6

Vaveyla Yazarı: Özlem Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 6

Göğsüne dayadığım elim hâlâ sert kaslarının üzerindeydi ama itmekten çok, sanki o anın şokuna tutunmaya çalışıyordum. Aslan’ın fısıltısı zihnime kazınırken, arkamdaki berjerden kaçma umudum tamamen yok olmuştu.
İpek: sevmek mı?" dedim, nefesim boğazımda takılı kalmıştı sesim titred

İpek:Beni babamın kumar borcuna karşılık zorla kaçırıp bu malikaneye kapatmayı sevmek mı diyorsun? Beni bir eşya gibi sattılar, sen de bunu fırsat bilip esir aldın!"
Aslan’ın yüzündeki o tehlikeli, rahat ifade bir an için gölgelendi. Gözlerinde, çözemediğim ama içimi ürperten derin bir fırtına koptu başını hafifçe eğip aramıza bir milim bile boşluk bırakmayacak kadar yaklaştı.
Aslan: "Baban o masada seni satarken ellerim kırılsın isterdim," dedi, sesi o kadar alçak ve gergindi ki, kelimeler doğrudan ruhuma çarptı.
Aslan;O herif seni ilk kez harcamıyordu, İpek. Sen yıllardır o evin içinde tükenirken, ben uzaktan izlemekten başka hiçbir şey yapamadım. Ama artık o evde değilsin. Benim yanındasın."
Şaşkınlıkla gözlerim sonuna kadar açıldı. Kalbimin atış hızı kulaklarımda uğulduyordu.
İpek: "Ne... Ne saçmalıyorsun sen?" dedim, nefesim kesilerek.
İpek:Uzaktan izlemek mi? Sen kimsin ki beni izleyeceksin? Biz seninle daha dün... yani bugün karşılaştık!"
Aslan, parmaklarını yavaşça yanağıma doğru uzattı. Tenime değdiği an içimde ardı arkası kesilmeyen bir ürperti dalgası yayıldı. Geri çekilmeme izin vermeden başparmağıyla elmacık kemiğimi hafifçe okşadı. Dokunuşu o kadar sert ama bir o kadar da garip bir şekilde sahipleniciydi ki, ona karşı koymak elimden gelmiyordu şuan kendime lanetler ediyordum bir yandan ise korkuyordum...
Aslan: "Sen beni ilk kez bugün gördün, İpek," diye fısıldadı, gözleri dudaklarımdan gözlerime çıkarken. Aslan:Ama ben seni çok uzun zamandır tanıyorum. Attığın her adımı, o evde döktüğün her damla gözyaşını... Hepsini biliyorum."
Nefesim tamamen kesildi. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacak gibi çarpıyordu. Bir yandan öfkeden deliye dönmem gerekiyordu, diğer yandan ise bu adamın gözlerindeki o yoğun, yılların birikimi olan tutku beni esir alıyordu kendine gel ipek kendine gel...
İpek: "Bırak beni..." diye mırıldandım, sesim az önceki isyankâr tonundan çok uzaktı, adeta bir yalvarış gibi çıkmıştı.
İpek:Böyle yapamazsın. Zorla..."
Aslan, dudaklarıma kilitlenen bakışlarıyla başını biraz daha yaklaştırdı. Aralarındaki o son mesafeyi de kapatırken, nefesi dudaklarımı ısıttı.
Aslan: "Zorla olduğunu kim söyledi?" diye fısıldadı tam dudaklarımın üzerinde.
Aslan:Bunun adı zorunluluk değil, İpek... Geç kalmışlığın intikamı."
Daha ne olduğunu anlayamadan, beni berjerden kaldırıp tek hamlede kucağına aldı. Bedenim bedenine yaslandığı an, ellerim refleks olarak geniş omuzlarına tutundu.onun bu karşı konulamaz ve ezici yakınlığı karşısında direncimin nasıl eridiğini korkuyla hissettim yapma ipek..Yataktan başka hiçbir yere kaçamayacaktım; ve en kötüsü, içimdeki o küçük ses, belki de kaçmak istemediğimi fısıldıyordu...
Beni kucağında taşıyıp geniş yatağın orta yerine bıraktığında, hareket etmek için geç kalmıştım bile. Üzerime doğru eğilerek yanağımı ellerinin arasına aldı; kaçmama, arkama bakmama izin vermiyordu. Gözlerindeki o koyu, zifiri karanlık tutku tenimi yakıyordu...
İpek: "Ne... ne yapıyorsun?" sesim titriyordu, çünkü bu adamın ne kadar ileri gidebileceğini kestiremiyordum ama asıl korkum, ona karşı içimde uyanmaya başlayan bu zayıflıktı...

Aslan, başını hafifçe eğip yüzünü boynuma doğru yaklaştırdı. Dudakları boynumun hassas derisine değdiği an, tüm vücudum istemsizce kasıldı; nefesim kesildi, ellerim refleks olarak gömleğinin yakasına tutundu. Onu itmek istiyordum ama parmaklarım aksine kumaşa daha sıkı sarıldı.
Aslan: "Sana yıllardır uzaktan baktığım her anın acısını çıkarıyorum, İpek," diye fısıldadı tenime doğru. Sıcak nefesi kulak mememe çarptığında başım istemsizce geriye kaydı.
Aslan:Seni tanımadığını söylüyorsun ama ben senin her nefesini ezberledim. O evde geçirdiğin her saniye seni oradan çekip almayı istedim."
İpek: "Sen... deli misin?" dedim, sesim fısıltıdan öteye gidemiyordu. Göğsüm hızla inip kalkarken, kalbimin atış sesinin odadaki tek şey olduğunu düşündüm.
İpek:Beni kaçırıp buraya tıkman... bunun adı sevgi olamaz!"
Aslan başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı. Gözlerindeki o yoğun ifade, az önceki tehlikeli ve sert adamı almış, yerine tamamen farklı bir adam koymuş gibiydi ama bu onu daha az korkutucu yapmıyordu; aksine daha da tehlikeli kılıyordu.
Aslan: "Sevginin ne olduğunu sen o evde kurşun gibi üzerine binen o hayatla öğrendin, İpek," dedi sert ama bir o kadar da derin bir sesle. Parmakları çenemi kavrayıp başımı yukarı kaldırdı.
Aslan:Benim yanımda kuralları ben koyarım, Ama sana zarar gelmesine asla izin vermem. Şimdi gözlerini kapat ve sadece bana odaklan."
Itiraz etmek, bağırıp çağırmak istiyordum; kollarımı kaldırıp onu göğsünden itmek için kendimi zorladım. Ama o, bedenimin üzerindeki o karşı konulamaz baskısıyla tüm direncimi eritiyordu. Dudakları dudaklarıma yaklaşırken, zaman sanki durmuştu.
Gözlerim istemsizce kapanırken, içimdeki o isyankâr ses tamamen susmuştu...
Dudakları dudaklarımla buluştuğunda, içimdeki tüm o direniş kabukları birer birer kırıldı. Bu öpücük ne zoraki ne de yabancıydı; yılların biriken hasreti, o uzaktan izlenen her anın sızısı ve sabırsızlığıyla doluydu. Önce kısa bir şokla nefesim kesilse de, Aslan'ın o sahiplenici ve karşı konulamaz baskısı karşısında elim kolum bağlandı...Tepki dahi veremiyordum...
gözlerim tamamen kapandı. O an dış dünyadaki her şey, o malikane, babamın kumar masaları, korkularım... hepsi silinip gitti. Sadece onun teninin sıcaklığı ve kalbimin kulaklarımda uğuldayan ritmi kaldı....
Aslan, dudaklarımızı yavaşça ayırdığında ikimiz de nefes nefesteydik. Alnını alnıma yasladı, koyu renkli gözleri en derinlerime bakar gibi sabitti. Göğsünün hızlı inip kalkışını kendi bedenimde hissediyordum.
Aslan: "Gördün mü?" diye fısıldadı, sesi pürüzlü ve nefes nefeseydi. Aslan:Kaçamadın,Kaçmadın, Kaçamazsın da."
Kalbim deli gibi çarparken, sesimdeki o eski dik dik çıkıştan eser kalmamıştı. Gözlerimi kaçırmaya çalıştım ama parmaklarıyla çenemi tutup buna izin vermedi.
İpek:Beni... beni buna sen mecbur bıraktın," diyebildim sadece, sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
Aslan hafifçe gülümsedi; o sert ve korkutucu adamdan eser kalmamış, yerine sanki ruhumun en hassas yerini bilen bir adam gelmişti sanki...
Aslan: "Mecbur bırakmadım, İpek," dedi, baş parmağı alt dudağımda nazikçe gezinirken.
Aslan:Sadece seni hak ettiğin yere, yanıma getirdim. Şimdi buradasın. Benimle."
Yatağın ortasında onun o devasa kollarının arasında sıkışıp kalmışken, içimdeki o isyan yerini tuhaf, karşı koyamadığım bir hisse bırakıyordu. Bu durumun ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu düşünemeyecek kadar yorgundum. Aslan beni göğsüne doğru çekerken, başım geniş omzuna yaslandı kalkmak istesemde buna izin vermedi.Gözlerim kapanırken, bu adamın koruyucu ama bir o kadar da tehlikeli çemberinden bir daha asla çıkamayacağımı çok iyi biliyordum....