4. bölüm / 6
KADERİN YÖRÜNGESİNDE4.BÖLÜM/ADALETİN DİBİ
Bölümler 6Şu an: 4.BÖLÜM/ADALETİN DİBİ
Atlas'ı ölümünden bir gün geçti,annem ve babamın öğrendiği andan sonrası tam bir felaketti.Annem hemşire,babamın oteli var ve iki amcamla beraber yönetmeliğini yapıyor.İkisi de öğrenir öğrenmez işini gücünü bırakıp barakaya geldiler.
Biraz uzağımızda bir polis elindeki evraklarla ilgileniyordu,Göktuğ yanımda hâlâ kolumu tutuyordu.Olduğum yerde aynen kalıyordum.Biraz önce polisler aralarında konuşurken öğrenmiştim düşmanlarımın adını,Turan Keskin ile Tolga Keskin.Duygularım donmuştu,kelimeler boğazımda düğümleniyordu gözlerim yanıyor ama asla dolmuyordu.Put kesilmiştim,düşünmekten kaçtığım o acı son yanı başımdaydı,gözlerim Atlas'a kitlenmişti kulağıma uğultular doluyordu.Boğuk bir ses"Enamm.Yalvarırım bir şey de.Bağır çağır,yak yık ortalığı ama şöyle sessiz durma nolursun.Korkutuyorsun beni Ena,ben seni hiç böyle görmedim."cevap veremedim,en ufak ses bile on defa zihnimde yankılanıyordu.Ve onlar geldi...Annemle babam.Ağzımdan çıkan tek şey"Ortalığı yakıp yıkacaklar geldi.Bana gerek yok."oldu.Annemin çığlıkları dağları yıkar geçerdi,haklıydı kadın.Sonuna kadar haklıydı,kızı yüzünden oğlu öldürülmüştü.Babam Atlas'a uzun uzun baktı ve bana döndü gözleri tarif edilemezdi.Basbayağı tarifi yoktu o öfkenin.Normalde bir olay yokken sıkıntı çıkaran babam şimdi kim bilir ne yapıcaktı?
O anlar tekrardan gözümün önüne gelirken kapımın kırılmasıyla yataktan sıçradım,içeri giren babamdı.Hiçbir şey demeye gerek duymuyordu zaten gözleri adamı deliyordu.Kolumdan tutup var gücüyle aşağı sürükledi,ne yapıcağını biliyordum.Ona her karşı çıktığımda yaptığı şeyi yapacaktı.Soğuk hava deposuna kitleyecekti çünkü soğuktan nefret ettiğimi biliyordu.Ama bu sefer ölene kadar içerde tutardı.Zaten beni yok etmek için yer arıyordu,ama annem beni korurdu.Şimdi o da karşı çıkmıyordu,"Yapma,etme."demiyordu.Babam beni zorla içeri sokmaya çalışırken sıcaklık derecesi anlık gözüme çarptı.-52°gösteriyordu ekran.Daha önce hiç bu kadar ileri gitmemişti,bende bu kadar ileri gitmemiştim.Beni içeri itmeyi başardığında kapı arkamdan pat diye kapandı ve ışıklar kesildi.Karanlık bir soğuk hava deposunda ölüme terk edilmiştim,hemde -52°'de.Daha önce de dediğim gibi canım için yalvarmazdım,bağırıp kurtarsınlar diye beklemeyecektim.Ama ölmek istemiyordum,en azından şuan değil.Hem kendime hemde saatler önce adını polisten öğrendiğim o şerefsiz Turan'a söz vermiştim.Ayaklarımın altı soğuktan yanıyordu,üşümüyordu resmen cayır cayır yanıyordu.Daha fazla dayanamayıp yere çöktüm,sırtımı buz gibi duvara yasladım.Karşımdaki boş raflara baktım,çenem titremeye başlıyordu üşüyordum,ve bu hayatta en nefret ettiğim şeydi.Islanan gözlerimi sımsıkı kapattım,belki de bir daha açmamak üzere...
💔
[6 Saat Sonra] (Asena Sayman)
Soğuktan birbirine yapışmış göz kapaklarımı sızlamalarla araladım,ben donuyordum ama yüreğim kavruluyordu.Kendi acımı düşünemiyordum duyduğum suçluluktan.Atlas aklımdan çıkmıyordu,sanki gözümü her açtığımda karşımda dikilip sinirden alev alan gözlerle bana bakıyor gibi hissediyordum.Beynim bana bir oyun oynuyordu ve ben farkında olmama rağmen buna kanıyordum.Nefes almak bile güçleşiyordu.Ne kadar süredir burada olduğumu bilmiyordum,zaman algım bozulmuştu.Karşımda yine Atlas'ı görmekten korktum ama bana bakan kişi ondan da kötüydü.O kız bana bakıyordu,yine sırıtıyordu.O bakır rengi saçları aynı ateşe benziyordu.
"Sen gerçek değilsin,beynimin oyunusun sen."çıktı ağzımdan.İçimden konuşmayı unuttum bir an.O gerçekti hayal değildi buna eminim ama şuan karşımdaki versiyonu gerçek değildi ona da adım kadar emindim.
"Kardeş katili olmak nasıl bir his talihsiz kız?" Dedi,çok tiz ve ince kulak tırmalayacak kadar kötü ve sakin bir sesi vardı.
"Beni kandıramazsın,gerçek olmadığını biliyorum."yavaşça ayaklandım duvardan destek alarak.Aynı hizaya geldik,gerçek gibiydi ama değildi işte beynim onun gerçek olmadığını biliyordu.Biliyordu da gözlerime inandıramıyordum işte bu gerçeği.
"Çok istersin değil mi gerçek olmama mı?Ben gerçek olmasam ne olur sonuçta dışarda varım.Ve senin herkesin bildiği umursamaz,sessiz,sıradan bir öğrenci olmadığının da farkında olan tek kişiyim.Ve sende bunun farkında olduğumun farkındasın.Nasıldı Atlas?Çok mu kötüydü boynu?Sen şimdi ömür boyu unutamazsın da o anları,o kan şelalelerini fala-"
"Suss!"diye bağırmadım, çığlık attım.Ona doğru hızlı hızlı yürüdüm tam boğazına yapışıcaktım ki toz olup gitti.Neye uğradığımı şaşırdım kontrolümü kaybetmeme ramak kalmıştı,belki de çoktan kaybetmiştim bilmiyorum.O şey yok olmuştu çoktan ama ben hâlâ kendime engel olamıyordum.Tırnaklarımı boğazıma saplayıp aşağı doğru var gücümle çizdim."Ben yapmadım ya ben yapmadım!Hayır ya ondan ölmedi!Benim yüzümden ölmedii!"Öyle güçlü çığlık atıyordum ki ağzıma kan tadı gelmişti.Gücümün bittiği yerde kendimi yere attım,o soğuk bana cehennem ateşi gibiydi şuan.Kontrolsüzce takılan nefesimi dizginlemeye çalıştım ve yutkundum.Neremden geldiğini bilmediğim kanı tekrar mideme gönderdim.Ölüyordum,gerçekten ölüyordum ve ömrüm boyu istediğim şeyi şuan şaka gibi bir adam yüzünden istemiyordum.Halisünasyonlar ben burda kaldıkça artacaktı.Birden kapı açıldı ve bir sesle kör oldum,evet kör oldum.O ses beraberinde ışığı da getirmişti ve ben karanlıkta kalmaktan gözlerimi açamıyordum,karanlığa alışan biri aydınlıkta kör olurdu.Işıktan dolayı hiçbir şey göremezken bir gölge,çok büyük bir gölge kapattı önümü yaklaşıp yanıma çökünce şaşkınlıktan dudaklarım aralandı.O buz mavisi gözler bana öfkeyle değil,bu sefer acıyarak bakıyordu.Bir süre sustu hiçbir şey demedi ne sözleriyle ne de gözleriyle,sadece izledi.Allah bilir aklından ne geçiyordu.
"Napıyorsun sen burda?"dedi mavilerini gözüme dikmişken.
"Sanane ne yaptığımdan,hem sen nasıl burdasın?"
"Ben sana hayatımı aydınlattığını söylemiştim."
"Benimle dalga mı geçiyorsun?"şaşkınlıktan ölücektim."Dalga geçmiyorum,sana ziyaretlerde bir don atlet getir dedim gelmedin bile.Bende yanına geldim ."tam konuşacaktım ki birden kendimi kucağında buldum,dışarı çıkardı ve güneşin altına getirdi.Ayaklarım yere değdi ama o kadar uyuşmuştu ki ayakta duramıyordum resmen.Ayakta duramayacağımı anlayınca banka oturttu,oyuncak bebekmişim gibi ordan oraya koyuyordu."Buraya kendi rızanla girip ölmeyi beklediğini düşünmüyorum hele daha başında benim gibi biri varken.Sana bunu kim yaptı?"Allah'ım sen aklıma mukayyet ol.Asenacık buna hapiste ne yedirip içirdiler benliğini unutmuş adam sanki.
"Hayırdır iyilik meleği mi olmaya karar verdin?Örgüt liderciliği sıktı mı?"
"Örgüt mü bıraktın?"
"Ahh,pardon.Bendim değil mi örgütünü çökerten."
"Sana bunu kim yaptı?"diye sordu bastıra bastıra."Sanane lan bana kimin ne yaptığından,hem sen niye bana yardım ediyorsun?"dedim.
"Yerinde olsam daha ayağa bile kalkamıyorken düşmanımla lanlı lunlu konuşmazdım."
"Yaa,naparsın konuşursam.Beni de mi kesersin?"Başını sağa çevirip illallah çekti sessizce.
"İlla ağzımı açtıracaksın."dedi sabır çeker bir ses tonunda.
"Aç bakayım o ağzını,aç hadi.Ağzındaki baklayı çıkar artık."Buz mavisi gözleri git gide koyulaştı ya da vücut ısım yerine geldikçe daha net görüyordum,bilmiyorum."Senin hakkında çok şey biliyorum bundan emin ol.Ailenle aranın iyi olmadığını da biliyorum,sana bunu annenle baban mı yaptı?Bana bunun cevabını ver sadece."Konuşamadım ve bu onaylamak demekti."Ben cevabımı aldım."dedi ve arkasını dönüp gitti.
Az önce olanlar neydi öyle,bana niye yardım etti ki? Kan akışım yerine gelmişti.Yavaştan ayağa kalkıp tam eve dönüp yürüyordum ki siyah bir mercedes önümde durdu,camı açıldı ve eğilip bana bakan hasımım,düşmanımdı.Az önce onu öldürmem için hayatımı kurtaran düşmanım.Yüreğimin yarısını kopartan toprağa koyan düşmanım,beni kimsesiz bırakan düşmanım.
"Hadi atla,akşama kadar orada dikilmeyeceksin herhalde?"dedi borazan sesiyle.
"Sen aklını mı kaçırdın.Benim ikizimi öldürdün ben senin örgütünü çökerttim sana güveneceğimi mi sanıyorsun?"
"Ben sana bana güven mi dedim?"o sinir bozucu sırıtışını yerleştirdi tekrar yüzüne."Bu basbayağı körkütük teslim olmak sana,Bana benimle gel diyorsun?"dedim.
"Güvenme o zaman ama haberin olsun her an bir baskına uğrayabilirsin.Sen akıllı bir kızsın,bence aptallık etme herşeyi anlatıcam.Bak ben sana göre dünyanın en kötü adamı olabilirim ama şunu kimse inkâr edemez,ben sözümün eri biriyim.Sana söz bir zarar vermeyeceği-"
"Sen bana istesen de zarar veremezsin."dedim ama boşunaydı,çünkü haddi hesabı olmayan ve ucu bucağı görülmeyen bir yara açmıştı.Kimse o yarayı kapatamazdı, hiç kimse.
"Neden senle geleyim?"diye sordum.
"Başka çaren var mı sence?"yoktu,Allah kahretsin ki yoktu.Cama yapışıp hiçbir şey demeden gözlerimle yokladım.Beni rahatsız eden bir güven veriyordu.Ben hislerimde hiç bir zaman yanılmamıştım, sezgilerim hep doğru çıkardı.Hislerim ona güvenmem gerektiğini söylüyordu Neden?Yapacağım bir şey yoktu o yüzden kapıyı açıp arabaya bindim,kapıyı kendime çekip kapattım ve içini inceledim.Bir seri katile göre fazla temizdi.Gözlerim ona döndüğünde beni pür dikkat izlediğini gördüm,ona nasıl baktıysam artık gözlerini kaçırmak zorunda kaldı.
"Kemerini tak ve arkana yaslan yol biraz uzun."dedi.Sözünü dinlemedim tabiki.Ben kıpırdamayınca ikince kez uyarmak yerine üzerime eğilip sağımdaki kemeri çekti,fazla yakındı.O eğildikçe ben koltuğa daha da yapıştım.Kemerin ucunu bulduktan sonra doğruldu ve koltuğumun kemer yuvasına oturttu.Tek yaptığım ona bakmaktı."Anladık canın umrunda değil de güvenliğin için bir kemer bile takmaktan aciz misin?"İşte bunu beklemiyordum,şaşkınlıkla ona bakıyordum o ise kendi kemerini takıp kontağı çevirdi ve evden uzaklaşmaya başladık.Isıtıcıyı açmıştı,halbüki ısınmıştım artık üşümüyordum.Tek kelime etmedim,yarım saat sadece cama dönüp yolu izledim,o da hiçbir şey demedi.En sonunda
"Evet.Söyle bakalım benim hakkımda ne biliyorsun?"dedi.Şimdi şaşırtma sırası bendeydi.
"Adın Turan Keskin,yirmi beş yaşındasın.İkizin var adı Tolga Keskin.ŞEDRAK örgütünün lideriydin."
"Aynı zamanda kurucusu."diyip tamamladı cümlemi.
"Hayret ikiletmeden cevap verdin çok şaşkınım."dedi.Bende kendimize şaşkınım bir bilseniz
"Sen söyle o zaman."dedim bir anda.
"Neyi söyleyeyim?"
"Beni niye kurtardığını,ne kadar tanıdığını söyle."
"Sana niye yardım ettiğimi söyleyeceğim sözüm söz ama şimdi değil.Biraz sabırlı olmayı dene."yarım yamalak bedenimi ona döndürdüm.
"Sen benim ne kadar sabırlı olduğumu bir bilseydin..."devamını getirmedim,anlamayana anlatmaya da gerek yoktu zaten.Tekrar sessizlik çöktü arabanın içine,uzun dakikalar kimse konuşmadı.
2 saat sonra
"Adın Asena Sayman.İkizini söylememi istemezsin diye düşünüyorum,on beş yaşında çok zeki bir ergensin.Ama tebrik etmeliyim bu kadarını beklemiyordum.Şu yaptığına kimse cesaret edemezdi."
"Hiçte yenilmez değilsin."dedim.
"Sende değilsin."dedi.
"O gün öyle derken ki amacın neydi?Neyden bahsediyordun?"
"Ne demişim?"dedi anlamazca.
"Eminim edersin,beni mahvedersin şüphem yok.dedin cafede.
"Öylesine demiştim."yalandı gözlerini kaçırıyordu.
"Bana yalan söyleyemezsin."dedim kendimden emin bir sesle.Öyle bir baktı ki tarifi yoktu.Arabayı durdurdu,etrafa baktığımda iki katlı bahçeli bir evin önüne geldiğimizi fark ettim.Ama burası evden ziyade bir malikaneye benziyordu,aşırı büyüktü.Ev dış görünüşü ile Göktuğ'nun evine benziyordu.Sahi o ne yapmıştı?onunla hiç konuşamamıştım telefonum da babam yüzünden odam da yatağımın üstünde kalmıştı.Göktuğ'a ulaşıp nasıl olduğunu öğrenmem lazımdı.Yanımdaki herife döndüm birden.
"Telefonunu verir misin?"dedim.
"Niye,yine polisi mi arıyacaksın yoksa?"
"Hayır,gerçekten polisi aramayacağım.
Polise ihtiyacım da yok zaten,Göktuğ'u arayacağım nasıl olduğunu sorucam."dedim dürüstçe.
"Sana neden güveneyim?"dedi.
"Başka çaren var mı sence?"bu gereksiz dejavudan sonra cebinden telefonunu çıkarıp bana uzattı.
"Şifre 2906 ben içerdeyim."dedi ve benden önce indi arabadan.Telefonunun şifresini verdi ve gitti mi o?
Bende arabadan indim ve şifreyi girip telefonu açtım,klavye de Göktuğ'nun numarasını tuşlayıp aradım.Çaldı,çaldı,çaldı.Nihayet beşinci çalışta açtı.
"Göktuğ."dedim yoklarcasına.
"Ena,sensin değil mi?Kimin numarası bu?Neredesin sen gelip alayım seni.Konuşacaklarım var çok acil."sesi çok garipti.
"Göktuğ noldu sakince anlat ben senin alabileceğin bir yerde değilim.Telefon Turan'ın."
"Ne dedin sen?Turan mı!Ena sen ciddi misin?Neredesin sen bir söyle,o sana bir şey yapmadı değil mi?"
"Göktuğ ben iyiyim sakin ol,zorla getirilmedim sen ne olduğunu bir anlatsana artık."Bir süre konuşmadı hatta telefonun kapandığını sandım.
"Göktuğ?"dedim.
"Ablamı asmışlar Asena..."Gözüm takıldığı yerde donup kaldı,çatık kaşlarım şokla gevşedi.İşte şimdi ikimizde yapayalnızdık.
Bölüm etkileşimi
