4. bölüm / 8
Kan ve Temas4.Bölüm
Bölümler 8Şu an: 4.Bölüm
4. BÖLÜM: KIRILAN RUH VE ÖRÜLEN DUVARLAR
### **1. SAHNE: KARANLIK ANILARIN AĞIRLIĞI VE KAZINAN TRAVMALAR**
**Yer: Furtuna Konağı - İsmail’in Odası / Sabah**
Fadime gözlerini yavaşça açtığında, kendisini İsmail’in geniş ve lüks yatağında bulur. Başucunda, gözleri ağlamaktan kızarmış yengesi Esme ve yeğeni Aleyna beklemektedir. Fadime’nin bilinci yerine geldikçe, dün gece geçirdiği o buz gibi saatler, Zarife’nin fısıldadığı nefret dolu sözler ve o kilerin zifiri karanlığı zihnine bir kâbus gibi hücum eder.
Ancak zihnini asıl felç eden şey, o kilerde saatlerce tek başınayken geçmişe dönüp abisi Adil’in kendisine çocukluğundan beri çektirdiği **6 ağır işkenceyi** tekrar tekrar hatırlamış olmasıdır:
Daha küçük bir kız çocuğuyken, mahalledeki oğlan çocuklarıyla sokağın başında konuştu diye abisinin onu fırın küreğiyle sırtına vurması, nefessiz kalıp bayılana kadar acımasızca dövmesi...
Okula devam etmek, okuyup doktor olmak istediğini söylediği gün Adil’in çıldırıp onu saçlarından tutarak bahçedeki beton zeminde sürüklemesi ve kaburgaları çatlayana kadar tekmiklemesi...
Evde yemek biraz tuzlu oldu diye çocuk yaşta ellerini kaynar suya batırmaya çalışması ve feryatlarına aldırış etmeden bileklerini yakması...
Kışın ortasında abisine itiraz ettiği için kendisini bahçedeki buz gibi su dolu fıçıya sokup saatlerce titretmesi, ardından kurumasına izin vermeden o karanlık odaya kilitlemesi...
Babalarının ölüm yıldönümünde ağladığı ve Furtunalar'a lanet okumadığı için onu 3 gün boyunca tek bir damla su ve ekmek vermeden o havasız kilerde açlığa mahkûm etmesi...
İsmail’in borç teklifini ilk duyduğunda evlenmeyi reddettiği an, Adil’in deri kemerini çıkarıp sırtında iz bırakana kadar vurması ve başını duvara vurarak bayıltması...
Bu zifiri karabasanlar Fadime’nin göğsünü bir cender gibi sıkar. Nefesi kesilir, kalbi yerinden çıkacak gibi çarpmaya başlar. Yatakta aniden doğrulur ve hıçkırıklara boğularak yanında duran Esme ve Aleyna’nın boynuna sarılır. Esme, kızın titreyen saçlarını okşayarak ağlar; Aleyna ise halasının bu çaresiz haline dayanamaz.
> **Fadime:** *(Kriz halinde ağlayarak ve titreyerek)* "Yenge... Çok acıyor. İçim de acıyor, bedenim de... Ben kurtulamıyorum yenge. Nereye gitsem o karanlık oda beni takip ediyor, nereye kaçsam abimin gölgesi üzerimde..."
>
### **2. SAHNE: BEDENDEKİ İZLER, RUHTAKİ KIYIM**
**Yer: İsmail’in Odası / Gün Ortası**
Aleyna, elindeki tıbbi merhemler ve pansuman malzemeleriyle halasını tedavi etmek için üzerindeki bol kıyafetleri yavaşça çıkarır. Kıyafetlerin altındaki acı gerçek ortaya çıktığında, Esme dehşetle elini ağzına kapatır ve hıçkırığını bastırmaya çalışır.
Fadime’nin sırtında, karnında, kollarında ve bacaklarında kıyafetle kapatılan bölgelerde irili ufaklı onlarca morluk, kırbaç gibi izler, ezikler ve taze yara izleri vardır. Dün gece kilerin soğuk taşlarında saatlerce yatmak, bu yaraları daha da sertleştirmiş ve iltihaplandırmıştır. Aleyna, gözyaşları içinde titreyen elleriyle merhemi halasının moraran tenine nazikçe sürmeye başlar.
Fadime’nin gözlerinden sessizce yaşlar süzülür. Ama bu gözyaşları, merhemin veya yarasının canını yakmasından değildir...
Fadime’nin zihninde çok daha karanlık, silinmez bir kabul gerçekleşmiştir. Fadime artık kendini **asla sevilmeyecek bir kurban** olarak görmektedir. O, insanların öfkesini, nefretini ve hırsını kusmak için kullanacağı değersiz bir nesneden ibarettir. Hiç kimse onu sevmeyecek, hayatı boyunca hiçbir istediği gerçekleşmeyecektir. Kaderi; abisinden, kocasından ya da kaynanasından dayak yiyerek bir kiler köşesinde can vermektir.
Fadime, sevilmeyi ve insanca yaşamayı hak etmediğine kendisini tamamen inandırmış, bu acı kadere ruhuyla boyun eğmiştir. İşte zihnindeki bu kırılma ve çaresizlik, vücudundaki tüm o morluklardan ve yaralardan çok daha derin bir acıyla canını yakmaktadır.
Esme ve Aleyna, gözyaşları içinde Fadime’ye temiz kıyafetlerini giydirir, yüzünü siler ve odadan çıkarlar.
### **3. SAHNE: SESSİZ YALAN VE SIKIŞAN KORKU**
**Yer: İsmail’in Odası / Öğleden Sonra**
Esme ve Aleyna çıktıktan hemen sonra odaya İsmail, annesi Zarife ve Adil girer.
Fadime kapıdan giren İsmail’i görünce gözlerini tek bir noktaya diker, hiçbir tepki vermez. Ruhu adeta çekilmiştir. İsmail, ağır ve heybetli adımlarla yatağın kenarına oturur. Bakışları serttir ama içten içe derin bir merak ve kontrol edemediği bir endişe taşımaktadır.
> **İsmail:** "Fadime... Dün gece o kilerde ne işin vardı? O kapı senin üzerine nasıl kilitlendi?"
>
İsmail’in arkasında duran Adil ve Zarife, adeta gözleriyle Fadime’ye ecel terleri döktürmektedir. Adil’in gözlerinde *"Gerçeği söylersen seni kendi ellerimle öldürürüm"* tehdidi okunurken, Zarife nefret dolu bakışlarını kızın üzerine dikmiştir.
Fadime korkudan titreyerek, yutkunarak ve kekeleyerek konuşur:
> **Fadime:** "Ben... Ben gece acıkmıştım. Mutfakta... yemek ararken alt kata indim. Kapı... kapı aniden arkamdan kapandı. Kilitlendi sanırım... Kimse duymadı sesimi, bağırarak yardım istedim ama..."
İsmail, karşısındaki kızın gözlerindeki dehşet halini, titreyen ellerini ve dudaklarını görür. Bu uydurma hikayeye tek bir kelimesiyle bile **inanmamıştır**. Ancak o an durumu zorlamaz, inanmış gibi yapar. Arkadaki Zarife ise hemen araya girip, tehdit ettiği hizmetçinin adını vererek kızın kiler kapısını açık unuttuğunu öne sürer.
İsmail ayağa kalkar, Adil’e dönerek buz gibi bir sesle konuşur:
> **İsmail:** "Adil. Kız uyandı, durumu iyi. Artık konakta durmanın bir anlamı yok. Defol git!"
>
Adil, olay büyütülmeden kapatıldığı için derin bir nefes alarak konaktan ayrılır.
İsmail tekrar Fadime’nin yanına oturur. Temas bağımlısı ve mülkiyetçi tavrıyla elini uzatır, Fadime’nin yüzüne düşen saç telini yavaşça kulağının arkasına iter. **Fadime, bir darbe alacakmış gibi büyük bir korkuyla gözlerini sımsıkı kapatır ve omuzlarını içe çeker.** İsmail kızın bu reflekssel korkusuyla duraksar ama renk vermez.
> **İsmail:** "Yine acil bir sevkiyat işim var. Bu gece konakta olamayacağım."
>
Fadime içinden avazı çıktığı kadar haykırmak ister: *"Gitme! Ne olur gitme... Sen gidersen anan beni yine o karanlık odaya atacak, canımı yakacak!"* Ama sonra durur. Zihni ona fısıldar: *"İsmail de onlardan biri... Ha o dövmüş ha anası. Zaten ben kimim ki? Sevilmeyecek, ezilecek biriyim..."* Susmayı seçer ve sadece hafifçe başını aşağı sallar.
### **4. BÖLÜM SONU: ÖRÜLEN DUVAR VE ŞOK EDİÇİ KARŞILAŞMA**
**Yer: Furtuna Konağı - Koridor ve Alt Kat Kiler / Gece Yarısı**
Saat gece yarısı üçü göstermektedir. İsmail konaktan ayrılmıştır. Bütün konak derin ve sessiz bir uykudadır.
İsmail’in odasının kapısı yavaşça, gıcırdamadan açılır. İçeri giren kişi Zarife Furtuna’dır. Yatakta ruhsuz bir şekilde tavanı izleyen Fadime’ye nefretle bakar. Hiç acımadan kızın taze morluklarla dolu kolunu sımsıkı kavrar ve yataktan aşağı çeker.
> **Zarife:** *(Zehir gibi bir fısıltıyla)* "Senin yerin benim oğlumun yatağı değil demiştim sana katilin dölü! Bu konağın en hücra, en karanlık kileri senin layık olduğun yer! Yürü!"
>
Fadime artık kaderine tamamen razı gelmiştir. Ne bağırır, ne ağlar, ne de direnir. Sadece kolundaki morlukların ezilmesiyle inleyerek Zarife’nin arkasından sürüklenir. O, sadece insanların nefretlerini kusması için bu dünyaya gelmiş bir kurbandır...
Zarife, Fadime’yi alt katın karanlık, rutubetli koridoruna kadar sürükler. Kilerin önüne gelirler. Zarife kilerin kapısının koluna uzanır, açmaya çalışır. Fadime, o karanlık, havasız odaya tekrar kilitlenecek olmanın verdiği o tanıdık dehşetle gözlerini sımsıkı kapatır.
Ancak o an garip bir şey olur... **Zarife’nin Fadime’nin kolunu tutan eli aniden gevşer.** Zarife’nin boğazından hırıltılı bir şaşkınlık nidası yükselir.
Fadime korkuyla gözlerini yavaşça açar.
İkisi de donak kalmıştır. Kilerin demir kapısı yerinden sökülmüş; kapının arkasındaki o karanlık kiler girişi, **zeminden tavana kadar kiremit rengi tuğlalar ve taze harçla tamamen örülüp bir DUVARLA kapatılmıştır!** Kiler artık yok edilmiştir.
Zarife şok içinde, gözleri büyümüş halde örülü tuğla duvara bakarken, merdivenlerden yavaş, ağır ve yankılı ayak sesleri gelmeye başlar. *Tık... Tık... Tık...*
İkisi de başını merdivenlere çevirir. Merdivenlerin karanlığından aşağıya doğru inen kişi **İsmail**’dir.
İsmail, üstünde siyah uzun paltosu, cebinde elleri ve gözlerinde tüyler ürperten bir tebessümle merdivenlerin sonunda durur. Önce Fadime’nin gözyaşları içindeki bitkin yüzüne bakar. Ardından bakışlarını annesi Zarife’nin dehşetle açılmış gözlerine diker.
> **İsmail:** *(Sessizliği bıçak gibi kesen, buz gibi bir sesle)* **"Merhaba anne... Kilerimi nasıl buldun?"**
>
Zarife ve Fadime şaşkınlıktan nefes bile alamaz haldedir. İsmail gitmemiş miydi? O duvarı oraya kim, ne zaman örmüştü? İsmail, annesinin her gece Fadime’ye ne yaptığını en başından beri biliyor muydu?
**[4. BÖLÜMÜN SONU]**
Devamı gelsin mi?
Bölüm etkileşimi
