19. bölüm · Kanla yazılmış aşk
19. Bölüm
Bir kafeye gidip oturdum biri dikkatimi çekti bana bakıyordu ama yüzü belli değildi
"Elisa adama yicek gibi bakmayı kes normal davran"
Kulaklıkdan aslı sürekli beni azarlıyordu telefonu mu çıkarıp aslıya mesaj attım kulaklığa konuşmam yasakdı dikkat çeker diye
"Aslı beni azarlayıp durmasan mı ben 21 yaşındayım"
"Elisa sen benim gözümde hala 10 yaşındasın"
"Ne"
"Göreve odaklan elisa adam kalkıyor peşinden git"
Kalkıp adamı takip ettim bir köşe başında durdu
"Temas da bulunma, konuş onunla"
"Elisa Arven, sandığımdan güzelsin"
"Kimsin"
"Arda benden bahsetmemiş
Kalbim bir anlığına hızlandı ama yüzüme yansıtmadım.
Aslı’nın sesi kulaklığımda fısıltı gibiydi.
“Ses tonunu sabit tut. Korkma. Devam et.”
Adam adım attı ama mesafeyi korudu.
Yüzü hâlâ gölgede kalıyordu.
“Arda’dan bahsedecek kadar yakındın ama adını bilmiyorum,” dedim. “Bu biraz garip.”
Hafifçe güldü. “Arda garip insanları severdi.”
Bu cümle içime oturdu.
“Ne istiyorsun?” dedim. “Beni neden izliyorsun?”
Bir an sustu. Sonra cebinden bir şey çıkardı. Bir zincir. Ucunda tanıdık bir şey vardı.
Nefesim kesildi.
“Nazar boncuğunun eşi,” dedi. “Arda bunu bende bırakmıştı.”
Aslı’nın sesi sertleşti. “Elisa, nesneye bakma. Göz teması kur.”
Kafamı kaldırdım. “Bunu sana neden verdi?”
“Çünkü,” dedi adam, “eğer ona bir şey olursa… sana vermemi istedi.”
Boğazım düğümlendi. “Yalan söylüyorsun.”
“Hayır,” dedi sakinlikle. “O sana her zaman yarım kaldığını düşünürdü. Seni koruyamadığını.”
Bir adım daha yaklaştı. Refleksle geri çekilmedim. Durduğumu fark edince durdu.
“Yaklaşma,” dedim. “Buraya bunun için gelmedim.”
“Biliyorum,” dedi. “Gerçeği öğrenmek için geldin.”
Aslı kulağımda fısıldadı: “Kalp ritmi yükseldi. Ama yalan yok. Devam.”
“Arda neden öldü?” dedim. “Söyle.”
Adam derin bir nefes aldı. “Çünkü yanlış kişiye güvendi. Ve o kişi… hâlâ hayatta.”
“Kim?” dedim.
Adam ilk kez yüzünü biraz daha ışığa çıkardı. Gözleri tanıdıktı. Ama isim yoktu zihnimde.
“Bunu burada söylemem,” dedi. “Ama dolunay gecesi… sen zaten gerçeğe çok yakın olacaksın.”
Arkasını döndü. “Bir daha beni takip etme,” dedim.
Durdu. Omzunun üzerinden baktı. “Eden sensin,” dedi. “Ben sadece yolu açıyorum.”
Ve gitti.
Köşede kaybolduğunda dizlerimin titrediğini fark ettim.
“Aslı,” dedim kısık sesle. “Arda bana bir şey bırakmış. Ama bu… sadece bir eşya değil.”
Kulaklıktan Eren’in sesi geldi. “Elis,” dedi. “Ekip hazır. Ve evet… bu iş dolunayda bitecek.”
Elimi cebime attım. Nazar boncuğu avucumda sıcaktı.
Arda, sen neyin içine düştün?
Kafeden çıktığımda hava garipti.
Ne tam güneşli, ne tam kapalı.
Sanki şehir de nefesini tutmuştu.
“Aslı,” dedim. “Adam kayboldu.”
“Görüyoruz,” dedi sakin ama gergin bir sesle. “Kasırga ekibi sokağın diğer ucunda ama adam iz bırakmıyor. Bu normal değil.”
“Elimde bir eş var,” dedim. “Arda’nın nazar boncuğunun eşi.”
Kulaklıkta kısa bir sessizlik oldu. Sonra Eren’in sesi girdi. “Eve dönüyorsun,” dedi net bir tonla. “Tartışma yok.”
“Eren—”
“Bu bir rica değil, Elis.”
İç çektim. “Tamam.”
Yürürken sürekli arkama baktım. Takip edilip edilmediğimi bilmiyordum. Ama yalnız olmadığımı hissediyordum.
Eve girdiğimde herkes ayaktaydı. Herkes. Bu hiç iyiye işaret değildi.
Lara yanıma koştu. “Elis!” dedi. “İyi misin?”
“İyiyim,” dedim ama sesim pek ikna edici değildi.
Aslı masanın başındaydı. Elinde tablet vardı. “Konuş,” dedi. “Baştan sona.”
Her şeyi anlattım. Adamı. Söylediklerini. Zinciri.
Masaya koyduğumda boncuk hafifçe sallandı. Miraç abi gözlerini kıstı. “Bu sıradan bir nazarlık değil.”
“Ne demek o?” dedim.
“Bu tür boncuklar,” dedi yavaşça, “iki kişi arasında bağ kurmak için yapılır. Biri taşıyorsa… diğeri hisseder.”
O an Eren’in bana bakışı değişti. “Yani Arda—”
“—hayır,” dedi Miraç abi. “Arda öldü. Ama bıraktığı şeyler… ölmedi.”
Baran sinirli bir kahkaha attı. “Harika. Bir de musallat kaldık.”
“Aslında,” dedi Aslı, “daha kötüsü var.”
Tableti masaya çevirdi. Ekranda eski bir dosya açıldı. Bir fotoğraf.
Kalbim duracak gibi oldu.
“Bu adam,” dedi Aslı, “Fısıltı ekibinin eski bir saha elemanı. Kod adı: Saye.”
“Peki ne olmuş?” dedim.
“Üç yıl önce,” dedi, “bir görevde kayboldu. Ölü sayıldı. Ama ceset bulunmadı.”
Eren dişlerini sıktı. “Arda’nın son görevi de üç yıl önceydi.”
Oda sessizliğe gömüldü.
“Yani,” dedim kısık bir sesle, “adam hayattaysa… Arda’nın ölümünde parmağı var.”
“Evet,” dedi Aslı. “Ve seni bilerek seçti.”
“Neden?” diye sordum. “Ben ne alâkayım?”
Eren yanıma geldi. Sesini alçalttı. “Çünkü,” dedi, “Arda seni korumak için sustu. Ve şimdi biri… o suskunluğu bozmak istiyor.”
Elimdeki boncuğa baktım. Dolunay iki gün sonraydı.
“Dolunay gecesi,” dedim, “kartlar, mumlar… bunlar tesadüf değil.”
Miraç abi başını salladı. “Dolunay bağları güçlendirir. Gizlenenler açığa çıkar.”
Baran derin bir nefes aldı. “O zaman,” dedi, “bu görev sadece bir görev değil.”
“Asla değildi,” dedi Eren.
Bana döndü. Gözleri kararlıydı. “Korkuyor musun?” diye sordu.
Dürüst oldum. “Evet.”
Elimi tuttu. “Ama kaçmıyorsun.”
Gülümsedim. “Kaçacak yerim yok demiştim.”
Lara sessizce ekledi: “Dolunay gecesi… herkes kendi gerçeğiyle yüzleşir.”
Nazar boncuğunu boynuma taktım.
“Tamam,” dedim. “O zaman yüzleşelim.”
Ve içimden geçirdim:
Arda, eğer beni izliyorsan… bu sefer yarım kalmayacak.
“Aslı,” dedim. “Adam kayboldu.”
“Görüyoruz,” dedi sakin ama gergin bir sesle. “Kasırga ekibi sokağın diğer ucunda ama adam iz bırakmıyor. Bu normal değil.”
“Elimde bir eş var,” dedim. “Arda’nın nazar boncuğunun eşi.”
Kulaklıkta kısa bir sessizlik oldu. Sonra Eren’in sesi girdi. “Eve dönüyorsun,” dedi net bir tonla. “Tartışma yok.”
“Eren—”
“Bu bir rica değil, Elis.”
İç çektim. “Tamam.”
Yürürken sürekli arkama baktım. Takip edilip edilmediğimi bilmiyordum. Ama yalnız olmadığımı hissediyordum.
Eve girdiğimde herkes ayaktaydı. Herkes. Bu hiç iyiye işaret değildi.
Lara yanıma koştu. “Elis!” dedi. “İyi misin?”
“İyiyim,” dedim ama sesim pek ikna edici değildi.
Aslı masanın başındaydı. Elinde tablet vardı. “Konuş,” dedi. “Baştan sona.”
Her şeyi anlattım. Adamı. Söylediklerini. Zinciri.
Masaya koyduğumda boncuk hafifçe sallandı. Miraç abi gözlerini kıstı. “Bu sıradan bir nazarlık değil.”
“Ne demek o?” dedim.
“Bu tür boncuklar,” dedi yavaşça, “iki kişi arasında bağ kurmak için yapılır. Biri taşıyorsa… diğeri hisseder.”
O an Eren’in bana bakışı değişti. “Yani Arda—”
“—hayır,” dedi Miraç abi. “Arda öldü. Ama bıraktığı şeyler… ölmedi.”
Baran sinirli bir kahkaha attı. “Harika. Bir de musallat kaldık.”
“Aslında,” dedi Aslı, “daha kötüsü var.”
Tableti masaya çevirdi. Ekranda eski bir dosya açıldı. Bir fotoğraf.
Kalbim duracak gibi oldu.
“Bu adam,” dedi Aslı, “Fısıltı ekibinin eski bir saha elemanı. Kod adı: Saye.”
“Peki ne olmuş?” dedim.
“Üç yıl önce,” dedi, “bir görevde kayboldu. Ölü sayıldı. Ama ceset bulunmadı.”
Eren dişlerini sıktı. “Arda’nın son görevi de üç yıl önceydi.”
Ardından baran bana baktı
"Aslında arda ölmemiş olabilir"
"Ne? Hayır arda öldü ben onun cesedini gördüm"
"Çilli o ceset ardaya ait olmaya bilir ardanın mezarı boş olabilir"
Hayır, hayır bu olamazdı her ne kadar ölmesini istemesemde hayır olmazdı böyle bir şey
"Benim bir kaç tanıdığım var mezarı kaza bilirler"
Dedi Emir
"Kazsınlar lütfen"
Emir kalktı ve biriyle konuştu
"Akşam kazcaklar"
Başım dönmeye ellerim titremeye başlamıştı laranın yanına oturdum hemen nazar boncuğuna baktım kapı çalmıştı
"Birini mi bekliyorduk"
Dedi baren kimse kalkmıyınca ben kalktım içeri görünmüycek şekilde kapıyı açtım
"Buyurun"
"Elisa Arven mi"
"Evet benim"
"Size iki tane kargo var"
Başımı salladım ardından kargoları aldım
"O ne çilli"
"İki tane kargo biri bilinmeyen bir kişiden öbürü emine teyzeden"
Emine teyzenin gönderdiği kargoyu açtım kutu vardı içinde kutunun içinde benim küçüklüm resimlerim ve künye künyenin bir tarafında benim ismim öbür tarafında abimin ismi yazıyordu
"Not var, elisa yavrum benim yarınım belli değil bunlar abinden kalma eşyalar hepsi bu kadar"
Ağlamamak için kendi mi tuttum
"Eren"
"Efendim çilli"
"Bunu sen aç ben açamam"
Bilinmeyen kişiden gelen kargoyu erene vermiştim açtığında bana geri uzattı
"Al bak"
Fotoğraflar vardı fotoğraflarda abim çok kötü bir halde zincirlerle bağlanmış kendimi daha fazla tutamadım ağladım ayaklarım beni taşıyamadı yere çöktüm Lara benim yanıma koştu
Emir resimleri aldı
"Elisa bunlar yeni çekinmemiş 3 yıl önceye ait"
Erende yanıma gelmişti bana sımsıkı sarıldı
"Ve benim bunlardan yeni haberim oluyor ardaya noldu onu bile bilmiyorum ve şimdi elime bu fotoğraflar geliyor o mezarı hemen kazın lütfen ben abimi görmek istiyorum"
Eren bana daha sıkı sarıldı hiç bırakmak istemiyor gibiydi.
