BÖLÜM 7

Vaveyla Yazarı: Ryua

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: BÖLÜM 7

"Yine mi sen?"
Doktorun sesi odada yankılandığında Lara olduğu yerde durdu.
Bakışları önce doktora, ardından omzuna yaslanan Alaz'a kaydı. Kaşlarını çatarak ona soru sorarcasına baktı.
"Yine mi?"
Alaz ise doktora bakıyordu.
Yüzündeki ifade değişmişti. Birkaç dakika önce Lara'yı sinirlendirmek için fırsat kollayan adam gitmiş, yerine bir anda suskunlaşan biri gelmişti.
Lara bunu fark etmişti.
Hem de fazlasıyla.
“Bir dakika,” dedi yavaşça. “Siz birbirinizi tanıyor musunuz?”
Doktor, Alaz'ın diğer kolunu tutarak ona destek oldu.
“Ne yazık ki.”
Alaz gözlerini devirdi.
“Doktor, şimdi sırası değil.”
“Senin için hiçbir şeyin sırası gelmiyor zaten.”
Doktor onu odanın köşesindeki muayene yatağına oturttu. Ardından yarasına bakmak için malzemeleri hazırlamaya başladı.
Lara ise hâlâ kapının yanında duruyordu.
“Ben bir şey mi kaçırdım?”
“Hayır,” dedi Alaz.
Lara kaşlarını kaldırdı.
“Gerçekten mi? Çünkü bana kalırsa ikinizin arasında en az on yıllık bir dargınlık var.”
Doktor hafifçe güldü.
“On yıl mı? Keşke o kadar kolay olsaydı.”
Alaz başını kaldırdı.
“Yeter.”
Doktorun yüzündeki gülümseme silindi.
“Peki. Ama bu sefer ne tür bir belaya bulaştın anlat”
“Sonra.”
“Alaz.”
“Doktor.”
İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı.
Lara kollarını göğsünde birleştirdi.
“Harika. Bir de kendi aranızda bakışarak konuşuyorsunuz. Benim burada bulunma amacım ne tam olarak?”
Alaz başını ona çevirdi.
“İstersen dışarıda bekleyebilirsin.”
Lara inanamazmış gibi güldü.
“Sen beni buraya kadar getirttin, şimdi de dışarı mı gönderiyorsun?”
“Seni buraya ben getirtmedim.”
“Tabii. Ben de canım sıkıldığı için gece vakti yaralı bir adamı arabayla gizli kliniğe getirdim.”
Lara ellerini iki yana açtı.
“Dur, hatta baştan anlatayım. Gece vakti evime gizlice giren bir adamla karşılaştım. Kim olduğunu, neden orada olduğunu açıklamak yerine beni alıp bilmediğim bir yere götürdü. Sonra peşimize adamlar düştü, kendimizi bir anda kaçarken bulduk. Ardından beyefendi yaralandı ve bütün yolu hem onu taşımakla hem de bitmek bilmeyen talimatlarını dinlemekle geçirdim.”
Bir an durup Alaz'a baktı.
Alaz cevap vermedi.
"Bana bir cevap borçlusun artık"
Alaz bakışlarını Lara'dan ayırmadan derin bir nefes aldı.
“Her şeyi anlatacağımı söyledim.”
“Ne zaman? Bir sonraki yüzyılda mı?”
“Lara.”
Doktor elindeki malzemeleri masaya bıraktı.
“İkiniz de susabilir misiniz? Şu yarayla ilgilenmem gerekiyor.”
Lara hemen geri çekildi.
“Tabii, özür dilerim.”
Alaz ona baktı.
“Benden de özür dileyecek misin?”
Lara başını yavaşça ona çevirdi.
“Ne için?”
“Az önce bağırdın.”
"Hak ediyorsun. İster misin, biraz daha bağırayım?”
Doktor derin bir nefes aldı.
“Ben neden hep böyle insanlarla uğraşıyorum?”
Lara istemeden güldü.
Fakat doktor, Alaz'ın yarasını incelemeye başladığında yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Bu ne zaman oldu?”
“Birkaç saat önce.”
Doktor başını kaldırdı.
“Birkaç saat önce mi?”
Alaz cevap vermedi.
“Alaz, sana bir soru sordum.”
Lara, doktorun sesindeki sertliği duyunca bakışlarını Alaz'a çevirdi. Adamın yine susmayı tercih edeceğini anlaması uzun sürmedi.
İçini çekti.
“Camdan atladığımızda oldu.”
Doktorun eli durdu.
“Camdan mı atladınız?”
Lara dudaklarını birbirine bastırdı.
“Evet. Onun fikriydi.”
“Lara,” diye araya girdi Alaz.
Kız başını ona çevirdi.
“Ne var? Yanlış bir şey mi söyledim?”
Alaz cevap vermedi.
Lara yeniden doktora döndü.
“Ben atladım, o da beni yakaladı. Ama yere düştüğümüzde...” Sesi bir anlığına duraksadı. Bakışları istemsizce Alaz'ın sırtına kaydı. “Sırtı sert zemine çarptı. Bütün darbeyi o aldı.”
Odanın içindeki hava bir anda değişti.
Doktorun yüzündeki ifade ciddileşti. Alaz'a baktığında az önceki alaycı tavrından eser kalmamıştı.
“Sen gerçekten akıllanmayacaksın.”
Doktorun çenesi gerildi.
“Bildiğim şey, kendini yine tehlikenin ortasına attığın.”
Lara'nın bakışları ikisinin arasında gidip geldi.
Yine.
Doktor bu kelimeyi ikinci kez kullanmıştı.
Demek ki bu ilk değildi.
“Bir dakika,” dedi Lara. “Az önce de ‘yine’ dediniz. Alaz daha önce de böyle mi geldi buraya?”
Doktor cevap vermeden önce Alaz'a baktı.
Alaz'ın bakışları sertleşti.
“Bu konuyu kapat.”
“Ben seninle konuşmuyorum,” dedi doktor. “O sordu.”
Lara başını salladı.
“Evet, ben sordum. Ve bir cevap bekliyorum.”
Doktor bir süre düşündü.
“Alaz'ı uzun zamandır tanıyorum. Ne zaman başını belaya soksa buraya gelir.”
“Her seferinde mi?”
“Çoğu zaman.”
Lara, Alaz'a döndü.
“Senin normal bir hayatın var mı?”
Alaz kaşını kaldırdı.
“Seninle tanışmadan önce vardı.”
"Demek hayatının en büyük hatası benimle tanışmak oldu... Harika. O zaman daha fazla hata yapmana gerek yok.”
Lara arkasını döndü ve kapıya yöneldi.
“Lara, dur.” Alaz ayağa kalkmaya yeltendi ama doktor onu omuzlarından bastırarak engelledi.
Kız durdu ama arkasına dönmedi.
“Ne?”
“Nereye gidiyorsun?”
“Seni ilgilendirmez.”
“Dışarıda tek başına ne yapacaksın? Mantıklı davran.”
Lara başını arkaya çevirdi, ona baktı.Yüzündeki kırgın ifade yerini soğuk bir kararlılığa bırakmıştı.
"Mantıklı davranmak mı? En başından beri mantıklı davranmayan sensin, Alaz. Beni hiçbir şey açıklamadan buraya getirip sonra da her şeyi kontrol edebileceğini sanamazsın. Dışarıda ne yapacağıma gelince... Belki de normal günlerime nasıl döneceğimi düşünürüm.”
“Lara, saçmalama. İki dakika bekle dedik.”
“Bana emir vermeyi kes!” dedi Lara sesi titreyerek ama sertçe.
“Sana yeterince vakit verdim. Bir dahakine karşıma geçtiğinde bana bir masal değil, gerçekleri anlatırsın. Tabii bir daha karşılaşırsak.”
Alaz bir şey söyleyemeden Lara kapıyı sertçe açıp dışarı çıktı ve arkasından kapattı.
Koridor, odanın aksine sessizdi.
Lara birkaç adım attıktan sonra duvarın kenarındaki sandalyeyi fark etti. Kendini yavaşça üzerine bıraktı ve başını arkasındaki duvara yasladı.
Sonunda yalnız kalmıştı.
Ama beklediği gibi rahatlamamıştı.
Aksine, sessizlik düşüncelerini daha da belirgin hâle getiriyordu.
Gözlerini kapattı.
Her şey birkaç saat önce başlamıştı. Evine gizlice giren bir adam, peşlerine düşen yabancılar, karanlık sokaklar ve sonunda kendilerini attıkları o kaçış...
Camdan atladıkları anı hatırlayınca istemsizce doğruldu.
Alaz'ın onu yakalayışını, yere düştüklerinde sırtının sert zemine çarpışını hatırlıyordu. Sonrasında acısını gizleyerek ayağa kalkmaya çalışmasını da.
Lara dudaklarını birbirine bastırdı.
Bunu düşünmek istemiyordu.
Çünkü ne kadar sinir bozucu olursa olsun, Alaz'ın yaralanmasının kendi yüzünden olduğunu düşünmek içini huzursuz ediyordu.
Ama bir yandan da öfkeliydi.
Onu korumak için kendini tehlikeye atıyordu, peki neden?
Bu sorunun cevabını bilmeye hakkı yok muydu?
Üstelik doktorun tavırları...
Yine mi sen?
Lara kaşlarını çattı.
Alaz'ı uzun zamandır tanıyordu. Onun başını belaya sokmasına alışmış gibiydi. Demek ki Alaz daha önce de benzer durumlara düşmüştü. Belki de peşindeki adamlar yeni değildi.
Peki, Lara bütün bunların neresindeydi?
Birden gözlerini açtı.
“Ben ne yapıyorum ya?” diye mırıldandı kendi kendine.
Başını ellerinin arasına aldı.
Eve dönmeliydi.
Bu düşünce ilk kez aklından geçmiyordu ama şimdi her zamankinden daha mantıklı görünüyordu.
Araba hâlâ dışarıdaydı.
Anahtar da kendisindeydi.
İsterse kalkıp gidebilirdi. Alaz'a haber vermek zorunda değildi. Ona bir açıklama borçlu değildi. Kendi evine dönüp kapısını kilitleyebilir, sabah olduğunda her şeyi daha sakin bir kafayla düşünebilirdi.
Evet. En mantıklısı bu.
Lara çantasını kontrol eder gibi elini cebine attı. Anahtarın soğuk metalini parmaklarının arasında hissetti.
Bir süre onu avucunda çevirdi.
Sonra başını kaldırıp koridorun sonundaki kapıya baktı.
Tek yapması gereken ayağa kalkmak, dışarı çıkmak ve arabaya binmekti.
Bu kadar basitti.
Peki, neden hâlâ yerinden kıpırdamıyordu?
Lara gözlerini devirdi.
“Yok artık. Bir de onu mu düşüneceğim?”
Alaz'ın kendisine bakışını hatırladı. Yarası yüzünden yüzü gerildiğinde bile acısını belli etmemek için gösterdiği çabayı...
Ardından kendisine söylediği sözleri hatırladı.
Her şeyi anlatacağım.
Kaçıncı kez?
Lara'nın yüzündeki ifade sertleşti.
Hayır. Bu kez farklı olmayacaktı. Birazdan yanına gidecek, yine birkaç cümleyle onu oyalayacak ve hiçbir şey anlatmayacaktı.
Üstelik Lara'nın burada kalması için bir sebep de yoktu.
En azından mantıklı bir sebep.
Ayağa kalktı.
Anahtarı avucunda sımsıkı tuttu ve çıkışa doğru birkaç adım attı.
Sonra durdu.
İçeriden doktorun sesi geliyordu. Kapı tam kapanmamıştı.
Bu sefer ne oldu, Alaz?”
Lara istemsizce yavaşladı.
“Uzun hikâye.”
“Senin bütün hikâyelerin uzun. Ben sana başka bir şey soruyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından doktorun sesi yeniden duyuldu.
“Bu kızın ne suçu var?”
Lara'nın parmakları anahtarın etrafında kapandı.
Alaz'ın cevabını duymak istemediğini düşündü.
Gerçekten istemiyordu.
Ama ayakları da onu kapıdan uzaklaştırmıyordu.
İçeride birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Alaz konuştu.
“Hiçbir suçu yok.”
Lara'nın boğazında tuhaf bir düğüm oluştu.
Alaz devam etti.
“Zaten mesele de bu.”
Lara olduğu yerde kaldı.
Mesele ne?
Bir adım daha yaklaşacak oldu ama kendini durdurdu.
Hayır.
Başkalarının konuşmalarını dinlemek istemiyordu. Cevapları kapı aralıklarından toplamaktan da bıkmıştı.
Eğer Alaz'ın anlatacak bir şeyi varsa, karşısına geçip anlatabilirdi.
Lara yeniden çıkışa döndü.
Bu kez durmadı.
Fakat kapıya ulaştığında elindeki anahtara bir kez daha baktı.
Ardından dışarıdaki geceye gözlerini dikti
Gitmek istiyordu.
Gerçekten istiyordu.
Ama arabaya binip oradan ayrıldığında, Alaz'ın söylediklerini değil, söylemediklerini düşüneceğini de biliyordu.
Bu düşünce canını daha da sıktı.
“Of, senden nefret ediyorum, Alaz,” diye fısıldadı.
Sonra kapıyı açıp dışarı çıktı.
Soğuk hava yüzüne çarptığında derin bir nefes aldı. Binanın girişinin yanındaki banka oturdu.
Sadece birkaç dakika.
Kafasını toparlamak için birkaç dakika.
Sonra kararını verecekti.

~Devam edecek

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.