İki yüz bir kalp kitap kapağı

19. bölüm / 27

İki yüz bir kalp

18.Bölüm

Vaveyla Yazarı: ☆⋆ Hale ⋆☆

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 18.Bölüm

KİRLİ BEYAZ
Evet, belki de hiç var olmamıştım annemin hayatında. Zaten hiç sevmediği birinden doğan, hiç sevmediği bir çocuktum. Ama insan ailesini seçemezdi, değil mi? Ben de isterdim arkamda duran bir ailem olsun... Babamın yüzünü hatırlamıyordum bile.
"Demek annesini gördü," dedi Barlas, sesini olabildiğince alçak tutmaya çalışarak.
"Evet, annemi gördüm Barlas... Ve o beni tanımadı."
Barlas aracın dikiz aynasından bana baktı, ardından eliyle kirli sakalını sıvazladı. "Nasıl hatırlamaz Efil? Tabii ki hatırlıyordur, olur mu öyle şey?"
Olmayacağının garantisini kim verebilirdi ki bize?
"Oldu işte Barlas, oldu! Nesini anlamıyorsunuz?" Sesim arabanın içinde yankılanırken çaresizliğim öfkeye dönüşüyordu. "Annem beni unuttu. Sanki hayatına hiç girmemişim gibi sildi beni, tamam mı? 'Olur mu öyle şey' demeyi bırakın, oluyor işte! Bak hayatıma Barlas, bak... Ben kimsesizim, tamam mı? Lan bir tane annem vardı be, bir tane! Ben onun varlığına çok inanmıştım ama o beni unuttu Barlas, anlıyor musun? Unuttu! Ben kimsesiz bir katilin tekiyim!"
Normalde olsa kurduğum cümleleri süzgeçten geçirir, öyle konuşurdum ama şu an sağlıklı düşünemiyordum. Bir yandan akan burnumu çekiyor, bir yandan da hıçkırıklara boğularak ağlıyordum.
"S-sakin ol Efil’im... Bak, geçecek her şey, söz veriyorum sana. Ben geçmesini sağlayacağım."
Belki de şu an tek duymak istediğim şey buydu; hiç gerçekleşmeyeceğini içten içe bilmeme rağmen...
"Söz mü?" diye döküldü kelimeler ağlamaktan şişmiş dudaklarımdan.
"Söz be güzel kızım. Vallahi de söz, billahi de söz... Geçecek hepsi. Ben nefes aldığım sürece bunu sağlayacağım Efil’im."
Bunları o kadar içten söylemişti ki ben bile bir anlığına gerçekten her şeyin düzeleceğini, dört yıl önceki şu anki haline kıyasla güzel hayatımıza geri döneceğimizi sanmıştım. Ancak bunların koca bir hayalden ibaret olduğunu biliyordum. İnsan bir kere kirlenirdi; insan bir kere katil olurdu. Ellere bir kere kan bulaştı mı, vicdan zamanla o soğukluğa alışır ve her candan sonra ellerine biraz daha o kızıl sıvı bulaşırdı. Ne yaparsan yap, o lekeyi asla temizleyemezdin.
Zaman, içimdeki bu karanlık düşüncelerle boğuşurken akıp gitmiş olmalı ki Barlas’ın, "Geldik kızlar, hadi inin," demesiyle irkilip zihnimde fısıldayan o sesleri susturdum.
"Hadi gel, biraz uyu da kendine gel."
Arabadan inip Ezel'in kucağındaki elbise poşetlerinden birkaçını alarak yükünü hafiflettim. Dış güvenlik kapısına geldiğimizde Mirza’yı arayıp kapıyı açmasını söyledim. Telefondaki ses bize şifreyi sorunca, "Sardunya," dedim. Ağır, zırhlı demir kapı büyük bir gürültüyle geriye doğru açıldı.
"Sen ver elindekileri bana, hadi geç biraz dinlen," dedi Ezel şefkatle.
Söylediklerini başımla onaylayıp üst kata, kendi odama çıktım. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarıp kirli sepetine attım ama tam arkamı dönmüşken duraksadım. Sepetten bordo body'mi geri aldım. Bir ihtimal... Belki annemin kokusu sinmiştir diye düşündüm. Kıyafeti burnuma yaklaştırıp derince bir nefes çektim. Ama ne o ağır tütün kokusu ne de o baharsı tazelik... Annemden geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Bir umutla yüzüme yaklaştırdığım kıyafeti, içimdeki o buruk mutsuzlukla yeniden sepetin derinliklerine bıraktım. Dolaptan çıkardığım kısa gri şortla uzun beyaz tişörtü üzerime geçirdim. Yüzümdeki hafif makyajı temizlemek için banyoya geçtim. Aynadaki solgun yüzüme çok fazla dokunmadan hızlıca yıkayıp odama döndüm.
Sıcak havanın ağırlığı odayı sarmıştı; pencereyi sonuna kadar açıp yorgun bedenimi yatağa bıraktım, yorganı bir kenara katladım. Annemin beni gerçekten sevdiği, kimsenin canının yanmadığı paralel bir evrende olduğumu hayal ederek gözlerimi kapattım ve derin bir uykuya daldım.
Üç Saat Sonra
Uyandığımda yaklaşık üç saat uyuduğumu fark ettim. Bu üç saatlik uyku o kadar iyi gelmişti ki... Ama annemin yanında olduğu, her şeyin düzene girdiği o rüyayı göremedim. Başka bir evrene gidemedim; belki de annemin bana iyi davrandığı hiçbir yer yoktu.
Üstümdeki kıyafetleri değiştirmeden alt kata, ortak salona indim. Herkes hararetli bir şekilde çalışıyor, Ezel ve Beliz bir köşede kıyafet deniyordu.
"Ooo, uyandınız mı prenses hanım?" dedi Mirza keyifli bir sesle.
"Uyandım, uyandım. Siz ne yapıyorsunuz?"
"Ezel'in Karan Alaca ile ilk karşılaşması bu gece olacak Hazel, onun için hazırlık yapıyoruz. Sen de kızların yanına git, Ezel'in seçeceği kıyafet göz alıcı olmalı."
Belli ki ilk adım bugün atılacaktı. Mirza'yı başımla onaylayıp kızların yanına gittim.
"Ya Beliz, o güzel değil işte! Kırmızısı daha güzel, hem ben onu çok beğenerek aldım, onu giyeceğim!"
Ezel ve Beliz ne giyeceğini tartışıyordu. Beliz ısrarla Ezel'e yeşil kıyafeti giymesi için baskı yapıyordu ama Ezel kırmızı saten elbiseyi giymek için direniyordu. Beliz'in elindeki yeşil elbiseyi alıp Ezel'in üstüne tuttum.
"Benim fikrimi soracak olursan balım, bence ilk görüşme için yeşil kıyafeti giymelisin. Hem bak, sırt dekoltesi de var, çok güzel. Kırmızı ilk gün için biraz fazla iddialı."
Evet, amacımız Karan'ın dikkatini çekmekti ama diğer kadınlar gibi sırf onun ilgisini toplamak için oraya gittiğimizi belli etmemeliydik. Kırmızı elbise üzerine tam oturan saten bir modeldi; sırt dekoltesi yerine büyükçe bir göğüs dekoltesi ve diz kapağına kadar uzanan derin bir yırtmacı vardı. Çok güzel bir elbiseydi ve eminim Ezel'e de harika olacaktı ama ilk gün için fazla iddialıydı.
"Ya ama yaa! O elbise harika Efil!"
"Evet, harika bir kıyafet ve eminim sana da çok yakışır ama Ezel, ilk günden dikkatleri bu kadar üzerimize çekmemeliyiz. Yeşili giymelisin."
"Of, iyi ki geldin Hazel! Sabahtan beri söylüyorum ama dinletemedim. Belki seni dinler, hiç dinlemiyor bu kız beni," dedi Beliz rahatlayarak.
Beliz ve Ezel iyi anlaşırdı ama ben ve Ezel daha da yakındık. Belizle de aram çok iyiydi, onu da çok severdim. Hepimiz genel olarak birbirimizle iyi geçiniyorduk ama Beliz ile aramızda olduğu gibi Ezel'le de aramızda derin bir kardeşlik bağı vardı.
"Of, peki ya, tamam! Ama makyajımı istediğim gibi yaparım, ona göre," dedi Ezel somurtarak.
"Tamam, tamam, makyajı sen yap. Zaten senden iyi yapan da yok burada," dedim yüzüme küçük bir tebessüm yerleştirerek.
Ezel elindeki yeşil elbiseyi alıp giyinmek için üst kata çıktı. Ben de durum bildirimi almak ve operasyon detaylarını konuşmak için Arif Hoca ve diğerlerinin yanına gittim.
Ezel’in kıyafet krizini çözüp yeşil elbisede karar kılınmasını sağladıktan sonra adımlarımı salondaki ana kumanda masasına doğru yönelttim. Masanın üzeri haritalar, kimlik kartları ve Karan Alaca’ya ait istihbarat dosyalarıyla doluydu. Arif Hoca gözlüklerinin üzerinden ekranlara bakıyor, Mirza ise klavyesinde hızlıca bir şeyler yazıyordu.
"Ezel’i ikna ettik, yeşil elbiseyi giyiyor," diyerek masaya yaklaştım. "Şimdi söyleyin bakalım, bu gece Karan Alaca’nın karşısına kim olarak çıkıyor?"
Arif Hoca derin bir nefes alarak öne eğildi ve ekrandaki organizasyon planını işaret etti:
"Karan Alaca bu gece Boğaz’daki özel bir yalıda, küresel nakliye devlerinin ve büyük yatırımcıların katıldığı basına kapalı, son derece özel bir davet veriyor. Ezel’in oraya elini kolunu sallayarak girmesi imkânsız. Bu yüzden ona kusursuz bir kılıf hazırladık."
Mirza ekrandaki dijital dosyayı açarak devam etti: "Karşınızda Melek Sancak. Avrupa merkezli büyük bir nakliye ve taşımacılık şirketinin Türkiye temsilcisi. Karan’ın şirketle yapacağı büyük depo yatırımları ve sevkiyat anlaşmaları için davete 'özel konuk' olarak katılıyor. Özgeçmişi saatler öncesinden Karan’ın ekibinin sistemine işlendi. Yani Ezel oraya öylesine gitmiş biri değil; Karan’ın iş dünyasında mutlaka masaya oturmak isteyeceği dişli bir yönetici olarak giriyor."
O sırada üst kattan topuklu ayakkabı sesleri duyuldu. Hepimizin bakışları merdivenlere kaydı.
Ezel aşağı iniyordu ama karşımızdaki kesinlikle birkaç saat önceki Ezel değildi. Yüz hatları, çenesine uygulanan ince plastik makyaj ve protezlerle biraz daha keskinleştirilmiş, daha olgun ve mesafeli bir ifadeye kavuşturulmuştu. Kahverengi gözlerinin yerini alan buz mavisi lensler son derece doğal duruyordu. Kendi saçlarını tamamen gizleyip kafasına yerleştirdiği, %100 gerçek insan saçından yapılma tül peruk ise adeta bir sanat eseriydi; saç derisiyle birebir bütünleşen soğuk platin sarısı tonuyla, yakından bakıldığında bile peruk olduğu asla anlaşılmıyordu. Omuzlarına dalgalar halinde dökülen bu saçlar yüz hatlarıyla mükemmel bir uyum yakalamıştı.
Giydiği zümrüt yeşili elbise ise vücudunu kusursuz bir şekilde sarıyordu. Önden bakıldığında son derece sade, kapalı ve ağırbaşlı bir duruşu vardı; ancak arkasını döndüğünde beline kadar inen cesur sırt dekoltesi, elbiseye o tehlikeli ve büyüleyici havayı veriyordu.
"Nasıl olmuşum?" dedi Ezel, etrafında hafifçe dönerek.
Beliz ıslık çalarken ben gözlerimi ondan alamadım. "Harika görünüyorsun Ezel... Tam anlamıyla ulaşılması zor ama göz alıcı bir kadın olmuşsun. Bu yeşil ve bu soğuk duruşla Karan kesinlikle seninle konuşmak isteyecektir."
Mirza masadan kalkıp elinde minik, ten rengi silikon bir aparatla yanımıza geldi. "Bunu kulağına yerleştireceğiz Ezel," dedi dikkatle. "Tamamen kulak kanalının içine oturan, dışarıdan asla fark edilmeyen özel bir iletişim kulaklığı. Bizim sesimizi net bir şekilde duyacaksın, üstelik ortamdaki sesleri de bastırmayacak."
Barlas cihazını ayarlayıp ellerini cebine soktu ve hafifçe gülümseyerek Ezel’in karşısında durdu. "Korkma güzelim, yalnız olmayacaksın. Ben, Mirza ve Efkan sürekli kulaktan kulağa fısıldayacağız sana. Kimseye çaktırmadan adım adım ne konuşman, ne zaman nasıl tepki vermen gerektiğini söyleyeceğiz. Sen sadece o buz gibi bakışlarını takın ve yürüyüp git, gerisini bize bırak."
Ezel derin bir nefes alıp kulak içi kulaklığı dikkatle yerleştirdi; Mirza’nın bilgisayardan yaptığı test sesini duyunca başıyla onay verdi. Aynadaki yansımasına, o buz mavisi gözlerine son bir kez baktı. Yüzünde, avını köşeye sıkıştırmaya hazırlanan bir avcının sakin ve inatçı tebessümü belirdi.
"Merak etmeyin," dedi sessiz ama kararlı bir sesle. "Karan Alaca bu gece karşısında sıradan bir kadın değil, hayatını altüst edecek o gerçeği bulacak."
Herkes son hazırlıkları tamamlarken, Karan Alaca’nın o ihtişamlı dünyasına sızmak için beklemeye başladık. Operasyon resmi olarak başlamıştı

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

53okunma 19beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18