25. bölüm / 36
Helva|Yarı texting25
Bölümler 36Şu an: 25
- 1 1411 kelime
- 2 2267 kelime
- 3 3325 kelime
- 4 4523 kelime
- 5 5485 kelime
- 6 6382 kelime
- 7 7398 kelime
- 8 8256 kelime
- 9 9397 kelime
- 10 10372 kelime
- 11 11360 kelime
- 12 12419 kelime
- 13 13361 kelime
- 14 14558 kelime
- 15 15434 kelime
- 16 16976 kelime
- 17 171.071 kelime
- 18 181.178 kelime
- 19 191.265 kelime
- 20 20781 kelime
- 21 211.787 kelime
- 22 221.085 kelime
- 23 231.948 kelime
- 24 243.280 kelime
- 25 251.695 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 261.531 kelime
- 27 272.597 kelime
- 28 281.076 kelime
- 29 292.525 kelime
- 30 301.361 kelime
- 31 312.607 kelime
- 32 321.784 kelime
- 33 332.717 kelime
- 34 341.141 kelime
- 35 352.138 kelime
- 36 363.033 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıldız yatağından kalkar bu aşkı duysa
Ne canlar verdim, neyine yetmiyorsa?
~Benden Sonra
Sabah alarmdan önce uyandım. Hızlıca telefonu elime aldım ama herhangi bir mesaj yoktu.
Tam o esnada telefonum titredi.
Baran: günaydınnn
Baran: uyandın mı yavrum
Baran: beraber mi gitsek okula bugün
Siz: günnaydınnnn
Siz: annem bırakıcakk
Siz: başka günler gideriz beraber
Baran: bu haber üzdü şuan
Baran: çıkışta beraberiz o zaman
Baran: ben bırakırım
Siz: tammam
Siz: hazırlanmaya gidiyorum şimdi
Siz: okulda görüşürüzz
Baran: bir şey unutmadın mı
Siz: neyi
Baran: GÖRÜŞÜRÜZ ÖPÜCÜĞÜNÜ TABİKİSİ
Siz: ay hoşt
Siz: şımardın iyice
Siz: yok öpücük falan
Baran: ne demek yok
Siz: yılmazın götü tamda şuan kalktı abi
Siz: ay tutma beni
Siz: hazırlanıcam daha
Baran: peki
Baran: ben öpüyorum ama seni
Baran: görüşürüz güzelim
Baran: öptümmmm
Siz: görüşürz canımm
Her zamankinden daha uzun süren hazırlanmamla arabaya bindim hızlıca. Tabii bu annemin gözünden kaçmamıştı.
"Bana bak bakayım. Siz sevgili misiniz şu çocukla?"
Elimdeki çantayı koltuğa bırakırken cevapladım. "Be çocuğu?"
"Hadi hadi iki gündür beraber dışarı çıkmalar, telefonda elinden düşmüyor, sabah sabah yüzünde güller açıyor hem hazırlanmanda uzun sürdü. Neydi ismi?"
"Baran."
"Hmm." dedi başını sallayarak. "Yakışıklı mı peki?"
"Anne ya."
"Ne var? Soramaz mıyım?"
"Normal biri işte."
"Ecrin, yavrum tanıyorum ben seni. Yanakların kızardı hem."
Camdan dışarıyı izlemeye başladım. Ağaçlarda bugün farklı güzeldi sanki.
"Ciddi misiniz peki?"
"Ne demek ciddi misiniz?"
"Yani seviyorsun gerçekten bu çocuğu öyle mi?" Sesinin tonu değişmişti. Dalga geçmiyordu artık.
"Yani hoş çocuk."
"Seviyorsun yani. Üzer mi peki seni?"
"Üzmez." dedim tereddütsüzce.
Annem uzun uzun baktı sonrada gülümsedi. "Bir gün getirde tanışayım şu çocukla."
"Hayır anne ya, daha yeni sevgili olduk. Biz biraz tanıyalım birbirimizi tanıştırırım sonra sizi."
"Tamam tamam. Kaptırma ama kendini fazla."
Okulun önünde duran arabayla kemerimi çözüp indim arabadan hızla. "Görüşürüz."
Okul bahçesine girince telefonumu elime aldım.
Siz: okuldayım
Baran: gördüm seni
Baran: sağ taraftayım
Yavaşça sağa döndüm. Takım arkadaşlarıyla duvara yaslanmış sırıtarak bana bakıyordu. Yanındaki boş yeri gösterdi.
Gelmek istemediği belli edecek şekilde başımı salladım.
Omuzlarını silkti ve parmaklarına öpücük kondurup bana doğru üfledi.
Yüzümdeki sırıtışla istemsiz bir şekilde bende aynısını yaptım. Parmaklarıma kondurduğum öpücüğü ona doğru üfledim.
Okula doğru yürürken arkadaşlarının "OO KANKA." diye bağırarak Baran'a sataştıklarını duydum.
O esnada telefonuma bildirim düştü.
Baran: Sana bir sürprizim var
Siz: neymiş
Baran: öğrenirsin birazdan
Mesaja görüldü attım ve çalan zille beraber sırama ilerledim. Sınıfa sonradan geldiğim için tek oturuyordum.
Gökalp'in sırıtarak sınıfa girmesi ve göz teması kurmasıyla burnuma bir bok kokusu geldi.
Sınıfa giren hocayla odağımı ona verdim. Yoklama alınırken kapı çalındı önce müdür ve arkasından Baran sınıfa girdi.
"Özür dilerim hocam dersi bölüyorum ama yeni bir sınıf düzenlenmesi yapıldı. Baran arkadaşınız artık bu sınıfta devam edecek iyi dersler."
Müdürün çıkmasıyla sınıf bir anda uğultuya boğuldu. Herkes Baran'a bakıyordu. Baran ise gayet rahat bir şekilde sınıfı süzüp gözlerini bana sabitledi. Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı ve bana ufak bir göz kırptı.
Hoca boğazını temizleyerek bakışmamızı kesti. "Evet Baran, boş bir yere geçebilirsin."
Sınıfta bir sürü boş sıra vardı ama O tabii ki direkt bana doğru yürüdü. Yanımdaki sıraya otururken kulağıma fısıldadı. "Sürprizim nasıl?"
"Şaka yapıyor olmalısın." dedim gözlerimi kocaman açıp.
"Gayet gerçeğim." dedi sırıtarak.
Hoca bunu fark etmiş olacakki gülümseyerek başını iki yana doğru salladı. "Demek yerini çoktan seçmişsin. Birazda derse bu kadar istekli olsan keşke Barancım."
Sınıftan hafif bir kahkaha yükseldi. Ben utançtan önümdeki deftere gömülürken Baran hiç utanmadan arkasına yaslandı.
Ders başladığında not almaya çalışıyordum ama yanımdaki şahıs dikkatimi dağıtıp duruyordu.
Önce dirseği benimkine değdi.
Sonra parmaklarıyla saçımın ucunu tutup oynamaya başladı.
Yavaşça ona döndüm. "Ne yapıyorsun?"
"Dersi dinliyorum." dedi gayet rahat bir şekilde.
"Saçımla oynayarak mı?"
"Evet, derse daha iyi odaklanıyorum."
Gözlerimi devirdim ama dudaklarım istemsizce kıvrılmıştı. Önüme dönüp notumu almayı bitirince ellerimi eteğimin üzerinde birleştirdim. O sırada sessizliğimden cesaret almış olacakki Baran'ın eli elimin üzerine kapandı.
Hızlıca ona döndüm. "Baran." dedim uyarır gibi.
"Ellerin çok soğuk." dedi, sanki çok normal bir şey söylüyormuş gibi.
Kalbim saçma bir şekilde hızlandı.
Ders boyunca böyle minik minik temasları devam etti. Bir ara hoca soru sordu, cevap verirken Baran'ın başparmağı avucumda daireler çiziyordu.
Cümlenin ortasında duraksadım. Hocanın "Ecrin, devam et lütfen." cümlesiyle kendime geldim.
Baransa alttan alttan sırıtıyordu. Ayağımla ona hafifçe vurdum.
***
Öğle arası ziliyle derin bir nefes aldım. "Bir an hiç geçmeyecek sandım."
"Abartma." dedi ayağa kalkarken. "Daha yeni başladık."
"Neye başladık?"
Cevap vermedi. Sadece elimi tuttu ve sıradan kaldırdı.
Uyarır gibi "Baran." dedim fısıldayarak.
"Ne var, sevgilimin elinide mi tutmayayım?" dedi ve kapıya doğru çekiştirdi.
Koridorda beraber yürürken bakışları üzerimizde hissediyordum.
Yanlarından geçtiğimiz kızların fısıldaşmalarıyla Baran'a baktım. "Herkes bizi konuşuyor."
"Senin güzelliğini konuşuyorlardır." dedikten sonra biraz duraksadı ve hızla "Niye senin güzelliğini konuşsunlar bizim beraber güzelliğimizi konuşuyorlardır. Kim niye seni konuşsun ne hakla yani?" dediklerine kıkırdadım.
"Kafanda kurdun şuan hepsini."
"Olsun, kurduklarım bile rahatsız etti. Kimse senin güzelliğini konuşamaz hatta bakamaz bile tekçe ben bakabilirim." diyip elimi bıraktı ve kolunu omzuma attı.
"Saklanabilirsin istersen. Kimseyle paylaşmak istemem seni."
Bu dediklerine salak salak sırıtıp parmak uçlarıma yükseldim ve yanağına sesli bir öpücük kondurdum kimseyi umursamdan.
"Çok salak ve tatlısın."
Bu dediğime sırıtıp saçlarıma bir öpücük kondurdu. "Senin salağın ama."
Yemekhaneye girmemizle sıraya durduk hızlıca. İkimizde tavuk pilav ve ayran alıp kavga eden Füsunla Gökalp'in yanına ilerledik.
"Bunlar gene kavga mı ediyor?"
"Hıhı, her zamanki halleri."
Masaya oturmamızla ikisi tartışmayı kesip bize döndüler. "Oo, hoşgeldiniz çifte kumrular."
"Hoşbulduk canım."
"Gör Gökalp gör, çocuk manitası için sınıf değiştirsin biz hala ayrı sınıflarda takılalım."
"Aşkım, çocuğun dayısının okulu. Ama eğer istiyorsan değiştiririm sınıfımı sen iste yeterki."
"Ben dedikten sonra yapmanın bir önemi yok. Neyse sus ya insanlarında iştahını kesiceksin."
Gökalp kafasını ağır ağır sallayarak masadan kalktı ardından Füsunda peşinden gitti. İkimiz masada yalnız kaldık.
Onların ardından bakarken gözlerimin önüne bir kaşık geldi. Baran kaşığına pilav koymuş bana uzatıyordu.
"Kendim yiyebilirim."
"Biliyorum ama şuan ben yedirmek istedim olamaz mı? Soğuyacak hem kafanıda takma onlara barışıp gelirler birazdan."
Uzattığı kaşıktaki tavuk pilavı yiyerek onaylar anlamda kafamı salladım. Ardından kendi kaşığıma pilav alıp ona uzattım.
"Sen beni böyle beslersen hep isterim haberin olsun." diyip kaşıktaki pilavı yedi.
"Bende seni hep beslerim o zaman diyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun. Şımarma ye yemeğini düzgünce."
Yanağımdan makas alarak yemeğine döndü. Bacağınıda bacağıma yaslamış rahatça yayılmıştı yerinde. Fazla sorgulamadan bende yemeğime döndüm.
Yemeğimizi bitirince ikimizde tuvalete gittik. Elimi yıkarken kapı açıldı. İçeri Hale girdi.
Aynadan göz göze geldik.
Hafif bir gülümsemeyle yanıma yaklaştı. "Sevgili olmuşsunuz, mutluluklar."
"Sağ ol." dedim kısaca.
Ama tek derdi tebrik etmek olmasa gerek devam etti. "Baran sıkılınca yüz ifadeni o kadar merak ediyorumki. Ben teselli ederim seni merak etme."
"Hah, nasıl olacakmış o?"
"Sen bakma onun hiç sevgilisi olmamış şapşal erkek tavırlarına, onu senden daha iyi tanıyorum."
Musluğu kapatıp ona döndüm. "Nasıl tanıyorsun anlatsana biraz, yemekten yemeğe gördüğün beni görsün diye çabaladığın ama yüzüne bile bakmayan birini ne kadar tanıyorsun çok merak ediyorum gerçekten. Kuyruk acını git başka tarafta yaşa. Bizdende uzak olur."
Gözlerimin içine baktı birkaç saniye. "Tuvalet köşelerinde ağlarken hatırlatacığım bu sözlerini."
Hiçbir şey demeden hızlıca çıktım tuvaletten. Baranda tuvaletten çıkmıştır diye düşünerek sınıfa gittim. Evet sırada telefona bakıyordu.
Hemen ilerleyip yanına oturdum. Kolunu arkama atarak bana döndü. Bende boşluktan yararlanarak başımı omzuna koydum.
Elini belime koyarak masaj yapar gibi sıktı."Neye sıkıldı canın?"
"Hiçbir şeye başım ağrıyor sadece."
"Peki." inanmayarak çıkmıştı sesi.
Oda başını başımın üzerine koyup telefonu görebileceğim hizzaya getirdi ve beraber tiktok izlemeye başladık. Sol eliyle telefonu kaydırıyor sağ eliyle belime masaj yapıyordu.
Hoca gelene kadar bu böyle devam etti.
Ders başlayınca Baran kafasını sıraya koymuş çıkışa kadar uyumuştu.
Son zille beraber herkes yavaş yavaş yavaş sınıftan çıkarken uyuyan Baran'a döndüm. Elimi saçlarına uzatarak ona seslendim. "Baran, uyan hadi zil çaldı eve gideceğiz."
İpek gibi yumuşak saçları arasında elim kaybolurken o ağzının içinden bir şeyler mırıldanıp yerinde daha da yayıldı.
Bu hali gözüme o kadar tatlı gelmiştiki istemsizce öpücük kondurdum yanağıma. Sonra bir tane daha ve bir tane daha.
En sonunda gözlerini açıp bana baktı. "Beni hep böyle uyandıracaksan hep uyurum." Sırıtarak gözlerini tekrar kapatmıştı.
"İyi uyumaya devam et sen o zaman. Ben tek başıma giderim eve." Çantamı alıp soradan kalktığımda kolumu tutarak durdu beni.
"Tamam tamam kalktım. Sana da naz yapılmıyor. Yüzümü yıkayayım geliyorum." diyip sınıftan çıktı. Bende onun çantasını toplamaya başladım.
Tuvaletten çıkınca hızla okuldan dışarı attık kendimizi. Benden önce ilerleyerek kapımı açtı.
"Alışıyorum ama."
"Alış ben hep açarım kapını."
Hızla koltuğa oturup kemerimi taktım. Oda sürücü koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı.
Antalya'ya bahar gelmişti ama yaz gelmiş gibi sıcaktı. Telefonumu radyoya bağlayıp Daha İyi şarkısını açtım. O esnada arabanın üstü açılmasıyla hızla ona döndüm.
"Madem böyle şeyler yapılabiliyor niye şimdiye kadar yapmadın?"
Hiç mi görmedim diyceksiniz ama gerçekten hiç görmemiştim. O da bu tepkime gülüp burnumu parmağıyla sıkıştırdı.
"Aklıma gelmemişti. Havalarda ısıdı artık üstü açık kullanırız." Onaylar anlamda başımı salladım.
Rüzgarla savrulan saçlarım yüzüme gelince elimle toplamaya çalıştım ama nafileydi. Baran bir an bana baktı, sonra direksiyonu tek eliyle tutarken diğer eliyle saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı.
"Dur bir saniye." dedi kısaca.
"Arabanı sürsene sen."
"Sürüyorum zaten." dedi rahatça. Sonra bir anda elini vitesin yanına koydu. Benim elim de tam oradaydı. Bilerek mi yoksa yanlışlıkla mı yaptı anlamadım.
Elimi çekmedim o da çekmedi.
Önce parmakları değdi parmaklarıma. Sonra hiç acele etmeden parmaklarımı kendi parmakları arasına aldı.
Bir süre sonra başımı koltuğa yasladım, ona dönük şekilde.
"Temas bağımlısısın biliyorsun değil mi?" diye sordum.
"Evet." dedi. "Ama sadece sana."
Diğer elimi yanağına götürüp pürüzsüz tenini sevdim birkaç saniye.
"Hoşuna gitmediğini söyleyemezsin."
"Evet söyleyemem." Yüzündeki sırıtış büyüdü ve yanağındaki avucuma sesli bir öpücük bıraktı.
Evin önüne geldiğimizde arabayı durdurdu yavaşça. Elimi elinden ayırıp kemerimi açtım.
"Yarın sabah ben mi alıyorum o zaman seni?"
"Bakarız." diyerek kaçamak bir cevap verdim.
"Eymen nerede bu arada? Alayım sizi bizim oradaki parka götüreyim."
"Servise yazdırdık onu. Bir süre onu seninle yan yana getirmeyi düşünmüyorum. Siz bir araya gelince kirli çamaşırlarımı döküyorsunuz ortaya." bu söylediğime ufak bir kahkaha attı.
"Sen beni Eymenden kıskanıyor olmayasın? Merak etme seni daha çok seviyorum tabiki." diyerek yanağımdan makas aldı.
"Şu sıralar nedense herkes seni çok seviyor."
"Kimmiş bu herkes?"
"Boşver ya anlatırım sonra. Neyse gelir şimdi Eymen'in servisi çıkayım ben yukarı." diyip hızlıca öpücük kondurdum yanağına.
Oda çenemi tutup yanağımı öptü. Çantamı alıp indim arabadan ve el sallayıp apartmana girdim.
Yok ben komikliğimi kaybettim.
Flört ettirmeye çalıştım ama bende bilmşyorumki nasıl flört ediliyo😭😭😭
Bu arada Baran my type ya
Komik bir şeyler yazmaya çalışıcam şimdi. başarabilirsem paylaşırım akşama
Rıza tamer ölmüş bölüm başına onun şarkısını koydum o yüzden
BAS YILDIZA BAS BAS
Bölüm etkileşimi
