10. bölüm · Karanlıktan Doğan Çiçek

Karanlıktan Doğan Çiçek 10.Bölüm

Alminora <♡

Birkaç saniye de olsa tüm yaşadıklarımı unutmak tüm acılarımı etkisiz hale getirmişti. Kuzey neden bana sarılmıştı bilmiyorum ama bana iyi gelmişti.

Kuzeyden ayrıldığımda tekrar göz göze geldik. İki elimi tutup avucunun içine aldı.

"Seni buradan kurtaracağım."

Gülümsedim.

Kuzey bana yardım etmek için dünden razı gibiydi. Belki bu yaptığım kötü belki de iyi bilmiyorum ama kesinlikle buradan kurtulmak için kuzeyi basamak olarak kullanmalıydım.

Ellerimi ellerinin arasından çekip ayağa kalktım. Kuzey de benimle beraber ayağa kalktığında ne yaptığımı anlamaya çalıyor gibiydi. Odamın kapısına doğru ilerledim, kapıyı açıp dışarıya çıktım.

"Alya nereye gidiyorsun daha yaraların yeni dinlen biraz."

"İşim var kuzey, daha kötü şeyler yaşamak istemiyorum."

Sessizlik.

Zemin kata gittim. Yirmi kişiye yakın insanlar vardı hepsinin elinde kutular ve siyah iş çantaları vardı.

Bir tanesinin elinde ise dosyalar vardı ve etrafa bakıp notlar alıyordu. Adamın yanına yavaşça gittim.

"Merhaba, siz buraya salon hazırlığı için geldiniz değil mi?"

"Evet hanımefendi, Serdar bey nerede acaba?"

"Ben onun yardımcısıyım sizinle ben ilgileneceğim."

Adam beni baştan aşağıya süzdü, iğrenir gibi bakışlar attıktan sonra etrafa göz gezdirdi..

"Şakan bittiyse zamanımı boşa harcama gözümün önünden çekil."

Ellerim istemsizce yumruk haline geldiğinde belimde birinin elini hissettim. Sağ tarafıma baktığımda Serdarın gülümseyen suratı ile karşılaştım.

Serdar adama öldürücü bakışlar atsada gülümsemeye devam ederken konusmaya başladı.

"Özel yardımcıma karşı hangi hakla bu şekile konuşuyorsun!"

"Serdar bey.. Bu kadın sizin özel yardımcınız değildir diye düşünmüştüm."

"Eger bir daha bunu düşünürsen beynini parçalarım!"

Gülümseme soldu, bakışlarındaki tüm ciddiliğiyle adamın üzerinde öyle bir etki bırakmıştı ki adam birkaç adım geriye doğru sendelendi.

"S.. siz ne derseniz o Serdar bey."

Adamın biraz önceki özgüveninden eser kalmadığında serdarın eli belimden uzaklaştı. Bizden uzakta olan kırmızı koltuğuna doğru ilerlediginde bakışlarım adama döndü.

"Zaman geçiyor hazırlıklara başlayalım."

"Hemen."

Adam yola gelmiş gibiydi, dudağımın bir kenarı hafifçe havaya kıvrıldıgında. Ekibin yanına doğru ilerledim.

Aradan yaklaşık üç saat geçmişti. Salonun bir kısmı sarı tonları ile dizayn edilmişti ve mükemmel bir görüntü oluşmuştu bile.

Biraz gerileyip üç saatlik emeğimize baktığımda gülümsedim. Ensemde bir nefes hissettiğimde gerildim. Arkamı döndüğünde Serdar tam arkamda durmuş Süslemeleri bakıyordu.

"Aferin sana küçük kız başardın, aynı başarının devamını da getirmeyi unutma."

Başımla onu onayladım.

Uzakta bir köşede bize bakan kuzeyi gördüğümde içimi bir huzursuzluk kapladı.

Serdar birkaç adım gerileyip kırmızı koltuğa doğru ilerlediginde, ayaklarım istemsizce kuzeyin olduğu tarafa doğru hareket etti.

Kuzeyle aramdaki mesafe kısaldıgında kuzey bir odaya girdi. Peşinden bende girdiğimde kuzey duvara yaslanmış bir sekilde bana bakıyordu.

"Bir sorun mu var kuzey?"

"Hayır."

"Niye burada tek başınasın?"

"Bilmem."

"Bilmem mi?"

Kuzeyin çenesi kasıldı boynundaki damarlar belirginleşti..

"O adam niye sana bu kadar yakın duruyor!"

Sesi sertti ve biraz yüksek çıkmıştı.

"Şşşş.. sessiz olsana."

"Soruma cevap ver!"

Bu sefer daha sessiz söyledi.

"Bilmiyorum."

"Ne demek bilmiyorum adam senin içine giriyor!"

Sonlara doğru sesi yine yükseldi ve bu sefer ben sinirlenmiştim. Kuzey beni neden sorguya çekiyor hemde bu konu için.

"Bilmiyorum işte adam en başından beri böyle karşı gelmeye çalıştım geri çekildim sonuç bu kuzey sen gördün sen sardın yaramı."

Kuzey sessiz kaldı.

"Özür dilerim.."

"Özür dileme kuzey sadece şuan ne kadar saçmaladığını fark et."

Kuzey bakışlarını kaçırdı. Uzaklara daldı.

"Bir şey mi oldu kuzey?"

Cevap vermedi.

"İyimisin, bir sorun mu var?"

Kuzeyin bakışları bana döndü ve bir anda bana sarıldı.

"Ben.."

Ne yapacağımı bilemedim. Ellerim kontrolsüzce hareket etti ve kuzeye sarıldım.

Birsüre sadece o şekilde durduk.

Bir anda aklıma şuan olan şeyin saçma olduğu ve planım dışı birseyler oluyor olduğu aklıma gelince bir adım geriledim.

Kuzey bana baktı ama hiçbirsey demedi.

Odadan çıktım ve salonun tam ortasına kadar ilerledim. Ekibin arasına katıldım ve yardın etmeye başladım. Birsüre sonra kuzey yine aynı yerde beni izlerken gördüğümde bakışlarımı kaçırdım ve işime odaklandım.

Salonun yarısı doğum günü için hazır olduğunda ekip gitmek için malzemelerini toparlamaya başladılar. İlk konuştuğum adam yanıma geldi.

"Yarın tekrar geleceğiz, aynı saat uygun mu?"

"Evet"

"Peki o zaman biz gidiyoruz."

Ekipçe evden çıktıklarında serdarın yanına gittim.

"Yarın aynı saatte gelecekler uygun değil mi?"

"Senin için uygunsa evet."

Başımla onayladım. Serdarın yanından uzaklaşıp mutfağa doğru ilerledim. Mutfağa dirdiğimde Nermin abla etrafı toparlıyordu, dolaptan bir bardak almak istedim ama boyum yetmedi. Arkamda birisi belirdi ve benim yerime bardağı alırken kulağıma birşeyler fısıldadı.

"Kroki cebinde dikkat et."

Bardağı bana verip mutfaktan çıktı. Hızlıca suyumu içip bende mutfaktan çıkıp odama gittim.

Tüm krokileri çıkarıp hepsine göz gezdirdim geriye sadece en üst kat kalmıştı ve zamanım da çok azdı. Kuzeyin bu akşam son katın krokisini çizmeliydi ayrıca benim kuzeyle konuşmam gerekiyordu.

Akşam olduğunda odamdan çıktım. Arka bahçeye gittim kuzey bahçede oturuyordu. Yanına gidip oturdum.

"Kuzey şuanda bana krokinin sonuncusunu çizmeye gerekiyor!"

Kuzey önündeki kağıdı bana uzattı. Kroki. Gülümseyerek ona baktım.

"Teşekkürler, bu iyiliğini asla unutmayacağım."

Ayağa kalktım tam gidecektim ki kuzey bana seslendi.