16. bölüm · Karanlıktan Doğan Çiçek

Karanlıktan Doğan Çiçek 17.Bölüm

Alminora <♡

Bu sefer kuzeyin kaşları çatıldı.

"Niye ilaydayı etkilemek isteyeyim?"

"Sen demiyormuydun anahtar ilaydada ben o anahtarı alırım diye. Yöntemin bu değilmi kuzey?"

Gereksiz sakin gözüküyordum ama içimde bir sinir vardı ve bu sinirle beraber bu şekilde konuşuyordum.

"Ben kesinlikle böyle saçma şeyler yapmam alya."

"O zaman neden ilaydaya ilgili davranıyorsun kuzey!"

Bu tarz konusma aramızda geçmemeliydi ben neden bunu yapıyordum şuan!!!

Kuzey elindeki bezi yere bıraktı ve benim elimdeki bezi de alıp kendi bezinin yanına bıraktı. İki eliyle kolumu tutarak gözlerimin içine baktı.

"Ben asla ilaydaya ilgili davranmadım alya."

Sesi naifti.

"Bir daha bu şekilde düşünme çünkü ben ilaydaya ilgili davranmayı bırak yan gözle bile bakmam."

Bir adım attı ve aramızdaki mesafeyi kapattı. Sinirim geçmişti. Başımı kaldırarak kuzeyin gözlerinin içine baktım, o zaten bana bakıyordu.

Kuzey bir elini kolumdan çekerek elini saçımda gezindirdi. Tekrar elini koluma koyduğunda kolumu okşamaya başladı.

Bir anda bir şeyin devrilme sesi geldiğinde bakışlarımı sesin geldiği yöne çevirdim. Nermin abla kovaya çarpmış ve kovayı devirmişti ama hafif gülümseyerek bize bakıyordu.

Bir adım geri çekilerek kuzeyden uzaklaştım, elleri kısa bir süre havada kaldığında bakışlarını benim baktığım yöne çevirdi.

"Benim burada işim bitti çocuklar siz konuşma devam edin."

Devirdiği kovayı eline alıp etraftaki malzemeleri kovanın içine koydu ve bizden uzaklaştı.

Yerdeki bezleri alarak kovaya koydum, diğer malzemeleri de hızlıca kocaya yerleştirip Nermin ablanın peşinden gitmek için hareketlendigimde kuzey kolumu tuttu.

Kısa bir süre dönüp ona baktım. Kolumu çekmeye çalıştım fakat başaramadım.

"Bu akşam sesinle konuşalım mı aynı yerde?"

"İşim var olmaz."

Birsüre kuzey ile karşılaşmak istemiyordum. Az önce yaptığımız konuşmayı hazmetmem gerekiyordu.

Kuzey yavaşça kolumu bıraktığında hızlıca Nermin ablanın peşinden gittim.

Nermin abla başka odada etrafın tozunu almaya devam ederken bende ona eşlik etmeye başladım. Beni gördüğünde gülümsedi.

"Aranızdaki sorunları çözdünüz mü?"

"Ne.. Ne sorunu?"

"Tartıştınız ya kızım ondan bahsediyorum."

"Yok abla ne tartışması sadece konuşuyorduk."

"Bak kızım ben anlarım böyle şeyleri, her zaman konuşarak çözün sorunlarınızı. Üzmeyin birbirinizi."

Böyle şeyler derken, neyden bahsediyordu??

Nermin abla burnundan güldü ve işine devam etti. Bende aynı seyi yaparak işime devam ettim.

Akşam olduğunda işimizi bitirmiştik ve ikimizde çok fazla yorulmuştuk.

Etraftaki son işleri halledip odalarımıza doğru ilerledik.

Odama geldiğimde yaptığım ilk şey duşa girmek oldu. Duştan çıkıp kendimi yatağıma uzandım ve birkaç saniye içinde uykuya daldım.

Sabah geç uyandım. Bugün günlerden ÇARŞAMBAydı.

Yatağımdan kalkıp herzamanki rutinimi yaptım. Bugün enerjim pek yoktu ve bunun sebebini de bilmiyordum. Belki hala bu evde olmanın verdiği huzursuzluk olabilirdi belki de metal olarak yorgunluğum gün yüzüne çıkıyordu ya da başka şeyler de olabilirdi ama pek önemsediğim söylenemez. Tek isteğim bugün çok az işimin olması ve gerekmediği sürece odamdan asla çıkmamak istiyordum.

Odamda kendimi rahat hissetmeye başlamıştım ve bu az da olsa iyi gelen nadir şeylerdendi. Adımlarımı yatağıma doğru yönlendirdim. Yatağıma uzanıp hiçbirşey düşünmeden duvara bakmaya başladım. Derin iç çekişlerim dışında odadan hiç ses çıkmıyordu ve bu sessizliğin sesini o kadar çok seviyordum ki anlatamam.

Küçükken sürekli evde bir gürültü vardı. Kulaklarımı sıkıca kapatır sesin kaybolmasını dört gözle bir beklerdim ama o ses bir türlü durmazdı. Geceleri babam sesten rahatsız olduğu için tüm ses çıkaran şeyleri kısa süreliğine kapatır uyandıktan sonra geri açardı, bende babam uyurken bir köşede sessizliğin sesini dinler kendimi rahat hissederdim.

Odamda oluşan bu sessizliği bozan şey ise herzamanki kulak çınlatan telefon sesiydi. Bir an açmamakta kararlıydım ama aklıma neler olabileceğine dair ufak senaryolar belirdiğinde ben daha fark etmeden yatağımdan kalkmış telefona doğru ilerlemiştim çünkü biraz da olsa acı çekmek isteyeceğim en son şey bile değildi.

Telefonu açıp yavaşça kulağıma götürdüm.

"Küçük kız, bana hemen bol köpüklü kahve yapıp odama gel."

Sesi ilk defa keyifli çıkıyordu ve bu ürpertici derecedeydi. Birşeyler olmuş olmalıydı ve bu şeyler onu mutlu ettiyse bizi de mutsuz edeceği kesin olan bir konuydu.

Telefonu yerine bırakıp odamın kapısına doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda tam karşımda kapıyı çalmak üzere olan kuzey ile karşılaştım.

"Günaydın."

"Günaydın."

Yanından geçip koridorda sessizce ilerlemeye başladığımda o da peşimden gelmeye başladı.

"Bir sorun mu var alya."

"Bilmiyorum kuzey, bunu bana değil sana sormak lazım."

Anlamamış gözlerle bana bakarken onunda hiçbirşey bilmediğini fark ettim.

"Neyse boşver ben birazdan öğrenebilirsem sana anlatırım."

Kuzey durdu ve kolumu tutarak beni durdurdu.

"Neyden bahsettiğini açıklarmısın."

"Serdar bugün çok mutlu ve o mutluysa iyi birşey olmuşmudur?"

Kuzeyin kolumu tutan eli gevşedi ve kolumu bıraktı. Birsüre bir yere daldı daha sonra gözleri gözlerimi buldu. İçtenlikle gülümsedi.

"Sen moralini bozma ben herşeyi hallederim."

İçimde bir kıvılcım çıktı ve o kıvılcım kalp atışlarımın hızlanmasına sebep oldu.