İnsanın Kalbi kitap kapağı

6. bölüm / 6

İnsanın Kalbi

5. Bölüm: Sorular

Vaveyla Yazarı: Şevval Gümüşsoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5. Bölüm: Sorular

Bekleme odasına geri döndüğümde kafamda bir sürü soru vardı. Bizi kovalayan şey neydi? Hayalete benzeyen şey neydi? Gözleri Calista'nınkilere benzeyen şey neydi? Peki Calista kim, yada ne? O yaratıkla bir bağlantısı var mı? Yaraları nasıl öyle hemen iyileşti? Neden tehtidlerimden korkmadı? Cahil cesareti miydi yoksa ne yaptığını ve ne yapabileceğini iyi bilen birinin cesareti mi?

Bir sürü sorum vardı ama hiçbirinin cevabını bilmiyordum ve alamıyordum da. Osmond yüzünden. Neden bu kadar ilgilenmişti ki onunla?

Neyse, sonuçta konuşmaları bitince en azından bizi rahat bırakacak. Ne konuşacaklarsa.

Gerçekten, ne konuşacaklar ki; yani, ne konuşabilirler ki? Normal şifacı-hasta konuşması olsa Osmond bu kadar gergin olmazdı, daha rahat ve gereksiz samimi bir şekilde konuşurdu.

Belki de kendim öğrenmeliydim.

Parmak uçlarımda sessizce ilerleyip yavaşça tekrar koğuşa döndüm, övünmek gibi olmasın ama gayet başarılıydım, klasik avcı becerileri işte. İçeriden Calista 'nın boğuk sesi geliyordu, bir şeyler anlatıyordu ama hiçbir şey anlayamıyordum.

Acaba ne anlatıyordu? Bizi kovalayan şeyi mi? Kurdu mu? Hayaleti mi? Nasıl yaralandığını ve ondan sonra nasıl bir anda iyileştiğini mi? Benim sorularımın cevabını Osmond'a mı veriyordu?

Kapıya daha da yaklaştım ve kulağımı tahtaya dayadım, ama Calista konuşmayı bırakmıştı. İkisi de konuşmayı bırakmıştı. İçeride çıt çıkmıyordu.

Yok artık, susmak için beni mi bekliyordunuz?

Sabırsızlıkla anahtar deliğinden baktığımda ise Calista tam olarak gözümün içine bakıyordu.

Kapıya değil, ya da dalmış bir halde boşluğa değil direkt gözümün içine bakıyordu ve gülümsüyordu. Sanki orada olduğumu biliyor ve bu durumla çok eğleniyor gibiydi. Calista' nın tek bir noktaya odaklanmış olduğunu görünce ise Osmond da kapıya baktı ama tabi ki de o benim orada olduğumu fark etmemişti.

Ama Calista kesinlikle etmişti.

Hemen doğrulup sırtımı duvara yasladım. Kalbim asla itiraf etmeyeceğim şekilde çarpıyor, nefesim hızlanıyordu.

Geldiğimi nasıl fark etti?

Bu kızda kesinlikle bir şeyler vardı. Ya büyücüydü ya cadıydı, ya da insan bile değildi; ve kesinlikle güvenilir de değildi.

İçeriden hala ses gelmiyordu. Calista benim burada olduğumu biliyordu ve ben gidene kadar konuşmayacaktı. Neyi duymamı istemiyordu? Bir şeyler duymamı istemeyen Calista mıydı, Osmond mu?

Şansımı zorlamadım. Çünkü bir anlamı yoktu, en azından şu an yoktu. Bu kısa yenilgiyi kabul edip arkamı döndüm ve bekleme odasına geri döndüm. Şimdilik sabret. Zamanı gelecek. Ve işleri bittiğinde ne olacağına ben karar verecektim, Calista denen nereden çıktığı ve ne olduğu bile belli olmayan tehdidin kaderini ben belirleyecektim. Osmond'a kalırsa büyük ihtimalle iyileştirdikten sonra sanki yaralı bir kuşmuş gibi öylece salıverecekti. Ama hayır, ben onu öylece salıvermeyecektim. Önce ondan bütün sorularımın cevaplarını söke söke alacaktım sonra da yaşayıp yaşamayacağına karar verecektim. Eğer bir tehditse her şey oracıkta bitecekti. Sessiz ve temiz. Eğer değilse ise...

Eğeri yoktu. Onun bir tehdit, bir tehlike olduğundan emindim. Eğer seçeneğini düşünemiyordum bile. Böyle biri tehlikeli değilse neydi?

Ama beni geren şey bu değildi. Calista'nın üzerindeki gereksiz rahatlık. Onu ittiğimde tepki vermemişti, hançer dogrulttuğumda irkilmemişti. Tehditlerime gülmüştü. Ya karşısındaki kişinin ne kadar acımasız olduğunu bilmeyen ve küçümseyen bir aptal ya da neler yapabileceğinin farkında olan bir canavar. Neler yapabileceğini kestiremediğim için içimi belirsizliğin getirdiği gerginlik kaplıyordu. Bir yanım boşver, diyordu. Bırak onunla Osmond ilgilensin. Başına gereksiz iş alma, vaktini boşa harcama. Diğer yanım ise koş diyordu. İçeri geri dön. Savunmasızken işini bitir. Tehlike yaratmasına izin verme. Ama bu mümkün bile olmayabilirdi. Diyelim ki o yanımı dinledim, yayımı gerip içeri daldım. Geldiğimi yine hissedebilirdi. Benim tehdit olduğumu fark edip karşı hamle yapabilirdi. Nasıl bir karşı hamle yapabilirdi? Silahı var mıydı? Peki silaha ihtiyacı var mıydı?

Abartıyorsun. Büyük ihtimalle kendine gereksiz fazla güvenen ergen bir büyücü falan, ya da cadı. Her neyse artık.

En sonunda kendimi sakinleşmeye ve oturmaya zorladım. Ayağımı dizimin üstüne attıp beklemeye başladım. Normalde de sabırsız bir insanım ama böyle bir durumu beklemek, belirsizliği beklemek daha zor geliyordu. Aklımdaki soruları susturamıyordum. Tamam Diego, birkaç dakika daha sabredebilirsin. Sadece birkaç dakika daha.

Off.

Başımı yasladığım duvardan kaldırmadan yana çevirdim, odanın köşesindeki masasında bir şeylerle uğraşan hemşireye izlemeye başladım. Birkaç kağıtla uğraşıyor, notlar alıyor, bazen de bana kaçamak bakışlar atıyordu, sanki bir şey yapmamı bekliyordu hâla.

Eh, haklılık payı var. Biri içeri benim daldığın gibi dalsaydı ben de ona dik dik bakardım.

"Hey."

Hemşire kafasını kaldırdı,"Buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?"

Iy, midem kalktı.

"Bırak gereksiz formaliteyi. Getirdiğim hasta hakkında bir şey biliyor musun? Osmond seninle onun hakkında konuştu mu?"

Hemşire şaşırmış görünüyordu, kendim getirdiğim hastayı ona soruyordum.

"Şey, hayır bilmiyorum."

Yalancı.

Beden dilinden belliydi yalan söylediği. Cevabı çok kısa ve hızlı vermiş, cevabını verir vermez ise kağıtlarına geri dönmüştü. Ama şuan hemşireyi baskılamak mantıklı olmazdı, eğer Osmond bir şey söyleme, dediyse kolay kolay bir şey söylemezdi. Tabi ağzından laf alamayacağım için değil ama gereksiz uğraştıracağı için. Onun yerine kollarımı kavuşturarak başımı diğer tarafa çevirdim.

"Eminim öyledir. "

☆☆☆

En sonunda kapının açıldığını ve birinin dışarı adım attığını duydum.

Sonunda.

Hemen ayağı kalkıp gelenin kim olduğunu görmek birkaç adım attım. Gelen Osmond'du, tek başındaydı. Yorgun görünüyordu, belli ki kafasına bir şeyler takılmıştı ama bir yandan da rahatlamış gibi duruyordu.

"Tamam, Diego. Gidip ne soracaksan sor, her şeyi anlatacak. Böylesinin daha iyi olduğuna karar verdik, sana güvenmeyi seçmişler o yüzden biz de öyle yapacağız."

"Kim seçmiş?"

"Ona sorsan daha iyi olur."

Koridora döndüm, Calista'nın odasına baktım ve yavaşça ilerlemeye başladım. Kapıyı açmadan önce kemerimdeki hançerimi yokladım.

Artık yüzleşme zamanı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.