31. bölüm · Helva|Yarı texting

30

Şevval .

Göz yaşım kurudu akmıyor aşkım
Senin derdini seninle ezberlemişim
Sen giderken canım vurdun ya beni
Ben dönersem seni öldüreceğim
~Yıldızsız Gecelerden

Eymen uyanmasın diye aşağıya inmiştik. Baran birkaç adım önümde duruyordu. Sokak lambası arkasından vurmasına rağmen yüzünün her zerresini seçebiliyordum.

En sonunda sessizliği bozup konuştu. "Ecrin, lütfen dinle beni bir kere."

İçimdeki kırgınlık yavaş yavaş yerini öfkeye bırakıyordu ve Baran'ın sesi de buna yardımcı oluyordu.

Bu esnada yağmur bastırdı bir anda. Bardaktan boşalırcasına yağarken yerimizden bir adım bile kımıldamadık.

"Neyi dinleyeyim ya neyi? Beni nasıl kandırdığını, nasıl salak yerine konduğumu mu?"

Bir adım atıp ona yaklaştım. Parmağımı kaldırıp kalbine bastırdım. "Hiç mi sızlamadı ya vicdanın? Ne sandın peki beni kolay lokma mı? Bir deneyelim kanacak mı acaba mı dediniz?"

Ellerimi yağmurdan sırılsıklam olmuş saçlarımdan geçirdim. "Bravo ya bravo. Kazandın iddiayı tebrik ederim." Güldüm sinirle. Baransa hiç bir şey demedi. Gözlerinden uğradığı hayal kırıklığı okundu.

Parmaklarım istemsizce saçlarımı çekiştirdi. Baranın gözleri ise parmaklarımı buldu ve ellerimi tutarak saçlarımdan ayardı. Teması kesmesi için kolumu kendime çekmeye çalıştım. "Çekil ya. Bir de temas ediyorsun utanmadan. Ne bu düşünceli erkek hareketleri mi?"

Kaşlarını çatarak konuşmaya başladı. "Sen beni dinlemeden bırakmıyorum hiçbir yere. Ne sanıyorsun ya sen beni o şerefsizlerden biri mi? Ortada öyle bir iddia olsa durur muydum hala yanında? Tanışır mıydım kardeşinle? Veya öper miydim seni öyle? Ben mi kendimi sana anlatamadım yoksa sen mi beni tanıyamadın?"

Sinirle ellerimi bırakıp kendi ellerini saçından geçirdi. Alnına düşen saçlarını yatırdı geriye. "Ne anlatıyorumki ben. Daha kendimi bile güvendirememişim sana gelmiş açıklama yapmaya çalışıyorum."

Ardından derin bir nefes alıp devam etti. "Evet bir iddia vardı ama senin düşündüğün gibi bir şey değildi. Sen bana mesaj atmadan önce seni görmüştüm ve beğenmiştim. Gerçekten beğenmiştim. Nereye baksam kafamı nereye çevirsem oradaydın. Seni onlara anlattığımdada bu kız sana bakmaz gibisinden bir muhabbet döndü. Seninle sevgili olabilecek miyim yoksa red mi yiyeceğim diye iddiaya girdik. Ben gelip seninle konuşana kadarda bu mesajlar gelmeye başladı işte. Sonra öğrendimki bana yazan kişi sensin."

Ona inanıyor muyum diye tepkilerimi ölçtü birkaç saniye. "Allah belamı versin kendim istediğim için yanındayım. İddiaysa şakasına yapılan bir şeydi. Arayalım istersen Tuğkan'ı ondan dinle. Bana güvenmiyorsan birde onlardan dinle."

Yaptığı açıklamaya inanıp inanmamak arasında kalırken mantıklı gelen açıklama karar vermemi zorlaştırıyordu. Cevap vermedim. Sessizliğimi inanmamama yordu.

Yağmur sanki olacakları tahmin etmiş gibi daha da hızlandı.

"Ama belliki sen bana inanmıyorsun." Biraz duraksayıp devam etti. "Biz daha birbirimize güvenemiyoruz Ecrin."

İlk defa ismimle seslendi. Yavrum demedi güzelim demedi Ecrin dedi.

"Belki de haklısın bu kadar hızlı gitmek iyi değil. Belkide." Derin bir nefes alıp devam etti. "Belkide biraz ara vermeliyiz. İkimiz için en iyiside bu gibi şimdilik."

Cevap bekler gibi yüzüme baktı. Dudaklarım açılıp kapandı ama hiç bir şey söyleyemedim. Ardından arkasını dönüp ilerledi.

Arabanın kapısını açınca başını çevrimeden konuştu. "Yağmur hızlandı yukarı çık ıslanma daha fazla. Hasta olacaksın."

Ardından arabasına binip hızla gaza bastı ve sokaktan çıktı. Gidişinin ardından gözyaşlarım yağmura karıştı. Hıçkırıklarım sokakta yankılanırken apartmana doğru adımlayıp ağır ağır çıktım merdivenleri.

Anahtarı takarken titredi ellerim. Zar zor kapıyı açtım ve içeri attım kendimi. Banyoya ilerleyip sıcak suyun altına attım kendimi.

Vücuduma değen suyla gevşemiş göz yaşlarım biraz olsun azalmıştı. Banyodan çıkıp odama geçince telefonu elime alıp herhangi bir bildirim gelmiş mi diye kontrol ettim. Birkaç uygulamadan indirim bildirimleri dışında bildirim yoktu. Telefonu geri kapatıp dolaba ilerledim.

Kıyafetlerimi çıkartırken roblox yüz ifadeli tişörtlerle bakıştım. Gözyaşlarım kurumuş olacakki akmıyordu. Giyinip dolabın kapağını hızla kapattım ve yatağa uzandım. Sabaha kadar gözümü hiç kırpmadım.

Aynı anda Baran

Araba sokağın köşesinden döndüğünde ayağını gazdan çekti. Arabayı sağa çekti. Motoru kapatmadı ama hareket de etmedi.

Dikiz aynasından Ecrin'i apartmana girene kadar izledi. İçinde bir şey geri gitmek istiyordu. Ama direksiyonu sıkıca tuttu.

"Dönmeyeceksin." dedi kendi kendine. "Bu sefer değil."

Yağmur damlaları daha hızlı çarptı cama. Ecrin'in sesi canlandı bir an zihninde. "Hiç mi sızlamadı ya vicdanın? Ne sandın peki beni kolay lokma mı? Bir deneyelim kanacak mı acaba mı dediniz?"

Kendine sinirlendi o an ama geri dönecek yüzü yoktu. Telefonu titredi o esnada. Belki Ecrindir diye hızla aldı eline telefonu.

Tuğkan ismini görünce mesajı okumadan yan koltuğa fırlattı telefonu. Birkaç küfür mırıldanıp arabayı çalıştırdı.

"Helal lan Baran." dedi. "Ne güzel mahvettin her şeyi." Acı bir gülüş döküldü dudaklarından.

Arabayı her ne kadar gitmek istemese de eve sürdü. Bu kafayla ne Tuğkan'ı ne de Gökalp'i çekebilirdi.

Eve geldiğinde saat gece yarısını geçmişti. Ayakkabılarını gelişigüzel çıkarıp odasına attı kendisini hızla.

Evde kimse yoktu. Rahattı bu yüzden.

Işığını bile açmadan yatağına yatıp tavanını izlemeye başladı. Sonra yerinde duramayıp odasında bir ileri geri yürümeye başladı.

"Geri dönseydim." dedi. "Biraz daha anlatsaydım." Ardından reddermişçesine başını salladı. "Yok. Anlatsamda inanmayacaktı ki. Ama yana inanacaksaydı?"

Yavaşça pencereye yürüyüp perdeyi araladı ve yağan yağmuru izledi bir süre. "Kesin hasta olacak." diye mırıldanıp geri yatağa döndü.

Ecrin'i düşünerek yarım yamalak uyudu sabaha kadar.

Flashback

Bazen kader iki insanı buluşturmak için küçük oyunlar oynardı.

Ecrin okula yazılalı birkaç hafta olmuş, okula yeni gelen burslu kız olarak dillerde dolanmaya başlamıştı.

Bugünse kuzeni ona şehri gezdirmek istemiş, okulu asıp biraz dolaşmışlardı. Yorulunca dinlenmek amaçlı bir kafeye geçip oturdular.

Baransa her ne kadar 'Canım sıkkın.' deyip gelmek istemesede kuzenleriyle aynı kafede oturuyorlardı. Sohbeti dinliyormuş gibi yapıp aslında başka şeylerle oyalanıyordu.

O esnada gözü birkaç masa ilerde oturan Ecrin'i buldu. Okula yeni geldiğini biliyordu çünkü burs yardımını kendi ailesi yapıyordu.

Birkaç dakika Ecrin'i inceledi. Koyu renkli saçları hafif esen rüzgarla havalanıyor, yüzündeki gülücükse gamzelerini ortaya çıkarıyordu.

Yüzünün her zerresini inceleyip ezberledi Baran. Dudaklarının kenarındaki iki derin gamzeyi, burnunun ve kaşının kenarındaki küçük beni, kaşının uç kısmındaki hafif yara izini bile kazımıştı zihnine.

O esnada bir el gözünün önünde yukarı aşağı sallandı. "Oho, Baran efendi uçmuş." Gülüşüp Baranla uğraşmaya devam ettiler. "Hemde uçmak ne kelime. Canım sıkkın diyordu. Maşallah, güzel kız görünce gelmiş hemen morali yerine."

Baran kaşlarını çatıp cevapladı. "Ne alaka oğlum? Öyle gözüm dalmış sadece." "Hıhı, gözü dalmışmış. Düşücektin kızın içine utanmasan. Sen hayırdır ya. Biz eninde sonunda Hale'ye yanaşırsın sanıyorduk."

Baran yüzünü buruşturdu duyduğu isimle. "Ne alaka oğlum. Kız o gözle bakmıyor bile bana. Yanımda gördüğünüz her kıza bana aşıkmış muamelesi yapmayın." "Tamam tamam gitmeyin üstüne küçük aşığın. Ee, tanıyor musun bu kızı?"

Baran her ne kadar cevaplamak istemesede ısrar eder şekilde yüzüne bakmalarına hayır diyemedi. "Size dediğim okula yeni gelen kız bu, Ecrin." "Oo." Sesleri duyulup kahkaha sesleri yükseldi masadan. O esnada Ecrin'in gözleri masalarına kaydı.

Baranla göz göze geldiler. Ecrin Baran'ı okulda gördüğü için tanımıştı. Baran'ın selam verir gibi kafasını sallamasıyla o da gülümseyip önüne döndü. Masadan tekrar "Oo." sesi yükseldi.

Baran onlara dönüp birkaç küfür mırıldandı. "Kesin sesinizi rezil ettiniz bizi yeterince." "Tamam tamam kızma oğlum. Şaka yapıyoruz. Prenses misin alınıyorsun hemen?"

Baran yanındaki Tuğkan'ın ensesine geçirdi bir tane. "Göstericem ben sana prensesi. Siktirin gidin ya." Diğerleriyse Baran'ın bu halinden zevk alıyorlardı.

"Tamam tamam kızma kral. Bi baktım şimdide güzel kızmış gerçekten." Baran hızla bakışlarını kuzenine çevirdi. "Doğru konuş lan." "Of, o anlamda demedim oğlum. Lafı götünden anlama."

Bu esnada Tuğkan lafa girdi. "Yalnız kardom kusura bakmada bu kız sana bakmaz." Baran birkaç saniye Ecrin'e bakıp Tuğkan'a döndü. "Ne demek bakmaz lan." "Tabi bakmaz oğlum alımlı güzel kız, sana mı bakıcak?"

Masada gülüşme sesleri duyulurken Baran karşlarını çatmış masayı incelemeye başlamıştı. "Bu kız sana baksın götümü açıyorum tamam mı?" "Nasıl bakmaz ya, bakar bence?" dedi bir umutla Baran.

Tuğkan Baran'ın moralinin yavaş yavaş bozulduğunu anlayıp gırgıra son verdi ve konuştu. "E oğlum sende az değilsin bir şansın var en azından. Ama red yemezsin de diyemem. Hem yeni gelmiş demiştin hemen sevgili yapmak istemeyebilir."

"Bilmiyorumki tanışmak için bile olsa yanına gitmeyi düşünmüştüm." O esnada diğer kuzenleri konuştu. "Oğlum tekte red yiyeceksin biliyoruz biz. Var mısın iddiaya?" "Varım lan." dedi Baran.

Tuğkan serçe parmağını Baran'a uzatıp konuştu. "Eğer kız seni reddederse bize bir akşam yemeği ısmarlayacaksın ama eğer kızda senden hoşlanıyorsa ve sevgili olursanız -ki bu çok düşük bir ihtimal- biz seni ve Ecrin'i akşam yemeğine çıkarıyoruz." Baran da serçe parmağını Tuğkan'ın parmağıyla buluşturdu. "Tamam lan. Göreceğiz."

Ve Baran ileride iddianın başına açacağı işlerden habersiz o iddiayı kabul etti.

Özür dilerimm biraz geç geldi

Ama nasıl yazsam bilemedim ikisininde suçlu oldukları kısımlar var ve ikiside adım atmak istemiyorlar

Ama tabikide kadın haklıdır ve erkek sonuna kadar sürünmeye mahkumdur

YA BİDE 5 gün olmuş bölüm atmayalı baya boşlamışım arayı kapatıcaz tabikisi🥰

NASILSINIZ GÖRÜŞMEYELİİ

BARANIMIZ YAPMAZ DİYENLER KAZANDI

biraz salak sadece o kadar🤏

SEVİYORUM SİZİ

BASIN YILDIZAAA