7. bölüm / 8
İki İnsan Bir Kalp8. Bölüm: Görev Ve Fedakârlık
Bölümler 8Şu an: 8. Bölüm: Görev Ve Fedakârlık
- 1 1.Bölüm; Mezuniyet216 kelime
- 2 2. Bölüm: Hissedilmeye yıldırım..224 kelime
- 3 3.Bölüm: Fırtına operasyonu607 kelime
- 4 4. Bölüm: Fırtına Ortasındaki Fısıltılar..722 kelime
- 5 5. Bölüm: Yakalanan Aşk749 kelime
- 6 7. Bölüm: Aşkın ve Savaşın Çığlığı741 kelime
- 7 8. Bölüm: Görev Ve Fedakârlık663 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 9. Bölüm: İlk Yakınlaşma574 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin karanlığında üs, hiç olmadığı kadar sessizdi. Bu sessizlik hayra alamet değildi. Hareketsizlik, yaklaşan bir tehlikenin habercisi gibiydi. Bir anda alarm çaldı, ve her yer kırmızı ışıklarla aydınlandı.
- Tüm timler acil toplanma noktasına! Komutan Özkan’ın sesi megafonlardan yankılandı.
Hızla silahımı ve ekipmanımı kaptım, eğitim sahasında toplanan tim arkadaşlarıma katıldım. Özkan Komutan’ın yüzü her zamankinden daha ciddi görünüyordu.
- Bir timimiz düşman tarafından pusuya düşürüldü ve esir alındı. Onları kurtarmak için operasyon başlatıyoruz. Ancak bu görev, herkesin üst düzey dikkat ve cesaret göstermesini gerektiriyor. Hazır mısınız?
Hepimiz bir ağızdan bağırdık:
- Hazırız komutanım!
---
Kaçırılma ve Tuzak
Göreve çıkmadan önce Andrew yanıma yaklaştı.
- Gökçe, seni uyarıyorum. Düşman bu sefer acımasız olabilir. Kendine dikkat et.
- Andrew, korkak olmadığımı biliyorsun. Ama sen de kendi başını belaya sokma.
Andrew’ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
- Birbirimizi kollayacağız, tamam mı?
Helikoptere binip operasyona başladık. İstihbarata göre düşman, esirleri ormana yakın bir bölgedeki terk edilmiş bir depoda tutuyordu. Depoya yaklaştığımızda, sessizlik çöktü. Sadece rüzgarın uğultusu duyuluyordu.
- Bu işte bir gariplik var, diye mırıldandı Hakan, etrafı dikkatlice gözden geçirirken.
Tam o sırada patlama oldu. Depoya giriş yapmak için hazırlanan Özkan Komutan ve birkaç asker yere savruldu.
- Pusularına düştük! Geri çekilin! diye bağırdı Özkan Komutan.
Ama düşmanın geri çekilmeye niyeti yoktu. Her yandan ateş açılmaya başladı. Ortalık cehenneme dönmüştü.
---
Kayıp ve Liderlik
Patlamadan ağır yaralanan Özkan Komutan, yerde yatıyordu. Yanına koştuğumda nefesi kesik kesikti.
- Gökçe... Bu görevi tamamlayıp askerlerimizi kurtarman gerek. Beni bırak...
- Hayır komutanım, sizi burada bırakmam! diye karşı çıktım, ama Özkan Komutan elimi sıkıca tuttu.
- Bu bir emir, Teğmen Karalı! Tim sana emanet... Onları kurtar.
Gözlerim dolmuştu. Ancak Özkan Komutan’ın emrini yerine getirmek zorundaydım.
- Emredersiniz, komutanım! dedim, dişlerimi sıkarak.
Komutanımın cesedini geride bırakmak zorunda kalarak timimi topladım ve operasyona devam ettik. Artık sorumluluk tamamen benim üzerimdeydi.
---
Kurtarma Operasyonu
Düşman hattını aşmak kolay olmadı. Hakan ve Andrew sürekli yanımdaydı, ateş altında ilerlerken bana destek oldular. Birkaç askeri etkisiz hale getirdikten sonra esirlerin tutulduğu odaya ulaştık. Kapıyı kırdığımızda, içeride elleri bağlı bir grup askeri gördük.
- Hızlı olun! Düşman geri dönmeden buradan çıkmamız lazım, diye bağırdım.
Andrew ve Hakan, esirleri serbest bırakırken, ben etrafı kontrol ediyordum. Tam çıkacakken arkamdan bir ses duyuldu:
- Buraya kadar geldiniz, ama buradan çıkamayacaksınız.
Bir düşman komutanı, ağır silahlarla etrafımızı kuşatmıştı. O an bir karar vermem gerekiyordu.
- Andrew, esirleri al ve çık. Biz burayı tutacağız.
Andrew itiraz etti.
- Hayır, seni burada bırakmam!
- Andrew, bu bir emir! diye bağırdım.
İsteksizce, Andrew esirleri alarak kaçmaya başladı. Hakan ve ben, geride kalan düşmanları oyalamak için savaşa devam ettik.
---
Kaosun İçinde Bir An
Kaçış yolunda, Andrew geri döndü.
- Seni burada bırakmayacağımı biliyordun, değil mi? dedi, hafif bir gülümsemeyle.
- Andrew, tam bir baş belasısın! diye karşılık verdim, ama içten içe ona minnettardım.
Tam o anda bir düşman üzerime saldırdı. Andrew hızla müdahale etti ve düşmanı etkisiz hale getirdi. Ancak o karmaşanın içinde, yüz yüze kaldık. Andrew’ın nefesi, benimkine karışıyordu.
- Bu kadar cesur ve inatçı birini daha önce görmedim, Gökçe. Seni seviyorum, bunu bilmeni istiyorum.
Kalbim hızla atıyordu. Tüm bu kaosun içinde bile Andrew’ın bu sözleri, her şeyi bir anlığına durdurmuş gibiydi. Gözlerim onun gözlerine kenetlendi.
- Andrew, şimdi sırası değil, ama... ben de seni kaybetmekten korkuyorum.
Andrew hafifçe gülümseyerek başını salladı.
- Bu yeterli. Şimdi buradan sağ çıkalım, gerisini sonra konuşuruz.
---
Yeni Başkomutan
Operasyonu başarıyla tamamladıktan sonra üsse geri döndük. Ancak Özkan Komutan’ın kaybı herkesi derinden etkiledi. Törende, üst komutanlık beni timin lideri olarak atadı.
- Teğmen Gökçe Karalı, bu tim artık sizin emrinizde. Cesaretiniz ve liderliğiniz, bu görevi tamamlamamızda en büyük etken oldu.
Hakan ve Andrew yanımdaydı. Hakan sessizdi, ama bakışlarından gurur ve başka bir şey, belki kıskançlık okunuyordu. Andrew ise hafifçe omzuma dokundu.
- Başkomutanım, emirleriniz nedir? dedi alaycı bir gülümsemeyle.
- İlk emrim: bir daha beni yalnız bırakma, Andrew, diye cevap verdim, hafifçe gülümseyerek.
Artık hem timin lideri hem de Andrew’la aramızda filizlenen bu karmaşık ilişkinin sorumlusu bendim. Önümüzde daha birçok zorluk vardı, ama bu kez daha güçlü hissediyordum.
Bölüm etkileşimi
