7. bölüm · KABUSİMUS
6. Bölüm: Kurtulduk Mu?
Onu kim bu kadar sinirlendirdi? "Yanındaki kız." dedim. "Adı Sia." Mayoki sinirle güldü ve "Adının Sia olduğunu mu söyledi?" Bu sefer kahkaha atıyordu. Benden söylemesi Mayoki'nin de biraz kafası güzeldi. Deli falan heralde. "Adı Simdori." dedi. Sonra aniden tekrar sinirle Sia'ya döndü. "Yürü." dedi emir verir gibi. Sia hemen yürümeye başladı ve Mayoki onu takip etmeye başladı. Bende peşlerinden gittim.
Birlikte bodrum kata inip koridorun sonlarına doğru yürümeye başladık. Esir odasının önüne gelince durduk. Mayoki kapıyı açınca hep birlikte içeriye girdik. Kapsüllerin önünden geçtik ve babamın olduğu kapsülün önünde durduk. Ben hala daha Simdori'nin iyi biri mi kötü biri mi olduğunu anlamaya çalışıyordum. Mayoki, Simdori'ye sinirli bir şekilde bakıp "Aç!" dedi. Simdori hemen açmaya başladı. Elleri titriyordu. Mayoki neden bu kadar sinirli anlamadım hala. Simdori sonunda açmıştı ve babam çıkmıştı. "Baba..." Ama babam bana cevap vermiyordu. "Baba... beni duyuyor musun?" Mayoki bana dönerek "Büyüyü bozmadım Ely. Bu yüzden hala uykuda." Babamın yanına eğilerek bir şeyler yapmaya başladı ama anlamadım. Bu sırada Simdori'ye dönerek "Bana neden yalan söyledin?" dedim. Simdori bakışlarını benden kaçırıyordu. Mayoki işini bitirmiş olacak ki ayağa kalktığında babam uyanır gibi oldu. Gözlerini kırpıştırıp etrafa bakarken gözleri beni buldu. "Ely?.." Sonra hemen ayağa kalkarak bana sarıldı. "İyi misin?" Benden ayrıldığında başımı salladım. Aklına bir şey gelmiş gibi durdu ve "Almina? O nerde? İyi mi?" Başımı sallayıp cevapladım. "Evde." dedim.
Mayoki bakışlarını Simdori'ye çevirdi ve "Gir." dedi. Ona karşı neden bu kadar sertti anlamamıştım. Simdori gözlerini faltaşı gibi açıp sertçe yutkunarak "Ne?" dedi. Böyle bir şey beklemiyor gibi şok olmuştu. Mayoki bir kez daha sakin ama emredercesine "Gir." dedi. Simdori kapsüle doğru bir adım attı ama devamı gelmedi. Olduğu yerde durarak kapsüle bakıyordu. Mayoki tekrardan "Simdori, gir." dedi. Simdori derin bir nefes alarak bir adım daha attı. Sonra tüm cesaretini toplayarak girdi kapsüle. Evet, yapmıştı. O kapsüle girmişti ve şu anda derin bir uykudaydı. Gözlerimi kapsülden ayırıp babama bakacaktım ki onu göremedim. Mayoki'ye dönüp sordum. "Babam nerede?". "Evde." dedi. Nasıl oldu anlamadım ama sormadım da.
Mayoki koridora doğru yürümeye başlayınca bende peşinden gittim. Koridorun yarisini yürütmüştük ki bir anda durdu. Neden durdu diye bakmıştım ki onu gördüm... cadıyı. Normalde masallardaki gibi yaşlı ve çirkin bir şey beklemiştim ama o, cidden çok güzeldi.
"İşime engel olmayı bırak Mayoki!" Bir anda bağırınca yerimde zıpladım. "Kızı bırak git evimden!". "Asla durmayacaksın değil mi?" Mayoki sakin bir sesle konuşmuştu. "Herkese yaptığın kötülük yetmedi mi?". Cadı Mayoki'ye biraz yaklaştı. "Yetmedi." Bir anda elindeki şeyi Mayoki'ye doğru fırlattı. Duvardaki mumların ışığında parlayan bıçağı gördüm. Mayoki eğilip bıçaktan kurtulunca tam arkasında olduğum için bıçak bana doğru geliyordu. Hızlıca sağa doğru dönerek kaçmaya çalıştım ama kolumdaki acıyla olduğum yerde kalakaldım. Başımı omzuma doğru çevirip kolumdan akan kanlara baktım. Evet, bıçak kolumdan sıyrılıp geçmişti ve kolumu kesmişti. Mayoki bana dönüp "Ely!" diye bağırdı. Kolumdaki acıya rağmen dikkati dağılmasın diye "İyiyim sorun yok." dedim. Ama kolum çok acıyordu. Duvara yaslanıp oturdum ve kolumu tutmaya başladım. Yara küçük değildi ve canımı yakıyordu. Galiba bıçak yeni travmam. Mayoki ve cadı birbirlerine bağırarak bir şeyler diyorlardı ama anlamıyordum çünkü odaklanamıyordum. Dizlerimi karnıma çekip başımı dizime yasladım. Kolumu tutan elimde kendi kanım vardı ve bu çok garipti. Kan tutmuyordu ama kana bakamıyordum bu yüzden gözlerimi kapatmıştım.
Birkaç dakika sonra bana yaklaşan adım sesleri duydum ve başımı kaldırdım. Gelen Mayoki idi. Etrafa baktığımda cadıyı göremedim. "O nerede?" Cevap vermeden koluma baktı ve elindeki sargı bezini koluma sarmaya başladı. Sardıktan sonra ayağa kalkarak "Hadi." dedi. Yavaşça oturduğum yerden kalkıp onu takip etmeye başladım. Zemin kata çıkıp kapıya doğru yürümeye başladık. Mayoki kapıyı açınca ondan önce dışarı çıktım çünkü bir an önce bu yerden kurtulmak istiyordum. Arkama dönüp ona baktığımda elindeki fularla bana doğru yürüyordu. Cidden çantası yokken bunları nasıl taşıyordu ve anında eline alabiliyordu? Fuları alıp gözüme bağladım. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum. "Fairymus'a." dedi. Neden bu kadar durgundu anlamıyordum.
Bir anda zemin yine değişti ve gözlerimdeki fuları çıkarıp ona verdim. Burası çok garip bir yerdi ama aynı zamanda büyüleyiciydi. Birçok peri vardı ve hepsi çok meşgulmüş gibi ordan oraya uçuyordu. Sonra yanımıza bir peri geldi ve durdu. "Kurban mı?" diye sordu. Mavi saçları kısa ve dalgalıydı (Karakter tanıtımına ekledim). Mayoki evet anlamında başını sallayıp bana döndü. "Ben sadece kukla ve esirlerin büyüsünü bozabiliyorum. Senin büyünü Misa bozacak." Galiba adı Misa'ydı. Başımı sallayıp Misa'ya döndüm ve ona baktım. Neden bu kadar güzeldi? Bana tebessüm edip önünde durduğumuz binaya doğru yürümeye başladı. Bende peşinden gittim.
Yarım saat sonra
"Bitti". Misa benim büyümü bozmuştu ve Mayoki gelene kadar sohbet etmeye başlamıştık. Büyü bozulunca kolumdaki yarada yok olmuştu.
"Peki, periler ölümsüz mü?"
"Evet, periler ölümsüz." Sorduğum her saçma soruya anlayışla cevap veriyordu.
"Cadılar ölümsüz mü?"
"Perilerle kan bağı olanlar ölümsüz. Diğerleri 3000 yaşına gelemeden ölüyor."
"3000 mi?" diyerek bağırdım. "O kadar yaşıyorlar mı?"
"Evet."
"Peki sen kaç yaşındasın?"
"Kaç görünüyorum?"
"En fazla 20'sindir." dedim. Küçük bir kahkaha atıp "O zaman sana yaşımı söylemeyeyim yoksa minik çaplı bir şok yaşayabilirsin." dedi.
"Kaç yaşındasın?" diye sordum inatla.
"2058" dedi. Duyduğum sayı karşısında ağzım açık kaldı. Kaç demişti?! Cidden bu kadar yaşlımıydı? Milatı görmüş kadın. Kızın yüzüne doğru "oha" diye bağırmamak için zor duruyordum.
Birkaç dakika sonra Mayoki geldi ve bana yine fular uzattı. Fuları gözüme bağladığımda bu sefer eve gelmiştim. Kapıdan içeri girdiğimde yalnızmışım gibi hissedip arkama baktım. Mayoki nerede? Mayoki bir anda kaybolmuştu. Odama doğru ilerlediğimde odamdaki eşyalar yerine kocaman koliler almıştı. Annem bana yaklaşıp "Taşınıyoruz." dedi. Galiba babam onu bir şekilde ikna etmiş çünkü annem dün geceyi hatırlamıyordu. Eve geldiğimde zaten sabah olmuştu o yüzden bir saat içinde evden çıkıp başka bir eve gelmiştik. Eşyaları yerleştirdikten sonra dün gece hiç uyuyamadığım için kendimi direk yatağa atmıştım.
Gözlerimi açtığımda akşam olmuştu. Saat 21.56'yı gösteriyordu. Ne kadar da çok uyumuşum. Mutfağa ilerleyip akşam yemeğinden kalan yemeğe baktım. İştahım yoktu ama yemek zorundaydım. Biraz yedikten sonra kalkıp odama geri döndüm. Gözüm masanın üstündeki çantaya kaydı. Hemen çantanın içindekileri masanın üstüne boşalttım ve çantayı yere fırlatıp sandalyeye oturdum. Kağıtları incelemeye başladım. Bir saniye... NE?! MAYOKİ VE ZAYONİ KARDEŞ Mİ? Zayoni kim ki? Biraz daha okuduktan sonra cadının adının Zayoni olduğunu öğrendim. Tam o sırada kapı çaldı.
___________________________________
Sezon finaliiii
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerrrrr
Diğer bölüm biraz geç gelecek bilginiz olsunnn
Nasılsınız buaradaa
