4. bölüm / 23
Karanlığın varisleri 1Hayaletin oyunu
Bölümler 23Şu an: Hayaletin oyunu
- 1 Uçurumun Kıyısında922 kelime
- 2 Sessiz kabul653 kelime
- 3 Kızıl Gözlerin Gölgesi454 kelime
- 4 Hayaletin oyunu394 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Nefes Kadar Yakın737 kelime
- 6 Sekiz Yolun Ortasında642 kelime
- 7 Kural Dışı Emir560 kelime
- 8 Sayfalar Ardında Saklanan625 kelime
- 9 Vicdanın Sınırı471 kelime
- 10 İçten çökenler493 kelime
- 11 Söylenmeyenler519 kelime
- 12 Karanlığın Teklifi793 kelime
- 13 Uyanan Kan604 kelime
- 14 Derinlerdeki Bağ674 kelime
- 15 Kuzey Kulesindeki Fırtına628 kelime
- 16 Mahzendeki Zincirler873 kelime
- 17 Keyifsiz Ziyaret763 kelime
- 18 Huzurlu bir gece961 kelime
- 19 Görünmez Düğüm519 kelime
- 20 Kırık Bağlar, Yeni Sırlar983 kelime
- 21 Yaklaşan Fırtına1.243 kelime
- 22 Karanlığın Oyunu848 kelime
- 23 Gecenin İçindeki904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Leshak gözlerini aniden açarak yorganını savurdu. Bakışları odayı tararken büyüsü damarlarında titreşiyordu. Genç adam derin bir nefes alıp enerjiyi bastırdı. Bu kadar yorgun olmasa gücünü kullanabilirdi ama dikkatini toplayacak zamanı yoktu.
Yattığı şiltenin altındaki küçük hançeri hızla çıkardı. Bıçağının pozisyonunu ayarlayıp yavaş adımlarla kapıya yaklaştı. Ses dışarıdan geliyor gibiydi. Gözlerini birkaç kez kırpıştırıp kabzayı daha sıkı kavradı. Boş eliyle kapının kulpuna uzandı. Yutkunarak kola hafifçe bastırdı.
Tahta kapı gıcırtıyla açıldı.
Koridorun sarımsı ışığı ansızın prensin altları morarmış gözlerine vurdu. Leshak geriye sendeleyecek gibi oldu, refleksle bıçağını yüzüne doğru kaldırıp kendini gölgeledi. Bir an sonra ise yavaşça indirip önüne baktı.
Koridorda kimse yoktu.
Kaşları çatılırken ağzı hafifçe aralandı. Gözlerini aniden yukarıya çevirdi; tavanda yalnızca büyük kristal avizeler ve parlak taşlar vardı. Beklediği hiçbir şey yoktu.
Leshak içinden bir küfür savurup ileriye doğru iki küçük adım attı. Sonra durdu.
Havadaki koku garibine gitmişti.
Dudakları gerildi. Emin olmak için havayı tekrar kokladı. Bıçağını yeniden kaldırdı, dişlerini birbirine kenetledi. Koridor tanıdık bir kokunun esiriydi. Yoğundu, tazeydi ve metali andırıyordu.
Kandı.
Prens kısa kısa nefes alırken artık bu garipliğin kaynağından emindi. Birinin kanı dökülmüştü. Ve o her neyse… onun için gelmişti.
Leshak savunma pozisyonunda bir süre bekledi. Gözleri arada kapanmaya çalışıyor, alnından birkaç damla ter süzülüyordu. Yorgunluğu bedenine çökmüş olsa da tetikteydi. Yine de karşısına çıkan hiçbir şey olmadı.
Kan kokusu bile yavaş yavaş silinip gitmişti.
Omuzları hafifçe çöküp silahını indirdiğinde gözüne bir kâğıt çarptı. Kapının arka yüzeyinde asılı duruyordu. Yaklaşıp yazıyı sabitlendiği yerden çekti. Kısa bir bakış atıp arkasına döndü, koridoru son kez süzdü.
Sessizlik.
Odasına geri girip kapıyı kapattı.
Pencerenin karşısındaki masaya yöneldi. Sandalyeyi çekip oturdu, parşömeni daha rahat incelemek için önüne serdi. Kâğıt eskimiş bir dokuya sahipti. Üst kısmında küçük bir metin, alt tarafta ise bir arma ve kırmızı balmumu üzerine basılmış garip bir mühür vardı.
Prens, kâğıdın kenarlarını istemsizce kıvırıp buruşturdu. Derin bir nefes alıp parşömeni masaya bıraktı. Ellerini saçlarına geçirip kaşıdı.
Kutsal ışık aşkına... hayatımın en boktan gecesi.
Huzursuz bir bakışla kâğıda tekrar uzandı.
Düşün... nerede gördün armayı?
Genç adamın gözleri bir anda büyüdü.
“Agrona devlet anlaşmaları…” diye mırıldandı.
Fakat yazılanları çözemiyordu. Yüzünü asarak ayağa kalktı, belini esnetti ve odada volta atmaya başladı. Avluda gördüğü şey gerçek miydi? Notta ne yazıyordu? Kim göndermişti?
Zihni sorularla dolup taşarken zaman fark etmeden akıp gitti.
Perdeleri araladığında güneşin ilk ışıkları odaya sızıyordu. Hava giderek aydınlanıyordu.
Leshak eliyle ağrıyan şakaklarını ovuşturdu.
Lanet bir şatoda yeni bir gün başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
