4. bölüm / 17
KABUSİMUS3. Bölüm: Dolap
Bölümler 17Şu an: 3. Bölüm: Dolap
- 1 Karakter Tanıtımııı28 kelime
- 2 1. Bölüm: Taşınma1.016 kelime
- 3 2. Bölüm: Kabus1.026 kelime
- 4 3. Bölüm: Dolap1.023 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4. Bölüm: Sen De Kimsin?1.080 kelime
- 6 5. Bölüm: Yalan Mıydı?1.003 kelime
- 7 6. Bölüm: Kurtulduk Mu?1.008 kelime
- 8 Karakter tanıtımı 26 kelime
- 9 7. Bölüm: Zaten Geri Döneceğim1.020 kelime
- 10 Yine karakter tanıtımıü31 kelime
- 11 8. Bölüm: Uyan Ely808 kelime
- 12 9. Bölüm: Neden Buradasın?847 kelime
- 13 10. Bölüm: Hatalar Düzelmez922 kelime
- 14 11. Bölüm: Sona Yaklaşmıştık906 kelime
- 15 Karkater tanitimi yine32 kelime
- 16 12. Bölüm: Geçmiş...985 kelime
- 17 13. Bölüm: Final904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Babam ve annem yine kavga ediyorlardı ve cümleleri aynıydı.
Annem: "Hani söz vermiştin? Hani başka kadınlara bakmayacaktın? Hani aldatmayacaktın?!"
Babam: "Sana kaç kere söyleyeceğim? Ben kimseyi aldatmadım!"
Annem: "Yalan söyleme! Madem aldatmadın peki söyle o zaman; o gün, o gece, o restoranda, o masada, o kadınla ne konuşuyordun?!"
Babam: "Şimdi anlaşıldı. O gün beni takip ettin dimi? Almina, ben seni hiç bir zaman aldatmadım ALDATMAM! Ben senden başkasını seveceksem neden seninle evleneyim, hiç düşünmedin mi? Gerçekten beni hiç tanımadın mı? Gerçekt-"
Annem: "Madem aldatmadın ne yapıyordun onunla Lary? Söyle! Ne konuşuyordun? O kadın niye senin yanında?"
Babam: "Almina! Ben oyuncuyum. Hatırlarsan o kadında oyuncu. Hani biz aynı dizi içindeyiz ya? Hani toplantı yapmamız gerekiyor ya? Hani orada yalnız değildik yönetmenimiz de vardı ya? Hiç mi gelmedi bu aklına? Benim ne işim olsun Simalai ile?! Kadın diziden ayrılmak istedi. Yerine başka hangi oyuncu gelebilir diye konuşuyorduk. Oldu mu?" Babam konuşurken annem eline bir şey aldı. Hayır, bıçak! Bu sefer bunun olmasına izin veremezdim ama ne yapacağımı bilmiyordum!
Annem: "Bende bunu yedim!" Elindeki bıçağı babamın kalbine sapladı. Babamdan yine inilti sesi dışında hiç bir ses çıkmadı. Çığlık atmamak için elimle sıkıca dudaklarımı kapattım.
Annem yere yığılan babamın göğsünden bıçağı aldı ve doğruldu. Kapıya geliyordu. Hemen kabusumdaki gibi kapıya yöneldim ama lanet kapı açılmıyordu! Ne yapacağımı bilmiyordum. Kabusumda ne yaptıysam onu yapacaktım. Başka çarem yoktu. Sessiz ve hızlı adımlarla odama girdim. Saklanacak yer arıyordum ama hiç bir yer yoktu. Adım sesleri iyice yaklaşınca yatağıma girdim. Annem odamın kapısını açıp yanıma geldi ve yine o soruyu sordu. "Uyudun mu Ely?" Gözlerimi hafifçe araladığımda yine onun parlak gözlerine bakıyordum. "Babanı gördün mü Ely? Evde değil galiba." Onu sen öldürdün diye bağırsam ne yapardı acaba? Şu an annemden öyle çok korkuyorum ki sanki o benim annem değilmiş gibiydi. Benden cevap alamayınca arkasına dönüp kapıya doğru yöneldi. Elindeki kanlı bıçak yüzünden halımda birkaç kan damlası vardı. "İyi geceler" diyerek odadan çıktı. Hızlıca kalktığımda nefesimi tuttuğumu farkettim. Nasıl bir şeyin içine düştüm ya ben? Annem gerçekten böyle bir şey yaptı mı? Bu bir rüya ise hiç hoş değil!
Odanın içinde hızlı adımlarak dönüp duruyordum. Saklanmalıydım. Annem her an gelip o bıçağı bana saplayabilir. Başımı çevirip hala uyuyan kediye baktım. Bu kedi uyanmak nedir bilmez miydi? Aklıma dolaba saklanmak geldi ama dolabım hem çok dolu hem de ilk bakılacak yerdi. Etrafımda dönüp duruyordum. Bir saniye! Burada fazladan bir dolap var ve ilk kez görüyorum. Bizim getirmiş olmamız imkansızdı çünkü eski bir dolaptı. Hem eski hem de tozluydu. Biraz yaklaşıp incelemeye başladım. Kabartma ile yapılmış güller vardı. Yavaşça açayım diyordum ki bir anda beni içine çekti. Çığlık atmamak için ağzımı kapatmıştım ki anında yere düştüm.
Hemen ayağa kalkıp üzerimi düzelttim ve zifiri karanlık odaya baktım. "Kimse var mı?" Bu soruma cevap gelmez diye düşünüyordum ki gelen kadın sesi ile yerimde zıpladım. "Burada ne işin var?" Sesin sahibi öfkeli gibiydi. "Ben... isteyerek olmadı. Odamda dolap buldum ve bir anda... kendimi burada buldum." Ses gelmeyince tekrar söylendim. "Işıkları açmayı düşünüyor musunuz? Çünkü sizi göremiyorum da.". " Ahh doğru." Küçük bir mum yaktı. O mum ile etraf aydınlanırken sesin sahibini görmeye çalışıyordum. Bebek mavisi uzun saçları ve beyaz zarif elbisesi ile çok hoş görünüyordu. Yirmili yaşlarında gibiydi. Bana öfkeli ve endişeli bir şekilde bakıyordu. Biraz bana baktıktan sonra bir şey söylemek ister gibi dudaklarını araladı. "Tamam, Ely. Şu işi hemen halledelim. Biliyorum, inanmayacaksın bana ama senin de yardımın gerekiyor." Bir saniye! Adımı nereden biliyor? Ve böyle bir yerde ne işi var? Şok içinde "Adımı nereden biliyorsun?" diye sordum. "Ahh tanışma aşamasını geçmedik mi? Pardon. O zaman tanışalım. Ben Mayoki. Ve sende Ely'sin. Zamanımız yok Ely. Hemen yapalım şu işi." Acelesi varmış gibi konuşuyordu ve kafamı karıştırmaktan başka hiç bir şey yapmadı. "Adımı nereden biliyorsun?" dedim ısrarla ve ekledim. "Sen kimsin?" Bana bıkmış gibi bakıp cevapladı. "Tamam söyleyeceğim ama bana inanman lazım. Ben periyi-". Lafını böldüm ve dalga geçer gibi "He he aynen. Bende cadıyım. Memnun oldum." Ona inanmıyordum. Peri diye bir şey yok ki! Bana gerçekten bıkmış gibi bakıp göz devirdi. "Baban tehlikede Ely. Onu kurtarmamız lazım." Baba kelimesini duyunca çok garip hissettim. Babam öldü ki?! Gözlerimden anında yaş aktı ve elimin tersiyle onları sildim. Başımı kaldırarak "Babam öldü." dedim. "Ölmedi! diyerek karşı çıktı. "Za- cadının evinde esir. Onu kurtarmalıyız." Ya cadı diyor peri diyor. İnanayım mı inanmayayım mı bilemiyorum. "Annem onu öldürdü. Gözlerimle gördüm!" Bana yine karşı çıkarak "Annen öldürmedi! Kukla öldürdü. Eğer biraz daha burada beklersek babanın başına hiç istemediğin şeyler gelebilir. Baban gerçekten ölebilir!" dedi. "Kukla mı?" diye sordum. "Ya baştan anlatır mısın şunları, beynim almıyor." Derin bir nefes alarak anlatmaya başladı. "Şimdi ben periyim. Bu evdekileri korumak benim görevim. Bu ev lanetli. Cadı tarafından lanetlendi. Bu lanet sadece kurbanın üstüne oynanır. Diğerleri yan karakterdir. Kukla yani annen, babanı öldürdüğünde kendinde değildi. Cadı tarafından kontrol ediliyordu. Annenin bu geceden haberi bile yok. Baban ise esir. Ölmedi hatta hiç bir acı bile çekmedi. Sadece şu an derin bir uykuda. Kurban ise... sensin Ely. Dikkatli olmalısın. Sizi bu büyüden kurtarmalıyız." Az da olsa bir şeyler anlamıştım. Kafamı karıştıran tek şey benim kurban olmamdı. Ne yapacaktım? Ne yapmalıydım? "Şimdi, önce annenin büyüsünü bozalım. Bana bir bardak su ve annenin saçından biraz kesip getirir misin?" Ne? Annemin saçını kesersem ben biterim, annem beni öldürür! Saçına dokundurmaz ki. "Ama annem beni öldürür! Yapamam. Benimkini kessen olmaz mı?". Bana boş boş bakıp konuştu. "Annenin saçı olmak zorunda Ely. Annenin saçını komple yol getir demiyorum. Sadece bir tutam. Anneni kurtarmak istiyorsan yap Ely." Sanırım yapmalıydım.
"Tamam. Nereden çıkabilirim?" Çıkmam gereken yeri gösterdi ve çıktım. Sessizce yatağımın yanında duran komidinin üzerindeki sürahiden su aldım. Onu dolabın önüne koyup odamdan çıktım. Sessiz olmaya çalışıyordum. Yatak odasına girip anneme yaklaştım. Resmen drakula gibi yatıyordu ve ellerinin arasında bıçak vardı. Masanın üzerinden makas aldım ve olabildiğince yavaşça annemin saçını kestim. Makası masaya koyacakken arkamda hareket hissettim. Yavaşça arkama döndüğümde tuttuğum nefesi verdim. Annem sadece yatış pozisyonunu değiştirmişti. Sessiz ve hızlıca odadan çıkıp kendi odama girdim. Mayoki bardağı eline almış beni bekliyordu. Onu odamda görmeyi beklemiyordum. "Çok yavaşsın Ely. Böyle devam edersen kimseyi kurtaramayız." Saçı elimden alıp dolaba yöneldi. Arkasından gittiğim sırada beni durdurdu ve "Sen burada bekle." dedi. Dolaba girişini izledim ve yatağıma oturdum.
_
Bölüm sonuuu
Nasil buldunuzz??
Ben diger bolumu yazmaya ucuyorummm👊🐱
Bölüm etkileşimi
