6. bölüm / 17
KABUSİMUS5. Bölüm: Yalan Mıydı?
Bölümler 17Şu an: 5. Bölüm: Yalan Mıydı?
- 1 Karakter Tanıtımııı28 kelime
- 2 1. Bölüm: Taşınma1.016 kelime
- 3 2. Bölüm: Kabus1.026 kelime
- 4 3. Bölüm: Dolap1.023 kelime
- 5 4. Bölüm: Sen De Kimsin?1.080 kelime
- 6 5. Bölüm: Yalan Mıydı?1.003 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 6. Bölüm: Kurtulduk Mu?1.008 kelime
- 8 Karakter tanıtımı 26 kelime
- 9 7. Bölüm: Zaten Geri Döneceğim1.020 kelime
- 10 Yine karakter tanıtımıü31 kelime
- 11 8. Bölüm: Uyan Ely808 kelime
- 12 9. Bölüm: Neden Buradasın?847 kelime
- 13 10. Bölüm: Hatalar Düzelmez922 kelime
- 14 11. Bölüm: Sona Yaklaşmıştık906 kelime
- 15 Karkater tanitimi yine32 kelime
- 16 12. Bölüm: Geçmiş...985 kelime
- 17 13. Bölüm: Final904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkama dönüp odayı incelemeye başladım. Galiba burası çalışma odasıydı. Masaya yaklaştım ve üzerindeki kağıtlara baktım. Resmî evrak gibilerdi. Bir saniye! Mayoki'nin adı yazıyor! Kağıdı elime aldım ve okumaya başladım. Yarısını okudum ama hiç bir şey anlamadım. Acaba eve götürsem olur muydu? Evde daha rahat okurdum. Ama üstümde pijama takımı ve siyah oversize ceketim hariç hiç bir şey yoktu ki. Yanıma çanta almamıştım. Biraz etrafıma baktım ve kahverengi bir sırt çantası gördüm. Bu işimi görürdü. Çantayı elime aldım ve bir kaç kağıdı da içine attım. Çekmece dikkatimi çekince merakım galip geldi ve içine baktım. Dışı deri ile kaplı bir defter buldum. İçine bakınca gözlerim faltaşı gibi açıldı çünkü ilk sayfa "Sevgili günlük;" diye başlıyordu. Bu cadının günlüğü olabilir miydi? Onuda hızlıca çantaya attım ve kapıya yöneldim. Başımı koridora uzatıp etrafı kontrol ettim ve kimsenin gelmediğinden emin olup masanın başına tekrar döndüm. Biri gelirse ne yapacaktım? Acaba masanın solundaki dolabın arkasına mı saklansam? Aslında mantıklı. Çünkü cadı gelse, ben odanın ortasında kabak gibi kalsam "Senin ne işin var burda?" dese ne diyeceğim? Dolabın arkasında benim sığacağım kadar boşluk vardı zaten. Evet, şu an da dolabın arkasında çok rahatça duruyorum.
Yarım saat sonra
Adım sesleri geliyordu. Kapı açıldı ve içeriye biri daldı. Sonra sesler durdu. Ne yapıyordu anlamıyordum. Sesim çıkmasın diye nefesimi tutuyordum. "Ely?" Sia'nın sesine benziyordu. "Ely, burda mısın?" Cevap vermedim. Ne yapacağını, nasıl biri olduğunu merak ediyordum. "Hayır, kız kaçmış!" Bir anda bağırarak odadan çıktı. Ne? Hem bana sessiz ol diyor hem kendi bağırıyor. Deli mi bu? Birkaç dakika bekleyip dolabın arkasından çıktım. Dolabın arkasına rahatça gireyim diye çantayı sandalyenin üzerine koymuştum. Çantayı sırtıma takıp odadan çıktım. Koridor çok karanlıktı. Sadece merdivenlerdeki ışıklar açıktı ve bende ışığa doğru yürümeye başladım. Merdivenlere yaklaşınca başımı merdiven boşluğundan yukarıya doğru çevirdim. Seslere odaklanmaya çalıştım ama çıt ses yoktu. Yavaşça merdivenlerden çıkmaya başladım ama çok gıcırdıyordu.
Sonunda merdivenlerden çıkmıştım. Mayoki üst kata çıktığına göre cadının odası üst kattaydı. Keşke eve girer girmez ilk tuzağa takılmasaydımda hemen şuradan çekip gitseydim. Kapı muhtemelen bu sebeple kilitliydi o yüzden hiç uğraşmayacaktım. Merdivenlerin sol tarafında kocaman bir salon vardı. Sağ tarafında ise bir mutfak. Kapı aralıklarından görünüyorlardı. Üst kata çıkma kararı aldım ve merdivenlere yöneldim.
İlahi bakış açısı
Ely alt kata yönelince Mayoki de üst kata çıktı. Uzun koridordan geçti ve bir odanın önünde durdu. Kapının kolunu kavradı ve derin bir nefes aldı. Kapıyı açtığında karşısında onu bekleyen kişiyi gördü. "Hoşgeldin Mayoki." Sanki bu karşılama fazla sıcak değildi. "Hoşbuldum." Mayoki artık onun adını ağzına almak istemiyordu çünkü o çok değişmişti ve eski haline dönene kadar Mayoki onun adını söylemek istemiyordu. "Bu sefer beni durdurmak için ne gibi planların var?" Evet bu konuşan cadıydı. Mayoki onun odasına girmişti. "Seni durdurmak için plan yapmama gerek yok." Mayoki soğuk kanlı tavırlarıyla konuşuyordu. "Zaten önünde sonunda duracaksın." Başını daha dik tutarak karşısındakine bakıyordu. Hayır, gözlerinde bir nefret yoktu. Özlemdi bunun adı. Gözlerinde kin yoktu, hasret vardı. Sadece Mayoki'de değildi. Onda da vardı özlem. Minicikte olsa vardı. İkiside özlemişti birbirini ama ne yapsalar da olmayacaktı ve bunu her ikiside biliyordu.
"Yine başbaşayız ve ben yine seni yeneceğim. Biliyorsun." Mayoki'nin bu sözü üstüne cadı güldü. "Emin misin? Mayoki... sence de birini unutmadın mı? Hala beni yenebilecek güçte olduğunu sanıyorsun değil mi? Unutma... başarısız olurs-" Mayoki, onun sözünü keserek "Sus. Öyle bir şey olmayacak!" dedi. "O kadar emin olma." Bu konuşan yine cadıydı. "Mayoki, birini unutmadın mı? Arkana bakmak ister misin?" Mayoki bu söz üstüne yavaşça arkasına döndü ve kahverengi gözlerle karşılaştı. "Simdori..." 2 yıl önce kurtaramadığı o gözlere baktı. Ama onun bir suçu yoktu ki. Anlaşmayı bilmiyordu. İlk kez bir büyüyü bozamamıştı. Ama bu karşısındakinin umrunda değildi. Çünkü annesi tarafından aldığı ihanete karşı çıkmayacaktı. Mayoki yıkılmış bir şekilde arkasında onu bekleyen cadıya döndü. Bir şey diyecek gibi dudaklarını araladığı sırada ensesine vurulan iğne yüzünden anında yere yığıldı. Bu görüntü cadının pek hoşuna gitmemişti. Canından bir parça yere düşmüş gibi hissediyordu ama kaderi sebebiyle umursamaz davranmaya çalışıyordu.
"İyi iş çıkardın Simdori. Kızı getir. Simdori anında merdivenlere koştu. Cadı, Mayoki'nin yanına eğilip "Bunu bana yapmaya zorladın ama... bunu bana yapmaya zorladılar... ama suçlu sen değilsin... ben değilim... geçmiş suçlu." Güçlükle konuşuyordu. Konuşamıyordu hatta. Üzülüyordu. Adını onun ağzından duymayalı uzun yıllar olmuştu ve o, bundan dolayı çok üzülüyordu.
Simdori, bodrum kata inip doğruca o odaya gitti. Kapıyı açınca onu göremedi. Odanın ortasına kadar geldi ama onu göremedi. Kaçmış mıydı? Tam konuşacakken durdu ve yaptığı hata ile donakaldı. Onu cadının çalışma odasına getirmişti ama bundan haberi bile yoktu. Sonra tereddüt ederek konuştu. "Ely?" Ses gelmedi. Tekrar "Ely, burda mısın?" diye sordu ama hiç ses gelmedi. Hemen cadının odasına koştu. Küreden bakabilirdi ama bunu yaparken cadıya yakalanmamalıydı.
Yukarı çıktığında cadıyı aynı yerde bayılmış halde yerde yatan Mayoki ile konuşurken buldu. Cadı onu görünce sordu. "Kız nerde?"
"Kaçmış efendim, bulamadım."
"Ne demek kaçmış? Odayı kilitlemek aklına gelmedi mi? Bir işi de düzgün becerebilsen ne olacak sanki?" Derin bir nefes alıp "Mayoki'yi esir odasına götür. Kızı ben bulurum."
Simdori hemen Mayoki'yi esir odasına götürmeye başladı. Koridora çıktığında onunla karşılaştı.
Ely'nin anlatımıyla
Merdivenin son basamağını da çıkıp uzun koridora çıktım. Koridorun sonlarındaki odalardan sesler geliyordu. Hayır! Bir kapı açıldı. En yakın odaya koştum ama kapı kilitliydi! Açılan kapıdan uzun, dağınık saçlı biri ve onun yerde sürüklediği kişi çıktı. Kız başını arkasına yani bana doğru çevirince onun Sia olduğunu anladım. Nefesimi rahatça verip tebessüm ettim ama aynı durum onun için söz konusu değildi. Şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu. Sürüklediği kişi hareket etmeye başlayınca başımı ondan ayırıp yerdeki kişiye baktım. Uzun mavi saçları vardı. Bir saniye, o Mayoki miydi? Uyanmaya başlıyor gibi görünüyordu. Sia neden Mayoki'yi bayıltsın ki? "Hayır hayır hayır hayır, olamaz!" Sia bir anda korku içinde bağırmaya başladı. O sırada da Mayoki tamamen ayağa kalkmıştı. "Ely, senin ne işin var burada? Neden seni bıraktığım odada değildin? Nereye kayboldun?" Sia bana bağırarak hesap sorar gibi soruyordu sorularını. O sırada da Mayoki kendine gelmiş ve sinirli bir şekilde Sia'ya bakıyordu. "Sia, neden bana bağırıyorsun ve Mayoki'yi nereye götürüyordun?" Bu sefer hesap sorar gibi soran bendim. "Sia mı? O kim?" Mayoki bana şaşkın ve sinirli bakıyordu.
_______________________________________________
Bölüm sonuuu💗💞
Bölümü nasıl buldunuzz??
Sizce Mayoki Simdori'yi neden kurtaramamış olabilirrr??
Bölüm etkileşimi
