27. bölüm · Kanla yazılmış aşk

26. Bölüm Hain

Karen Kaytanci

Sabah olduğunda yanında ereni görmek beni mutlu ediyordu ona sarılmamdan belki rahatsız oluyordu ama ben asla rahatsız olmuyordum. Yavaşca yatakdan kalktım kıyafetlerim yıkamaya gitmişti erene hayır desemde göndermişti altımda laranın gri eşofmanı üstümde erenin t-shirt vardı odadan yavaşca çıktım merdivenlerin başında emiler karşılaştım
"Günaydın emir"
Beni kolunun altına aldı
"Günaydın minnak"
Aşağıya beraber indik
"Erkencisin elis"
"Evet baran rahatsız mı oldun"
"Senden rahatsız olan ölsün"
"Deme öyle ölürsün sonra cenaze gelecek kadar cesaretli değilim"
"Daha ölmem merak etme ayrıca inşallah ben senden önce ölürüm cenazene gelemem"
“Üf sus Baran ya, ölüm konusunu açma.”
Baran ellerini havaya kaldırıp geri çekildi, yüzünde o yarım sırıtış vardı. Emir hâlâ kolunu omzumdan çekmemişti. Sanki bırakırsa düşecekmişim gibi.
“Tamam tamam,” dedi Baran. “Kahvaltı var, moral düzeltir.”
Mutfağa geçtik. Masa her zamanki gibi kalabalık değildi ama sıcak bir havası vardı. Lara tezgâhta kahve yapıyordu. Göz göze geldik. Kısa bir anlık bakıştı ama yetti.
İyisin der gibiydi.
Başımı hafifçe salladım. İyiyim.
Sandalyeye oturduğumda üstümdeki tişörtün kolu biraz yukarı kaydı. Lara fark etti ama bir şey demedi. Zaten bu evde herkes her şeyi görür ama çoğu zaman susardı.
“Eren uyanmadı mı?” diye sordu Emir.
“Uyuyor,” dedim. “Uyandırmak istemedim.”
Lara fincanı önüme koydu.
“Bırak uyusun,” dedi. “Son zamanlarda az uyuyor.”
Neden az uyuduğunu hepimiz biliyorduk ama kimse dillendirmedi. Bu evde bazı konular vardı; kapısı kapalı odalar gibi.
Kapı gıcırdadı. Başımı çevirdim.
Eren merdivenlerin başında duruyordu. Saçı dağınık, gözleri uykulu ama bakışı direkt bendeydi. Üstümdeki tişörtü fark ettiğini anladım. Bir şey demedi. Sadece bakışları yumuşadı.
“Günaydın,” dedi.
“Günaydın,” dedim ben de.
Yanıma geldi, sandalyenin arkasında durdu. Omzuma eli değdi, çok kısa bir an. Ama içimden bir şey sakinleşti.
Kimse fark etmedi sandı ama Lara gördü. Her zamanki gibi.
O an şunu düşündüm:
Bu ev, bu insanlar, bu sabah…
Hepsi geçiciydi belki.
Ama şu an, tam şu saniye,
yanındaydım.
"eren elisa hesap vermiycek mi"
"Ne hesabı be" dedim hemen
"Eren eşyalarına dokunmasından hoşlanmaz"
"İsterse çıkarırım"
Ayağa kalktığım gibi eren kolumu tutup oturmam için işaret etti
"Baran seni o yemekle boğarım elisa hariç kimse eşyalarıma dokunamaz bu evdeki kurallar elisa için değil baran"
Baran kaşlarını kaldırdı, şaşkın şaşkın Eren’e baktı.
“Vay be,” dedi. “Ayrıcalık level atladı.”
Eren hiçbir şey demedi. Elini kolumdan çekti ama aramızdaki mesafe hâlâ yoktu. Yan yana değil, aynı yerde gibiydik.
Baran’a bakıp pis pis sırıttım.
“Duydun,” dedim. “Kurallar bana işlemiyor.”
Lara burnundan kısa bir nefes verdi. Gülmemek için kendini zor tuttuğunu biliyordum. Emir başını salladı.
“Ben demiştim,” dedi. “Elis bu evin istisnası.”
Baran sandalyesine yaslandı.
“Tamam tamam,” dedi. “Bir daha ağzımı açmam… şimdilik.”
Eren tabağıma biraz daha bir şey koydu.
“Yemek ye,” dedi. “Az yemişsin.”
Baran bana baktı
"Eren haklı elis yemek ye çok zayıfsın"
"Sende yemek yemeyi kes her hangi bir görev olsa nolcak iyice kilo aldın göbeğin çıkcak"
"Sen benim göbeğime kurban ol"
Tam bir şey diyecekken Lara konuştu
"Görev derken uzun zamandır görev gelmiyor"
Eren sadece başını salladı bir şeyler olduğunu anladım ama sormadım ardından emir konuştu
"Minnak sayeden bilgiler geldi bakarız istersen"
"Benle değilde ardayla baksanız daha iyi olur"
"Minnak bu görev senin abine kızgınsın ama bakmalısın"
Bağırşma sesleri yükseldi
"Noluyor lan" dedi baran hepimiz sese baktık
"Güzelim arkama mı gelsen"
Laraya döndüğüm anda adımı duydum
"Arda"
Koşarak mutfakdan çıktım merdivenleri iki iki atlayıp çıktım odama geldiğimde sesler daha da arttı kapıyı açtım
"Elisayı öldürmemi istemiyorsan sus arda"
Aslı demişti bunu ben ona kurban oluyordum sanki
"Elisa öyle bir şey olmiycak"
Arda boşa konuşuyordu
"Napcakmışsın bana aslı söyle bir daha"
Arkamda eren, baran ve emir vardı baran yanıma geldi elini silahına doğru götürdü
"Elisa bana bak ben senin çocuk triplerinle uğraşmam tamam mı arda senin yüzünden bu evde kalıyor eşyaları aldığımız gibi burdan gitcez ve sende bizle geliceksin"
"Aslı benle uğraşmanı söylemiyorum zaten hayatımdan defolup gide bilirsin zevkle izlerim"
"Ben ardayı seviyorum senle uğraşamam"
"Kocanı ikna et ozaman defolup gidin"
Arda ayağa kalktı baran silahını daha sıkıntı tuttu
"Arda kalktığın yere geri otur" eren demişti bu lafı
"Eren karışma elisa sende abartma bizle gelceksin konu kapandı"
"Beni bu evden götüremezsin"
"Herkes odadan çıksın elisayla yanlız konuşcam"
Eren itiraz etcek gibi oldu ama ben ona bakınca sustu odanın kapısından ayrılmıycaktı biliyordum herkes çıktı ikimiz kaldık
"Ne var arda"
"Bizle geliceksin beni uğraştırma"
"Gelmiycem abi çok beklersin"
Abim bana tokat attı, tokatın etkisiyle yere savruldum
"Sen"
"Elisa ben özür dilerim"
Dinlemedim odadan çıktım
"Aslı!"
"Ne var"
Saçından tuttuğum gibi dıs kapıya götürdüm
"Güzelim dur"
"Lara karısma herkes yerinde kalsın"
Arda koşarak geldi
"Elisa özür dilerim bilerek yapmadım"
"Bende bilerek yapmıyorum çekil şurdan"
Kapının önüne geçti
"Çekil"
Çekilmedi aslıyı yere fırlattım
"Baran silahı ver"
"Elis saçmalama"
"Ver şunu"
Silahı aldığım gibi ardaya doğrulttum
"Çekil"
"Çekilmem aslı istersen vur beni"
Kafasına silahı fırlattım vurcak kadar cesaretli değildim
"Baran yardım et"
Baran ardanın kolundan tuttu bende aslının saçına yapıştım yerde sürükleye sürükleye aşağı indirdim
"Arda ne sen karşıma bir daha çıkacaksın ne aslı sen ikinizden de nefret ediyorum"
"Seni burda bulamazsam nerde bulabilirim biliyorum elisa benden kaçamazsın abicim"
"Annenim evine bir daha dönmem"
"İstesende dönemezsin sattım"
"Naptın naptın"
"Sattım bizim için"
"Sen aslıyla bir hayat kurmak için annemin evimi sattın"
O cümle beynimde yankılandı.
Sattım.
Bir an gerçekten duymamış olmayı diledim.
“Neyi sattın?” dedim yavaşça. Sesim titremiyordu ama içim parçalanıyordu.
Arda gözlerimin içine bakamadı.
“Evi,” dedi. “Annenin evini. Bizim için.”
Bizim.
O kelime midemi bulandırdı.
“Sen,” dedim. “Annemin anısını, benim sığınağımı… biz diyerek sattın.”
Aslı yerden doğrulurken hâlâ ağlıyordu ama umurumda değildi.
“Abartma,” dedi. “O ev yıllardır boştu zaten.”
O an kafamı ona çevirdim.
“Bir daha annemin adıyla cümle kurma,” dedim.
“Yapamazsın.”
Eren bir adım öne çıktı. Sesi sakindi ama içi sertti.
“Bu noktadan sonra,” dedi, “Elisa’nın iradesi dışında tek bir karar daha alınırsa, bu evde kimse kalmaz.”
Baran Arda’yı hâlâ tutuyordu.
“Bak abi,” dedi. “Bir hata yaptın. Büyük hata. Ama bir tane daha yapma.”
Arda bana baktı. Gözleri doluydu ama o bakışta pişmanlıktan çok kontrol vardı.
“Ben seni korumaya çalışıyorum,” dedi.
“Beni korumuyorsun,” dedim. “Beni sahiplenmeye çalışıyorsun.”
Sessizlik çöktü.
Sadece Aslı’nın hıçkırıkları vardı.
“Ben gelmiyorum,” dedim net bir şekilde.
“Ne seninle, ne onunla. Ve o ev… sen sattıysan bile, benim içimde hâlâ duruyor. Oraya aitim.”
Arda bir adım attı ama Eren hemen önüme geçti.
“Buraya kadar,” dedi. “Elisa kararını verdi.”
Bir an Arda’nın bakışlarında bir şey kırıldı.
Ama bu, beni geri döndürecek bir şey değildi.
Ceketimi aldım. Ellerim titriyordu ama başım dikti.
“Beni bir daha tehdit edersen,” dedim Arda’ya,
“abla-kardeş falan kalmaz. Bugün sondu.”
Kapıya yöneldim.
Eren yanımdaydı. Baran arkamızda. Emir kapıyı açtı.
Aslı arkamdan bağırdı.
“Kaçıyorsun!”
Durup dönmedim bile.
“Hayır,” dedim.
“İlk defa kalmayı seçiyorum.”
Kapı kapandı.
Ve o an anladım:
Bazen bir ev satılır.
Ama bir insan kendini geri alır.
Ben istememe rağmen ardayı ve aslıyı eve almışlardı erenin odasından hiç çıkamadım bacaklarımı kendime doğru çekmiş camın önünde oturuyordum
Kapıya vurdu biri sesiz kaldım.
Eren.
"Gelebilir miyim"
"Kendi odana girmek için benden izin alma"
"Burası sadece benim odam değil seninde odan"
Sustum. Eren sürekli beni kendi yanına ait görürdü şikayetçi değildim zaten nasıl şikayetçi olayım çok seviyordum bu adamı asla şikayet etmezdim
"Hep böyle yapardın çilli her üzüldüğünde her sinirlendiğinde dizlerini kendine çeker oturdun"
"Beni ne zamandan beri tanıyorsun"
"Dört yıldır dört yıl önce abin seni bana emanet etti, üc yıl boyunca sabahları seni sen fark etmeden korudum akşamları ya ardayı aradım yada göreve giderdim sonra-"
Sözünü kestim
"Sadece bir akşam baksaydın abimi görürdün hayatımız tamamen farklı olurdu"
Sözüne kaldığı yerden devam etti
"Son üc ay çok üzgündün anladım o an ardayla alakalı bir şeyler olmuştu ama öldügü için sustum sonrası belli burdasın"
"En üzüldüğüm şey modellik yapamıycak olmam"
"Yapıcaksın ama görev için"
"Olur kabulum yeterki yapıyım"
"Baranla beraber yapcaksınız demek istemiyorum ama bir adamın dikkatini çekmen gerekiyor"
Baranla beraber podyuma cıkıp bir adamın dikkatini çekmek zulüm gibi olacaktı.
Kapı kapandıktan sonra uzun süre kıpırdamadım.
Eren’in söyledikleri kafamın içinde dönüp duruyordu.
“Bakışını kullanacaksın.”
“Duruşunu.”
Ben hep görünmemeyi istemiştim.
Şimdi tam tersini yapmam gerekiyordu.
Model olduğum zamanlarda bile üstümde fazla ilgi oluyordu şimdi olcakları düşünemiyordum.
Akşamüstü Lara kapıyı tıklattı.
Bu sefer sessiz değildi.
“Hadi,” dedi.
“Hazırlanıyoruz.”
Aynaya baktığımda tanıdık ama yabancı birini gördüm.
Saçlarım dağınıktı, gözlerim yorgun.
Ama içimde garip bir kararlılık vardı.
Lara dolaptan siyah bir elbise çıkardı.
Düz, sade, vücuda yapışmayan ama duruşu olan.
Ellerim titredi, korkudan
Görevim belliydi podyumda baranla beraber yürüycekdim baran etrafı gözetliycekti ben adamın dikkatini çekcektim masasına çağırdığında ondan bilgi almaya çalışcaktım.
Laranın verdiği elbiseyi giydim siyah yırtmaçlı bir elbise, saçımı taradım gözlerimi belirginleştirmek için hafif bir makyaj yaptım merdivenlerden inerken Lara yanımdaydı oda düz rahat edebileceği bir elibise giymişti aşağı indiğimizde baranı gördüm simli bir takım elibise giymişti koltukda yatıyordu telefona bakıyordu
"Oo elisam çok güzel olmuşsun"
"Sağol"
"Ciddisin bu sefer galiba"
"Hayır, ciddiyetten değil"
Lara konuştu
"Korkudan"
Kafamı salladım
"Eğer bir şey olursa ben seni korurum elisa merak etme"
"O konuda şüphem yok zaten"
Merdivenlerden kerem, eren ve emir indi
"Minnak sen bu kadar güzel miydin"
Gülümsedim şimdi hepsi aynı şeyi diyecekti kerem çok uzun süre baktı istemeden rahatsız oldum.
Kerem boğazını temizleyip önüne döndü.
Şükür bakmayı kesmisti
O an ereni fark ettim, hepsi dik dik bakıyordu
"Yeter ya hepiniz önünüze dönün"
Laranın yanına geçtim
"Sen çeket almıycan mı elis üşürsün"
"Alırım birazdan"
Baran kafasını salladı sonra eren konuştu
"Görev belli baran ve elisa podyuma çıkcak ben ve emir kulaklıkla elisayı dinliycek öbürleri normal orda görevliymis gibi davrancak"
Kafamı salladım
"Ben çeket alayımda geleyim"
Miraç abim arda ve aslıda indi
"Giy şunu cimcimem"
"Teşekkürler abi"
"Önünü iyice kapat önün niye bu kadar açık senin"
Gözlerimi devirdim yine kıskanıyordu
"Üf abi bana değil laraya sor bunları hem onunda önü de açık git ona bulaş"
Arda sadece bakıyordu hiç bir şey demedi
"Banane laradan"
"Sevgili olduğunuzu herkes biliyor abi"
"Elisa!"
Laranın bağırmasıyla sustum
Hepimiz aşağıya indik arabalara bindik erenle ikimiz tek kalmıştık
"Korkarsan bana seslenmen yeterli"
Kafamı salladım konuşmak istemiyordum
Arabada sessizlik vardı.
Motorun sesi bile fazla geliyordu kulağıma.
Camdan dışarı baktım ama hiçbir şeyi gerçekten görmüyordum.
Eren direksiyondaydı.
Gözleri yoldaydı ama farkındaydım…
Her frende, her virajda beni kolluyordu.
“Korkarsan,” demişti.
“Sadece seslenmen yeterli.”
Korktuğumu belli etmek istemiyordum.
Ama kalbim, bunu umursamıyordu.
Mekâna yaklaştığımızda ışıklar görünmeye başladı.
Uzun bir bina.
Cam cephe.
İçeriden müzik sesi geliyordu.
Defile alanı.
Arabadan indiğim an soğuk hava bacaklarıma çarptı.
Yırtmaçlı elbisenin yanlış bir tercih olduğunu o an anladım.
Tam ceketi alacağım sırada Eren omzuma bıraktı.
“Giy,” dedi kısa bir sesle.
“Çıkana kadar.”
Göz göze geldik.
Bir saniyeden fazla sürmedi ama yeterince ağırdı.
İçeri girdiğimizde her şey fazla parlaktı.
Fazla düzenli.
Fazla sakin.
Baran hemen profesyonel moda geçti.
Omuzları dik, bakışı sertti.
Ama gözleri sürekli etrafı tarıyordu.
“Unutma,” dedi yanıma yaklaşarak.
“Bak ama bakılma.
Gülümse ama açılma.”
“Biliyorum,” dedim.
“Ben dikkat çekerim, sen yakalarsın.”
Podyumun arkasına alındık.
Kulaklığı kulağıma yerleştirirken Lara fısıldadı:
“Her şey kontrol altında.
Ve sen yalnız değilsin.”
Derin bir nefes aldım.
Ayakkabılarımın topuk sesi bile fazla geliyordu.
Sonra anons yapıldı.
“Hazırsınız.”
Baran’la yan yana geldik.
Işıklar kapandı.
Müzik başladı.
İlk adımı attığımda…
Dizlerim titredi.
Ama durmadım.
Başımı kaldırdım.
Bakışımı sabitledim.
Eren’in dediği gibi…
Bakışımı kullandım.
Kalabalığın arasından bir masa dikkatimi çekti.
Ortada oturan adam.
Sakin.
Fazla sakin.
Bakışlarımız kesişti.
Kulaklıktan Eren’in sesi geldi.
Alçak, net:
“Tamam, Elis.
Hedef bu masa.
Sakın acele etme.”
Bir adım daha attım.
Gülümsedim.
Adam hafifçe arkasına yaslandı.
Bakışı üzerimdeydi artık.
Kalbim hızlandı.
Ama bu sefer kaçmadım.
Bu sefer…
oyunun içindeydim.
Tamam. Gerilimi masaya çağrılma anında yükseltiyorum ve kontrol dışı bir sorun çıkarıyorum. Elisa’nın ağzından devam ediyorum:
Podyumdan indiğim anda bakışını hâlâ üzerimde hissediyordum.
Gözlerimi kaçırmadım.
Kaçarsam kaybedeceğimi biliyordum.
Bir garson yaklaştı.
Elinde siyah bir tepsi vardı ama bakışı doğrudan bendeydi.
“Hanımefendi,” dedi alçak sesle.
“Beyefendi sizi masasına davet ediyor.”
Kalbim bir anlığına durdu.
Kulaklıktan Eren’in sesi geldi, sakin ama dikkatli:
“Tamam.
Yalnız gitmiyorsun.
Baran üç masa ötede.”
Garson uzaklaştığında kulaklıktan Eren’in sesi geldi, sakin ve netti.
“Devam.
Kontrol sende.”
Masaya oturduğumda adam kibarca başını eğdi.
Ne fazla yakındı ne de mesafeli.
Tam olması gerektiği gibiydi.
“Adınızı öğrenebilir miyim?” dedi.
“Elisa,” dedim.
Soyadımı söylemedim.
Gerek yoktu.
“Memnun oldum,” dedi.
“Defilede yürüyüşünüz dikkat çekiciydi.
Kendinizden emin.”
Gülümsedim.
Ama bu sefer gülümsemem süs değildi.
Duruşumla cevap verdim.
“Bu iş,” dedim,
“kendine güvenmeden yapılmıyor.”
İçkiler geldi.
Bardağı elime aldım ama içmedim.
Sadece parmaklarımı camın üzerinde gezdirdim.
Adam bunu fark etti.
“İçmiyorsunuz.”
“Kontrolü seviyorum,” dedim.
“Bırakırsam… tadı kaçar.”
Bu hoşuna gitti.
Bakışları yumuşadı.
Kulaklıktan Baran’ın sesi geldi:
“Gayet iyi gidiyor Elis.
Adam açılıyor.”
Adam hafifçe öne eğildi.
“Bu çevrede sık görünmezsiniz,” dedi.
“Yeni misiniz?”
“Yeni değil,” dedim.
“Sadece… seçiciyim.”
Güldü.
Gerçek bir kahkahaydı bu.
“Anlıyorum,” dedi.
“Ben de öyleyim.”
Sohbet ilerledikçe konu işlere kaydı.
Yurt dışı bağlantıları, davetler, özel organizasyonlar…
Hepsini anlatıyordu.
Farkında bile değildi.
Kulaklıktan Eren fısıldadı:
“Devam et.
İsim sor.”
“Bu kadar çok yere giden biri,” dedim,
“mutlaka tanınmıştır.
Sizi nasıl hatırlamalıyım?”
Bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
“Soyadımı söylemem,” dedi.
“Ama ortaklarım beni M diye bilir.”
Bu yeterliydi.
Eren’in nefesi kulaklığımdan net duyuldu.
“Tamam,” dedi.
“Bu bilgi işimize yarar.”
Saatime baktım.
Planın sonuna gelmiştik.
“Affınıza sığınarak,” dedim,
“arkadaşlarım beni bekliyor.
Ama tanıştığımıza memnun oldum.”
Ayağa kalktım.
O da kalktı ama yolumu kesmedi.
“Tekrar görüşür müyüz?” diye sordu.
Bakışlarımı kaçırmadım.
Gülümsedim.
“Belki,” dedim.
“Doğru zamanda.”
Masadan ayrılırken içimde bir rahatlama vardı.
Görev bitmişti.
Sorunsuz.
Sessiz.
Tam planlandığı gibi.
Kulaklıktan Eren’in sesi geldi, bu sefer daha yumuşak:
“Harikaydın, Çilli.
Geri dön.”
Ve ilk kez o gece,
gerçekten nefes aldım.
Rahatlamıştım ama çok uzun sürmedi aynı garson önümü tekrar kesti
"Hanımefendi patronumuz sizle görüşmek istiyor"
Görev hani bitmişti, kulaklıktan erenin sesi geldi
"Git, biz orda olucaz"
Derin bir nefes aldım
"Tamam, gidelim"
"Buyrun hanımefendi beni takip edin"
Dediğini yaptım onu takip ettim. Biraz yürüdükden sonra bir odaya geldik odanın kapısını deri kaplamalıydı içeriye girdiğimde arkada keremi fark ettim rahatladım ama o rahat değildi benden rahatsız olmuş gibiydi. Adam ayağa kalktı
"Sizi burda görmek çok güzel elisa hanım"
Gülümsedim
"Buyrun oturun lütfen"
Oturdum ama rahat değildim yırtmacım açılmıştı adamın gözleri kayınca kapatmaya çalıştım olmadı kerem çeketinin çıkarıp bacağıma örttü kulağımada fısıldamıştı
"Burda olduğumu birine söylersen erende baranda ölür"
Yutkundum kerem bize ihanetmi etmişti
"Elisa hanım öncelikle yürüyüşünüzü ve duruşunuzu çok beğendim, bizimle çalışmanızı isterim"
"Şuan çalıştığım bir şirket yok niye hemen sizinle çalışmayı seçeyim"
Adam gülümsedi hoş bir gülümseme değildi kulaklıklığımdan ses geldi
"Ordaki kişi kerem mi lan"
"Bilmiyorum eren sinyal yok"
"Elisa tehlikeliked-"
Sesler bitti bende biticekdim birazdan
"Öncelikle elisa hanım biz büyük bir şirketiz bizle çalışırsanız size normalde aldığınız paranın iki katını veririm"
Sustum burdan hemen çıkmak istiyordum
"Düşünmem gerekicek"
"Size şöyle numaramı vereyim ararsınız ki arıycaksınız"
Kafamı salladım keremin montunu koltuğa bırakıp kalktım hemen burdan çıkamak istiyordum peşimden keremde geldi
"Elisa seni uyarıyorum beni görmedin yoksa olacakları biliyorsun"
"Bize nasıl ihanet edersin"
"Ben sana ihanet etmem elisa ben erene ihanet ettim seni benden aldı"
Kolumu çekip hızlı adımlarla yürüdüm karşımda o adamı gördüm. Bunlar ne zaman bitecekti
"Elisa sinirli gibisin"
"Bir şey yok işim çıktı acil gitmem gerekiyor"
Kolumdan tutcağı sırada hızlıca gittim. Kulaklıkdan seslerin gelmemesi beni dahada telaşlandırıyordu baranı gördüm etrafında kızlar vardı benle göz göze gelince yardım istercesine baktı hemen yanına gittim kolundan tutup çektim
"Nereye götürüyorsun ya eğleniyorduk"
Yanındaki kız onu dürttü
"O bir model bulaşma derim"
"İkinizde sesinizi kesin, yürü gidiyoruz"
Baranın kolundan daha sert çektim
"Noldu orda"
"Anlatıcam ama kulaklıkdan sesler kesildi"
"Çıkıyoruz ozaman"
Bu sefer o benim kolumdan çekti cıkısa geldiğimizde görevli çeketlerimizi uzattı dışarıda beklemeye başladık miraç abi ve Lara geldi laranın kolu Miraç abinin kolundaydı
Şuan gülmeyi çok isterdim ama gülemiyordum
"Elisa hanım, içerideki beyefendi size bu kartı vermemi istedi"
Aldım açmadım barana uzattım
"Ben açamam"
Baran beklemeden açtı okudukdan sonra bana baktı kağıdı buruşturdu çöpe attı
"Ne yazırdu baran niye çöpe attın elisanın okumaması gereken bir şey miydi"
Baran sustu diğerleride gelmişti kerem bana dik dik bakmaya başladı eren kolumdan tuttu beni arabaya doğru sürükledi
"Eren kolum"
Durmadı arabanın kapısını açtı ardından kendisi bindi gaza bastı hareket ettiğimizde sonunda konuştu
"Kerem hainmiş"
Şok oldum sadece kafamı sallaya bildim
"Ve senden hoşlanıyor"
"Ne"
"Duydun seni seviyormuş"
İkinci bir şok yaşadım.
Yol boyu başka bir şey konuşmadık
Araba sessizdi.
Sokak lambaları camdan içeri girip yüzümü parçalara ayırıyordu.
Eren direksiyona kilitlenmişti, çenesi kasılıydı.
“Beni neden söylemedi?” dedim sonunda.
Sesim düşündüğümden daha sakindi.
“Çünkü Kerem,” dedi,
“her zaman kendi çıkarını seçer.”
Camdan dışarı baktım.
İçimde bir şeyler düğümlenmişti.
“Beni kullanıyor mu?” dedim.
“Yoksa gerçekten—”
“Hayır,” diye kesti sözümü.
“Bu işin duyguyla ilgisi yok.
Ama seni zayıf nokta olarak görüyor.”
Arabayı sertçe sağa çekti.
Bir an durduk.
“Dinle beni, Elisa,” dedi,
bu sefer bana dönerek.
“Bu geceden sonra tek başına hiçbir yere gitmiyorsun.
Kulaklık, koruma, mesafe… hepsi iki katı.”
“Görev?” dedim.
“Askıda,” dedi.
“Önce seni güvene alıyoruz.”
Yutkundum.
“Baran?”
“Sinirli ama iyi,” dedi.
“Miraç ve Lara’yı eve bıraktık.
Herkes tetikte.”
Tekrar yola çıktı.
Bu sefer daha yavaş.
“Kerem kartta ne yazmıştı?” diye sordum.
Bir an sustu.
Sonra tek kelime etti:
“Adres.”
Kalbim sıkıştı.
“Benim adresim mi?”
“Hayır,” dedi.
“Onunki.
Ama altına bir not eklemiş.”
“Ne notu?”
Eren’in sesi sertleşti.
“Elisa’ya dokunursanız, ilk ben yakarım.”
Sırtımdan soğuk geçti.
“Bu bir tehdit mi?” dedim.
“Bu,” dedi,
“bir meydan okuma.”
Arabayı sitenin önünde durdurdu.
İnmeden önce kapıyı kilitlemedi.
Bana baktı.
“Bu gece uyuyamayabilirsin,” dedi.
“Ben buradayım.
Korkarsan da, sinirlenirsen de.”
Başımı salladım.
“Eren…”
“Evet?”
“Bu işler ne zaman bitecek?”
Bir an düşündü.
Sonra dürüstçe cevap verdi:
“Bitmez.
Ama seni yutmasına izin vermem.”
Arabadan indiğimizde hava serindi.
Ama içimdeki fırtına daha yeni başlıyordu.
Arabanın içinde hava ağırdı.
Camdan dışarı bakıyordum ama hiçbir şey görmüyordum.
Ellerim hâlâ titriyordu. Yırtmacın arasından sızan soğuk, korkudan mı yoksa geceden mi bilmiyordum.
Eren direksiyonu biraz daha sıktı.
Parmaklarının eklemleri beyazlamıştı.
“Bana bak,” dedi.
Ses tonu yumuşaktı ama altı doluydu.
“Gözlerime bak Elis.”
Başımı çevirdim.
Gözlerim doluydu, ağlamamak için dişlerimi sıkıyordum.
“Kerem seni yalnız bıraktığı an,” dedi,
“zaten bitmişti. Ama seni tehdit etmesi… o affedilmez.”
Yutkundum.
“Beni… bacağıma bakarken gördü,” dedim kısık sesle.
“Ve… seni öldürmekle tehdit etti.”
Eren aniden frene bastı.
Araba sarsıldı.
“Ne dediğini tekrar et.”
Sesim titredi. “‘Eren de Baran da ölür’ dedi.”
Bir saniye bile düşünmedi.
Telefonu eline aldı, kulaklığı tekrar taktı.
“Emir. Lara. Baran.”
Sesi artık komut veriyordu.
“Kerem aktif tehdit. Elisa’ya fiziksel temas var. Plan B’ye geçiyoruz.”
Kulaklıktan sesler üst üste gelmeye başladı.
“Konum at.”
“Yanınızdayız.”
“Baran yoldayım.”
Ben koltuğa biraz daha gömüldüm.
Omuzlarım çökmüştü.
Eren eliyle saçlarımı başımdan çekti, alnımı kendine yasladı.
Bu hareketi sadece ben paniklediğimde yapardı.
“Bitti,” dedi fısıldayarak.
“Artık kimse sana dokunamaz.”
Ama içimdeki korku hâlâ geçmemişti.
“Eren,” dedim.
“Kerem… beni izliyordu. Uzun zamandır. Gözlerinde… normal bir şey yoktu.”
Eren’in çenesi kasıldı.
“Biliyorum,” dedi.
“Ve bu yüzden bu gece sen benim yanımdan bir adım bile ayrılmayacaksın.”
Araba güvenli eve girdiğinde kapılar açılır açılmaz Baran koştu.
Yüzü ilk defa bu kadar ciddiydi.
“İyi misin?”
“Elisa bana bak.”
Başımı salladım ama gözlerim doldu.
Lara yanımdaydı.
Kollarını omuzlarıma sardı.
“Buradasın,” dedi.
“Artık yalnız değilsin.”
Eren arkamızda duruyordu.
Ama gözü kapıdaydı.
Kerem’i değil… artık avı düşünüyordu.
Ve ben ilk kez şunu hissettim:
Bu görev beni kırmıştı.
Ama ekibim beni bırakmamıştı.
Bir süre hareket etmedim böylece kalınca baran gelip bana sarıldı
"Sakın ol biz seni bırakmıycaz"
Barana daha sıkı sarıldım biraz daha sakinleşince kollarmı barandan çektim baranda çekince merdivenlere yöneldim
"Nereye elis"
"Nerey çilli yanımızdan ayrılma"
Sinirlendim istemeden sinirlendim
"İzin verirseniz üstümü değiştircem"
"Lara çillinin yanına git tek kalamaz git hadi"
Larada yanıma geldi
Elisanın fermuarını açtı banyoya gittim hala kıyafetlerim gelemdiği için erenin kıyafetlerinden giydim olmuyordu ama giydim
Dışarı çıktığımda larada üstünü değiştimişti koluma girip beraber aşağı indik donup kaldım karşımda annem babam ve o ölen adam vardı
"Güzelim iyi misin noldu"
"Çilli iyi misin"
Sesim çıkmadı konuşmak istedim ama çıkmadı sesim fısıldayarak konuşa bildim sadece
"Anne.."
"Annemi güzelim acı ama gerçek annen burda değil"
"Hayır burda karşımda annem babam ve o adam"
"Ne çilli iyi misin"
Kafamı iki yana salladım iyi değildim ölen kişileri görerek iyi olmazdım eren beni kucağına aldı koltuğa otura bilmem için bıraktı.
Eren beni koltuğa bıraktığında bacaklarım hâlâ titriyordu.
Oturuyordum ama sanki yerimde değildim.
Gözlerim karşımdaki boşluğa takılı kalmıştı.
Annem.
Babam.
Ve… ölmüş olması gereken adam.
Nefesim sıkıştı.
Göğsümde bir ağırlık vardı, bastırıyordu.
“Onlar burada,” dedim fısıltıyla.
“Bak… bana bakıyorlar.”
Lara hemen çömeldi.
Göz hizama indi ama bakışlarımı yakalayamadı.
“Çilli,” dedi yavaşça.
“Buradayım. Sadece bana bak. Başka kimse yok.”
Ama vardı.
Onları görüyordum.
Net. Çok net.
Babamın üzerindeki eski mont, annemin saçını kulağının arkasına atışı…
Hepsi olması gerektiği gibiydi.
Eren dizlerinin üstüne çöktü.
Avuçlarını yüzüme aldı.
Başparmaklarıyla yanaklarıma bastırdı, gerçekliğe tutunmam için.
“Elisa,” dedi.
Sesi titremiyordu ama içindeki öfkeyi hissedebiliyordum.
“Ben buradayım. Şu an. Bana odaklan.”
Gözlerim doldu.
“Eren… o adam öldü,” dedim.
“Ben gördüm. Ama şimdi burada.”
Eren başını Lara’ya çevirdi.
Tek bir kelime etmedi ama bakışı her şeyi anlattı.
Lara ayağa fırladı.
“Emir!” diye seslendi.
“Çabuk!”
Baran koltuğun arkasına geçti.
Omzuna elini koydu, baskı yapmadan.
Kaçmamam için değil… düşmemem için.
“Bize bak Elis,” dedi.
“Üçümüz buradayız. Say benimle.”
Başımı zorla da olsa ona çevirdim.
“Bir,” dedi.
“Eren.”
“İki,” dedi Lara.
“Ben.”
“Üç,” dedi Baran.
“Ve burası. Ev.”
Nefesim bir an takıldı.
Sonra… sarsılarak çıktı.
Gözlerimi tekrar karşıya kaldırdım.
Salon boştu.
Annem yoktu.
Babam yoktu.
O adam da yoktu.
Sadece ekip vardı.
Ve Eren’in beni saran kolları.
Başımı göğsüne yasladım.
İlk defa ağladım.
Sessizce ama kontrolsüzce.
“Geçecek,” dedi Eren saçlarıma.
“Ben buradayım. Gitmiyorum.”
O an anladım.
Kerem sadece tehdit değildi.
Beni geçmişime çekmişti.
Ve bu sefer…
beni oradan çekip çıkaran birileri vardı.
Zil çaldı Lara kapıyı gitti yanımdan hiç gitmek istemesede emir koşarak geldi
"Al minnak astım ilacın"
Nefesim düzensizdi ama kullanmadım
İçeriye arda ve aslı girdi beni fark edince yanıma koştu
"Elisam noldu güzelim"
"Annem babam karşımdaydı ve o adam"
Erene baktı eren kafasını salladı hissettim arda ellerimi daha sıkı tuttu
"Abicim annem ve babam 10 yıl önce öldü üzgünüm ama onlar artık yok"
Nefes almaya çalıştım yarım kaldı ama denedim
"Mezarlığa gidelim mi"
Eren ekibe döndü
"Hepiniz hazırlanın gidiyoruz, baran git laranın üzerine kalın bir şey getir"
Baran koşarak gitti hemen geri geldi getirdiği çeketi giydirdi erenin yanından ayrılmak istemediğim için koluna sarıldım öbür elimide Lara tutuyordu eren arabanın anahtarını barana uzattı
"Bugün arabayı sen kullanıyorsun"
Araba bindiğimizde kalbim daha da hızlandı yanımda eren ve Lara vardı sonunda mezarlığa gelmiştik
Araba durduğunda kapıyı ilk açan Eren oldu.
Soğuk hava yüzüme çarptı ama içimdeki sıkışma hâlâ geçmemişti.
Ayaklarım yere bastığında dizlerimin titrediğini hissettim.
Eren hemen yanımdaydı.
Kolumu belimden sardı, düşmeyeyim diye değil…
kaçmayayım diye.
“Yavaş,” dedi.
“Buradayım.”
Lara diğer tarafımdan koluma girdi.
Sessizdi ama eli sıcaktı.
O sıcaklık beni burada tutuyordu.
Mezarlığın kapısından içeri girdiğimizde zaman yavaşladı.
Her adım ağırdı.
Taşların arasından geçerken nefesim yine daraldı.
“Bakma,” dedi Eren.
“Hazır değilsen bakma.”
Ama ben bakmak istiyordum.
Kaçmak istemiyordum artık.
Bir süre yürüdük.
Sonra…
isimler.
Annemin adı.
Babamın adı.
Taşın önünde durduğum an dizlerim boşaldı.
Eren hemen çöktü, beni de oturttu.
Toprağa değil… ona yaslandım.
“Buradalar,” dedim kısık sesle.
“Gerçekten buradalar.”
Arda birkaç adım geride duruyordu.
Gözleri doluydu ama yaklaşmadı.
Bu anın bana ait olduğunu biliyordu.
Lara çantasından küçük bir mendil çıkardı, sessizce elime verdi.
“İstersen konuş,” dedi.
“İstersen sus. İkisi de tamam.”
Taşa dokundum.
Soğuktu.
Ama gerçekti.
“Ben… iyi olamadım,” dedim.
“Büyüdüm ama… eksik büyüdüm.”
Sesim titredi ama kaçmadı.
İlk defa kaçmadı.
Eren başını hafifçe bana yasladı.
“Eksik değilsin,” dedi.
“Sadece yarım bırakılmışsın.”
Gözlerimden yaşlar aktı.
Bu sefer korkudan değil.
Özlemden.
Bir süre kimse konuşmadı.
Rüzgâr geçti.
Ağaçlar sallandı.
Ve içimdeki o görüntüler…
annem, babam, o adam…
yavaş yavaş silikleşti.
Ayağa kalkarken Eren beni bırakmadı.
“Elisa,” dedi.
“Kerem bununla oynamış olabilir.
Ama senin geçmişin onun silahı değil.”
Başımı salladım.
Yorgundum ama daha netti her şey.
Mezarlıktan çıktığımızda kalbim hâlâ hızlıydı.
Ama nefesim…
artık bana aitti.
Eren kapının önünde soğukda öylece bekliyordu kış gelmemişti ama sanki bu gece bize inat esiyordu daha fazla dayanmadım kapıya doğru gittim
"Suratsız gel"
"Noldu içeride bir şey mi var"
Elini anında silaha attı umursamadım yatağa doğru gittim örtünün altına girdim
"Ayakda dikilmeye devam mı etceksin, yoksa kapıyı kapatıp gelicek misin yanıma"
"Uyumam seni korumam gerekiyor"
"Eren gıcık biri değilsin birne sarılmadan uyuyamam biliyorsun ya gelirsin yada sabaha kadar uyumam"
"Sen beni tehdit mi ediyorsun"
"Nasıl anlamak istersen öyle"
Çeketini çıkarıp yanıma uzandı iki kolunuda bana sardı bende ona sarıldım
"Şimdi sen sabah kadar uyumuycan mı"
"Sana bir şey olabilir uyuyamam"
"Senin yanındayken birşey olmaz ki bana"
Eren saçımı okşadı uyumak için gözlerimi kapattım onun kollarında uyucaktım

EREN KARAHAN
Kaç saatir uyanıktım bilmiyorum ama çilli kollarımda fazla rahat uyuyordu arada yarım nefes alıp veriyordu ama hiç gözünü açmamıştı
Sabah ezanının okunduğunu fark ettim içimden namaz kılmak geldi yavaşca kollarımı çektim aşağıya inerken baranı fark ettim normalde larayı uyandırcaktım yanlız kalmasın diye ama baranın uyanık olduğunu görünce ona seslendim
"Baran"
"Efendim kardeşim"
"Bana kardeşim demeyi bırak diye kaç kere uyarıcam"
Ellerini kaldırdı sanki suçluymus gibi bu ekible bir saniye bile samimi olmazdım şımarırlardı ama miraç benim çocukluk arkadaşımdı onla istemesemde samimiydim
"Çillinin yanına git tek kalmamalı"
"Tamam eren zaafını bu kadar düşünmemelisin"
Sinirlenmedim evet doğru diyordu çilli benim zaafımdı sinirliyem tek bir nefes alışını duymam yeterdi sakinleşirdim baran gidince tolete gittim abdes aldım evimizde secdade eskiden vardı ama miraç ve baran onu yakmışlardı beceriksizlerdi hemde çok abdes aldıkdan sonra temiz bir bezi yere silip namaz kıldım sabah namazı kısaydı çabucak bitti şimdi Allah'a dua etme vaktiydi
"Allahım sen beni biliyorsun çok hayırlı bir kul olduğum söylenemez ama çilli öyle değil sende biliyorsun Allahım kulunu doğru olan onun benden ayrılmasıysa oda olsun Allahım yeterki elisa mutlu olsun amin"
Ayak sesleri geldi
"Ne zamandan beri namaz kılıyorsun eren"
Ardaydı yine çilli hakkında sorular sorucaktı hazırdım
"İçimden geldi arda"
"Çilli kelimesini dışından dedin kardeşimi bu kadar çok mu seviyorsun"
"Sevdiğimi anlaman için napabilirim arda"
"Onun için ölebilir misin"
"Ben onun için ölürsem onun bedeni ölmesede ruhu ölür"
Arda koltuğa oturdu sustu elini cebine atıp bir şey çıkardı
"Al"
"Bune arda"
"Elisaya aldığın kolye tanıdık birine geri yaptırdım geri ver mutlu olur"
Başımı salladım kolyeye baktım eskisi gibiydi baranın geldiğini görünce hemen kalktım
"Elis uyandı odaya kimse gelmesin üstümü değiştircem dedi"
Kafamı sallayıp geri oturdum saat çok erkendi biraz daha uyuya bilirdi niye şimdi uyandıysa
"Baran çilli neden uyandı"
"Bilmiyorum eren oturuyordum sonra elis'in telefonuna mesaj geldi kim diye bakcaktım uyandı terlemişti ateşi var mı diye baktım yoktu sonra üstümü değiştircem dedi"
"Duşa giricektir"
Arda bana dik dik bakmaya başladı
"Kardeşi mi bu kadar iyi tanıyorsun demek"
"Sen den daha iyi tanıdığım doğrudur arda hemde tanınasan bile insanlar terledikden sonra duşa girer biliyor musun bilmem"
Ardanın sinirleri bozulmuştu belli oluyordu. Merdivenlerden Lara ve Miraç indi
"Bune arkadaşlar herkez mi uyuyamadı"
Baran ilk defa haklı konuşmuştu normalde boş konuşan biriydi komik çocukdu ama boş konuşur du
"Elisa nerde hepiniz burdasınız ama elisa yok"
Derin bir nefes aldım yokluğu hemen anlaşılıyordu
"Duşta ben gidip bakarım uyumazsa gelir aşağıya"
Lara kafasını salladı merdivenlere yöneldim arda bir şey diycek gibi oldu ama demedi yukarı çıktığımda odanın kapısında biraz bekledim neden beklediğimi bilmiyordum kapıyı çaldım sonunda içeriden ses gelmesini bekledim
"Gel"
İçeriye girmeden seslendim beni Lara sandıysa gel dediyse diye
"Çilli üstün giynikse gelcem"
"Giyindim suratsız gelebilirsin"
Kapıyı açtığımda saçları ıslaktı istemeden kaşları mı çattım
"Çilli niye saçlarını kurutmadın üşütceksin"
"Islak hallerini seviyorum güzel gözüküyorlar böyle"
"Her hallinle güzelsin"
Banyoya gittim elime gelen ilk havluyu aldım saçlarını kurutmaya başladım
"Bir şey mi oldu suratsız ben zaten gelicektim yanınıza"
"Gelip kontrol etmek istedim seni"
Sustu bir şey demedi keşke hiç susmasa
"Yanlış anlama ama telefonuna mesaj gelmiş bizim dışımızda biri sana niye mesaj atıyor"
"Kıskandın mı sen"
"Ne alaka güvenlik açısından sordum ben"
Gülmeye başladı
"Bilmiyorum bakmadım, saçımı kuruttuysan aşağa inelim mi"
"Önce Lara yanına gelsin senle bir şey konuşmak istiyor galiba"
Kafasını salladı aşağı indim
"Lara çilliyle ne konuşcaksan konuş müsait"
Kafasını sallayıp yukarı çıktı

ELİSA ARVEN
Eren odadan çıktıkdan sonra bir boşluk hissettim sanki o çıkınca oda daha da karanlık oldu ama çok geçmeden Lara geldi
"Güzelim, iyi misin"
Koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı
"İyiyim sen nasılsın"
"İyim ben, beni boş ver sen nasıl oldun iyi misin mesaj falan gelmiş o adamdan mı"
Derin bir nefes aldım yine sınava çekiliyordum
"Bir şey yok Lara ayrıca bir mesajı niye bu kadar umursuyorsunuz"
"O adamları tanımıyorsun güzelim baksana kimiş merak dan çatlıycam"
Telefonumu yatağın başından aldım
"Numara kayıtlı değil"
"Ne yazıyor"
"Merhaba elisa beni hatırlamışsındır umarım, sen ve larayı modellik yapmanız için bekliyorum"
Kim olduğunu belliydi ama emin değildim laranın bir şey demesini beklemeden odadan çıktım saat altı olduğu için uyuyordur diye kapısını çaldım ses gelmedi içeriye girdim emir yoktu odadan çıkarken larayı gördüm
"Güzelim napıyorsun koştur koştur"
"Telefonu Emire vercem mesaj kimden geldi öğrensin"
Beklemedim onu beni durdurcağı belliydi
"Güzelim saçmalama eren delir yapma gözünü seveyim"
Merdiven tutucaklarına oturup aşağı kaydım hep böyle yapardım eğlenceliydi ve daha hızlı aşağı iniyordum
"Elisa hayır deme"
Dinlemdim
"Emir al şifresi yok aç bak mesaj gelmiş numara kayıtlı değil kim bilmiyorum"
Lara aşağı indiğinde bana çok sinirli bakıyordu napacaktım acaba susacak mıydım
"Çilli noluyor"
"Bilmiyorum biri larayı ve beni modellik yapmaya davet ediyor"
Emir bilgisayarından bakıyordu kim olduğuna bakıyordu.
Uzun süre baktı şuana denk bulması gerekiyordu emir bu işte çok iyidi
"Elisa erenin haberi var mı bu mesajdan"
Kafamı hayır anlamında salladım bir şey diyceği sırada ayak sesleri geldi eren geldi yürüş sesinden belliydi onun geldiği
"Evet emir ne mesajı"
Emir sustu ben konuştum
"Bana gelen mesaj numara kayıtlı değil Lara ve beni modellik yapmaya davet ediyor"
Erenin suratı daha da ciddileşti
"Emir söyle kim"
"M, elisa onun masasına gittiğinde nasıl olduysa numarasını bulmuş her hangi bir çip olabilir"
Çiple nasıl numara mı bulucaktı ki emir devam etti
"Elisa ve laranın oraya gitmeleri tehlikeli olmaz aksine elisa M ile konuşa bilirse onun ajansında modellik yapar böylece elimize daha çok bilgi gelir ve bu olayın keremle alakası yok"
Eren uzun süre sessiz kaldı
"Hayır gitmiycekler başlarına bir şey gelebilir"
"Yada gideriz siz bizi korursunuz bende M ile konuşurum ve daha çok bilgi alırım"
"Hayır çilli"
Hâlâ sinirli değildi sinirlendiğin de bana elisa derdi hâlâ şansım vardı
"Ama eren o adamın benim ailemlede bir alakası var eğer oraya gider ve adamla samimi olursam"
Miraç abi sözü mü kesti
"Ailesi hakkında her şeyi öğrene biliriz"
Eren bana baktı konuşcaktım ama Lara konuştu
"Hayır, konu burda kapandı ben asla modellik yapmam o podyuma çıkmam ayrıca o adamdan nefret ediyorum elime geçcek ilk fırsatta onu öldürcem"
"Tamam işte fırsat ayağına geldi"
"Güzelim ne diyorsun"
"Diyorum ki oraya gider ve M ile iş birliği yaparsak ben ailem hakkında ve kerem hakkında bilgi edine bilirim sende sonra öldürürsen öldürürsün"
Laranıyı ikna etmek basitti asıl zor olan erendi
"Ben podyuma çıkmadım elisa hayatım da topuklu bile giymedim"
"Öğretirim, lütfen gerçekler önemli"
"Tamam senin için"
Lara sonunda ikna olmuştu sıra en zorlusunda eren
"Bana öyle bakma çilli tehlikeli o adam sandığından daha tehlikeli senin bu evde olduğunu bizle konuştuğunu öğrenirse seni öldürmeye çalışır"
"Ama siz varsınız"
Miraç abiye baktım boğazını temizledi bakışlarımdan anlıyordu
"Eren elisa için bu görevi yapmalıyız"
Erene küçük bir çocuk gibi baktım
"Tamam ama her hangi bir tehlike hissettiğim anda ordan gideriz"
O adamın ailem hakkında bir şeyler bildiğini biliyordum
"Şimdi minnak sen laraya gereken her şeyi öğren yarın akşam gidiyoruz telefonun şimdilik bende"
Emir telefonmu alıp kendi cebine koydu eren hâlâ bana bakıyordu o bakış benim için korkuyordu eren ayağa kalktı
"Herkes dağılsın yarın için hazırlık yapın emir ve miraç siz çantayı ve kulaklıkları hazırlayın baran sen şu adamla konuş bilgi al ben arda ve aslıyı başka bir yere götüreceğim elisa sen laraya gereken şeyleri öğret"
Herkes başını sallayıp odadan çıktı ben laranın koluna girdim erenin odasına gittim eşyalarımın hepsi gelmemişti ama yarısı burdaydı bir kaç ayakkabı da dahil içinden iki çift topuklu aldım
"Terasa çıkalım orda daha rahat çalışırız"
Kafasını salladı daireden çıkıp terasa gittik bu binan hepsi gölge ekibine aitti o yüzden daha rahattım
"Şimdi Lara giy bu ayakkabıları önce normal yürü alış topukluya ben senin yanındayım zaten düşmezsin"
Lara kafasını salladı ilk yürümede baraşamadı aslında kolaydı ama ilk giyen kişiler için biraz zordu
"Yavaş ol dur, bir ayağını at sonra diğerini yavaşca"
Kenara geçip oturdum Lara yürümeyi öğrenen bir bebek gibiydi
"Başardın lara yürüye biliyorsun"
"Zormuş"
"Adam vurmaya benzemez bu işler"
Lara güldü ayak sesi duydum eren ve miraç abi kapıda bizi izliyorlardı Miraç abi eliyle sus işareti yaptı önüme döndüm
"Şimdi Lara sadece ayaklarına bak en basit şekilde anlatıcam ilk sağ ayağını atıyorsun sonra sol ayağını onun önüne atıyorsun böyle yürüsen yeter dene"
"Ay niye ilk ben deniyorum sen göster"
Gösterdim
"Yap şimdi yavaş gel"
Yapa bilmişti ama kendini biraz geliştirmesi gerekiyordu
"Üf görevi iptal mi etsek"
"Lara benim sinirleri mi bozma açım güneşin altında sana yürümeyi öğretiyorum adam gibi yürü"
Omuzlarını dikleştirdi ve yürüde en başından beri kızmam mı gerekiyordu yani laraya ters ters bakmaya başladım
"Ne var ya bende açım"
Kapıya baktığım da hâlâ eren ve miraç abi bizi izliyordu
"Lara bir kez göstercem sende yapcan açım gitcem sonra"
Terasın öbür ucuna gittim
"Lara yürümeyi öğrendin zaten omuzların dik başın hep ileriye baksın"
Ona göstermek için yürüdüm Lara miraç abiyi fark etse bunların hiç birini yapmazdı
"Yürü şimdi"
Lara yürümeye başladı
"Dur omuzlar dik bakış ileri"
Olduğum yere çöktüm hayatımda bir çok kez topuklu giymiştim ama yorulmuştum
"Lara yeter valla yeter senden oldu mükemmelsin"
"Dalga geçme"
"Nasıl geçmeyim benim bile ayaklarım ağrıdı"
Miraç abi öksürdü
"Bencede iyidin ama gerçek anlamda"
Lara önce Miraç abiye baktı sonra bana
"Ne kadardır ordalar"
"Biz çalışmaya başladığımız dan beri"
Topuklu ayakkabıları çıkarıp terlikleri mi giydim
"Sen bunu biliyordun ve bana söylemedin mi"
"Evet sevdiğin değil mi görmek istiyor seni"
Eren bir adım attı.
Terasa çıktı.
Gözleri önce Lara’ya, sonra bana takıldı.
“Yeter,” dedi bana bakarak.
“Bugünlük bu kadar.”
“Ben de onu diyordum,” dedim.
“Ayaklarımız iflas etti.”
Lara güldü.
Gerginliği ilk kez gerçekten dağıldı.
"Ha elisa şunuda söyleyim yarın her hangi bir erkek sana ters gözle baksın erenden önce ben vururum"
"Eline silah değil tava al açım aç tek yemek yapmayı bilen sensin hâlâ burda duruyon silahdan bahsediyon olmaz böyle"
Lara kahkahayı patlattı.
Bu seferki gülüşü kısa değil, içtendi.
“Bak işte,” dedi,
“ilk kez tehditten korkmadım.”
Eren kaşını kaldırdı, bana baktı.
“Ciddiyim ben,” dedi.
“Kimse—”
Sözünü kestim.
“Tamam tamam,” dedim elimi kaldırıp.
“Koruma içgüdün zirvede ama şu an öncelik mutfak.”
Miraç abi araya girdi.
“Silahlar dolapta, tavalar nerede Elis?”
“Doğru soru,” dedim.
“Takip et.”
Lara topukluları kenara itti, terlikleri giydi.
“Ben yardım edeyim mi?” diye sordu.
“Hayır,” dedim.
“Sen bugün yürüdün, bu yeter.”
Mutfağa geçtiğimizde Eren kapıda durdu.
Alışkanlık işte…
Alanı kontrol ediyordu.
“Eren,” dedim arkamı dönmeden.
“Mutfağın içindeyiz.
En tehlikeli şey bıçak.”
“Bıçak da yeterince tehlikeli,” dedi.
Tavayı ocağa koydum.
“Bak,” dedim.
“Şu an beni korumak istiyorsan—”
“—soğanı doğru doğra,” dedi.
Durup ona baktım.
“Şaka mı yapıyorsun sen?”
"Hayır öğretiyorum"
"Gel yap ozaman"
Elimden bıçağı aldı soğanları kesmeye başladı benim kestiğimden güzeldi bana baktı
"Ne var be ben hiç mutfağa girip yemek yapmadım"
Eren güldü tekrar kapının kenarına geçti
Yemeği yapana kadar beni kontrol etmişti
Sonunda yemeği yiye bilmiştik
Akşama kadar masanın etrafından kalkmadık.
Planlar çizildi, silindi, yeniden kuruldu.
Her ihtimal konuşuldu.
Her çıkış, her kör nokta.
Ama Eren…
Eren aynı yere takılıp duruyordu.
“Emin misin?”
“Gerçekten istiyor musun?”
“Şu an vazgeçersek kimse sana kızmaz.”
İlk başta cevap verdim.
Sonra başımı salladım.
En sonunda sustum.
Çünkü mesele istemek değildi artık.
Mesele bilmekti.
Bir ara haritanın üzerinden eğildi.
Parmağıyla masaya vurdu, sonra bana baktı.
“Çilli,” dedi.
“Bu işte geri dönüş yok.”
Gözlerini kaçırmadım.
“Benim için zaten yoktu.”
Sessizlik oldu.
O sessizlikte herkes Eren’e baktı.
Kararı ondan bekliyorlardı.
Eren derin bir nefes aldı.
Çenesini sıktı, sonra başını eğdi.
“Tamam,” dedi.
“Ama tek bir şartım var.”
Herkes sustu.
“Yanımdan ayrılmıyorsun.”
“Bir adım.”
“Bir bakış.”
“Bir saniye.”
Başımı salladım.
“Zaten ayrılmam.”
Bu sefer bana değil, ekibe baktı.
“Bu görevde Elisa hedef değil,” dedi.
“Merkez.”
Baran ıslık çaldı.
“Bu daha zor.”
“Biliyorum,” dedi Eren.
“Bu yüzden ben öndeyim.”
Akşamüstü olduğunda herkes dağıldı.
Hazırlıklar başladı.
Kıyafetler, kulaklıklar, silahlar…
Ben odama çıktım.
Aynanın karşısında durdum.
Kızıl saçlarım omuzlarıma dökülüyordu.
Yüzüm sakin görünüyordu ama içimde fırtına vardı.
Kapı tıkladı.
Eren.
“Bir kez daha soruyorum,” dedi.
“Emin misin?”
Aynadan ona baktım.
"Daha kaç kere sorcaksın suratsız"
"Emin olmak istedim"
Tarak aldım saçları mı taradım eren hâlâ beni izliyordu
"Odanı özledin mi abinler yok diye rahat yatarsın bugün"
"Senin yanında yatmak daha güvenliydi sanki"
Eren güldü
"Sağ yanım hâlâ boş gelebilirsin"
"Hep sağ yanın mıyım"
"Evet her zaman"
"İyi sözünü aldığıma göre rahat uyuya bilirim eğer uyuyamazsam gelirim yanına"
"Her zaman"
Bana son kez bakıp odadan çıktı yatağa yattığımda buram buram abimin kokusu geldi burnuma umursamadım uyudum zor oldu ama uydum rahatsız etmek istemedim ereni