Helva|Yarı texting kitap kapağı

36. bölüm / 36

Helva|Yarı texting

35

Vaveyla Yazarı: Şevval .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 35

Of, bu ne güzellik be, hatun
El âlemin gözünden seni sakınmaktan yoruldum
Madem seni çok istiyo’lardı
Öylece ortaya koymasalardı
~Dolu Kadehi Ters Tut

"Ecrin bu elbise sana çok yakıştı."

Esila'nın sesiyle aynanın karşısında bir adım gerileyip kendimi baştan aşağıya süzdüm.

Buz mavisi saten kumaş üzerimde neredeyse su gibi akıyordu. İnce askıları omuzlarıma zarifçe otururken, kalp şeklindeki yakası elbiseye düşündüğümden daha romantik bir hava katmıştı. Belime kadar vücudumu takip eden kumaş, oradan aşağı doğru genişleyerek yere kadar uzanıyordu. Eteğin uzunluğu yüzünden ayakkabılarımın ucu bile zar zor görünüyordu.

Ellerimi belimde birleştirip aynadaki yansımama baktım. Elbisenin her hareketimde hafifçe parlaması hoşuma gitmişti. Özellikle de o açık mavi renk... Tenimde beklediğimden çok daha güzel durmuştu.

Birkaç saniye daha kendime baktıktan sonra istemsizce gülümsedim. Tam hayalini kurduğum mezuniyet elbisesi gibiydi.

"Senin için dikilmiş gibi. Bunu al bence." diyerek Esila'yı onayladı Melis.

Gülümseyerek aynadan yansımalarıyla göz teması kurdum. "Bende beğendim. Annem'e atmıştım fotoğrafını o da beğendiyse alırım herhalde."

Bu esnada telefonuma bildirim geldi art arda.

Baran: Bitmedi mi daha (17.56)
Baran: sıkıldım
Baran: acıktım da

İstemsizce dudaklarım kendiliğinden kıvrıldı. Bu esnada bir kaç kafa da benimle beraber ekrana eğildi.

"Yazık çocuğa saatlerdir bekliyor."

"Aman, beklesin işi ne? Cevap yazma mesajına görüldü kalsın azcık."

"Ay olur mu öyle şey yazık çocuğa."

Esila ve Melis kendi arasında telefonu çekiştirirken o tekefonun benim olduğunu unutup hangisinin kazanacağını beklemeye başladım. O esnada Melis Esila'nın saçını azıcık çekip telefonu kaptı ve parmaklarını klavyede gezdirdi.

Siz: az kaldı bebeğim çıkıyorum birazdannn🤍

Hızlıca elinden telefonu çekerek bu olayabson verdim. "İzin alsaydınız keşke. Benim ya bu telefon. Neyse ödeyelimde çıkalım artık, yoruldum." diyip kabine geri girdim.

Telefonumun ekranına bakılmasından hoşlanmadığım kadar kurcalanmasından veya birilerine mesaj atılmasındanda hoşlanmazdım. Ama sınıf arkadaşlarım olduğu için bir şey diyemedim.

Elbiseyi askısına asıp kendi kıyafetlerimi aldım elime. Beyaz atletimi ve bordo eşofmanımı giyip aynadan kendime çeki düzen verdim. Atletin göğüs kısmından gözüken dantel detaylı bordo büstiyerle uyum içindeydi eşofmanım.

Kızların beni beklediklerine dair seslenmeleriyle kabinden elbiseyide alıp çıktım.

"Sanırım alıcam ben bu elbiseyi. Siz alıcak mısınız?"

"Bizde alıcaz canım."

Kızlarla beraber kasaya doğru ilerlerken Baranla olan sohbete girdim tekrar.

Baran: bebeğim mi
Baran: allah allah
Baran: aşkım kim kurcalıyo telefonunu

Siz: ay o an
Siz: telefonum elden ele gitti ya
Siz: bende anlamadım kim yazdı da
Siz: neyse
Siz: alıcam bu elbiseyi şimdi

Baran: bakıyım

Siz: çıkarttım artık üzerimden
Siz: çok geç
Siz: sonra gösteririm giyince

Baran: of
Baran: tamam o zaman
Baran: geldim bende bu arada
Baran: dolanıyorum mağazalarda

Siz: ne zaman geldin ya

Baran: o mesajı attığımda gelmiştim
Baran: hangi mağazadasın

Siz: dur bekle sıra bana geldi

Elbisenin ücretini ödeyip kenarda bekleyen kızların yanına geçtim. "Ne yapıcaksınız şimdi?"

"Bizim eve geçip bir şeyler yiyelim diyoruz Melisle, sende gelsene."

"Teşekkürler canım ama Baran gelmiş. O'nunla yapıcam bende bir şeyler. Grupta konuşuruz o zaman detaylı."

Kızlara sarılıp mağazadan çıktım hızlıca. Telefonumu elime alacağım sırada karşı mağazadaki Baran'ı gördüm. Mesaj atmaktan vazgeçip mağazaya doğru ilerledim.

İçeriye girdiğimde Baran denediği gömleği inceliyor yanındaki çalışan kız da anladığım kadarıyla yardımcı olmaya çalışıyordu.

Ama bir saniye bunu neden Baran'ın kolunu tutarak yapıyordu?

Hızlıca onların yanına doğru ilerleyip Baran'ın koluna girdim. Çalışan kızda bunun üzerine elini Baran'ın kolundan çekti.

"Ben geldim." Yanağına kondurduğum öpücükle çalışanın bakışları üzerimde dolandı.

"Hoş geldin yavrum. Bende smokin deneyecektim tam."

"Ben de elbiseyi aldım." dedim elimdeki poşeti sallayarak.

Baran'ın kolundan çıkıp denediği gömleği incelemek için birkaç adım geriye gittim. Giydiği siyah gömlek omuzlarına tam oturmuş güzel bir seyir sevki sunuyordu.

"Giyme bunu." diyerek hafifçe burun kıvırdım.

Niyetimi anlmış olacakki kısık sesli bir kahkaha attı. Üzerime doğru yürürken hala bizi izleyen çalışana bir bakış atıp olduğu yerde durdu.

Çalışan kızda durumun garipliğini anlamış olacakki askılarda asılı olan ceketlere ilerleyip iki tanesini alıp geldi. "Genelde siyah tercih ediyorlar ama antrasiti de bir deneyin. Ten renginize çok yakışacaktır."

Baran kızın elindeki cekete göz uzucuyla baktı. "Antrasit mi?"

"Evet. Özellikle bu ton." Elindeki ceketi Baran'ın üzerine tuttu. "Hem omuzlarınız geniş, bu kesim üzerinizde daha düzgün durur."

Başımı hafifçe yana eğip Baran'ın ceketi deneyişini izledim.

Omuzları genişmiş. Sen demesen bilmiyorduk sanki. Bir de kızın elinden alıp deniyor, insan yalandan olsa bile reddeder.

Kız ceketi Baran'ın omuzlarına yerleştirip aynaya bakmasını sağladı. "Bakın, gördünüz mü? Tam oturdu."

Baran aynadaki yansımasına bakıp başını salladı. "Fena değil."

"Fena değil mi?" Kız gülümseyerek aynadan Baran'a baktı. "Bence siyahı unutun. Bu çok daha iyi."

Yalandan öksürdüm birkaç kere. Baranla aynadan göz göze geldik. Mesajı anlamamış olacakki salak bir sırıtış gönderip göz kırptı.

Göz devirip oradan ayrıldım ve karşıdaki kravatlara bakmaya başladım. Ama bir gözüm onlardaydı.

Baran'a doğru bir adım atıp ceketin yakasını düzelten kız, "Beyaz gömlekle de çok güzel olur. Ama gömleğin bedenini değiştirelim, bunun omuzları biraz sıkı gelir size."

Baran gömleğin kollarına baktı. "Bu mu?"

"Evet. Geniş omuzlarınızdan dolayı." dedi kız, hiç düşünmeden. "Bir beden büyüğünü getireyim. Üzerinizde daha rahat durur."

"Tamam, sağ ol."

Kız uzaklaşırken kravat reyonundan uzaklaşıp Baran'a doğru adımladım. Adım seslerimden sinirim belli oluyor olmalıki hızlıca arkasını dönüp salak salak suratıma bakmaya başladı.

Tamam tatlı tatlıda bakıyor olabilir ama şuan sinirli olduğum için salak salak.

"Niye öyle bakıyorsun?"

"Nasıl bakıyorum?"

"Bilmem. Biraz şey."

"Biraz ne?"

Üzerime doğru birkaç adım atıp yanaklarımı sıkmaya başladı. "Beni dövecek gibi. Lütfen yapma öyle bir şey."

Ellerini itmeye çalışsamda avuçları yanağımı sıkıca sarıp etrafa baktı çaktırmadan. Eğilip burnumun ucuna küçük bir öpücük kondurup geri çekildi. "Neye kızmış benim güzelim?"

Sessiz kalıp bakışlarımı etrafta gezdirdim.

Baransa yüzüme biraz daha eğilerek göz göze gelmemizi sağladı. "Hm?"

Bu sefer omuzlarından itip geri adım atmasını sağladım. Tabi gücüm yetmediği için o geri çekilmişti. Ellerini yüzümden çekip ceplerine koydu.

"Ne sıktı canını?"

"Öyle genel."

"O geneli aç bir bakalım."

"Geniş omuzlu erkekler. Geniş omuzlarının övülmesine müsade eden erkekler. O omuzları öven çalışanlar falan."

Paşamın kıskanılmak hoşuna gitmiş olacakki salak bir sırıtış oluştu yüzünde. "Yavrum övmemiştir ya. Beni sadece benim manitam övebilir. O kadar da değil."

Verdiği cevapla taklidini yapmaya başladım. "Bu renk ten renginize çok yakışacaktır. Fena değil mi? Omuzlarınız da çok genişmiş bir kere sarılabilir miyiz?"

Son taklidime kısık bir gülüş gönderip üzerime doğru bir adım atmıştıki çalışan kız elindeki beyaz gömlekle bize yaklaştı. "Buyrun."

Baran kızla göz teması kurmadan gömleği alıp kabine doğru ilerledi. Girmeden önce üzerindeki ceketi çıkartıp bana uzattı. "Kıza söyler misin bunun pantolonunu da getirsin. Malum sevgilim kızıyor ben söyleyemiyorum."

Ona göz devirip kızdan pantolonu istedim.

Baransa tekrar seslendi kabinden. "Telefonum olacaktı orada bir yerde uzatabilir misin?"

Kenardaki telefonu alıp perdeyi çok açmadan ve bakmadan telefonu içeriye uzattım. "Çalışan kız burada mı?" diye sordu almadan önce.

Herhalde fotoğrafını çekecek diye düşünerek onu sormasına sinirlenmedim. "Hayır. Pantolon aramaya gitti."

Cevabımın ardından perdeyi hafifçe açıp beni bileğimden kabine çekti ve ardımdan hızlıca çekti perdeyi.

Yaşadığım şokla kalp atışın hızlanırken dar kabinde sırtımı arkama yaslayıp soluklandım. "Ne yapıyorsun ya? Biri falan görür şimdi."

"Görmez kimse." diyerek bir adım atıp yaklaştı.

Kabinin darlığı yüzünden geri çekilecek yer bulamayınca gözlerimi kaçırdım. "Baran, biri perdeyi açarsa—"

"Açmaz."

Sesindeki kendinden emin tonla ona baktım. Birkaç saniye öylece birbirimize bakınca az önceki kıskançlığımın yerini istemsiz bir gülümseme aldı.

"Sen de çok yüzsüz oldun."

"Sen de çok kıskanç oldun."

"Kıskanmadım."

Kaşını kaldırdı. "Tabii."

"Gerçekten kıskanmadım."

"Tamam yavrum."

Kollarımı bağlayıp mızmızlanırcasına kafamı sağ tarafa çevirdim. "Çok sinir bozucusun."

İşaret parmağıyla yüzümü tekrar yüzüne çevirdi. Yüzlerimiz arasında üç-beş santimlik bir mesafe vardı. "Böyle anlat. Başka neyim?"

Yalandan bir sinirle omzuna vurdum. "Pişkinsin. Resmen kaşla göz arası beni kabine çekip sıkıştırdın."

Yüzünde ona yakışan kendinden emin bir gülüş belirdi. "Hâlâ burada olduğuna göre sende halinden memnunsun."

Ağzım şaşkınlıkla aralandı. İtmeye çalıştığımda bir milim bile kıpırdamadı yerinden. "Tamam kızma şaka yaptım."

Ama dikkatim çoktan elimin altındaki çıplak göğüse kaymıştı. Sinirim puf olup uçmuştu sanki.

Dışarıda kızın öve öve bitiremediği o geniş omuzlar, kabinin loş ışığı altında çabasızca sergileniyordu. Geniş göğsü, düzenli nefes alıp verişiyle hafifçe yükselip alçalıyor; kaslı kollarındaki damarlar net bir şekilde seçiliyordu. Beyaz tenine düşen gölgeler, vücudunun her bir hattını daha da belirginleştirmişti.

Dışarıdaki o kızın söylediklerinden çok daha fazlası tam karşımda duruyordu ve bu durum, az önce kıskançlıktan köpüren kalbimin ritmini tek bir saniyede altüst etmeye yetti.

Bakışlarımı fark ettiğinde dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Yüzündeki o muzip gülüş derinleşirken, kabindeki darlık ikimizi birbirimize daha da mahkûm ediyordu.

"Ne oldu?" dedi aniden. "Omuzlarıma bakmaktan sinirin geçti herhalde?"

İnkâr etmek için ağzımı açtım ama kuruyan dudaklarım yüzünden tek bir kelime bile çıkaramadım. Yine yutkundum, bu defa gözlerimi hızla onun çapkın bakan bakışlarına dikerek.

"Hiç de bile," diye fısıldadım, sesimin titrememesine özen göstererek. "Çok sıradan."
"Sıradan demek..."

Baran aramızdaki son santimleri de yok ederek üzerime doğru eğildi. Sıcak nefesi doğrudan dudaklarıma çarparken, çıplak göğsü üzerimdeki ince atlete temas etti. Teninin sıcaklığı anında vücuduma yayıldı. Sağ elini belime yerleştirip beni kendine doğru biraz daha çekti. Parmaklarının sıcaklığı kumaşın üzerinden bile yakıcıydı.

"Kıskandığın sıradan vücudum bu mu yani?" diye fısıldadı. Ses tonu o kadar düşüktü ki doğrudan ruhuma dokunuyordu.

"Baran..." dedim nefes nefese. "Kız pantolonu getirecek şimdi..."
"Getirsin," dedi umursamazca. Bakışları dudaklarıma indi. "Umrumda değil."

Diğer elini enseme koyup başımı hafifçe yukarı kaldırdı. Parmakları saçlarımın arasından kayarken, başparmağı çenemi okşadı. Kalbimin göğüs kafesimi zorlayan atışları arasında, onun da kalp atışlarını göğsümün tam üzerinde hissedebiliyordum.

Daha fazla beklemedi.

Dudakları dudaklarımla buluştuğunda kabindeki tüm hava çekilmiş gibi hissettim. Yumuşak başlayan ama saniyeler içinde tutkulu bir hal alan öpücüğüyle zihnim tamamen boşaldı. Beni daha çok kendine çekerken, ben de istemsizce ellerimi onun çıplak, sıcak omuzlarına koydum. Sert kasları parmaklarımın altında gerilirken içimden geçen tek şey onun haklı olduğuydu; kesinlikle halimden memnundum.

Öpücüğü daha da derinleşti, beni tamamen kendi ritmine çekti. Belimdeki eli sıkılaşırken dudaklarımızın arasındaki o yakıcı temas sürmeye devam etti. Dışarıda akan hayat, mağazadaki insanlar, az önceki çalışan kız... Her şey bir anda yok olmuş, geriye sadece bu küçük kabin ve Baran'ın çıplak teninden yayılan sıcaklık kalmıştı.

Nefessiz kaldığımızda, dudaklarını dudaklarımdan yavaşça ayırdı ama uzaklaşmadı. Alnını alnıma yaslayıp derin bir nefes aldı. Gözleri kapalıydı, dudaklarında ise zafer kazanmış bir adamın tatmin olmuş gülüşü vardı.

"Hâlâ sıradan mı?" diye fısıldadı, sesi pürüzlü ve kısıktı.

Hafifçe soluklanırken başımı geriye atıp onun siyah gözlerine baktım. Ellerim hâlâ onun geniş omuzlarında duruyordu. Dışarıdan kabine yaklaşan ayak seslerini duyduğumuzda ikimiz de duraksadık.

Çalışan kızın sesi perde arkasından duyuldu: "Baran Bey, beden belirtmediğiniz için her beden getirdim pantolonu."

Baran bakışlarını benden ayırmadan, yüzündeki o çarpıcı gülüşle kısık sesle konuştu: "Kenardaki askıya bırakabilirsiniz, teşekkürler."

Kızın ayak sesleri uzaklaşırken Baran eğilip dudağımın kenarına son, küçük ve yakıcı bir öpücük daha kondurdu.

"Şimdi..." dedi gözlerimin içine bakarak. "Bana o elbiseyi gerçekten ne zaman göstereceksin bakalım?"

"Giyerim şimdi yandaki kabinde. Sende bırak beni de pantolonunu giy."

İnat etmek istesede kaçmak istediğimi anlamış olacakki ellerini kaldırıp geriye adımladı. "Buyrunuz."

Kabinden çıktığımda etrafta kimsenin olmamasıyla derin bir nefes çekip yandaki kabine girip elbisemi giydim.

Aynada üzerimi düzeltirken taşan rujumu silip yeniden sürdüm.

"Çıktım ben yavrum. Seni bekliyorum."

Cevap vermeden perdeyi açıp kabinden dışarı attım adımımı.

Kabinlerin hemen önündeki orta alanda bekliyordu. Üzerine tam oturan siyah gömleğini giymiş, kollarını hafifçe dirseklerine kadar kıvırmıştı. Arkası bana dönüktü; elindeki telefonla ilgilenir gibi yapıyordu ama duruşundaki sabırsızlık her halinden belliydi.

Ona doğru adımlarken başını ağır ağır bana doğru çevirdi.

O an zaman sanki durdu.

Elindeki telefonu cebine koymayı bile unutan Baran'ın bakışları önce yüzümde çakılı kaldı. Ardından yavaşça, adeta üzerimdeki buz mavisi saten kumaşın her bir kıvrımını ezberlemek istercesine aşağıya doğru süzüldü. Kalp şeklindeki yakanın açıkta bıraktığı boynumda, belimi sarıp aşağıya su gibi akan satende ve her adımımda hafifçe parıldayan kumaşta dolaştı bakışları.

Siyah gözlerindeki o muzip ve özgüvenli ifade, yerini derin bir sessizliğe ve katıksız bir büyülenmeye bırakmıştı. Dudakları hafifçe aralandı ama tek bir kelime bile edemedi.
Aramızdaki birkaç adımlık mesafeyi kapatıp tam karşısında durduğumda, kalbimin göğüs kafesimi zorlayan atışlarını gizlemeye çalıştım. Ellerimi hafifçe iki yana açıp etrafımda küçük bir tur attım.

"Nasıl olmuş?" diye fısıldadım, sesimdeki merakı gizleyemeyerek.

Baran derin bir nefes aldı. İç çekti desem daha doğru olurdu.

"Beğenmedin mi?"

"Beğenmemek mi? Neredeyse nefes almayı unutacaktım. Seni bu elbiseyle mezuniyete götürürsem kimsenin bakmadına izin veremem ki ben."

Hafifçe kıkırdadım. "Abartma."

"Abartmıyorum yavrum çok yakışmış. Çok güzel olmuşsun gerçekten."

Yanaklarımın ısındığını hissederken en basit yolu seçtim. Kaçmayı.

"Sende fena değilsin. Antrasit gerçekten de ten rengini güzel gösterdi."

Salak salak sırıtıp kravatların olduğu reyona ilerleyip elbisemle aynı tonda bir kravat alıp geldi.

"Üzerine de bunu takarım." dedi göz kırparak. "Hm? Alayım mı sence."

Bu hareketine düşülürdü işte. "Al bence. Güzel durdu üzerinde. Kravatlada yakışır bayağı deyip arkamı döndüm ve kabine ilerledim.

Arkamdan perdeyi çekmeden son sözümü söylemeyi unutmadım. "Çalışan kızda çok beğendi zaten."

Kestikkk 2klık bir bölümdüüü

Bölümdeki Esila ve melis bu bölümde dahil olan büyük ihtimalle bir daha görmeyeceğimiz sınıf arkadaşlarından.

Bu arada embise ve takım elbiseye farklı farklı renkler karar vermiştimde kravat olayı olsun diye baştan değiştirdim. Mezuniyet bölümüne koyarım fotoğraflarını

Merak etmeyin tabiki liselim şarkısında dans edecekler🙏🙏

Hangi bağın gülleri bunlar ya

Bu bölümde gemini babayla bayağı bir samimi olduk

Kabin sahnesi neydi kız öyle🔥🔥

Neyse max bu kadar yakınlaşabilirler ergen mıçmıç liselere smut falan yazamam kardeşim

Aslında bölümde smokin kısmı yoktu direkt eve geçip abisiyle karşılaşma falan olucaktı ama oda sonraya kaldı artk bakalım

Abisinin ismide boran ya da miran olucak sanırım boran isimşeri uyumlu olsun diye

Başka diycek bileyimde kalmadı sanrm

Öpüyorum sizi Basın yıldızaaaaaa

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

537okunma 63beğeni 21yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18