27. bölüm · Karanlıktan Doğan Çiçek
Karanlıktan Doğan Çiçek 27. Bölüm
Kollarım çok acıyordu ve kendimi yukarıya çıkarmak bana fazlasıyla zor geliyordu.
Kuzey zorlandığımı fark edip bir anda zıpladı ve duvara tutundu çevik bir hareketle kendini duvarın üzerine attıktan sonra bir ayağını duvarın diğer tarafına sarkıttı.
Kollarımı tutup beni de yukarıya çektikten sonra bende bir ayağımı duvarın diğer tarafına sarkıttım.
Kuzey kendini aşağıya attıktan sonra ellerini bana uzattı.
"Atla, ben seni tu.."
O daha sözünü bitirmeden ben atladım. Kuzey beni tuttuğunda gülümsedim, Kuzey de şaşkınlıkla bana bakarken kollarının arasından ayrılıp kıkırdadığımda, şaşkınlıkla bana bakmayı bıraktı.
"Sana güveniyorum Kuzey."
Kuzey gülümseyerek bana baktığında elimi tuttu ve koşar adım ilerlemeye başladı.
Canım yandığında için fazla hızlı gidemiyordum ve bu yuzden de Kuzeyi yavaşlatıyordum.
Hızlı yürümeyi bıraktığımda Kuzey de durdu ve bana baktı.
"Ne oldu, bir yerin mi acıdı?"
"Seni yavaşlatıyorum Kuzey, benim yüzümden yakalanacağız."
Dedim, Sesim boğuk çıkmıştı çünkü bunun olmasını hiç istemiyordum.
Kuzey bir anda beni kucağına alıp koşmaya başladı.
"Aklından geçen şey asla olmayacak Alya."
Ellerimi boynuna doladığımda Kuzey göz ucuyla bana bakıp daha hızlı koşmaya başladı.
Yaklaşık on dakika koyunca durmadan ilerledik, kalabalığın yoğunlaştığı bir yere geldiğimizde Kuzeyin omzuna hafifçe vurdum.
"Kuzey bırak beni yere, dikkat çekiyoruz."
Kuzey bana bakmadan yürümeye devam ettiğinde kendim inmeye çalıştım ama başaramadım. Son çare olarak aklıma gelen şeyi yaptım,
"Kuzey, belim acıyor."
Kuzey bir anda beni bıraktı,
Şimdi gerçekten canım acımıştı.
"Fırlatsaydın Kuzey!"
Sitemli çıkan sesimi umursamadan beni baştan aşağıya hızla süzdü.
Kuzeyin endişeli yüzünü görünce acımı unutup gülmeye başladım.
Kuzey sinirle bana bakmaya başladığında daha da çok gülmeye başladım.
"Senin gülmeni saatlerce izleyebilirim ama uçağa yetişmeliyiz güzelim."
Gülmem bir anda durdu, gözlerimi kocaman olmuş bir halde Kuzeye baktığımda bu sefer Kuzey gülmeye başladı.
Başımı gideceğimiz yöne çevirdiğimde hızla ilerlemeye başladım.
Kuzey de gülmeyi bırakıp peşimden geldiğinde beraber yürümeye devam ettik.
Sessiz ve hızlı bir şekilde yürümeye devam ederken, Kuzeyin elini belimde hissettiğimde göz ucuyla Kuzeye baktım. Kuzey bana bakmıyordu ve fazlasıyla ciddiydi.
Adımları daha da hızlandığında onun hızına yetişmekte zorlamaya başladım. Bu hızla ilerlemek canımı yakmaya başladığında yüzümü buruşturdum.
Kuzeyin belimdeki eli sertleşti, belimi sıkıca tutmaya başladığında canım daha da çok yanmaya başladı.
Kuzey bir anda başka bir yöne doğru ilerlemeye başladı ve adımları daha da hızlandı. Artık koşuyorduk ve her adımda daha da hızlanıyorduk.
Kuzey elimi tutup koşmaya devam ettiğinde bende ona yetişmeye çalıştım ama olmuyordu, ona yetişemiyordum.
Geride kaldığımı Kuzey fark eder etmez durup beni kucağına alıp koşmaya devam etti.
Kuzey tüm gücüyle koşmaya devam ederken neden koşuyor olduğumuzu anlamak için etrafa bakındım.
Tam arkamızda takım elbiseli adamlar tüm gücüyle bizim peşimizden koşuyordu ve bize yetişmek üzereydiler.
"Kuzey çabuk başka bir yola gir!"
Kuzey dediğimi yapıp başka bir yola girdi, adamlar da bizim girdiğimiz yola girdiğinde korkum ikiye katlandı.
Biraz ileride, yolun kenarında duran üst üste dizilmiş olan kolileri gördüm.
"Kuzey kolilere yaklaş."
Kuzey kolilere yaklaştığında kolileri tüm gücümle tutup çektim. Koliler yola döküldüğünde adamlar hızını yavaşlattı.
Kuzey de başka bir yola girdiğinde takım elbiseli adamlar görüş açımdan çıktı.
Kuzey tekrardan başka bir yola girdiğinde izimizi kaybettirebilmiştik ama hala aynı hızda ilerliyorduk ki siyah bir araba yanımızdan geçip önümüzde durana kadar.
Kuzey arabanın arka kapısına gelip beni kucağından indirdi, arabanın kapısını açtı.
"Bin."
Başımla onu onaylayıp arabaya bindiğimde Kuzey de arabanın ön koltuğuna oturdu.
Sürücü koltuğunda oturan adam gaza basıp yolda zikzak çizerek ilerlemeye başladığında yüksek sesle güldü.
"Adrenalin harika değilmi kardeşim."
Kuzey onun omzuna vurdu.
"Boş boş konuşma Selim yola odaklan."
Selim denen çocuk gülmeye devam ederken Kuzey arkasını dönüp bana baktı.
"İyi misin?"
Olumlu anlamda başımı salladım.
"İyiyim,"
Biraz öne doğru eğilerek sessizce konuştum,
"Bu kim?"
Kuzey göz ucuyla Selime baktı ve bana doğru eğilerek sessizce cevap verdi.
"Kardeşim."
"Senin kardeşin mi var?"
"Öz olmasada manevi kardeşim."
"Anladım."
Geriye doğru gidip bakışlarımı cama çevirip sessizce yolun bitmesini bekledim.
