30. bölüm · Helva|Yarı texting
29
Umutsuz olduğu bir anda sevmek ister her insan
Birazcık şanslıysan neden olmasın
Kendinden emin değilsen sevme
Bensiz mutluysan
Hep öyle kal
~Sevmekten Usanmam
Akşam olmasına rağmen evin içinde tuhaf bir durgunluk vardı.
Eymen odasında kapıyı kapatmış, hâlâ kendi çapında dramatik bir ayrılık yaşıyordu. Arada bir içeriden müzik sesi yükseliyor, sonra kesiliyordu.
Ben ise salonda, koltuğun bir köşesine kıvrılmış, elimde telefonla boş boş kaydırıyordum.
Aslında hiçbir şeye bakmıyordum. Baranla olanları düşünüyordum.
Biranda her şey o kadar hızlı gelişmiştiki. Şaşırıyordum hala şuanki durumumuza. Bu sıcak halleri yaptığı lovebombingler her ne kadar hoşuma gitsede 'her an son bulur mu acaba?' diye aklımın bir köşesinde sorgulatıyordu.
Kendimi kaptırdığımı hissediyordum ve bu kadar çok kaptırdıktan sonra biranda yere çakılmak istemiyordum. Belkide bu kadar hızlı ilerlemek sağlıksızdı.
Düşüncelerimle boğuşurken zil çaldı.Annem nöbette olduğu için kimseyi beklemiyorduk. Hızlıca yerimden kalkıp delikten gelen kişiyi kontrol ettim.
Baran gelmişti. Geleceğine dair bir mesaj atmamıştı. Şaşkınlıkla kapıyı açıp karşıladım. "Hoş geldin." "Hoş buldum, ama habersiz geldim özür dilerim." Elindeki poşeti göstererek devam etti. "Eymen'e dondurma ve sana birkaç çikolata almıştım. Vereyim gideceğim, içeri davet etmek zorunda değilsin yani."
Elini ensesine götürmüş, kendini açıklamaya çalışan şapşal haline sırıttım. "Gel içeri salak." diyip onu kolundan tutarak içeri çektim. Elindeki poşeti alıp mutfağa doğru ilerledim.
Arkamdan gelirken beraber mutfağa girdik. "Eymen nasıl?" O esnada Eymen kendisinden bahsedildiğini hissetmiş olacakki odasından çıkıp mutfağa geldi.
"Hoşgeldin Baran abi de hayırdır akşam akşam bir problem mi var?" diye kafasını sallayarak soldu. Bu haline güldük. "Yok aslanım seni görmeye geldim. Dondurma da aldım hem."
Eymen tezgaha doğru yaklaşıp bakmak için parmak ucuna çıkınca Baran onu kollarından kaldırıp tezgaha oturdu. Bende dolaptan çıkardığım kaselere dondurmaları koymaya başladım.
Eymen'in ağzını açıp "Aa." diye seslenip ağzını uzatınca kaşıktaki dondurmayı ona uzattım. Ama birini beslesen yeter mi yetmez. Baranda diğer tarafıma geçip "Aa." diyince bir kaşıkta ona uzattım.
Eymense iğrenir gibi bi ses çıkarıp yüzünü buruşturdu. "Ee, geldin gördün beni Baran abi. Daha neyi bekliyorsun anlamadım. Beni görmeye gelmemiş miydin?" Sesindeki artık gidebilirsin imasını anlamıştık.
"Dondurma da mı yemeyeyim? Aşk olsun Eymen tamam gidiyorum şimdi." Alınır gibi çıkardığı sesi Eymen'i tınlatmamıştı bile. "Güle güle." diyen Eymen'le içimdeki kahkahayı tutamadım.
Nefessiz kalana kadar güldükten sonra Eymen'e kınayıcı bakışlarımı atıp kaseleri tepsiye koydum ve salona doğru yürüdüm. "Kimse bir yere gitmiyor önce dondurmalar yenecek. Sonra evli evine köylü köyüne."
Koltuğa kurulunca sağıma Baran oturmuş solumada Eymen oturmuştu. Eymen kumandayı alıp izlemek istediği filmlerden birini açtı. Ejderhanı Nasıl Eğitirsin. Son filmi açıp dondurmasını kaşıklamaya başladı.
Baranla bakışıp Eymen'i kendi haline bıraktık. Baran elini belime atıp beni kendine çekmiş sırtımı omzuna yaslamıştı. Tabi göz ucuyla bizi kesen Eymen'in radarından kaçamamıştık.
"Yaklaşmayın fazla." Baran başını çevirdi. "Neye?" Eymendense yanıt gecikmedi."Birbirinize."
Baran gülerek geriye yaslandı.
"Tamam reis." Eymen memnun olmuş gibi başını salladı. Dondurmamızı yerken sessizce filmi izlemeye devam ettik.
Dondurmamı bitirince filmi bilmem kaçıncı kez izlediğim için sıkılmıştım. Yüzümü Baran'a çevirip onunla ilgilenmeye başladım. Parmağımla pürüzsüz yanağında daireler çizmeye başladım. "Nereden esti böyle?"
"Bilmem, seni göresim geldi. Yalan yok biran kapıdan kovacaksın sanmadım değil." deyip yanağındaki elimi tutup parmağıma öpücük kondurdu. "Kendimi yeni evlenmiş, canım cicim ayındaki çiftler gibi hissediyorum." demesiyle kıkırdadım.
"Eh biraz öyle, sence çok mu hızlı gidiyoruz?" diyip aklımdaki soruyu birde ona sordum.
"Yani, seninle konuşmaya başlayalı bir ay oluyor. Neredeyse 1 haftadır da sevgiliyiz bunu göz alarak düşünürsek... Bilmiyorum." dedi. Ardından bir elini kaldırıp saçımı kukağının arkasına sıkıştırıp devam etti. "Ama ana göre hareket ediyorum. O an içimden ne geçiyorsa obu söylüyorum ve onu yapıyorum ama eğer sana hızlı geliyorsa yavaştan alabiliriz tabiki."
"Bilmiyorum." dedim ona alttan alttan. "Sadece oturup böyle düşününce veya dışarıdan bakınca çok hızlıymışız gibi geldi de neyse boşver. Hiç dememişim gibi yapalım lütfen."
Burnumu parmağının ucuyla sıkıştırıp beni onayladı. "Peki tamam."
Sümkürsem şimdi ne komik olurdu ama ilk haftadan kişiliğimizi belli etmeyelim.
O sırada Eymen dondurmasını bitirmiş olacakki bize sardı. "Oha oha. Ben çıkayım öyle devam edin istersiniz. Bir acımız var dedik sizdede hiç saygı yok. Gözüme sokun tamam. Sevmiyorsunuz beni tamam. Konuşmayın biliyorum beni çöpten aldığınızı."
Gülmemek için kendimi zor tutarken Baran eğilip Eymen'in yanağından makas aldı. "Yesinler senin acını. Gel biz seninle bir erkek erkeğe konuşalım sen bana şu Leyla'yı anlat bakalım. Neler yaptın okulda?" Eymen izin ister gibi bana baktı.
Onaylar ablamda gözlerimi kırpınca ikiside kalkarak Eymen'in odasına gittiler. Bende kaseleri toplayıp mutfağa götürdüm ve akşam yemeğinden kalma bulaşıkları yıkamaya başladım.
Bulaşıkları yıkayıp salona geçtiğimde ardımdan Baranla Eymenle geldi. İkiside yanıma yerleşince konuştum sabırsızca. "Ne konuştunuz bakalım." "Baran abi Leyladan özür dilemem gerektiğini söyledi. Birde Leylaya hediye alırız demi abla?" diye sormasıyla kafamı sallayarak onayladım onu.
Eymende filmi kaldığı yerden başlatıp kafasını bacaklarıma koydu. Bende sırtımı Baran'ın göğsüne yaslayıp rahatça yerleştim. Baranda bir kolunu belime sarıp iyice kendisine yasladı ve belimi ovmaya başladı. Bacaklarına temas eden bacağıma diğer elini koyup beni iyice sarmaladı. Filmi onun temasları altında izlemeye devam ederken Eymen'in uyuduğunu fark ettik.
"Ben yatırayım onu bari." deyip nazikçe kalkmaya çalışırken Baran durdurdu beni. "Dur uyanmasın çocuk, hem sen nasıl taşıyacaksın incecik bir şeysin bir yerin ağrır." Bu sitemine göz devirdim.
Eymen'i yatırınca odasından çıkıp kapıyı sessizce kapattık. Koridora çıkınca duvara yaslandı, bende tam karşısında kaldım. Belli bir süre ikimizde konuşmadık. Sonra belimden tutarak beni kendine çekti. "Özledim seni. İlgilenmedin bugün hiç benimle. Hep Eymen hep Eymen. Kıskanıyorum ama."
Omuzlarına koyduğum ellerimi ensesine götürürken güldüm cilveli bir şekilde. "Eh birazda seninle ilgileneyim o zaman." deyip parmak ucuma yükseldim ve dudaklarımı dudaklarıyla buluşturdum.
Aynen çok hızlıydık biraz yavaştan alalım aynen. Ben bayağı bayağı kudurmuştum.
Alt dudağını emerken belimdeki ellerinin tutuşu sıkılaşmıştı. Oda aynısını benim üst dudağıma yaparken bir anda yerimizi değiştirip beni duvara yasladı ve dudaklarımızın arasına mesafe koydu.
"Hep isterim ama bu ilgiyi." dedikten hemen sonra dudaklarımızı tekrar buluşturdu. Yumuşak dudakları dudaklarımla boğuşurken bu durum o kadar iyi hissettiriyorduki hızlı ilerlediğimize dair olan düşüncelerimin hepsi yok oldu.
Kollarımı ensesine doladım ve ellerimle saçlarını severken öpüşüne daha hızlı karşılık vermeye başladım. Belimdeki elleri daha da sıkılaştı ve ellerinden biri çeneme çıktı. Beni duvara dahada yaslayıp aynı hızla karşılık verdi.
Birkaç dakika süren boğuşmanın ardından yavaşça geri çekildi. Alnını alnıma yaslayıp soluklandı. "Bu gerçekten iyi hissettirdi." diyip benimle aynı düşünceleri paylaştı. "Eğer hızlı gittiğimizi düşünüyorsan hala özür-" Sözünü tekrar dudaklarımızı buluşturarak kestim.
Ardından geri çekildiğimde fısıldadım. "Salak salak konuşma." "Eğer her salak salak konuştuğumda beni böyle susturacaksan her daim konuşurum yavrum." Gülerek omzuna şamarı yapıştırdım. "Şımarma."
Oda gülüp yavaşça belimdeki ellerini çekti. "Gideyim ben artık yoksa Eymen uyanıp 'Hayırdır daha gitmedin mi?' diyecek." Birlikte çelik kapıya yöneldik. O montunu giyerken bende O'nun telefonunu almak için geri salona yöneldim.
Salondan gelip telefonu Baran'a uzattığım esnada bir bildirim geldi telefona. Normalde hiç huyum olmamasına rağmen merakıma yenik düşüp bildirime baktım.
Şifre olmasa gerek bildirim açıkça göründü.
Tuğkan
Kuzen tavlamışsın kızı, aferin kazandın iddiayı. Bir ara gelde yemek ısmarlayayayım.
Mesajı okuduğum anda gözlerim Baran'ın gözlerini buldu. Gözlerindeki telaş açıkça okunuyordu.
Kalbim az önce heyecandan hızlanmışken şimdi... sanki biri sıkıp bırakıyordu.
"Demek..." diye mırıldandım ama sesim neredeyse çıkmadı. Baran bir adım attı bana doğru. "Ecrin öyle değil-"
"Elleme." dedim anında. Geri çekildim. Kendi sesime ben bile şaşırdım. Telefon hâlâ elimdeydi. Ekranı ona doğru kaldırdım.
"Bu ne?"
Gözlerim dolmuştu ama ağlamamaya çalışıyordum. Ağlarsam sanki haklı çıkacakmış gibi. "Söyle." dedim. "Söyle de ben de neye göre üzülüyorum bileyim."
Bir damla yaş düştü yanağıma. Hayal kırıklığıyla baktım gözlerine.
"Ben..." diye başladı. Ama devamını dinlemek istemedim. Başımı iki yana salladım.
"Yok. Şimdi değil."Sesim titriyordu."Hiçbir şey deme."
Çünkü biliyordum. Eğer konuşursa, ya inanacaktım ya da daha çok kırılacaktım.
Ve ben o an ikisini de kaldıramazdım.
KAOS KAOS DEDİNİZ ALIN SİZE KAOS
Çok tatlılardı sizin yizinüzden böyle oldu
Bir sire küsüm size madem bu kadar kistürcrktiniz bende bırda keserim sahneyi
Çatlayın biraz
Gidiyorum 1.2k kelime ve sövmeyin barana😡 bunarada kiss sahnelerini gemini baba yazıyo habernz olsn
YILDIZA BAS HEMENUmutsuz olduğu bir anda sevmek ister her insan
Birazcık şanslıysan neden olmasın
Kendinden emin değilsen sevme
Bensiz mutluysan
Hep öyle kal
~Sevmekten Usanmam
Akşam olmasına rağmen evin içinde tuhaf bir durgunluk vardı.
Eymen odasında kapıyı kapatmış, hâlâ kendi çapında dramatik bir ayrılık yaşıyordu. Arada bir içeriden müzik sesi yükseliyor, sonra kesiliyordu.
Ben ise salonda, koltuğun bir köşesine kıvrılmış, elimde telefonla boş boş kaydırıyordum.
Aslında hiçbir şeye bakmıyordum. Baranla olanları düşünüyordum.
Biranda her şey o kadar hızlı gelişmiştiki. Şaşırıyordum hala şuanki durumumuza. Bu sıcak halleri yaptığı lovebombingler her ne kadar hoşuma gitsede 'her an son bulur mu acaba?' diye aklımın bir köşesinde sorgulatıyordu.
Kendimi kaptırdığımı hissediyordum ve bu kadar çok kaptırdıktan sonra biranda yere çakılmak istemiyordum. Belkide bu kadar hızlı ilerlemek sağlıksızdı.
Düşüncelerimle boğuşurken zil çaldı.Annem nöbette olduğu için kimseyi beklemiyorduk. Hızlıca yerimden kalkıp delikten gelen kişiyi kontrol ettim.
Baran gelmişti. Geleceğine dair bir mesaj atmamıştı. Şaşkınlıkla kapıyı açıp karşıladım. "Hoş geldin." "Hoş buldum, ama habersiz geldim özür dilerim." Elindeki poşeti göstererek devam etti. "Eymen'e dondurma ve sana birkaç çikolata almıştım. Vereyim gideceğim, içeri davet etmek zorunda değilsin yani."
Elini ensesine götürmüş, kendini açıklamaya çalışan şapşal haline sırıttım. "Gel içeri salak." diyip onu kolundan tutarak içeri çektim. Elindeki poşeti alıp mutfağa doğru ilerledim.
Arkamdan gelirken beraber mutfağa girdik. "Eymen nasıl?" O esnada Eymen kendisinden bahsedildiğini hissetmiş olacakki odasından çıkıp mutfağa geldi.
"Hoşgeldin Baran abi de hayırdır akşam akşam bir problem mi var?" diye kafasını sallayarak soldu. Bu haline güldük. "Yok aslanım seni görmeye geldim. Dondurma da aldım hem."
Eymen tezgaha doğru yaklaşıp bakmak için parmak ucuna çıkınca Baran onu kollarından kaldırıp tezgaha oturdu. Bende dolaptan çıkardığım kaselere dondurmaları koymaya başladım.
Eymen'in ağzını açıp "Aa." diye seslenip ağzını uzatınca kaşıktaki dondurmayı ona uzattım. Ama birini beslesen yeter mi yetmez. Baranda diğer tarafıma geçip "Aa." diyince bir kaşıkta ona uzattım.
Eymense iğrenir gibi bi ses çıkarıp yüzünü buruşturdu. "Ee, geldin gördün beni Baran abi. Daha neyi bekliyorsun anlamadım. Beni görmeye gelmemiş miydin?" Sesindeki artık gidebilirsin imasını anlamıştık.
"Dondurma da mı yemeyeyim? Aşk olsun Eymen tamam gidiyorum şimdi." Alınır gibi çıkardığı sesi Eymen'i tınlatmamıştı bile. "Güle güle." diyen Eymen'le içimdeki kahkahayı tutamadım.
Nefessiz kalana kadar güldükten sonra Eymen'e kınayıcı bakışlarımı atıp kaseleri tepsiye koydum ve salona doğru yürüdüm. "Kimse bir yere gitmiyor önce dondurmalar yenecek. Sonra evli evine köylü köyüne."
Koltuğa kurulunca sağıma Baran oturmuş solumada Eymen oturmuştu. Eymen kumandayı alıp izlemek istediği filmlerden birini açtı. Ejderhanı Nasıl Eğitirsin. Son filmi açıp dondurmasını kaşıklamaya başladı.
Baranla bakışıp Eymen'i kendi haline bıraktık. Baran elini belime atıp beni kendine çekmiş sırtımı omzuna yaslamıştı. Tabi göz ucuyla bizi kesen Eymen'in radarından kaçamamıştık.
"Yaklaşmayın fazla." Baran başını çevirdi. "Neye?" Eymendense yanıt gecikmedi."Birbirinize."
Baran gülerek geriye yaslandı.
"Tamam reis." Eymen memnun olmuş gibi başını salladı. Dondurmamızı yerken sessizce filmi izlemeye devam ettik.
Dondurmamı bitirince filmi bilmem kaçıncı kez izlediğim için sıkılmıştım. Yüzümü Baran'a çevirip onunla ilgilenmeye başladım. Parmağımla pürüzsüz yanağında daireler çizmeye başladım. "Nereden esti böyle?"
"Bilmem, seni göresim geldi. Yalan yok biran kapıdan kovacaksın sanmadım değil." deyip yanağındaki elimi tutup parmağıma öpücük kondurdu. "Kendimi yeni evlenmiş, canım cicim ayındaki çiftler gibi hissediyorum." demesiyle kıkırdadım.
"Eh biraz öyle, sence çok mu hızlı gidiyoruz?" diyip aklımdaki soruyu birde ona sordum.
"Yani, seninle konuşmaya başlayalı bir ay oluyor. Neredeyse 1 haftadır da sevgiliyiz bunu göz alarak düşünürsek... Bilmiyorum." dedi. Ardından bir elini kaldırıp saçımı kukağının arkasına sıkıştırıp devam etti. "Ama ana göre hareket ediyorum. O an içimden ne geçiyorsa obu söylüyorum ve onu yapıyorum ama eğer sana hızlı geliyorsa yavaştan alabiliriz tabiki."
"Bilmiyorum." dedim ona alttan alttan. "Sadece oturup böyle düşününce veya dışarıdan bakınca çok hızlıymışız gibi geldi de neyse boşver. Hiç dememişim gibi yapalım lütfen."
Burnumu parmağının ucuyla sıkıştırıp beni onayladı. "Peki tamam."
Sümkürsem şimdi ne komik olurdu ama ilk haftadan kişiliğimizi belli etmeyelim.
O sırada Eymen dondurmasını bitirmiş olacakki bize sardı. "Oha oha. Ben çıkayım öyle devam edin istersiniz. Bir acımız var dedik sizdede hiç saygı yok. Gözüme sokun tamam. Sevmiyorsunuz beni tamam. Konuşmayın biliyorum beni çöpten aldığınızı."
Gülmemek için kendimi zor tutarken Baran eğilip Eymen'in yanağından makas aldı. "Yesinler senin acını. Gel biz seninle bir erkek erkeğe konuşalım sen bana şu Leyla'yı anlat bakalım. Neler yaptın okulda?" Eymen izin ister gibi bana baktı.
Onaylar ablamda gözlerimi kırpınca ikiside kalkarak Eymen'in odasına gittiler. Bende kaseleri toplayıp mutfağa götürdüm ve akşam yemeğinden kalma bulaşıkları yıkamaya başladım.
Bulaşıkları yıkayıp salona geçtiğimde ardımdan Baranla Eymenle geldi. İkiside yanıma yerleşince konuştum sabırsızca. "Ne konuştunuz bakalım." "Baran abi Leyladan özür dilemem gerektiğini söyledi. Birde Leylaya hediye alırız demi abla?" diye sormasıyla kafamı sallayarak onayladım onu.
Eymende filmi kaldığı yerden başlatıp kafasını bacaklarıma koydu. Bende sırtımı Baran'ın göğsüne yaslayıp rahatça yerleştim. Baranda bir kolunu belime sarıp iyice kendisine yasladı ve belimi ovmaya başladı. Bacaklarına temas eden bacağıma diğer elini koyup beni iyice sarmaladı. Filmi onun temasları altında izlemeye devam ederken Eymen'in uyuduğunu fark ettik.
"Ben yatırayım onu bari." deyip nazikçe kalkmaya çalışırken Baran durdurdu beni. "Dur uyanmasın çocuk, hem sen nasıl taşıyacaksın incecik bir şeysin bir yerin ağrır." Bu sitemine göz devirdim.
Eymen'i yatırınca odasından çıkıp kapıyı sessizce kapattık. Koridora çıkınca duvara yaslandı, bende tam karşısında kaldım. Belli bir süre ikimizde konuşmadık. Sonra belimden tutarak beni kendine çekti. "Özledim seni. İlgilenmedin bugün hiç benimle. Hep Eymen hep Eymen. Kıskanıyorum ama."
Omuzlarına koyduğum ellerimi ensesine götürürken güldüm cilveli bir şekilde. "Eh birazda seninle ilgileneyim o zaman." deyip parmak ucuma yükseldim ve dudaklarımı dudaklarıyla buluşturdum.
Aynen çok hızlıydık biraz yavaştan alalım aynen. Ben bayağı bayağı kudurmuştum.
Alt dudağını emerken belimdeki ellerinin tutuşu sıkılaşmıştı. Oda aynısını benim üst dudağıma yaparken bir anda yerimizi değiştirip beni duvara yasladı ve dudaklarımızın arasına mesafe koydu.
"Hep isterim ama bu ilgiyi." dedikten hemen sonra dudaklarımızı tekrar buluşturdu. Yumuşak dudakları dudaklarımla boğuşurken bu durum o kadar iyi hissettiriyorduki hızlı ilerlediğimize dair olan düşüncelerimin hepsi yok oldu.
Kollarımı ensesine doladım ve ellerimle saçlarını severken öpüşüne daha hızlı karşılık vermeye başladım. Belimdeki elleri daha da sıkılaştı ve ellerinden biri çeneme çıktı. Beni duvara dahada yaslayıp aynı hızla karşılık verdi.
Birkaç dakika süren boğuşmanın ardından yavaşça geri çekildi. Alnını alnıma yaslayıp soluklandı. "Bu gerçekten iyi hissettirdi." diyip benimle aynı düşünceleri paylaştı. "Eğer hızlı gittiğimizi düşünüyorsan hala özür-" Sözünü tekrar dudaklarımızı buluşturarak kestim.
Ardından geri çekildiğimde fısıldadım. "Salak salak konuşma." "Eğer her salak salak konuştuğumda beni böyle susturacaksan her daim konuşurum yavrum." Gülerek omzuna şamarı yapıştırdım. "Şımarma."
Oda gülüp yavaşça belimdeki ellerini çekti. "Gideyim ben artık yoksa Eymen uyanıp 'Hayırdır daha gitmedin mi?' diyecek." Birlikte çelik kapıya yöneldik. O montunu giyerken bende O'nun telefonunu almak için geri salona yöneldim.
Salondan gelip telefonu Baran'a uzattığım esnada bir bildirim geldi telefona. Normalde hiç huyum olmamasına rağmen merakıma yenik düşüp bildirime baktım.
Şifre olmasa gerek bildirim açıkça göründü.
Tuğkan
Kuzen tavlamışsın kızı, aferin kazandın iddiayı. Bir ara gelde yemek ısmarlayayayım.
Mesajı okuduğum anda gözlerim Baran'ın gözlerini buldu. Gözlerindeki telaş açıkça okunuyordu.
Kalbim az önce heyecandan hızlanmışken şimdi... sanki biri sıkıp bırakıyordu.
"Demek..." diye mırıldandım ama sesim neredeyse çıkmadı. Baran bir adım attı bana doğru. "Ecrin öyle değil-"
"Elleme." dedim anında. Geri çekildim. Kendi sesime ben bile şaşırdım. Telefon hâlâ elimdeydi. Ekranı ona doğru kaldırdım.
"Bu ne?"
Gözlerim dolmuştu ama ağlamamaya çalışıyordum. Ağlarsam sanki haklı çıkacakmış gibi. "Söyle." dedim. "Söyle de ben de neye göre üzülüyorum bileyim."
Bir damla yaş düştü yanağıma. Hayal kırıklığıyla baktım gözlerine.
"Ben..." diye başladı. Ama devamını dinlemek istemedim. Başımı iki yana salladım.
"Yok. Şimdi değil."Sesim titriyordu."Hiçbir şey deme."
Çünkü biliyordum. Eğer konuşursa, ya inanacaktım ya da daha çok kırılacaktım.
Ve ben o an ikisini de kaldıramazdım.
KAOS KAOS DEDİNİZ ALIN SİZE KAOS
Çok tatlılardı sizin yizinüzden böyle oldu
Bir sire küsüm size madem bu kadar kistürcrktiniz bende bırda keserim sahneyi
Çatlayın biraz
Gidiyorum 1.2k kelime ve sövmeyin barana😡 bunarada kiss sahnelerini gemini baba yazıyo habernz olsn
YILDIZA BAS HEMEN
