KAT 9 DAİRE? kitap kapağı

22. bölüm / 26

KAT 9 DAİRE?

23.Bölüm: Yaralısın Yaralıyım

Vaveyla Yazarı: Yeliz B.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: 23.Bölüm: Yaralısın Yaralıyım

Yazarken yaşadığım duyguları sizin de okurken yaşamanız dileğiyle iyi okumalar dilerim ♡

Tarih:28/08/2025

Bölüm Şarkısı: Rafat Hasanlı - Kısa Mesafe

🔹️Yedinci Ev - Sevsene Beni

-----
Güneş tutulması bitmiş ve balıkçı yolculuğuna devam etmiş. Bir süre gittikten sonra bir şeye bakmak için kayıktaki sandığını açmış. Onlarca eşya arasından sandığın en dibinde duran bir defter dikkatini çekmiş. Defteri almış ve incelemeye başlamış. Defterin sahibi kim bilmiyormuş ama bir anı defteri olduğu bariz ortadaymış. Defteri inceledikçe içinde kocaman harflerle yazılmış onlarca kötü cümleler görmüş. Bu yüzden defteri hızlıca kapatmış ama sonra dayanamayıp tekrar açıp bakmış. Bakmış ki o kocaman harflerle yazılmış kötü cümlelerin arasında küçücük harflerle yazılmış güzel cümleler varmış. Baktıkça şöyle demiş balıkçı: "Ey yaratıcı! İnsanlarda böyle midir, başka bir insan nefretin ardında masum bir gülüş görebilir mi ya da gökyüzünde olduğu gibi gecenin ardından gündüzün ışığının geleceğini bilebilir mi? En güzel şeyler karanlığa sahip bir yüzün ardında gizli olan temiz bir kalpte mi saklıdır?"
---

23.Bölüm: Yaralısın Yaralıyım

Acının ne zaman geleceğini ya da yazarken 3 harften oluşmasına rağmen kalbimizde oluşan büyüklüğünün ne anlama geldiğini yaşamadan bilemezmişiz. Evet, 3 harften oluşan küçük bir kelimeydi ama gerçekten kalbimde ACI böyle duruyordu. Oğuz'a baktıkça daha da büyüyor gibiydi. Çünkü kapıda duran adamı tanımasam bile kim olduğunu tahmin edebiliyordum ve en kötüsü de buydu.

Herkes şaşkınlığını korumaya devam ederken Kaya "Rıfat Amca!" dedi. İşte o zaman tahminimin doğru olduğunu fark ettim. Karşımızdaki takım elbiseli bu adam Oğuz'un babasıydı. "Merhaba Kaya!" Adamın sesini duymasının ardından Oğuz yatakta doğrulup kapı tarafına baktı. "Baba!"

Adam karşısındaki Funda Abla'ya dönerek "İçeri girebilir miyim?" dedi. O an bakışlarımı Oğuz'dan çekerek onlara çevirdim. Funda Abla'nın yüz ifadesi çok farklıydı. Sanki adamı yıllardır tanıyormuş gibi bir yanı sorgular bir şekilde bakıyordu. "Oğuz senin oğlun muydu?" Sorusu tahminimi doğrulamıştı. Adam cevap olarak başını salladıktan sonra hızlıca yanımızdan geçerek Oğuz'un yanına gitti. "Nasılsın, iyi misin Oğlum?"

"Neden geldin?" Oğuz'un hem yaralı olup hem de sinirli olduğu halini ilk kez görüyordum. Babasını görmek gerçekten de ona iyi gelmiyormuş. Daha tanışma aşamasındayken babasının geldiği zaman 3 gün boyunca neden mesaj atmadığını şimdi daha iyi anlamıştım.

"Seni merak ettim o yüzden geldim." Adam daha doğrusu Rıfat Amca Oğuz'a göre çok sakindi. Oğlunun ona bu denli nefretle bakıyor olması onda hiçbir etki yaratmıyormuş gibiydi. Rıfat Amca yatağın kenarına oturduğunda Oğuz tekrardan arkasına yaslandı. "Tamam gördün iyiyim ben."

"İyisin evet." Rıfat Amca bunu derken başını çevirip bana baktı. "Kız arkadaşın mı?" Babasının bu sorusundan sonra Oğuz ile göz göze geldim. "Evet." Çok net bir tavırla verdiği bu cevaptan sonra ona gülümseyerek baktım. Tam o sırada Funda Abla Doğa ile bana seslendi. "Hadi kızlar gidelim artık."

"Sana mesaj atarım merak etme." Kapıdan çıkmadan önce duyduğum son cümle Oğuz'un cümlesi olmuştu. Ondan mesaj gelmediği her saatte hatta her dakikada endişelenecek bile olsam gitmek zorundaydım. Hastanenin merdivenlerini indikçe endişem daha da büyüyor gibiydi. Rıfat Amca Oğuz'un babası bile olsa ona iyi şeyler hissettirmediği Oğuz'un bakışlarından belliydi. Daha geçen gelmesiyle Oğuz'dan 3 gün haber alamamışken şimdi tansiyonu çıkıp bayılmasının ardından ne olacağı konusunda endişeliydim. Ama ne olursa olsun babasıydı. Onlarca kötü yanı olmuştu ama eşini, Oğuz'un annesini kaybedeli bayağı zaman olmasına rağmen hala çok seviyor olması onun da iyi yanlarından biriydi.

Yolda Oğuz'la gittiğimiz alışveriş merkezine yaklaşırken "Funda Abla ben burada inebilir miyim? Oğuz'a bir şey alacağım da" diyerek ellerimi birleştirdim. "Lütfen. Hem zaten 1 hafta boyunca Oğuz'la mesajlaşmayacağız bile."

"İyi tamam. Sadece ne alacaksan al gel. Oyalanma! Çıktığında direkt Eve geleceksin."

"Tamam" deyip onlara el sallayarak arabadan indim ve alışveriş merkezinin içine girdim. O an sanki yanımda Oğuz varmış gibi hissettim. O gün içeriye girdiğimiz anda elimi tutmuştu. Şu an burada olmasa bile bende ona kendini yaralı hissettiği bu zamanlarda elimi uzatacaktım. Bu yüzden Oğuz ile gittiğimiz kitapçıya gittim. Onunlayken kitapçıya girdiğimizde birlikte çekildiğimiz ilk resmin başrolü olan o dergilere baktım. Yerini yavaş yavaş yeni dergiler almaya başlamış gibiydi ki o dergiden sadece 2-3 tane vardı. O dergiyi bu kitapçıda bir daha görmeyecek olma ihtimalim vardı bu yüzden dayanamayıp ondan da aldım.

Dergiyi aldıktan sonra içimden hatta dışımdan da "Lütfen olsun artık" diyerek Oğuz'un sevdiği kitabı aradığı rafa gittim. Rafın önüne gelince gözlerimi kapatıp "Bu sefer inanma vakti, bunu demeyi ne kadar çok sevmesem de aldım kabul ettim 777" dedim. Sonra da gözlerimi açtım ve rafta gezdirdim. Ve en üstteki rafta Oğuz'un birlikte okumamızı istediği o kitabı gördüm. "Bazen aşırı genç olmak gerekirmiş."

Kitap ulaşamayacağım denli yüksekte olduğu için orada çalışan benden biraz daha uzun boylu olan bir kıza seslendim. "Bakar mısınız?"

"Buyurun."

Kitabı göstererek "Şu kitabı bana verebilir misiniz?" dedim.

Kız "Tabii" diyerek elini uzatıp kitabı aldı ve bana verdi.

"Teşekkür ederim." O kitabı elime almamla tüm duyguları tekrar tekrar yaşıyormuş gibi hissettim.

"Rica ederim. Bir şey sorabilir miyim?"

"Tabii buyrun." Şaşırmıştım.

"Bu kitap eski bir kitap ve çok fazla satan bir kitap da değil neden alınca çok mutlu oldunuz?" Kızın sorusuyla elimdeki kitaba baktım.

"Bazen değerli bir şeyi görebilmek için onun herkes tarafından görünüp biliniyor olmasına gerek yoktur. İşte bu kitabı bana bunu öğreten birine alıyorum çünkü o bu kitabı çok seviyor."

"Bunlar çok güzel sözler umarım o kişiyle mutlu olursunuz." İçten bir şekilde gülümsedi.

"Teşekkür ederim umarım siz de mutlu olursunuz."

"Görüşürüz."

"Görüşürüz."

Elimde tuttuğum kitaba ve dergiye baktıkça kalbim daha da hızlı atmaya başlamıştı. Kalbimdeki o mutluluğun yarattığı heyecanla gittiğimiz züccaciyeye gittim. Onlarca kar küresinin ışıklarının arasında fotoğraf çekildiğimiz o pelüş oyuncakları aldım. Dükkandan çıkmadan önce dükkanın camında Oğuz'un bana hediye ettiği Satürn lambasının yapıştırılmış olduğunu gördüm. İşte o zaman aklıma Oğuz'un kulağıma fısıldadığı o cümle geldi Artık karanlığı geride bırakıp ışıkları yakma zamanı hıçkırıklarla dolu olsa bile. Hıçkırıklarla dolu olsa bile... Bir dakika ilk öpücük... Tebrikler Birce ve tebrikler onun zamansız gelen hıçkırığı. İlk öpücükte daha doğrusu hıçkırıktan dolayı gerçekleşemeyen ilk öpücük. Of!

Oğuz'la ilgili hatırladığım tüm anılarla beraber alışveriş merkezinden çıkıp karşısındaki durakta dolmuş beklemeye başladım. Kulaklığımı takıp tam müzik açacaktım ki yanıma bir abla geldi. Daha doğrusu anneme aşırı benzeyen bir kadın geldi. Belli etmeden ona baktım. Anneminkiyle aynı olan saç rengine, yüz hatlarına, yüzündeki ufacık çizgilere, kusur gibi sayılan o çizgilerin güzelliğine... Ben ona bakarken çantasından su çıkartıp kaldırım taşlarının arasında çıkmış çiçeği sulamaya başladı. Annem gibiydi, annem gibi çiçekleri sevip suluyordu. Kaldırım taşlarının arasında çıkmış çiçeği bile suluyordu. Onlarca kötü şeyin arasından çıkan güzelliği...

Birkaç dakika sonra dolmuş geldi. Dolmuşta cam kenarında kalan bir koltuğa oturup kulaklığımı taktım ve müzik dinlemeye başladım. *Uzaklara bakma çünkü sana hep yakınım ya bedenim orda olmasa da kalbim hep orda... Dinlediğim şarkı yaşadığım ve hatırladığım şeylerin karşılığı olmuş gibiydi. Camdan dışarıya bakarken yaşadığım her şeyi tekrar tekrar hayal ettim. Oğuz ile tanıştığım zamanı hatırladım. Haklıymış. Belki de hiç tanımadığım, hiç görmediğim sadece adını, yaşını ve aynı şehirde yaşadığımızı bildiğim sen bana çok iyi tanıdığım insanlardan daha yakın geldin ve bunu sadece kelimelerinle yaptın.

*Rafat Hasanlı - Kısa Mesafe

Onlarca düşünce zihnimde yer edinirken bildirim geldi. Heyecanla telefonu açtım.

Kimden: Satürdeki_Savaşçı

Kime: Satürnüntekyerlisi

"Ben seni şimdiden özledim."

İşte kelimelerin gücü buydu. Ekrandaki o dört kelimelik mesaja gülümseyerek baktım. Ve yazmaya koyuldum.

Kimden: Satürnüntekyerlisi

Kime: Satürndeki_Savaşçı

"Ben de seni özledim. Yarın sen hastaneden çıkmadan önce yanına geleceğim."

Kimden: Satürdeki_Savaşçı

Kime: Satürnüntekyerlisi

"Senin gelmeni sabırsızlıkla bekleyeceğim."

Onun mesajını okuduktan sonra dışarıyı izleyerek şarkı dinlemeye devam ettim.

--

Eve geldiğim zaman salonda oturan Funda Abla'nın yanına gittim. Doğa da yanındaydı. "Ben geldim!"

"Hoş geldin canım." Funda Abla durgun gibiydi. Çantamı bırakıp yanına oturdum. "Funda Abla sana bir soracağım."

"Efendim canım buyur sor."

"Oğuz'un babası Rıfat Amca'yı sen tanıyor musun?" Sorduğum sorunun ardından birkaç saniye sessizlik oluştu. Oluşan sessizliği Doğa bozdu. "O ne alaka Birce?"

Sorusuyla Doğa'ya bakıp sonra tekrar Funda Abla'ya baktım. "Adama karşı bakışların biraz tuhaftı bide Oğuz senin oğlun muydu dedin. Neden?"

"Oğuz'un babası eski eşimin yani Doğa'nın babasının arkadaşıydı. Ve eşi Işıl Bildik senin annenin de benim de arkadaşımdı. Işıl hastaydı ama Oğuz daha yeni doğmuş sayılırdı. Işıl hasta olduğu için doğumdan sonra hastalığı daha da tetiklenmiş gibiydi. Rıfat bebeğin Işıl'a zarar verdiğini düşünüyormuş bu yüzden Işıl Rıfat'ın Oğuz'a kendi çocuğu gibi bakmadığını söylemişti."

Şaşkınlığımı koruyarak "Bunu Oğuz da söyledi" dedim.

"Ne dedi?"

"Babasının kendisine hep suçlayıcı bir şekilde baktığını söylemişti."

"Hala mı? Bu adamın tedavi olması gerek."

"Hala değil galiba ama Oğuz çok küçükken böyle davranıyormuş. Bu yüzden Oğuz babasını ne zaman görse kötüleşiyor."

"Siz neler diyorsunuz?" Duyduklarımıza Doğa benden daha çok şaşırmış gibiydi.

"Hepsi doğru. O yüzden o adamı hiç sevmedim. Işıl'ı çok seviyordu evet ama onun kendisine bıraktığı emanete iyi davranmadı." Onun bu lafıyla Oğuz için daha çok kötü hissetmiştim. Eğer babasıyla arası düzelmeyip hep böyle giderse hiç mutlu olamaz ki. Ben ya da arkadaşları ne kadar çok tamamlamaya çalışsak da bir yanı hep eksik kalacak.

"Ben odama gideceğim biraz dinleneyim" diyerek oturduğum koltuktan kalktım. "Birce iyi misin?" Doğa'ya yorgun bir halde dönüp baktım. Gerçekten de yorgundum. "İyiyim sadece bütün gün ayaktaydım ya yorgunum o yüzden." Doğa onaylar şekilde başını salladı.

Odama geldiğim zaman perdeleri kapatıp odayı daha çok karanlık hale getirdim. Sonra da yatağımın tam karşısındaki duvara taktığım renkli ışıkları olan Satürn lambasını yaktım ve masama oturup çekmeceden günlüğümü çıkarttım.

Tarih:28/08/2025

Sevgili Günlük,

Satürn'ün tek yerlisiyken Satürnlü 'ye aşık olan bana

18 yaşında olmak daha doğrusu bu yaştayken aşık olmak zormuş. Hatta ilk kez aşık oluyorsan bu çok daha zormuş. Sanki yolda yürürken attığım her adımı, aldığım ama hıçkırıklara sebep olan her nefesi, gülüşümü, ağlayışımı ve daha nicesini onun için yapıyormuş gibi hissediyorsun. Sanki sen nefes almazsan o boğulacakmış gibi geliyor. Ki o yaralandığında ondan çok senin canın yanıyor. Çünkü sen 18 yaşındasın ve ilk kez aşık oluyorsun. Aşkın ne demek olduğunu bilmeden karşına çıkan her engeli aşmaya çalışıyorsun. Tuhaf bir şekilde aşıyorsun da. Çünkü o derece safça seviyorsun. Ama unutma! Aşılamayacak bir engelle karşılaştığında kaçarak gökyüzüne karışmana gerek yok çünkü sen bu saf sevginle her engeli aşabilirsin. Hiç gökyüzü gökyüzünden korktu mu? Hayır. O zaman bir aşıkta aşktan korkmamalı. Aşk korkakları sevmez:)

Günlüğümü kapatıp çekmeceye koyduktan sonra kendimi yatağıma bıraktım. Gözlerimin önünde rengi değişen bir Satürn lamba aklımda ise oraya ait yaralı bir savaşçı vardı. Adı acaba bu yüzden mi Satürn'de ki savaşçıydı? Sahi nedendi? Oğuz bunu söylememişti. Satürn lambaya bakmaya devam ederken zihnimde Oğuz'un sesi yankılanıyordu. Onun sesini duyarken yarın olup ona daha tez gidebilmek için gözlerimi kapattım. Onun sesiyle uyudum.

-----

Merhaba Kat 9 Daire? Okurcanları! Nasılsınız?

Tatlış Sorular

1.Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?

2.Rıfat Bey hakkında ne düşünüyorsunuz?

3.En sevdiğiniz kısım?

Sorularımız bitti ama muhakkak yorumlarda ve diğer bölümlerde buluşalım buluşamazsak mutlu kalın♡

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18