3.Bölüm: Fırtına operasyonu

Vaveyla Yazarı: Selinnur Cennetoğlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 3.Bölüm: Fırtına operasyonu

Sabah güneş doğarken nöbet yerimi devrettim ve odama çekildim. Gece yaşanan hareketlilik hâlâ aklımdaydı. Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum, ama ne olduğunu anlamıyordum. O gece tanıştığım Andrew’ın yüzü zihnime kazınmıştı. Sarışın ve sessiz... Ama bir yabancı olduğu her halinden belliydi. “Neden buradaydı?” diye düşündüm.

Kısa bir süreliğine uykuya dalmıştım ki sert bir kapı sesiyle irkildim.

- Gökçe! Hadi uyan, önemli bir görev için çağrıldık!

Kapıya doğru yöneldiğimde Hakan’ı gördüm. Çocukluğumdan beri her zaman yanımda olan, beni hem koruyan hem de en zor anlarımda destekleyen o sakin yüzü. Ama bu kez yüzünde gergin bir ifade vardı.

- Ne oldu Hakan? diye sordum, endişemi gizleyemeyerek.

- Dün geceki hareketlenmeyle ilgili merkezde rapor vermen gerekiyor. Ayrıca, yeni bir görevlendirme var gibi görünüyor. Çabuk hazırlan.

Hızla üzerimi giyinip Hakan’ın peşinden merkeze gittim. İçeri girdiğimizde Komutan Özkan, masasının başında durmuş haritaları inceliyordu. Gözleri, yaşına rağmen hâlâ keskin ve dikkatliydi.

- Karalı, buraya gel.

Yaklaştım ve selam verdim.

- Dün geceki olayla ilgili gözlemlerini anlat. Andrew’la konuştun mu? Dikkatini çeken bir şey oldu mu?

- Komutanım, Andrew İtalyan yapımı bir silah taşıyordu. Sorguladığımda, ona öyle verildiğini söyledi. Ancak tavırlarında bir gerginlik vardı. Bölge 56’daki hareketliliğin nedenini anlayamadım. Tek gördüğüm şey hızlı bir araç geçişiydi.

Komutan derin bir nefes aldı ve ellerini masanın üzerine koyarak ağır bir şekilde konuştu:

- Andrew’ın geçmişi karmaşık, Karalı. Yunan kökenli bir ailesi var, ama aynı zamanda Türk askeri eğitimi almış. Onu bu göreve özel bir nedenle aldık. Ancak şu an detayları paylaşamam. Sadece dikkatli ol.

Tam o sırada telsizden bir anons geldi:

- Kızıl Kurt, hemen cephaneliğe geç. Timinle birlikte yeni göreviniz var. Kod adı: Fırtına Operasyonu.

Telsizden gelen sesi duyunca Hakan’a baktım. Hakan omuzlarını silkerek, hafif bir gülümsemeyle omzuma dokundu.

- Hazır mısın, Gökçe? dedi sakin bir tonda.

- Her zamanki gibi, Hakan. Hadi gidip görelim neymiş bu Fırtına Operasyonu.

---

Cephanelikte Tanışmalar

Cephaneliğe vardığımızda, Andrew çoktan oradaydı. Silahlarını temizliyordu. Gözleri donuk, hareketleri dikkatliydi. Yanına gidip dikkatlice yüzüne baktım.

- Hey, Andrew. Hazır mısın? dedim ona doğru eğilerek.

Bana baktı ve sessizce cevap verdi:

- Hazırım. Sizinkilerle çalışmak benim için ilginç bir deneyim olacak.

Sözlerindeki ironi, beni rahatsız etmişti. Ama bir şey söylemedim. Hakan, bu gerginliği fark etmiş gibi araya girdi:

- Hadi, tim! Silahlarınızı alın ve araçlara geçin. Hareket emri bekleniyor!

Andrew’a bir kez daha baktım. Hakan’la göz göze geldik. Hakan, “Dikkat et,” der gibi bakıyordu.

---

Görev Detayları

Araçtayken Fırtına Operasyonu’nun detayları açıklandı. Bölge 56’da yasadışı bir silah sevkiyatı olduğu bilgisi alınmıştı. Bu sevkiyatın engellenmesi gerekiyordu. Ancak operasyonun asıl zorluğu, sevkiyatı koruyan grubun kimliğiydi.

- Yunan paramiliter gruplar mı? diye sordum, detayları dinlerken.

Komutan Özkan başını salladı.

- Evet, ama elimizdeki bilgiler eksik. Bu işin arkasında daha büyük bir organizasyon olabilir. Dikkatli olun. Ayrıca, içimizde düşman olma ihtimalini göz ardı etmeyin.

Andrew’a doğru dönüp göz ucuyla baktım. “İçimizde düşman varsa...” Bu cümle, aklımdan çıkmıyordu.

---

Operasyon Başlıyor

Gece çökmüştü. Bölgeye yaklaştıkça sessizlik artıyordu. Araçtan indiğimizde Hakan yanıma yaklaştı.

- Gökçe, bu Andrew’a dikkat et. Bir şeyler saklıyor olabilir. Eğer bir şey hissedersen, bana söyle.

- Merak etme, Hakan. Gözümü üzerinden ayırmayacağım.

Hakan her zamanki gibi sakin ve soğukkanlıydı. Ama ben onun altındaki koruma içgüdüsünü hissedebiliyordum.

Andrew ise bizden birkaç metre ötede sessizce ekipmanını kontrol ediyordu.

- Haydi, herkes hazır mı? diye sordu Komutan Özkan, telsizden.

- Hazırız, Komutanım! diye cevap verdik.

Birlik sessizce ormanın içine ilerlemeye başladı. Gerginlik adeta havada asılıydı. Karanlık, soğuk bir örtü gibi üzerimize çökmüştü. İlk hedefimiz, sevkiyatın yapıldığı depoya ulaşmaktı. Ancak tam hedefe yaklaştığımızda, Andrew bir anda durdu ve eliyle işaret etti.

- Sessiz olun, bir hareket var.

Hakan yanıma geldi ve fısıldadı:

- Ona güvenmek zorunda mıyız, Gökçe?

Cevap veremedim. Çünkü Andrew haklıydı; depodan gelen bir ışık huzmesi fark etmiştim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.