Bölümler 10Şu an: 🩸 KAN MÜHRÜ
Bölüm 4 — İkinci Mühür
— Abla...
Ses tekrar duyuldu.
Min Seo'nun kalbi hızla çarpmaya başladı.
Şatonun duvarları titriyordu.
— Kim o?
Kimse cevap vermedi.
Min Seo Su Hoo'ya döndü.
— Bana her şeyi anlatacağını söylemiştin.
Su Hoo gözlerini kapattı.
— Henüz değil.
— Ne zaman?!
Min Seo'nun sesi kırıldı.
— Herkes benim hakkımda bir şey biliyor. Annem biliyordu. Sen biliyordun. Yuna biliyor. Herkes!
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
— Bir tek ben hiçbir şey bilmiyorum.
Su Hoo ona doğru yaklaşmak istedi.
Min Seo geri çekildi.
— Bana yaklaşma.
Su Hoo durdu.
İlk kez kralın yüzündeki sertlik tamamen kaybolmuştu.
— Haklısın.
Min Seo şaşırdı.
— Ama seni korumak için sustum.
— Beni korumadın.
Min Seo başını salladı.
— Beni karanlıkta bıraktın.
Su Hoo'nun cevabı olmadı.
Tam o sırada Chan'ın sesi duyuldu:
— Kralım!
Herkes ona döndü.
Chan pencerenin önündeydi.
— Ormanın kuzeyinde biri var.
Hyunjin yanına gitti.
— Kaç kişi?
Chan başını salladı.
— Bir kişi.
Changbin:
— Tek başına mı?
— Evet.
Sunghoon pencereye yaklaştı.
— Kim?
Chan'ın yüzü değişti.
— Bir çocuk.
Min Seo'nun kalbi duracak gibi oldu.
— O mu?
Kimse cevap vermedi.
Su Hoo:
— Kimse dışarı çıkmayacak.
Min Seo bir anda kapıya yöneldi.
— Ben gidiyorum.
Su Hoo kolundan tutmadan önünde durdu.
— Hayır.
— O benim kardeşim!
— Onun gerçekten kardeşin olduğunu bilmiyoruz.
— Yuna söyledi!
— Yuna'ya güvenmiyorum.
Min Seo öfkeyle:
— Peki sana güvenmemi neden bekliyorsun?
Su Hoo sustu.
Bu soru onu incitmişti.
Ama Min Seo'nun gözlerinde artık korkudan çok kararlılık vardı.
— Eğer o gerçekten benim kardeşimse onu yalnız bırakamam.
Su Hoo uzun süre ona baktı.
Sonunda:
— Chan.
— Efendim?
— Min Seo'yu yalnız bırakma.
Chan başını eğdi.
— Emredersiniz.
Min Seo kapıya yöneldi.
Bu kez Su Hoo onu durdurmadı.
🌑 Orman
Ağaçların arasında ilerlediler.
Min Seo'nun yanında Chan, Felix, Jungwon ve Yeji vardı.
Bir süre sonra Chan durdu.
— Burada.
Min Seo önüne baktı.
Ağaçların arasında küçük bir çocuk duruyordu.
Yaşını tahmin etmek zordu.
Siyah saçları vardı.
Yüzü Min Seo'ya inanılmaz derecede benziyordu.
Çocuk başını kaldırdı.
Gözleri kırmızı değildi.
Aksine...
Min Seo'nun gözlerinin aynısıydı.
Min Seo'nun nefesi kesildi.
— Sen...
Çocuk gülümsedi.
— Abla.
Min Seo'nun gözleri doldu.
— Gerçekten... benim kardeşim misin?
Çocuk başını salladı.
— Benim adım Min Jae.
Min Seo birkaç adım yaklaştı.
Chan hemen önüne geçti.
— Dikkatli ol.
Min Jae ona baktı.
— Korkmana gerek yok.
Felix:
— Neden?
Min Jae'nin bakışları Min Seo'ya döndü.
— Çünkü ben onu incitmeye gelmedim.
Min Seo:
— Beni neden çağırdın?
Min Jae'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Çünkü artık saklanacak yerim kalmadı.
Jungwon:
— Kimden kaçıyorsun?
Min Jae cevap vermeden önce gökyüzüne baktı.
— Onlardan.
Ormanın derinliklerinden onlarca göz parladı.
Chan hemen silahını çekti.
— Çevrelendik!
Yeji:
— Kaç kişiler?
Chan:
— Çok fazla.
Min Jae'nin yüzünde korku belirdi.
— Beni buldular.
Min Seo:
— Kim?
Min Jae:
— Karanlık Klan.
Bir anda ağaçların arasından vampirler çıktı.
Savaş başladı.
Chan ve Jungwon öne geçti.
Felix Min Seo'nun yanında kaldı.
Yeji diğer taraftan saldıranları durduruyordu.
Ama saldırganların amacı savaşmak değildi.
Hepsi Min Jae'ye ulaşmaya çalışıyordu.
Min Seo bunu fark etti.
— Onu istiyorlar!
Chan:
— Evet!
Min Jae bir anda dizlerinin üzerine çöktü.
Elini göğsüne götürdü.
— Abla...
Min Seo yanına koştu.
— Min Jae!
Çocuğun gözleri karardı.
Sonra Min Seo'nun kolyesi tekrar parladı.
Kırmızı ışık.
Min Jae'nin göğsünde de aynı sembol ortaya çıktı.
İki mühür.
İki kardeş.
Tek bir kader.
Ve ormanın derinliklerinden gelen bir ses:
— “İki taşıyıcı birleşirse mühür tamamlanır.”
Min Seo başını kaldırdı.
— Kim konuşuyor?
Ağaçların arasından biri çıktı.
Su Hoo.
Ama yalnız değildi.
Yanında BTS, SKZ, ENHYPEN, BLACKPINK, ITZY ve TWICE'ın geri kalan üyeleri vardı.
Su Hoo'nun bakışları Min Jae'ye kilitlendi.
— Sen...
Min Jae korkuyla geri çekildi.
Su Hoo'nun yüzü bembeyaz oldu.
— Seni yıllar önce öldü sanmıştık.
Min Jae:
— Beni öldürmeye çalıştılar.
Su Hoo'nun gözleri öfkeyle parladı.
— Kim?
Min Jae cevap verdi:
— Senin kardeşin.
Herkes dondu.
Min Seo Su Hoo'ya baktı.
— Senin kardeşin mi?
Su Hoo hiçbir şey söylemedi.
Min Jae devam etti:
— Beni Karanlık Klan'a teslim eden kişi oydu.
Su Hoo'nun yüzündeki ifade tamamen değişti.
Çünkü az önce öğrendiği şey yalnızca kardeşinin hayatta olduğu değildi.
Kardeşi, yıllardır karşılarında duran düşmanın lideriydi.
Ve tam o anda Min Seo'nun kolyesi çatladı.
ÇAT!
Kırmızı taş ikiye ayrıldı.
Bir yarısı Min Seo'nun eline düştü.
Diğer yarısı Min Jae'nin eline.
Ormanın tamamı karanlığa gömüldü.
Son duyulan şey Min Jae'nin fısıltısı oldu:
— Abla... mühür kırılıyor.
🩸 DEVAM EDECEK…
Bölüm etkileşimi
