İnsanın Kalbi kitap kapağı

1. bölüm / 6

İnsanın Kalbi

Giriş

Vaveyla Yazarı: Şevval Gümüşsoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Giriş

Dolunayın bütün ormanı aydınlattığı bir geceydi, gökyüzü tamamen bulutsuzdu. Orman yakınlarda çağlayan nehir dışında sessizdi. Avlanmak için harika bir geceydi. Karanlık çöktüğü gibi silahlarımı alıp nehre inmek üzere yola çıkmıştım.

Nehirde avlanmak her zaman daha rahat oluyor. Ağaçların arasında av hayvanları ve yırtıcılarla saklambaç oynamaktansa nehrin biraz yukarısındaki kayalığa saklanıp su içmeye gelen hayvanları vuruyorum. Ayrıca şansım hiç dönmezse ve hiçbir şey vuramasam bile yazın nehirde sürekli balık oluyor. Eskiden balık yakalamayı hiç sevmezdim, yayımla zar zor vurduğum balıkları bir de nehre girip toplamam gerekirdi ama artık okumun ucuna bir ip bağlıyor, vurduğum balıkları kolayca kıyıya çekebiliyorum.

Kısa sürede kayalığa vardım, yayımı sırtıma takıp kayalığa tırmandım ve beklemeye başladım. Gergin değildim. Daha iki gün önce bir yaralı ayıyı vurmuş ve postu için hatrı sayılır miktarda para almıştım, kafam rahattı.

Kimi kandırıyorum, kafam rahat falan değil.

Ayı devasa pençeler tarafından kelimenin tam anlamıyla parçalanmış ve ölüme terk edilmişti. Ayıyı bu sayede vurabilmiştim. Normalde paramı aldıktan sonra böyle şeyler umurumda olmaz, ama ayının postundaki pençe izleri devasaydı, normal bir hayvan yapmış olamazdı. Ne olabileceğini düşündükçe aklıma binbir türlü senaryo geliyor, ister istemez tüylerim ürperiyordu.

Tam o sırada ağaçların arasından gelen bir ses beni düşüncelerimden sıyırıp olduğum ana getirdi, bir şey yaklaşıyordu. Hemen yayımı sırtımdan çıkarıp bir ok taktım ve hafifçe gerdim, hayvanın görüş alanıma girmesini bekledim.

Ormanda tavşandan tilkilere, geyiklerden kurtlara kadar her şey her an karşınıza çıkabilir ve buna hazırlıklı olmalısınız.

Ama hayvan, daha doğrusu yaratık, görüş alanıma girince nefesim kesildi, gördüğüm şeye kesinlikle hazır değildim.

Ağaçların arasından çıkan şey bir attan biraz daha büyük, devasa kanatları olan bir şeydi. Uzun ince bir başı ve kısa bir yelesi vardı. Kulakları geriye yatıktı ve arkasında başının ve boynunun birleştiği yere kadar küçük tüyler vardı. İki kuyruğu vardı; biri kuş kuyruğuna benziyordu, diğeri ise ucunda yelpaze gibi tüyler olan bir kedi kuyruğuna benziyordu. Yaratığın bir gözü mavi, üzerinde gümüş-altın renkli bir pence izi olan gözü ise gümüştü. Neredeyse büyüleyiciydi.

Yaratık nehre yaklaştı ve su içmeye başladı, fırsat bu fırsattı.

Hemen yayımı gerdim ve nişan aldım, böyle büyük bir şeyi vuracaksam mükemmel bir atış yapmalıydım. Yaratığın tam boynunun ve göğsünün birleştiği yere nişan aldım ve hafifçe titreyen elimi sabit tutmaya uğraştım, ikinci bir şansım olmayacaktı.

Eğer bu yaratığı vurabilirsem bırak bir yılı kurtarmayı bütün hayatımı kurtarabilirim. Sadece kanatlarının ve kadar edeceğini düşünsenize...

Ama sonrasında her şey bir anda oldu.

Tam benim oku bıraktığım sırada kayalığın aşağısından bir ses geldi.

Bir kurt uluması.

Ve kurdun ulumasıyla yaratık hemen alarma geçti ve çevik bir hamleyle arkasını dönüp kanatlarını açarak geceye karıştı.

Iskalamıştım.

Sinirle tuttuğumu bile fark etmediğim nefesimi bıraktım ve aşağıya, sesin geldiği tarafa baktım, az önce daha önce görülmemiş bir yaratığı vurma şansımı aptal bir köpek yüzünden elimden kaçırmıştım. Kurt da alay edercesine bana baktı, birkaç saniye sonra da yaratığın gözden kaybolduğu tarafa koşmaya başladı.

Donup kalmıştım. Neydi o şey, ejderha falan mı? Hadi lan ordan, mutasyona uğramış bir ayı olma olasılığı bile daha yüksek...

Değil mi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

68okunma 39beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.