorum."
"Her sözünde haklısın Birce. Tamam anlatayım. Dans ettiğimiz o günden beri hepsini anlatayım."
"Seni dinliyorum."
"Benim durum yazım niye her şeyin bittiği noktadan çok uzakta biliyor musun Birce?"
"Sorduğum zaman duygusal nedenleri var demiştin diye biliyorum."
"Evet demiştim. Ve o nedenlerden biri seninle dans etmek için konuştuğum sırada yanıma geldi. Babam geldi."
"Babanla aran kötü mü?"
"Hiçbir zaman iyi olmadı ki. Şöyle ki annem beni doğurduktan birkaç ay sonra vefat etmiş. Doktorlar annem zaten hasta olduğu için doğumun da ona ağır geldiğini babama söylemişler. O yüzden babam annemin ölümünde beni suçluyordu. Hem de yeni doğmuş olan bana baka baka. İnan bana Birce 5 yaşında falandım çok küçüktüm ama babamın suçlayıcı bakışlarını unutamayacak kadar da büyüktüm. Bana acımasızca bakardı. 10 yaşımdayken de bana annemin ölümünden dolayı beni suçladığını açıkca söylemişti. Zaten 15 yaşıma gelincede beni bırakıp gitti. Anlayacağın kendi kendime büyüdüm."
Söylediği her cümle de ona karşı söylediğim reddetme cümlelerinin pişmanlığını çektim. Bu kadar kötü bir hayata nasıl sahip olabilirdi? İçim parçalanaraktan" Sonra ne oldu peki? " Dedim.
"Ben 18 yaşındayım Birce. Babam 3 yıl sonra seninle yaşadığım o tatlı anda tüm kötü anılarla beraber geri geldi. En kötü anıları en güzel anılarla dağıttı ve yine gitti. O 3 gün boyunca etrafımdaydı. O yüzden seni arayamadım. Sürekli bana aşağılayıcı bir şekilde bakıyordu ki telefonu bile elime almadım. Ben de ona neden böylesin der gibi bakmaya devam ettim. "
Oğuz babasının bu kadar kötü oluşundan bahsederken ben ise kızınca bile kendilerini kötü hissedip bana sarılan anne ve babamı düşündüm. Onları ve Oğuz'un çocuk kalbinde oluşan tüm yaraları, alamadığı sevgiyi de düşününce gözümden yaş geldi. Yanaklarım gözyaşlarım ile yavaş yavaş ıslanırken Oğuz'a o dolan gözlerle baktım. Yüzünde hiçbir ağlama belirtisi yoktu. Bir baba sevgisizliğinin, bir annenin veremediği mutluluğun acısından hiçbir eser kalmamış gibiydi. Sanki bunları yaşamaya alışmış gibi. Başını bana çevirince yüzünde tedirgin bir bakış oluştu.
"Seni ağlatmak için anlatmamıştım bunları."
"Biliyorum ama ben aile konularında biraz duygusalım."
"Neden ki? Bir kardeşin, baban, annen var."
"Hayır yok Oğuz."
"Nasıl?"
"Annemi ve babamı ben 8 yaşındayken trafik kazasından dolayı kaybettim. Doğa benim kardeşim değil yan komşumuz Funda Abla'nın kızı ve benim de çocukluk arkadaşımdı. Funda Abla annem ve babamı kaybettiğim zamandan birkaç ay önce eşiyle boşanmıştı. O olaydan sonra da benim yetimhaneye gitmemi istedi ve beni evlatlık aldı. Çünkü annemle çok iyi arkadaşlardı ki birbirlerini çok seviyorlardı. Ama gerçek ailem gibi oldular. "
"Başın sağ olsun Birce."
"Sağ ol senin de başın sağ olsun."
"Ben annemi sadece birkaç ay gördüm. Kanlı canlı halinin hiçbir yanını hatırlamıyorum. Ama onu evdeki fotoğraflarıyla tanıdım ve güzelliği, fotoğraflardaki gülüşü bile onu sevmem için yeterli geldi. Aynı seni kelimelerinle tanıyıp sevmem gibi. Ben birini tamamiyle tanımadan sadece tek bir yanıyla sevmeyi annemden öğrendim Birce. Ve babamın ona olan aşkı onun ne kadar iyi bir insan olduğunun kanıtı. İçten bir gülüş Birce benim her üzüldüğüm de mutlu olmamı sağlayan tek şey oldu. İşte her şeyin bittiği noktadan çok uzakta olmamı sağlayan şey ise babamın bakışları oldu. O yaşam, o gülüş bitti ve her şey bitmiş oldu. "
Ona ağlamaklı bir gülümsemeyle baktım." Benim annem hep dilek dilerdi. Ve hiç anlayamazdım ama hep gerçekleşirdi. Benim durum yazımda o yüzden dilek tutabilmek için yıldızları bekliyordu. "
İç ısıtan bir gülümsemeyle acı ile soğuyan yüreğime iyi gelerek baktı. "Durum yazıları belli de isimlerimizin benzerliği? Satürn'ün tek yerlisi ve Satürn'deki savaşçı."
Sesli bir şekilde güldüm. "Onun da hikayesi var. Seninkinin hikayesi var mı?"
"Evet var." Sanki sesi tedirgin bir şekilde çıkmış gibi konuşmuştu ya da bana öyle gelmişti. Bir anda atılarak "Onların hikayesi de başka güne kalsın mı yani benimle bir arkadaşlığa var mısın?" Dedi.
Bu soruyu soracağı zamanın geleceğini biliyordum ama buna rağmen şaşkınlığımı koruyamamıştım. Benimle acısını paylaştı ben de acımı paylaştım şimdi ise mutlu anıları paylaşmak için bana arkadaşlığını teklif ediyordu. Hatırla Birce eğer hayır dersen merak içinde yaşar gidersin ama evet dersen acıklı olacak bile olsan yaşadıktan sonra aklında soru kalmamış olur demişti Doğa ve haklıydı.
Oğuz'un bana uzattığı ellerini tutarak "Oğuz ben artık Satürn bizim gezegenimiz oksun istiyorum. Ama yalansız ve sır olmadan istiyorum" Dedim.
"Olsun Birce, Satürn bizim yalansız ve sır olmadan yaşadığımız gezegenimiz olsun."
Ve oldu. Ben hem bildiğim yerde kaldım hem de hiç tanımadığım kıyıları tanımak için evet dedim. Böylece artık Satürn kaybolduğumuz bu denizlerdeyken bizim gezegenimiz olmuştu.
_____
Merhabalar Kat 9 Daire? canları! Nasılsınız? Bölümümüz bitti ama yine en zevkli kısma geldik.
Tatlış Sorular
1.Bölümü nasıl buldunuz?
2.Oğuz ile ilgili hiç böyle bir şey bekliyor muydunuz?
3.Birce ve Oğuz sizce sevgili olmalılar mı?
4.Oğuz'un hayat hikayesi sizi ne kadar etkiledi?
Sorularımız bitti ama yorumlarda ve diğer bölümlerde görüşürüz♡
instagram: yelizvekalemi
Bölüm etkileşimi
