24. bölüm · Kanla yazılmış aşk

24. Bölüm

Karen Kaytanci

Sabah olmuştu.
Oturma odası normalden daha kalabalıktı.
Baran koltukta yayılmıştı, Miraç abi cam kenarında telefonla uğraşıyordu.
Lara mutfaktan çay taşıyordu.
Eren ayakta, pencere önündeydi.
Ben koltuğun ucuna ilişmiştim.
Uykusuzluk yüzümden belliydi.
Kapıdan Aslı girdi.
Odaya girer girmez ortamda garip bir sessizlik oldu.
Kimse konuşmadı ama herkes bakıyordu.
Aslı bana doğru yürüdü.
Gülümsemeye çalışıyordu ama gözleri gergindi.
“Günaydın,” dedi.
“Günaydın,” dedim.
Bir an durdu.
Etrafına baktı.
Herkes buradaydı.
Sonra bana döndü.
"Elisacım yüzünden düsen bin parça noldu"
"Bir şey olsa anlatacağım son kişi bile değilsin"
Aslı bu sabah benle uğraşacakdı belli
"Yengene böyle davranma canım sonra üzülürsün"
"Alla alla hemde yenge rolüne girmiş sen ilk önce nasıl ölmeden fısıltı ekibini bırakcan onu düşün"
"Ben onu çokdan düsündem her şey mükemmel olucak merak etme nikah şahidide sen olcan"
"Etme evlenemezsiniz"
"Niye abini mi kıskanıyorsun"
"Ne kadar kıskanıyorum anlatamam keşke senle ben evlenseydim"
Lara masanın ortasına tepsiyi bırakdı
"Çay için iyi gelir"
Telefonumu almadığımı fark ettiğim için telefonu almaya erenin odasına doğru gittim
"Nereye elisa daha abinle konuşcakdık"
"Abimle boğul aslı tamam mı"
Arkamdan bir şeyler demişti ama duymadım duymayada meraklı değildim oturma odasına geri gittiğimde abimin döndüğünü gördüm camın önü boş olduğu için oraya doğru gittim
"Elisa yanımıza otursana"
"Yarabbim sen bana sabır ver Allahım"
Herkes sohbet ediyordu ben telefona bakıyordum boş boş geziniyordum aslında önemli yaptığım bir şey yoktu eren geldi yanıma
"Nasılsın"
"İyi aslıyı gördüm daha iyi oldum, sen nasılsın"
"İyim"
Aslının o iğrenç sesini duyduk
"Elisa ve eren niye geliyorsunuz buraya"
"Sanane aslı sanane"
"Ne konuşuyorsunuz gizli onu merak ettim"
"Abimi üzmeden seni nasıl ortadan kaldıra biliriz onu düşünüyoruz"
"Elisa yeter abicim"
"Eren yok valla ben atcam şimdi kendi mi karı koca bir oldular benim üzerime oynuyorlar ya"
"Boş ver çilli"
"Ereni dinle elisa sevgilin ne de olsa"
"Aslı bir şeyi çok merak ediyorum erenle sevgili olsam bu seni ne ilgilendircek acaba sevgiliyiz veya değiliz sanane bir taraflarına mı sokcan"
"Benle doğru konuş Elisa"
Üzerime doğru yürümüştü oturduğum yerden kalktım
"Konuşmuyorum napcan"
"Cimcime aslı durun artık"
Tam bana vurcakken Lara geri çekti
"Aslı benim kimseden korkum yok elisaya bir daha yakınlaş gebertirim seni"
Lara bana baktı iyimiyim diye ellerimi kaldırıp etrafımda döndüm
"Dalga geçme benle"
"Geçmiyorum zaten"
Aslı’nın sesi salonda hâlâ yankılanıyordu.
Lara’nın eli kolundaydı ama gözleri hâlâ bendeydi.
“Bırak beni,” dedi Aslı dişlerini sıkarak.
“Ben kardeş meselelerine karışıyorum.”
O an abim ayağa kalktı.
Sandalyenin sesi yerde sürtündü.
Herkes bir anda sustu.
“Aslı,” dedi.
Sesi sakin değildi.
Tehlikeliydi.
Aslı ona döndü.
“Ne var Arda?” dedi.
“Ben sadece—”
“Kes,” dedi abim.
Tek kelimeydi ama odanın içini buz kesti.
Aslı ilk defa duraksadı.
“Ben seni buraya ailenin içine soktum,” dedi abim.
“Benim kardeşimin üzerine yürüyesin diye değil.”
“Arda ben sadece şaka yapıyordum,” dedi Aslı.
“Elisa da çok alıngan.”
O an elimden tuttu biri.
Baran.
“Buradan sonrası iyi değil,” dedi alçak bir sesle.
“Yerinde kal.”
Miraç abi bir adım önüme geçti.
Lara zaten yanımdaydı.
Eren ise sessizce ama net bir şekilde tam karşıma dikildi.
Abim Aslı’ya doğru yürüdü.
“Şaka mı?” dedi.
“Kız kardeşime el kaldırmak mı şaka?”
Aslı geri adım attı.
“Kimseye vurmadım,” dedi.
“Abartıyorsunuz.”
Abim bir an durdu.
Sonra bana baktı.
“Elisa,” dedi.
“Gel buraya.”
Hareket edemedim.
Eren omzuma dokundu.
“Buradayım,” dedi.
“Gitmek zorunda değilsin.”
Abim bunu gördü.
Ama ilk defa sesini bana değil, ona yükseltti.
“Eren,” dedi.
“Bu benim meselem.”
“Hayır,” dedi Eren sakin ama net.
“Bu bizim meselemiz.”
Salonda derin bir sessizlik oldu.
Baran konuştu.
“Abi,” dedi.
“Elisa yalnız değil.
Burada kimse yalnız değil.”
Miraç abi de ekledi:
“Birine bir şey olacaksa,” dedi,
“önce bize olur.”
Aslı’nın yüzü değişti.
Gülümsemesi tamamen silindi.
“Demek öyle,” dedi.
“Hepiniz ona karşı mısınız yani?”
Abim bir an gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra patladı.
“YETER!” diye bağırdı.
Ses duvarlara çarptı.
“Ben bu kızı topraktan kazıdım Aslı!” dedi.
“Onu bir daha kıran olursa—
ister düşmanım olsun
ister karım—
karşısında beni bulur!”
Aslı’nın gözleri doldu ama geri adım atmadı.
“Demek seçim yaptın,” dedi.
“Evet,” dedi abim.
“Ve kardeşimi seçtim.”
O an Lara beni arkasına aldı.
Baran önümdeydi.
Miraç abi yanımdaydı.
Eren ise elimi tuttu.
Aslı bir şey daha söylemek istedi ama söyleyemedi.
“Çık,” dedi abim.
“Şimdi.”
Aslı kapıya yönelirken son kez bana baktı.
“Bu ekip seni koruyamaz Elisa,” dedi.
“Dünya sandığın gibi değil.”
Cevap vermedim.
Eren benim yerime konuştu.
“Biz dünya değiliz,” dedi.
“Biz kalkanız.”
Kapı kapandı.
Salonda derin bir sessizlik kaldı.
Abim bana baktı.
Gözleri doluydu ama sesi yumuşaktı.
“İyi misin?” dedi.
Başımı salladım.
“İyiyim abi,” dedim.
“Çünkü yalnız değilim.”
Eren elimin içini sıktı.
"Ben bes dakika ya gelirim"
"Nereye elisa"
"Karını getirme ye karın o senin karın"
Gülümsedim ama mutluluk dan değil arkamdan Lara geldi
"Hazır mısın"
"Neye güzelim"
"İzle"
Aslının arkasından koştum
"Aslı!"
Aslı arkasını dönmedi saçından tutup bana dönemsini sağladım zaten cadı gibiydi ağladığı ve makyajı aktığı için daha çok cadıya benzemiş
"Şimdi ya yukarı gidersin yada ben seni götürürüm"
Kafasını hayır anlamında salladı
"Güzel"
Elim hala saçında olduğu için iyice çektim yere fırlattım ardından onu tokatlamaya başladım küçükken abim götürmüştü beni tekvando kurusuna ordan bildiğim kadarıyla dövdüm elisayı
"Yoruldum"
"Bir zahmet elisa kalk hadi kızın üzerinden abine nediycen acaba"
Aslının saçından tuttum asansöre götürdüm asansör de kendine gelmişti kapıyı baran açtı
"Çok iyi dövdün"
Aslı içeriye girince anlımdan öptü baran
"Aferin benim bacıma"
"Elisa aslı bu haliniz ne"
şimdi abime hesap verme vaktiydi
"Arda özür dilerim"
"Benden değil aslı elisadan özür diliycen"
"Ha benden özür diledi sayılır ya"
"Konu kapandı mı"
"Bilemem"
Erenin odasına doğru gittim bir süre daha orda kalcam abim odamda rahat etsin diye gerçi bende erenin yanında rahattım
"Elisa"
"Efendim"
"Aslının bu hali ne"
"Aslının bu hali şey yolda giderken bir kız aha aynı benim gibi bunu dövdü bak şöyle saçından tuttu yere böyle fırlattı"
Abim hemen aslının yanına koştu
"Arda valla elise hiç bir şey deme helal olsun iyi dövdü"
"Baran kes sesini"
Barana bakıp güldüm
"Aynı Aylin teyze gibisin elisa"
"Annemin adını ağzına alma bu sefer ben değil valla Lara döver
Eren’in odasına girdiğimde ışık kapalıydı.
Sadece pencerenin önünden sızan sabah aydınlığı vardı.
Ceketimi sandalyeye attım, yatağın kenarına oturdum.
Bir süre öylece durdum.
Ne ağladım ne de düşündüm.
Sadece nefes aldım.
Kapı tıkladı.
“Girebilir miyim?” dedi Eren.
“Zaten burdasın,” dedim.
Kapıyı kapattı, yanıma geldi ama oturmadı.
Karşımda ayakta durdu.
“İyi misin?” diye sordu.
Başımı kaldırdım.
“İyiyim,” dedim.
“Şaşırtıcı ama iyiyim.”
Bir şey demedi.
Sadece başını salladı.
“Ben seni durdurmaya gelmedim,” dedi sonra.
“Ne yaptığını biliyordun.”
“Evet,” dedim.
“Ve pişman değilim.”
Bir adım yaklaştı.
“Kimseye anlatmak zorunda değilsin,” dedi.
“Ne bana ne başkasına.”
Bu cümle içimde bir yere dokundu.
“Beni herkesin önünde korudun,” dedim.
“Bu işine yarar mı bilmiyorum ama…”
Sözümü kesti.
“Yarar,” dedi.
“Çünkü doğru olan buydu.”
Sessizlik oldu.
Sonra dışarıdan sesler geldi.
Salonda hayat devam ediyordu.
Ama biz orada, odanın içinde, başka bir yerdeydik.
“Arda sana kızgın,” dedim.
“Kızgın olabilir,” dedi.
“Ben ona saygısızlık etmedim.”
“Beni alıp götürmek istiyor.”
Eren’in yüzü değişmedi.
“İki ay,” dedi.
“İki ay çok uzun bir süre.”
“Sonra?”
Bana baktı.
“Sonra,” dedi,
“sen ne istersen o olur.”
Kalbim hızlandı ama belli etmedim.
“Ya ben kalmak istersem?”
Bir an durdu.
Sonra çok net bir sesle konuştu:
“O zaman kalırsın.”
Kapı tekrar açıldı.
Lara başını uzattı.
“İkiniz de hayatta mısınız?” dedi.
“Çünkü aşağıda ortam hâlâ gergin.”
“Hayattayız,” dedim.
“Güzel,” dedi.
“Çünkü çay bitti.”
Kapıyı kapattı.
Eren bana baktı.
“Bak,” dedi.
“Bu evde her şey karışık olabilir.”
Sonra cümleyi tamamladı.
“Ama sen… karışık değilsin.”
Gülümsedim.
“Yalan söyleme,” dedim.
“Ben fazlasıyla karışığım.”
Başını iki yana salladı.
“Hayır,” dedi.
“Sen sadece ilk defa kendin için duruyorsun.”
Bir süre daha konuştuk.
Ya da konuşmadık.
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
O sabah,
kimsenin kazandığı bir kavga yoktu.
Ama kimsenin de
kaybolduğu bir gün değildi.
"bence aşağıya gidelim yoksa abim niye dellencek"
Eren güldü merdivenlerden inerken ekibi gördüm abim boğazını temizleyip
"Özür mü dilesen elisacım"
"Kimden neyden neden"
"Aslıdan dövdüğün için"
Aslıyı baştan aşağı süzdüm
"İyi yapmışim''
"Özür dile"
"Huyum değil"
"Özür dile"
"Trip attığım birinin sözünü dinlemem ben"
"Bugün aslıya ev bakmaya gidicez sende gelicen"
"Daha erken değil mi"
"Hızlı olsun ortadan kalksın diye"
Basımi sallayıp Lara ve baranın yanına oturdumLaraLara kaşını kaldırdı, Baran koltuğa daha da yayıldı.
İkisi de olan biteni izliyordu.
“Bak bak,” dedi Baran alçak sesle.
“Kraliçe yerine oturdu.”
“Sus,” dedim.
“Sabah sabah sinirimi bozma.”
Abim hâlâ ayaktaydı.
Aslı yanındaydı, sesi çıkmıyordu ama yüzü her şeyi söylüyordu.
“Ciddiyim Elisa,” dedi.
“Geleceksin.”
“Tamam,” dedim umursamazca.
“Gelirim.”
Aslı bana baktı, şaşırmıştı.
Belli ki bu kadar kolay olmasını beklemiyordu.
“Ama,” dedim devam ederek,
“bir şartım var.”
Abim derin bir nefes aldı.
“Ne şartı?”
“Benim ağzımdan tek kelime çıkmayacak,” dedim.
“Ev bakılacaksa bakılır. Konuşulacaksa siz konuşursunuz.
Ben figüranım.”
Baran kıkırdadı.
“Yakışır sana.”
Abim Baran’a sert bir bakış attı.
Sonra tekrar bana döndü.
“Peki,” dedi.
“Şimdilik.”
Aslı tam bir şey söyleyecekti ki Lara araya girdi.
“Çaylar soğuyor,” dedi.
“Ev bakmadan önce herkes bi sakinleşsin.”
Aslı istemeden mutfağa yöneldi.
O gider gitmez Baran bana eğildi.
“Helal olsun,” dedi.
“Kadın konuşmadan hükmü koydu.”
“Sus,” dedim yine.
“Başım ağrıyor.”
O sırada Eren yanımıza geldi.
Ayakta durdu, ama bana yakındı.
“Gitmek zorunda değilsin,” dedi sessizce.
“Biliyorum,” dedim.
“Ama gitmezsem daha çok uzayacak.”
Bir an sustu.
“Yanındayım,” dedi.
“Nerede olursan.”
Başımı kaldırıp baktım.
“Biliyorum,” dedim.
“Zaten mesele de bu.”
Kapıdan çıkarken abim önde, Aslı yanında yürüyordu.
Ben Lara’yla arkada kaldım.
“İyi misin?” diye sordu.
“İyiyim,” dedim.
“Sinirliyim ama iyiyim.”
“Bu kız seninle uğraşmaya devam edecek,” dedi.
“Biliyorum.”
“Hazır mısın?”
Gülümsedim.
“Hazırım,” dedim.
“Zaten kaçmıyorum.”
Dışarı çıktığımızda hava serindi.
Ama içim, uzun zamandır ilk defa,
bu kadar netti.
Bu iş bugün bitmeyecekti.
Ama ben de
artık susacak biri değildim.
Erenin arabasına ben ve Lara binmiştik
"Bacıların bacısı güzeller güzeli elisam"
"Söyle baroş"
"Baroş ney lan"
"Söylecek misin engelliyim mi"
"Ses kaydı atsana aslı baya komik"
"Delisin sen"
"Hadi ya"
"Tamam"
Ses kaydı açmıştım
Telefonu dik tuttum, ses kaydını açtım.
Eren direksiyondaydı ama göz ucuyla bana baktı.
“Ne yapıyorsun?” dedi.
“Baran,” dedim.
“Bu çocuk bir gün başına iş açacak,” dedi.
“Her gün açıyor,” dedim.
Eren arabayı yavaşlattı, kırmızı ışıkta durduk.
Bana döndü.
“Gerginsin,” dedi.
“Normal,” dedim.
“Ev bakmaya gidiyoruz, zoraki.”
“İstemiyorsan—”
“İstiyorum,” diye kestim.
“Yani… istemiyorum ama kaçmak da istemiyorum.”
Başını salladı.
“Tamam,” dedi.
“Ne olursa olsun yanındayım.”
Işık yeşile döndü.
Araba yeniden hareket etti.
Telefonumu kapattım, camdan dışarı baktım.
"abimler arkadan geliyor mu Lara ayrıca aslının işleri niye iki araba gidiyorsak"
"Geliyorlar geliyor"
Basımı tekrar cama çevirdim abim aradı
"Efendim abi"
"Benim elisa aslı"
"Ne var"
"Erene söyle arda öne geçcekmis ev yolunu o biliyor ya hani önden önden gidiyorsuz''
"Aslı git tedavi ol ben bittim şimdi eren mi başladı"
Yüzüme kapattı
"Yavaşlıycakmışsın abim önden gitcekmiş"
Eren yavaşladı sonunda ilk eve gelmişdik çantamı koluma takıp indim Lara ben eren yan yana yürüyorduk
Eren arabayı park ettiğinde motor sesi sustu ama içimdeki gerginlik susmadı.
Kapıyı kapatıp çantamı koluma taktım.
Lara sağımdaydı, Eren solumda.
Yan yana yürüyorduk ama sanki herkesin gözü bizim üstümüzdeydi.
Arkadan Arda’nın arabası yanaştı.
Aslı ilk indi.
Topuklarını yere vura vura yürüyordu.
Etrafa bakışı bile sinirliydi.
“Burası mı?” dedi burun kıvırarak.
“Bir tık küçük gibi.”
“İnsan tek başına yaşayacak,” dedim.
“Saray aramıyoruz.”
Arda bana baktı.
Bir şey diyecek gibi oldu ama sustu.
Bu susuş daha can yakıcıydı.
Emlakçı kapıyı açtı.
Hepimiz içeri girdik.
Ev ferah sayılırdı.
Beyaz duvarlar, geniş camlar, sade bir salon.
Lara pencereye koştu.
“Gün ışığı güzel,” dedi.
“Ben olsam burayı severdim.”
Aslı kollarını bağladı.
“Ben sevmem,” dedi.
“Ruhsuz.”
“Ev,” dedim.
“İnsan ruh katıyor.”
Eren sessizdi.
Ama omzunun bana hafifçe değdiğini hissediyordum.
Bilerek çekmedi.
Arda salonun ortasında durdu.
“Burası güvenli,” dedi.
“Sitede kamera var, giriş çıkış belli.”
“Aslı için mi, benim için mi?” diye sordum.
Bakışları sertleşti.
“İkiniz için.”
Aslı hemen atladı.
“Ben zaten buraya taşınmak istemiyorum,” dedi.
“Elisa istiyor diye geldik.”
Güldüm.
Kısa, sinirli bir gülüş.
“Ben senin adına hiçbir şey istemedim,” dedim.
“Sen benim hayatıma girmek istedin.”
Lara araya girdi.
“Tamam tamam,” dedi.
“Evin mutfağına bakalım, herkes sakinleşsin.”
Mutfağa geçildi.
Aslı tezgâha dokundu, yüzünü buruşturdu.
“Rengi kötü.”
“Boyat,” dedim.
“Ya da bakma.”
O an Arda patladı.
“Elisa yeter!” dedi yüksek sesle.
“Her şeyi kavgaya çeviriyorsun.”
Döndüm, gözlerinin içine baktım.
Sesim sakindi ama içim yanıyordu.
“Ben kavga etmiyorum abi,” dedim.
“Ben kendimi siliyorum hayatınızdan.
Siz hâlâ üstüme geliyorsunuz.”
Odaya sessizlik çöktü.
Eren bir adım öne çıktı.
“Arda,” dedi.
“Elisa haklı.”
Aslı şokla ona baktı.
“Sen—”
“Konuşma,” dedi Eren net bir sesle.
“Bugün konuşma sırası sende değil.”
Kalbim hızlandı.
Ama belli etmedim.
Arda derin bir nefes aldı.
“Bu ev,” dedi,
“Aslı için bakılıyor.
Elisa, sen kalmak zorunda değilsin.”
Başımı salladım.
“Biliyorum.”
"Sende şunu bil abi beni sen çağırdığın için geldim zaten gelmek isteyen yok aslının suratını görmeye çok meraklı değildim sen başımda saatlerce konuşma diye geldim"
Abim sabır diler gibi baktı.
"Sen beni delirtmeye mi çalışıyorsun elisa gelmeseydin ozaman seni isteyende yok"
Hepimiz donup kaldık konuşamadım çok şey söylemek istedim ama olmadı aslının yüzünde kocaman bir gülümseme vardı eren sessizli bozdu
"Yeter bu kadar gidiyoruz lara gel"
Eren beni omuzana aldı tek ozmuzunda taşıyordu beni arabaya bindirdi ben hala konusmuyordum kafamda dolanan tek bir ses vardı
"Seni isteyen yok zaten"
Arabanın kapısı kapandığında dışarıdaki sesler kesildi.
Sadece motorun yeniden çalışırken çıkardığı o boğuk uğultu vardı.
Ben hâlâ konuşmuyordum.
Eren direksiyona geçti, aynadan bana baktı.
Bakışı sertti ama bana değil… yaşananlara.
“Lara,” dedi sakin ama keskin bir sesle,
“camı aç.”
Lara hiçbir şey sormadan camı indirdi.
Eren arabayı hareket ettirmedi.
“Arda,” diye seslendi camdan dışarı.
“Bir şey söyleyeceğim.”
Arda birkaç adım yaklaştı.
Aslı arkasında duruyordu, yüzünde hâlâ o gülümseme.
Eren arabadan indi.
Ben ilk defa onun bu kadar dik, bu kadar soğuk durduğunu gördüm.
“Bir daha,” dedi,
“kardeşine ‘seni isteyen yok’ dediğini duymayayım.”
Arda bir şey söylemek istedi ama Eren sözünü kesti.
“Onu buraya sen çağırdın.
Onu bu evde sen sıkıştırdın.
Şimdi de incitip üstüne susmasını bekliyorsun.”
Aslı araya girdi.
“Eren abartıyorsun—”
Eren başını bile çevirmedi.
“Sen sus,” dedi.
“Bugün zaten yeterince konuştun.”
Aslı’nın yüzü gerildi.
Eren tekrar Arda’ya döndü.
“Elisa güçlü olabilir,” dedi.
“Ama bu, canının acımadığı anlamına gelmiyor.”
Arda’nın yüzünde bir şey kırıldı.
Ama geri adım atmadı.
“Ben onu korumaya çalışıyorum,” dedi.
“Hayır,” dedi Eren net bir sesle.
“Onu kontrol etmeye çalışıyorsun.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Eren arabaya döndü.
Kapıyı açıp tekrar direksiyona geçti.
Ben hâlâ tek kelime etmemiştim.
Araba hareket ettiğinde Lara arkasını döndü.
“İyi misin?” dedi fısıltıyla.
Cevap vermedim.
Camdan dışarı bakıyordum.
Eren yavaşladı, sonra kenara çekti.
Arabayı durdurdu.
“Bak,” dedi bana dönerek.
“Seni isteyen yok lafı… yalan.”
Sesim ilk defa çıktı.
Kısık, kırık bir sesle.
“Abi söyledi.”
Eren direksiyonu sıktı.
“Abi de olsa,” dedi,
“her doğruyu söyleyemez.”
Başını bana çevirdi.
Göz göze geldik.
“Ben istiyorum,” dedi.
“Yanımda olmanı.
Kalmanı.
Gülmeni.”
Yutkundum.
Gözlerim doldu ama ağlamadım.
“Bir kişi yetmez mi?” diye sordu.
Cevap vermedim.
Ama ilk defa o ses kafamda biraz sustu.
“Seni isteyen yok zaten.”
Artık yalnız değildi.
Telefonum çaldı
"Bakayım mı güzelim"
Sadece kafamı salladım
"Baran arıyor konuşmak ister misin"
Sustum
"Alo baran"
"Elisa nerde geliyorum oraya o ardayı öldürcem"
"Baran sakin ol elisa tek kelime etmiyor"
"Hemen eve geliyorsunuz"
Eren daha çok gaza bastı kırmızı ışıkta bile durmamıştı sonunda eve gelmiştik arabadan indim ne yürümek nede konuşmak istiyordum
Yukarı çıktığımızda ilk seslenen baran olmuştu
"Elisam iyi misin"
Cevap vermedim merdivenlerden çıkıp odaya gittim yatakdaki örtüyü acıp içine girdim ardından kafama kadar çektim
Baran kapıda bir süre öylece kaldı.
Ses yoktu.
Sadece odadan gelen derin bir sessizlik.
Eren ceketini çıkarıp koltuğun kenarına bıraktı.
Yüzü sertti ama gözleri endişeliydi.
Lara mutfağa geçti, bardaklara su doldurdu ama geri getirmedi.
Herkes bir şey yapmalıymış gibi hissediyor ama kimse ne yapacağını bilmiyordu.
Baran dişlerini sıktı.
“Elisa,” dedi kapının önünde durup.
“Seni zorlamıcam.
Ama buradayım.”
Cevap yoktu.
Yatağın altında dizlerini karnıma çekmiş, örtüyü sıkı sıkı tutuyordum.
Sanki biri biraz daha konuşsa, içimde bir şey kopacaktı.
Bir süre sonra kapı hafifçe tıklandı.
Bu kez Eren’di.
“Elisa,” dedi alçak bir sesle.
“Kapıyı açmanı istemiyorum.
Sadece dinle.”
Nefesim düzensizdi ama susuyordum.
“Kimsenin söylediği o cümle…
Seni tanımlamaz.”
Kısa bir duraklama oldu.
“Arda haddini aştı.
Aslı zaten…”
Cümleyi tamamlamadı.
Baran araya girdi, sesi bu kez daha sakindi.
“Kimsenin seni istemediğini söyleyen biri,
senin nasıl biri olduğunu bilmiyordur.”
Örtünün altında gözlerim doldu ama ağlamadım.
Ağlarsam çökeceğimi biliyordum.
Lara kapının önüne çömeldi.
“Sabah olunca,” dedi yumuşakça,
“istersen sadece ben konuşurum.
Hiçbir yere gitmeyiz.
Bugün bitti.”
Sessizlik uzadı.
Sonra çok küçük bir hareket oldu.
Örtü biraz indi.
Yüzüm görünmüyordu ama sesim çıktı.
Kısık, kırık ama net:
“Ben yoruldum.”
O an kimse konuşmadı.
Çünkü ilk kez, gerçekten ne demek istediğimi anlamışlardı.
Nefesim almam düzensizleşti ama umursamadım geri örtünün altına girdim aslının sesini duydum
"Biz geldik hepiniz nerdesiniz"
Ardından erenin sesini duydum
"Lara git şu aslıyı sustur yoksa ben sustururum"
Nefesim daha da düzensizleşti ama örtünün altından çıkmak istemiyordum burda güvende hissediyordum astım krizine selam vermeme az kalmıştı ardanın sesini duydum
"Elisa kurban olayım çık odadan bir an sinirle söyledim onları"
"Defol git beni görmek istemeyen birine kurban olmama aslıyla mutluluklar artık hayatında elisa diye biri yok"
Lafım bittiği gibi öksürmeye başladım
Öksürük bir anda patladı.
Kuru, kesik kesik… nefes almaya çalıştıkça göğsüm daha çok sıkıştı.
Örtünün altında kalmak istiyordum ama ciğerlerim izin vermiyordu.
Kapının önünde bir anlık sessizlik oldu.
Sonra panik.
“Kapıyı açın!” diye bağırdı Baran.
Bu kez sesi korkuyla titriyordu.
Eren kapıya bir omuz attı, kilitli değildi zaten.
Kapı açılır açılmaz beni gördüler; örtü hâlâ üzerimde ama vücudum kasılmıştı.
Öksürükle birlikte nefesim hırıltılı çıkıyordu.
“Elisa!” dedi Lara, koşup yanıma çömeldi.
“Tamam, tamam… buradayız.”
Aslı kapının eşiğinde donup kalmıştı.
Az önceki sert, umursamaz yüz gitmişti; yerine şaşkınlık gelmişti.
Ama kimse ona bakmadı.
Arda içeri bir adım attı.
“Elisa ben—”
“Çık,” dedi Eren sertçe.
Tek kelimeydi ama tartışmaya kapalıydı.
“Şimdi değil.”
Baran yatağın kenarına oturdu, sesi yumuşaktı ama elleri titriyordu.
“Gözlerime bakmana gerek yok,” dedi.
“Sadece nefesine odaklan.
Buradasın.
Güvendesin.”
Örtüyü yavaşça indirdi Lara.
Yüzüm bembeyazdı, gözlerim doluydu.
Konuşamıyordum.
“Su getirin,” dedi Baran.
“Kimse üstüne üstüne konuşmasın.”
Aslı bir şey söylemek ister gibi oldu ama Lara ona döndü.
Bakışı sertti.
“Bir kelime d edersen, ben çıkarırım seni.”
O an Aslı sustu.
Öksürük yavaş yavaş azaldı.
Nefesim hâlâ düzensizdi ama artık boğulmuyordum.
Gözlerim tavana takılı kaldı.
Fısıltıyla çıktım sesim:
“Gitmelerini istiyorum.”
Baran başını salladı.
“Tamam,” dedi hiç tartışmadan.
“Bu evde istemediğin kimse kalmaz.”
Eren kapıya yöneldi.
“Arda,” dedi soğuk bir sesle.
“Bugün söylediklerinin bedeli bu.
Çıkıyorsun.”
Kapı kapandığında ev yeniden sessizleşti.
Ama bu sessizlik, biraz önceki gibi boğucu değildi.
Lara elimi tuttu.
“Bak,” dedi.
“Hâlâ buradasın.
Ve yalnız değilsin.”
Lara su getirmişti ama suyla durmazdı krizdi öksürmeye devam ettim
"Eren elisanın astım ilacı nerde"
"Odasına bak"
Baran ellerimi tutuyordu uzun zamandır krize girmiyordum eren odasındaki dolaplara bakıyordu bir süre sonra Lara geldi
"Yok hiç bir yerde yok mirac ve kerem dışarıda arıyım mı onları"
"Emir" dedim fısıltıyla
"Emir evet elisa"
"Onun odası"
Bunları diye bilmiştim sadece baran yanımdan ayrıp emirin odasına koştu onun odasında ilk yardım çantası olduğu için yedek ilacımda ordaydı baran koşarak getirdi ağzıma yerleştirdi havayı içime çektim ne kadar çok çektiğimi bilmiyordum öksürükler durunca rahatladım
Göğsüm yavaş yavaş gevşedi.
Nefesim hâlâ titriyordu ama artık içime giriyordu.
İlacın tadı ağzımda kalmıştı, acı ama tanıdık.
Güvenli.
Baran hâlâ dizlerinin üstündeydi.
Elimi bırakmamıştı.
“Tamam,” dedi sakin bir sesle.
“Geçiyor. Bak, geçti bile.”
Başımı hafifçe salladım.
Konuşacak hâlim yoktu ama yaşadığımı hissediyordum.
Eren kapının yanında duruyordu.
Yüzü bembeyazdı.
Sessizdi ama gözleri durmuyordu, beni tarıyordu.
Sanki gözünü kırpsa bir şey olacakmış gibi.
Lara yanaklarıma baktı.
“Rengin geri geliyor,” dedi.
“İyiye gidiyorsun.”
Derin bir nefes daha aldım.
Bu kez acımadı.
“Özür dilerim,” dedi Arda kapının dışından.
Sesi eskisi gibi değildi.
Ne sert ne de kendinden emindi.
Sadece… geç kalmıştı.
Kimse cevap vermedi.
Eren başını kapıya doğru bile çevirmedi.
“Bugünlük bu kadar,” dedi.
“Git.”
Ayak sesleri uzaklaştı.
Sonra başka bir kapı kapandı.
Ev yeniden sessizleşti.
Ama bu kez sessizlik düşman değildi.
Baran alnımı hafifçe yokladı.
“Bir daha ilacı yanında taşımıyorsun diye kriz geçirmeyeceksin,” dedi.
Ses tonu yarı şaka, yarı uyarıydı.
“Kızarım.”
Dudaklarımın kenarı çok az kıpırdadı.
Gülmek sayılmazdı ama niyetti.
“Emir’e teşekkür etmem lazım,” dedim kısık bir sesle.
“Edersin,” dedi Lara.
“Sonra.
Şimdi sadece dinlen.”
Yatağa daha rahat yaslandım.
Yorganı bu kez saklanmak için değil, ısınmak için çektim üstüme.
İçimde hâlâ bir kırık vardı.
Arda’nın sözleri oradaydı.
Ama artık tek ses değildi.
Bu evde,
bu odada,
bu anda…
beni tutan eller vardı.
Ve bu, nefes almam için yeterliydi

INSTAGRAM SAYFASI VARDIR ADI
kanla_yazilmis_ask
Takip ederseni sevinirim 🙏🏻🤍