İnsanın Kalbi kitap kapağı

3. bölüm / 6

İnsanın Kalbi

2. Bölüm:Revir

Vaveyla Yazarı: Şevval Gümüşsoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm:Revir

Ne yapacağımı, daha doğrusu ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. Bütün içgüdülerim kadını geride bırakıp köye dönmemi ve olanları unutmamı, başıma iş almamamı söylüyordu ama baygın ve yaralı birini öylece bırakamazdım, hele ormanda devasa bir yaratık varken.

O sırada yaratığın vahşi hırlaması ve kurdun acı dolu inlemesi ormanda yankılandı, yaratık kurdun işini bitirmişti. Bakışlarımı sesin geldigi tarafa çevirdim, sesleri uzaktan gelmişti ve görünürde kimse yoktu. Tekrar yanımda solgun ve tamamen hareketsiz bir şekilde yatan kadına çevirdim, hâla kan kaybediyordu. İkinci kez tereddüt etmeden kararımı verdim ve kadını itfaiyeci tarzı sırtıma attım, sabit kalp atışını sırtımda hissedebiliyordum. Kadının yürürken düşmeyeceğinden emin olduktan sonra hızlı adımlarla şifahaneye doğru yürümeye başladım.

Kadınla ne yapacağımı bilemiyordum, en iyisi bilen, en azından paniklemeden fikir yürütebilecek birine götürmek en iyisi olurdu. Ayrıca, kadını kendim yakaladığımı da söyleyebilirdim. İki ihtimal vardı ya beni kadını fazla hırpaladığımı söyleyip haşlarlardı, ki umurumda olmazdı; ya da böyle birini sorun çıkartmadan etkisiz hale getirdiğim için hatrı sayılır bir miktar para alırdım.

Niye bilmem, ama içim rahat etmiyordu. Hatta bir anlığına tereddüt etmiş, kulübeme götürüp kendim ilgilenmeyi bile düşünmüştüm ama hemen vazgeçtim. Saçmalıyordum. Üzerime düşen kadını şifahaneye götürüp baş şifacıya teslim edip kenara çekilmekti, fazlası beni alakadar etmezdi, etmemeliydi. İtiraf ediyorum, mükemmel biri değilim, ama ben bile asla bir kadını yalnız yaşadığım kulübeme götürmezdim.

Sonra yine o şey oldu.

Hava yine yoğun ve ağır bir hale bürünmüş, kalbimin çarpmasına neden olmuştu, sanki bir ses rüzgarla beraber bana sesleniyordu. Milyonlarca göz tarafından takip ediliyormuşum gibiydi. Refleks olarak olarak arkamı döndüm, ama arkamı dönmemle beraber ses de rüzgar da gitmiş, hava normale dönmüştü. Ne kadar düşünsem de anlamaz veremeyeceğimi bildiğim için hızlı ve rahatsız adımlarla yürümeye devam ettim, ama rüzgar ve kulağıma fısıldayan sesler asla durmadı.

☆☆☆

İlk önce kulübeme döndüm, zaten yolun üzerindeydi. Siyah bir örtü alıp kadının üzerine attım, böylece şifahaneye giderken meraklı gözlerden uzak olacaktım. Yine yan yan bakanlar oldu ama geneli alışmıştı artık benim sırtımda avla dönmeme, çok garipsemiyorlardı. Garipseseler de pek de umurumda olmazdı zaten.

Şifahane kapısına geldiğimide nefesim hafiften kesilmeye başlamıştı, olabildiğince hızlı gelmiştim. Ama tam kapıyı açıp içeri girecekken bir anlığına duraksadım, baş şifacınını tepkisini tahmin etmeyi bırak, burada olup olmadığını bile bilmiyordum. Kadının kanının rengi ile yorum yapabilecek, ya da birkaç gün önce gördüğüm yaratıkla akıla mantığa sığmayan benzerliği hakkında yorum yapabilecek tek kişi oydu. Derin bir nefes aldım ve kapıyı açıp içeri adım attım. Ben kapıyı açınca kapının üstündeki zil çaldı, içeride bekleyen iki kişi daha vardı, ikisini de tanıyordum. Küçük bir köyde yaşıyorsanız yakından uzaktan herkesi tanırdınız. Hızlı adımlarla odanın köşesinde masasından beni izleyen hemşireye doğru yürürken gözlerini üzerimde hissedebiliyordum.

"Osmond burada mı?"

Hemşirenin gözleri direkt örtüye takıldı, gözleri şaşkınlıkla ve hafif bir tedirginlikle açıldı,

"Şey, evet içeride ama–"

Bitirmesini beklemedim, direkt koridora daldım. Koridorda genellikle muayene ve ameliyat odaları vardı. Hızlı adımlarla koridoru geçerken bir yandan da odalara bakıyordum, hemşire de peşimden geliyordu ve şifahanenin kurallarıyla alakalı saçma sapan şeyler söylüyordu ama onu dinlemiyordum bile. Kadının kalp atışlarının belirgin bir şekilde yavaşladığını hissedebiliyordum.

Adımlarımı hızlandırdım, odaların çoğu boştu ve kapısı açıktı, kapalı olanları da teker teker açıp hızlıca kontrol ettim, Osmond hiçbir yerde yoktu. Tam koridorun sonlarına gelmişken en sonunda onu buldum. İri yapılı, gri saçlı yaşlı baş şifacı oğluyla bir şey konuşuyordu. Ben kapıyı açıp içeri dalınca ikisi de susup bana doğru dönmüşlerdi, ikisinin de bir şey demesini beklemedim, hızlı adımlarla köşedeki hasta yatağına doğru yürürken kadının üzerindeki örtüyü kenara fırlattım. Kadını görünce ikisinin de nefesinin kesildi, özellikle Osmond'un oğlu donup kalmıştı. Ama Osmond hemen toparlandı, bir anlığına irkilip daha sonrasında ben kadını hasta yatağına yatırırken hemen yanımıza geldi, soğukkanlı bir şekilde elini kadının boynuna götürdü.

"Neler oldu çabuk anlat."

Kadını yatağa bıraktıktan sonra bir adım geri çekildim,

"Neler olduğu çok önemli mi? Her türlü işini yapmayacak mısın?"

Osmond gözlerini kadından, daha çok kadının kanından ayırmadan sinirli bir şekilde iç çekti, sonra hala şok olmuş bir şekilde dikilen oğluna seslenip birkaç malzeme istedi, oğlu malzemeleri almak için hareket edince o da bana döndü, elini omzuma koydu ve kapıyı gösterdi,

"Git ve beni bekleme odasında bekle, bundan sonrasını ben hallederim. Sonra konuşmamız gerek."

Elini sertçe ittim, ama tartışmadım. Kadının nabzı her saniye daha da düşerken tartışmak gereksizdi. Gözlerim bir anlığına hasta yatağında baygın yatan kadına kaydı, kalbimde bir sızı hissettim. Ama bu duyguyu hemen kenara ittim ve ikinci kez arkama bakmadan odadan hışımla çıktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 9beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.