17. bölüm · KARANLIĞIN MİRASI
17 Bölüm Altın Gözler
Yağmur başlamıştı ince damlalar kırık camlardan içeri giriyor koridorun taş zemininne düşünüyordu.
Afra'nın boyunundaki hilal kolye yenideb parladı.
Mavi ışık kalbinin atışıyla birlikte büyüyordu küçülüyordu.
Karşı binanın çatısındaki adam hala ona bakıyordu.
Altın gözleri karanlığın içinde bile parlıyordu.
Afra onu daha önce hiç görmemişti.
Ama nedense tanıyormuş gibi hissediyordu.
Adam yavaşça elini kaldırdı ve o anda gölgeler birliği askerleri durdu.
Hepsi aynı anda geri çekildi aras şaşkınlıkla baktı.
"Ne yapıyorsun."
Defne başını salladı.
"Onu tanımıyorum."
Ama Titan tanıyordu dev metal bedeni titredi.
Bozuk sesi yankılandı.
"Kan...Kağan..."
Afra bu isim ilk kez duyuyordu ama Aras'ın yüzü bir anda değişti.
"İmkansız."
Alp ona döndü.
"Kim bu?"
Aras cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Başkan'ın ilk deneği."
Koridor sessizleşti defne bile donup kaldı.
"Hayır..."
Aras başını salladı.
"Öldüğünü sanıyorduk."
Karşı çatıdaki adam hafifçe gülümsedi sanki söylediklerini duymuş gibiydi.
Sonra bir anda ortadan kayboldu.
Afra gözlerini kırıpıştırdı yok olmuştu.
Tam o sıradan arkasında bir ses duyuldu.
"Beni arayordunuz galiba."
Herkes döndü.
Kağan koridorun ortasında duruyordu.
Kimse onun nasıl geldiğini görmemişti.
Alp hemen silahını kaldırdı kağan ise sadece gülümsedi.
"Onunla konuşmaya geldim."
Gözleri Afra'ya döndü.
"Yıllardır seni bekliyorum."
Afra geri çekildi.
"Ben seni tanımıyorum."
Kağan 'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Tanımıyorsun."
Başını eğdi ama annem tanıyordu.
Bu söz Afra'nın içine yıldırım gibi düştü.
Annesi yine aynı sır yine cevaplanmış sorular.
"Annem hakkında ne biliyorsun."
Kağan sessizce eski fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta yağmurdan yıpranmıştı ama görüntü hala seçiliyordu.
Afra'nın elleri titredi çünkü fotoğrafta annesi vardı.
Geç haliyle ve yanında kağan.
Afra nefesini tuttu.
"Bu nasıl mümküb olabilir."
Kağan 'ın altın gözleri karanlıkta parladı.
"Çünkü hikaye sana anlatıldığı gibi değil."
Uzaktan büyük bir patlama sesi geldi.
Binanın alt katları çökmeye başlamıştı.
Ama artık kimsenin umurunda değildi.
Çünkü ilk kez gerçeğin kapısı aralanıyordu.
Kağan bir adım yaklaştı.
"Geçmişin Kapısı'nı arayorsun."
Afra cevap vermedi.
Kağan devam etti.
"Ben oradan çıkan son kişiyim."
Sessizlik.
Ve o anda...
Afra 'nın kolyesi daha önce hiç olmadığı kadar parlak yanmaya başladı.
Sanki onu tanıyordu sanki onu bekliyordu.
Kağan yavaşça fısıldadı:
"Kapı açılmak üzere, Afra."
Ve binanın derinlşklerinden daha önce duyulmayan bir ses yükseldi.
Çünkü İstanbul'un altında saklı olan sır...
Uyanmaya başlamıştı.
