14. bölüm · İki İnat Bir hikaye
Bölüm 14
Ertesi gün okul çıkışında hava birden bozmuştu.
Deniz okulun kapısında durup gökyüzüne baktı.
“Harika…”
Şemsiyesini evde bırakmıştı.
Leyla yanına geldi.
“Sen hâlâ gitmedin mi?”
“Yağmur dinene kadar bekleyeceğim.”
Ezgi de çantasını omzuna taktı.
“Benim şemsiyem var ama Leyla'yla beraber gideceğiz.”
Deniz başını salladı.
“Siz gidin. Ben beklerim.”
Leyla biraz tereddüt etti ama sonunda Ezgi'yle birlikte uzaklaştı.
Deniz birkaç dakika kapının altında bekledi.
Yağmur ise daha da hızlandı.
Tam telefonunu çıkarırken arkasından bir ses duydu.
“Sen hâlâ burada mısın?”
Deniz döndü.
Teoman.
“Evet.”
“Niye gitmedin?”
“Şemsiyem yok.”
Teoman elindeki şemsiyeye baktı.
Sonra Deniz'e.
“Gel.”
Deniz şaşırdı.
“Nereye?”
“Eve kadar.”
“Gerek yok.”
“Yağmurun altında bekleyip hastalanman mı daha iyi?”
Deniz cevap vermedi.
Teoman şemsiyeyi açtı.
“Gel.”
Deniz birkaç saniye düşündükten sonra yanına geçti.
İkisi yan yana yürümeye başladı.
Başta aralarında biraz mesafe vardı.
Deniz şemsiyenin dışına taşmamak için biraz yaklaştı.
Teoman bunu fark edip şemsiyeyi onun tarafına doğru çevirdi.
“Böyle daha iyi.”
Deniz ona baktı.
“Sen ıslanıyorsun.”
“Önemli değil.”
“Sonra hasta olursan benim yüzümden olmasın.”
Teoman hafifçe gülümsedi.
“Demek beni düşünüyorsun.”
Deniz hemen karşılık verdi.
“Yanlış anlama. Sadece başıma dert olmanı istemiyorum.”
“Tabii.”
Bir süre sessiz yürüdüler.
Sonra Deniz ayağını su birikintisinden kaçırmaya çalışırken kaldırımın kenarında hafifçe sendeledi.
Teoman kolundan tuttu.
Deniz bu kez hemen elini çekmedi.
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.
Teoman yavaşça:
“İyi misin?”
Deniz başını salladı.
“İyiyim.”
Teoman elini bıraktı.
Deniz yürümeye devam etti.
Ama bu kez yüzündeki gülümsemeyi saklayamadı.
Teoman da fark etmişti.
Fakat hiçbir şey söylemedi.
Çünkü ikisi de o anın bozulmasını istemiyordu.
