2. bölüm / 8
Kan ve Temas2.Bölüm
Bölümler 8Şu an: 2.Bölüm
2. BÖLÜM: YER DEĞİŞTİREN CEHENNEM
1. SAHNE: KONAĞA VEDA VE ACISIZ HİSSETME ÇABASI
Yer: Koçari Konağı - Bahçe ve Araba İçi / Gündü
Sabahın ilk ışıkları Koçari konağının soğuk taş duvarlarına vururken, evde ölüm sessizliği hakimdir. Adil, aç ve susuz bıraktığı Fadime’yi kilitlediği o karanlık kilerden çıkarmış, hazırlatmıştır. Fadime’nin yüzünde gece yediği dayakların hafif morlukları ve kurumuş kan izleri vardır. Şallarını ve kıyafetlerini vücudunu tamamen kapatacak şekilde ayarlamaya çalışır ama bedenindeki ağrılar attığı her adımda kemiklerine batmaktadır.
Adil, arabaya binmeden hemen önce arkadan gelip Fadime’nin kolunu sinsi ve hırs dolusu bir kuvvetle kavrar. Parrmaklarını kızın morarmış etine bastırarak yüzüne doğru eğilir:
> **Adil:** *(Sert, tıslayan bir fısıltıyla)* "Bana bak kızım... Şimdi o eve gidiyorsun. İsmail Furtuna’nın karısı olacaksın. Sakın ola ki o evde, İsmail’in ya da anasının yanında benden dayak yediğini, o kiler odasına kapatıldığını ağzından kaçırma! Eğer tek bir kelime edersen, İsmail seni kapının önüne koyduğu an seni geri alır, o odaya kilitler ve nefessiz kalana kadar gebertirim. Anladın mı beni? O evde ne yaşadıysan senin sırrındır. Kimse bilmeyecek!"
Fadime, abisinin sıcak ve tehditkar nefesini yüzünde hissederken gözlerini kapatır. Titreyen çenesini sıkarak başını sallar.
Arabaya yöneldiğinde konağın kapısında kendisini gözyaşlarıyla bekleyen yengesi Esme ve yeğeni Aleyna’yı görür. Esme hıçkırıklarını tutamaz, Aleyna ise babasının korkusundan halasına ancak arabaya yaklaşınca sarılabilir.
Esme, Fadime’nin soğuk ve titreyen ellerini ellerinin arasına alır:
Esme: "Fadime'm... Kurban olduğum, hakkını helal et. Engel olamadım..."
Aleyna: "Hala gitme... Ne olur gitme, içim hiç rahat değil."
Fadime, yıllardır abisinden gördüğü zulmün ardından ilk kez özgürlüğe adım attığını sanmaktadır. İki kadının kulağına doğru eğilir, gözlerinde buruk bir umut kırıntısı vardır:
Fadime: "Ağlamayın... Ben kurtuluyorum. Artık o dayaklar, o karanlık oda bitti. Bana dokunmasınlar yeter, dediklerini yaparım. Ben kurtuldum artık..."
Adil’in "Çabuk bin şu arabaya!" bağırmasıyla Fadime arabanın arka koltuğuna geçer. Arabanın camından geride kalan o kabus evi izlerken içinden tek bir şey geçirir: *“Bitti. O odanın karanlığı bitti.”*
2. SAHNE: TEHLİKELİ DOKUNUŞ VE SESSİZ ÇIĞLIK
Yer: Furtuna Konağı - Bahçe / Gündüz
Siyah lüks arabalar Furtuna konağının devasa demir kapısından içeri girer. Bahçede Furtuna ailesinin korumaları dizilmiştir. İsmail (İso) Furtuna, siyah takım elbisesi, mesafeli ve otoriter duruşuyla arabanın duracağı yerde beklemektedir.
Araba durur. Adil hemen kapıyı açıp inerek İsmail’in karşısında süklüm püklüm durur. Fadime ise arabanın kapısını açıp yavaş adımlarla dışarı çıkar. Gözleri yerdedir, Furtuna konağının heybeti ve İsmail’in varlığı onu ezmektedir.
İsmail, temas bağımlısı yapısının da getirdiği dürtüyle ve mülkiyetçi mafya tavrıyla doğrudan Fadime’ye doğru adımlar. Aralarındaki mesafeyi kapatır. Kızın yanına gelir gelmez, sahiplendiğini gösterircesine elini doğrudan Fadime’nin beline koyar ve kendine doğru çekmek ister.
Ancak İsmail’in bilmediği korkunç bir gerçek vardır: Fadime’nin belinde ve kaburgalarında, dün gece abisinin acımasız tekmelerinden kalan büyük, mosmor ve taze yaralar bulunmaktadır.
İsmail’in ağır eli beline temas ettiği anda Fadime’nin bedeninden adeta bir yıldırım geçer. Can acısı o kadar şiddetlidir ki gözleri yuvalarından fırlayacak gibi olur. Dudaklarını birbirine kenetler, dişlerini etine geçirecek kadar sıkar. Çığlık atmamak ve abisinin tehdidini bozmamak için kaskatı kesilir. İsmail’in dokunuşu canını yaksa da tepki vermemek için nefesini tutar.
İsmail, kızın belinde hissettiği bu aşırı sertliği ve kaskatı kesilmeyi fark eder. Ancak bunu Fadime’nin kendisine olan tiksintisine, nefretine ve yabancılığına bağlar. Fadime’nin acıdan kıvrandığını aklının ucundan bile geçirmez.
İsmail:(Buz gibi bir sesle Adil’e bakar)"Borç kapandı Adil. Şirketin de konak da sende kalıyor. Şimdi kızı bıraktın, defol git konağımdan. Bir daha da gözüme gözükme."
Adil, borçtan kurtulmanın rahatlığıyla arkasına bile bakmadan arabasına binip hızla uzaklaşır.
3. SAHNE: SALONDAKİ SOĞUK SAVAŞ VE ZARİFE’NİN MASKESİ
İsmail, eli hala Fadime’nin belinde (Fadime acıdan yürümekte zorlanarak) kızı konağın devasa salonuna sokar. Salonda aile üyeleri onları beklemektedir. Ailenin en yaşlısı Babaanne Şirin Furtuna, tıp fakültesini bitirip doktorluğu seçen büyük abi Oruç Furtuna (28) ve anne Zarife Furtuna.
İsmail: "Bu saatten sonra Fadime benim nikahlı karımdır. Bu evde herkes ona Furtuna ailesinin gelini olarak muamele edecek."
Salona bir anlık sessizlik çöker.
Doktor Oruç, kardeşinin artık yeraltı dünyasının stresi arasında bir yuva kurmasını istediği için gülüser. Oturduğu koltuktan kalkıp İsmail’e sarılır, ardından Fadime’ye dönerek nazik bir baş selamı verir. Ancak Oruç’un keskin doktor gözleri, Fadime’nin duruşundaki tuhaflığı, boynunu gizleme çabasını ve gözlerindeki derin korkuyu anlık olarak kaydeder.
Babaanne Şirin Furtuna ise tespihini çekerek başını sallar: "Kan davasını bir gelinle kapatmak hayırlı olacaksa, hoş geldi." der.
Ancak İsmail’in annesi Zarife Furtuna için durum tam bir yıkımdır. Kocası Mehmet Furtuna’yı Kocariler katletmiştir ve Zarife’nin içindeki nefret hiç sönmemiştir. Bir Koçari kızının kendi evinde gelin olması düşüncesi ruhunu zehirler. Ancak oğlu İsmail’in sert otoritesini bildiğinden öfkesini ustaca gizler. Yüzüne sahte, buz gibi bir tebessüm koyarak ayağa kalkar:
Zarife:(Numaradan) "Hayırlı olsun oğlum... Madem sen böyle uygun gördün, bize sadece tebrik etmek düşer. Hoş geldin Fadime."
Zarife’nin sözleri ılık olsa da gözlerinden saçılan nefret doğrudan Fadime’nin ruhunu delip geçer.
4. SAHNE: İSMAİL’İN ODASI VE SAHTE GÜVEN HİSSİ
İsmail’in telefonu çalar. Şirkette acil bir sevkiyat sorunu çıkmıştır. Telefonu kapatan İsmail, Fadime’ye döner:
İsmail: "Çıkmam lazım. Gel, sana odanı göstereyim."
İsmail, Fadime’yi üst kata, kendi geniş ve lüks yatak odasına çıkarır. İçeride büyük bir yatak, geniş pencereler ve şık mobilyalar vardır.
İsmail gitmeden önce temas bağımlılığı dürtüsüyle kızın yanına adımlar. Fadime refleks olarak gerilese de İsmail kızı belinden tutar (Fadime yine acıyla irkilir) ve eğilip yumuşak bir hamleyle yanağından öper.
Fadime, içten içe bir erkeğin bu yakınlığından korksa da abisinin evinde gördüğü dayaklardan sonra İsmail’in bu yumuşak temasına şaşırır. "Beni dövmedi, sadece öptü... Demek ki dediklerini yaparsam bana vurmayacak" diye düşünerek boyun eğer.
İsmail: "Burası senin odan. Dinlen, akşam konuşuruz."
İsmail kızı yatağın kenarına oturtup odadan çıkar.
5. SAHNE: YILLAR SONRA GELEN RAHAT UYKU
Fadime odada tek başına kalır. Kapının kapandığını duyunca derin bir nefes alır.
Gözleri odayı tarar. Abisinin onu çocukluğundan beri kilitlediği, taş zeminli, rutubetli ve karanlık o kiler odası gelir aklına. Yatağın yumuşak nevresimlerine dokunur. Odada havalandırma vardır, ışık vardır, en önemlisi başucunda bağıran bir abisi yoktur.
Vücudundaki morluklar zonklamaya devam etse de zihnindeki o büyük yük hafiflemiştir. "Kurtuldum," diye fısıldar kendi kendine. "O karanlık odadan kurtuldum."
Gözlerinden süzülen birkaç damla yaşla yatağa uzanır. Yorganı çenesine kadar çeker. Yıllardır süren dayakların, aşağılanmaların ve kilitli odaların ardından ilk kez kendini güvende hissederek derin, huzurlu ve rahat bir uykuya dalar.
6. BÖLÜM SONU: KABUSUN YENİ ADRESİ
Yer: Furtuna Konağı - İsmail’in Odası ve Alt Kat Kiler / Gece Yarısı
Saat gece yarısı üçü göstermektedir. Konak derin bir uykudadır. İsmail henüz işten dönmemiştir.
İsmail’in odasının kapısı yavaşça, hiç ses çıkarmadan açılır. İçeriye giren karaltı Zarife Furtuna’dır. Elinde tuttuğu hırs ve nefretle yatağa doğru ilerler.
Yatakta melek gibi uyuyan, kocasının katillerinin soyunu taşıyan kız çocuğuna bakar. İçindeki intikam ateşi kontrolünü kaybetmesine neden olur. Yatağa iyice yaklaşır ve hiç acımadan Fadime’yi sol kolundan tutarak sertçe yataktan aşağı fırlatır!
Fadime ne olduğunu anlamadan, büyük bir dehşetle uyanır. Taş zemine çarpar. Zarife, kızın kolunu tam da abisinin bıraktığı devasa morluğun üzerinden o kadar sıkı tutmuştur ki Fadime acıdan çığlık atar.
Fadime:(Korku krizine girerek ve acıyla kıvranarak) "Ahhh! Durun! Lütfen yapmayın, canım çok acıyor! Teyze ne olur dur!"
Zarife, kızın gözyaşlarına ve acı çığlıklarına hiç aldırış etmez. Ağzını eliyle kapatıp kızın kolunu büker. Fadime’yi sürükleye sürükleye odadan çıkarır. Merdivenlerden aşağı, konağın hiç kullanılmayan, zemin kattaki ıslak ve karanlık kilerine doğru götürür.
Kilerin paslı demir kapısını gıcırdayarak açar. İçerisi zifiri karanlık, soğuk ve rutubet kokmaktadır. Zarife, Fadime’yi içeriye, taşların üzerine hışımla fırlatır. Yüzündeki nefret karanlıkta bile belli olmaktadır:
Zarife:(Zehir saçan bir sesle)"Senin hak ettiğin yer benim oğlumun yatağı değil burası, katilin dölü!"
Zarife kapıyı şiddetle çarpar. Kilit mekanizması iki kere döner: Tık... Tık... Ayak sesleri uzaklaşır.
Zifiri karanlık ve soğuk kilerde yalnız kalan Fadime, tıpkı abisinin evindeki o travmatik odada olduğu gibi dizlerini göğsüne çekerek büzülür. Vücudundaki yaralar sızlarken zihni paramparça olur.
Fadime, bu evliliğin bir kurtuluş olmadığını, cehennemin bitmediğini, sadece şiddetin ve o karanlık kilitli odaların yer değiştirdiğini düşündüğü an, karanlığın içinde sessizce hıçkırıklara boğularak ağlamaya başlar...
Devamı gelsin mi?
Bölüm etkileşimi
