10

Vaveyla Yazarı: Özlem Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 10

Yazardan...
*
*
*
*
Ecrin sinirle soluyordu ipek bir haftadır o ruh hastasının elindeydi ve sonunda bulmuşlardı Ayşe sevgilisini takip etmiş öyle bulmuşlardı.
Ecrin;Polisi geçelim ya ben o ruh hastasını evire çevire döviyim ne dersiniz"
Ayşe:Of saçmalama Ecrin"
Kardelen: Kızlar sohbetinizi bölmek gibi olmasında hadi artık!*

Kızlar birlikte evden ayrılıp karakola doğru yola koyuldular...

****
Saat gece yarısını geçmişti Aslan’ın kollarının arasında, nefesini tenimde hissederken vicudum yaprak gibi titriyordu kendimi ona nasıl teslim.ettim nasıl bu kadar kendimden geçtim bilmiyorum kafam çok karışıktı yataktan kalktım ve üzerime bir tişört ve pantolon alıp giyindim saçlarımı tarayıp açık bıraktım gelen ani ve kulak tırmalayıcı bir sesle yerimden sıçradım aslanda hemen kalkmış giyinmişti.

Bahçe kapısının çelik gıcırtısı ve ardından peş peşe gelen polis sirenlerinin tiz çığlığı odadaki tüm havayı dondurmaya yetmişti.

Kalbim göğüs kafesimi döverken nefesim kesilmişti
Aslan ise benim aksime aniden gerilen ama saniyeler içinde o tehlikeli, buz gibi sakinliğine bürünen yüz ifadesiyle Çenesindeki kaslar seğiriyordu; gözlerindeki o sahiplenici sıcaklık yerini acımasız bir öfkeye bırakmıştı.
Aslan: "Sakin ol," dedi, sesi o kadar alçak ama bir o kadar sertti ki. Üzerine hızla pencereye yöneldi.
Aşağıdan gelen gürültülü sesler, ayak patırtıları ve tanıdık bir sesin hınç dolu bağırtısı odaya kadar ulaşıyordu.
Ecrin: "İpek!Biz geldik korkma!!"
Kulaklarıma inanamayarak.Pencereye koştugumda gördüğüm manzara karşısında kanım çekildi kurtulma umudu yeniden canlandı.Malikanenin avlusu tam anlamıyla polis arabalarıyla dolmuştu. Yanıp sönen kırmızı-mavi çakar lambalar odanın duvarlarını vahşi birer gölge oyununa çeviriyordu.
Ecrin,öfkeyle zangır zangır titreyen elleriyle malikanenin kapısına dayanmış, arkasında polislere emirler yağdırıyordu. Yanında ise endişeyle etrafa bakan Ayşe ve kollarını bağlamış, kendinden emin bir şekilde dikilen Kardelen vardı. Arkalarındaki iki polis memuru, ellerinde arama ve kurtarma kararıyla kapıyı zorluyordu.
İpek: "Ecrin..."
Aslan, arkamdan yaklaşıp ellerini belime yerleştirdiğinde vücudundaki sertliği ve öfkeyi derinden hissettim. Gözleri aşağıdaki kalabalığa dikilmişti; bakışları o kadar keskindiki, uzaktan bile o kızları delip geçebilirdi.
Aslan: "Küçük bir misafir skandalı," dedi, alayla karışık buz gibi bir sesle. "Görünüşe göre arkadaşların lunaparka geldiklerini zannediyorlar."
Aşağıdaki kapı, güvenliklerin direnmesine rağmen polislerin yetki göstermesiyle ardına kadar açıldı. Ecrin, Ayşe ve Kardelen içeri adımlarını attıkları anda yankılanan sesleriyle malikaneyi ayağa kaldırdılar.
Ecrin: "İpek! neredesin! Seni bu adamın elinden kurtarmaya geldik, korkma artık!"
Aslan derin bir nefes aldı, belimdeki ellerini yavaşça çözdü ve odanın kapısına doğru yürümeye başladı. Adımları o kadar ağırdı ki, sanki bir avcı avına yaklaşırken sergilediği o korkunç sükûneti taşıyordu.
Aslan: "Bekle beni burada," dedi, omzunun üzerinden bana dönerek. "Bu evin kurallarını kimseye öğretmediysek, bugün uygular öğrenirler."
Peşinden merdivenlere doğru koştum. Antreye indiğimizde, Ecrin ve arkadaşlarının polis eşliğinde merdivenlerin başına kadar geldiğini gördük. Ecrin beni gördüğü an ileri atılmak istedi ama polisin kolu onu engelledi.
Ecrin: "İpek! İyi misin seni almaya geldik"
Ayşe kafasını sallayarak onayladı, ama gözlerindeki korku mu yoksa karşımızda duran Aslan’ın devasa öfkesinden mi kaynaklanıyordu anlaşılamıyordu. Kardelen ise daha sivri bir dille araya girdi.
Kardelen: "Bunun adı resmen alıkoymadır memur bey! Bakın işte karşımızda, kız şokta! Tutuklayın şunu!"
Polis memurlarından biri öne çıktı ama aslana korkan gözlerle bakıyordu.
Polis: "Beyefendi, hakkınızda şikâyet var. İpek Hanım’ı kendi rızasıyla ifade vermesi ve evine dönmesi için bizimle göndermek zorundasınız."
O an odadaki tüm hava çekildi. Aslan, polisin yüzüne bile bakmadan bir adım öne çıktı.
Aslan: "Benim evimde, benim kararımla bulunan bir kadını hiçbir güç, hiçbir yetki bu kapıdan dışarı çıkaramaz," dedi, ses tonu odadaki herkesin ensesinde buzlu bir rüzgâr estirdi. "Şimdi o arkandaki üç zavallı kuklayı da al ve malikanemden defol git komser"
Ecrin çılgına dönmüştü.
Ecrin: "Sen ne diyorsun be! İpek, o adamın büyüsüne mi kapıldın?! Konuşsana!"
Gözlerim Ecrin ile Aslan arasında gidip geliyordu. Bir tarafta aslan ve sınırı olmayan yapacakları ve kızların umutla bana bakışları vardı...
Aslan bana doğru bir bakış attı; gözlerinde "Seçim senin" der gibi sarsılmaz bir güven ve beni asla bırakmayacağının o net vaadi vardı bunu yaparsam tüm sevdiklerimin zarar göreceğine adım kadar emindim bunu göze alamazdım... Derin bir soluk aldım, omuzlarımı dikleştirdim ve Ecrin’in şaşkın bakışları altında Aslan’ın bir adım daha yanına, o koruyucu çemberinin tam içine adımı attım.
İpek:Gelmiyorum".....

Ecrin’in dudaklarından dökülen o şaşkın ve öfkeli çığlık, malikanenin yüksek tavanlı antresinde yankılandı.
Ecrin: "Sen... Sen ne dedin?! Kafayı mı yedin İpek! O adamın seni tehdit etmesine izin verme!"
Ayşe elleriyle ağzını kapatırken, Kardelen arkadaki polis memurunun kolunu dürtüklüyor, deliye dönmüş bir halde fısıldıyordu.
Kardelen: "Gördünüz mü memur bey? Zorla alıkonuluyor, müdahale edin!"
Polis memuru, Aslan’ın devasa gövdesine ve o buz gibi bakan gözlerine baktıktan sonra yutkundu. Karşısındaki adamın gücünü ve nüfuzunu sezebiliyordu; bu yüzden sesindeki otoriteyi korumaya çalışsa da tedirginliği her halinden belliydi.
Polis: "İpek Hanım, kendi iradenizle mi buradasınız? Lütfen net bir cevap verin, yoksa kanuni işlem başlatmak zorunda kalacağız."
Kalbim boğazımda atıyordu. Aslan’ın arkamdaki varlığı sırtıma yaslanan demir bir duvar gibi sağlamdı ama içimdeki o korku, sevdiklerime gelebilecek zarar düşüncesiyle katlanıyordu. Eğer onlarla gidersem Aslan’ın gazabından kurtulamayacaklarını biliyordum; burada kalırsam da arkadaşlarımı ve geçmişimi sonsuza dek kaybedecektim....
Derin bir soluk aldım, omuzlarımı dikleştirdim ve polisin gözlerinin içine baktım.
İpek: "Kendi rızamla buradayım memur bey," dedim, sesim öncekinden çok daha net çıkmıştı. "Kimse beni zorla tutmuyor. Lütfen arkadaşlarımı da alıp gidin."
Ecrin adeta deliye döndü. Polisin engelini aşmak için öne atıldı ama Aslan tek bir el hareketiyle, o korkunç otoritesiyle antreyi adeta buz kesti.
Aslan: "Duydunuz," dedi, sesi bir ölüm fermanı kadar soğuk ve keskinleşmişti.

Polisler daha fazla uzatmak istemedi karşılarında duran adamı biliyorlardı isteselerde birşey yapamazlardi Ecrin’i kollarından tutup zorla geriye çektiler.
Ecrin: "Bırakın beni! İpek, sen büyük bir hata yapıyorsun! Bu adam seni mahvedecek!" diye haykırıyordu Ecrin, kapıdan dışarı çıkarılırken sesi yankılanmaya devam ediyordu. Ayşe ve Kardelen de korku dolu bakışlarla polisin peşinden dışarı sürüklenirken, avludaki çakar lambaların ışığı yavaş yavaş uzaklaştı.
Demir kapının kapanma sesi, malikaneye yeniden o derin ve boğucu sessizliği getirdi.
Antrede sadece ikimiz kalmıştık. Aslan, yavaşça bana doğru döndü. Gözlerindeki o ölümcül öfke yerini yavaş yavaş derin, sarsıcı bir tutkuya ve zafer kazanmış bir adamın tatminine bırakmıştı.
Uzun adımlarla yanıma geldi, parmakları titreyen çenemi nazikçe kavrayıp yüzümü yukarı kaldırdı.
Aslan: "Beni şaşırtmadın, güzelim," diye fısıldadı, nefesi dudaklarımın üzerinde dolaşırken. "Doğru olanı yaptın. Çünkü benim olanı kimse benden alamaz."
Gözlerim dolmuştu ama karşı koyacak ne gücüm ne de isteğim kalmıştı arkadaşlarımın çığlıklarını ve geçmişimi kendi ellerimle yakmıştım olduğum yere çakılıp kaldım Ecrin...Ayşe...Kardelen....
Annem....
Mecburdum....