İnsanın Kalbi kitap kapağı

4. bölüm / 6

İnsanın Kalbi

3. Bölüm:Gerilim

Vaveyla Yazarı: Şevval Gümüşsoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm:Gerilim

"Diego."

Adımı duyunca başımı kaldırdım, Osmond düşünceli adımlarla bana doğru geliyordu. Ayağa kalktım ve konuşmasını bekledim. Sesi alçak ve dikkatliydi,

"Tam olarak neler oldu?"

"Ne olduğu gerçekten bu kadar önemli mi? Sana artık her kimin nesiyse ya da neyin nesiyse getirdim ve işimi yaptım. Sen işini yaptın mı yapmadın mı?"

Yarı sinirli yarı bezmiş bir nefes verdi,

"Eğer kızı merak ediyorsan şuan iyi. İyileşeceğinden eminim. Ama neler olduğunu tam olarak bilmek istiyorum. Bu düşündüğünden daha önemli ve ciddi, Diego."

Sesi daha önce hiç duymadığım bir tondaydı, sanki... gergin gibiydi. Dikkatli baktığınızda ifadesinin her zamanki gibi nört ve soğukkanlı olmadığını kolayca görebilirdiniz.

"Kadın hakkında ne biliyorsun?"

"Önce sen bana ne bildiğini anlat, Diego."

Sesi birkaç saniye öncekine tamamen tezat bir şekilde sinirli çıkmıştı. Şu anda zıtlaşmanın beni hiçbir yere götürmeyeceğini görebiliyordum.

"İyi."

Elimle saçlarımı geriye attım ve söyleyeceklerimi bir tur tarttıktan sonra konuşmaya başladım.

"Her zamanki gibi nehre iniyordum ve kadına nehrin biraz yukarısında rastaldım. Bir şeyden kaçıyordu ve çok geçmeden de bayıldı zaten. Ben de getirdim."

Osmond cevabımdan memnun olmamış gibiydi, sanki kafasında bir şeyleri toparlamaya çalışıyor ama bir şeyleri atlıyor gibiydi. Sinirli ve hayal kırıklığıyla dolu derin bir nefes vererek kaşlarını hafifçe çattı,

"Hepsi bu kadar mı?"

Direkt evet diyecektim ama bir anlığına tereddüt ettim. Ne iki gün önce gördüğüm yaratıktan ne de kadınla yaratığın benzerliğinden bahsetmiştim. Hatta ne olduğunu bilinmez devasa bir şey tarafından kovalanıp bir kurt tarafından kurtarıldığımızdan bahsetmiyorum bile. Ama bunlar kadının kanının rengini açıklar mıydı? Düşük ihtimal.

"Bu kadar."

Osmond gözlerini kıstı, belli ki ikna olmamıştı. Bir anlığına tartışacak gibi göründü ama başka bir ses tarafından durduruldu,

"Doktor, sizi 6. Koğuştan bekliyorlar."

İçeri girdiğimde beni durdurmaya çalışan hemşire bizden birkaç adım ötede dikilmiş, dikkatli bir tavırla bizi izliyordu. Belli ki odadaki gergin havayı hissetmişti. Osmond hemşireye hemen geleceğini söyleyip bana döndü,

"Bu konuşma bitmedi, Diego. Bir şeyleri atladığının farkındayım ve bu konu tahmin ettiğinden daha ciddi bir konu."

Sonra cevabımı beklemeden hemşirenin peşine takıldı. Muayenehaneye girmeden önce bana uyarır bir bakış attı, ben de çenemi hafifçe yukarı kaldırıp meydan okuyan bir bakış attım ve kapı kapandı.

Her ne kadar gerçeği söylemediğim için içimde bir şüphe kaldıysa da geri gidip anlatmaya niyetim yoktu. Neler olduğu onu ilgilendirmezdi, sonuçta bugün olanlar kadının kim olduğunu ya da ne olduğunu açıklamazdı, değil mi? Belki de birkaç gün önce gördüğüm yaratığı ve kadınla akıl almaz benzerliğini anlatmalıydım. Belki ikisinin arasındaki bağlantı kadının bir tehdit olup olmadığını söylemesine yardımcı olabilirdi.

Ve ben karar veremeden tekrar oldu.

Hava elle tutulurcasına yoğunlaşmış ve ağırlaşmıştı; kalbim çarpıyor, rüzgar kulaklarımda uğulduyordu.

Ama bu sefer bir kaynağı vardı.

Sanki bir yerden, bir şeyden yayılıyor gibiydi. Kaynağı koğuşların olduğu yerden geliyor gibiydi, çok yoğun ve anlatamadığım derecede çekici geliyordu. Farklı anlamda değil, gerçek anlamda. Sanki rüzgar kapalı odada bile adımı fısıldıyor, beni kendine çağırıyordu. Tam olarak kelimelerle anlatamıyordum bile. Hem rahatlatıcı hem de gericiydi. Neredeyse bilinçsizce koğuşların olduğu koridora adım attım, yayımı elime aldım ve gözlerimi koridordan ayırmada. sadağımdan bir ok aldım, ama oku elime alınca elimde bir ıslaklık hissettim. Elime baktığımda ise oklarıma kadının altın-gümüş kanının bulaştığını gördüm ama nefesimin kesilmesine neden olan bu değildi.

Kan hala kurumamıştı ve hafifçe parıldıyordu.

Kanın bulaştığı yerde parmaklarım hafifçe karıncalanıyor, parmaklarımdan bütün vücuduma tatlı bir ısı yayılıyordu. Garip bir şekilde bütün vücudumun rahatladığını ve gevşediğini hissediyordum. Ama yine de beni ele geçirmekle tehdit eden hisse teslim olmadım, gözlerimi tekrar koridora çevirip okumu yayıma taktım, yavaş adımlarla koridorda ilerlemeye başladım.

Bu hissin kaynağına doğru koridorda temkinli adımlarla ilerlerken elime bulaşan kan daha fazla parlıyor, bütün vücudumu tatlı bir şekilde ısıtıyordu. En son kaynağına geldiğimi hissettiğimde bir koğuşun önündeyim, tam elimi kapının koluna atmıştım ki duraksadım. Ne ile karşılaşmayı bekliyordum ki? Kapının diğer tarafında beni herhangi bir şey bekliyor olabilirdi. Ya da hiçbir şey. Elim bir anlığına istemsizce gerildikten sonra kapıyı savurarak açtım ve hemen yayımı gerdim, ama gördüğüm manzara karşısında yaşadığım şaşkınlıkla ok elimden fırlayıverdi.

Bu koğuş kadının olduğu koğuştu ve başında birkaç gün önce gördüğüm yaratığa benzeyen bir ruh duruyordu. Okum öylece içinden geçip duvara saplanmış, ruh irkilmemişti bile. Başını çevirip bana baktı, omurgamdan aşağıya doğru bir ürperti hissettim, nefesim kesildi. Sanki bir anlığına nasil nefes alacağımı unutmuştum.

Ruh ise sadece göz bebekleri olmayan, derin açık mavi gözlerle bana bakıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

71okunma 6beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.