5.bölüm =bekleyen taraf

Vaveyla Yazarı: Nazlı Gökgedik

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 5.bölüm =bekleyen taraf

Sabah 7 idi.

Neşe bir gece önce uyuyamamıştı. Çantasını topladı, İstanbul'a dönecekmiş gibi yaptı ama yapmadı. Topuklularını giymedi. Spor ayakkabılarını giydi, saçını topladı ve parka gitti.

Aynı banka oturdu. Dünkü bank.

Köpek gezdirenler, işe gidenler geçiyordu. Neşe bekliyordu. Yirmi yıl önce Alp'in beklediği gibi.

Saat 7:20'de köpek havlaması duyuldu. Alp geliyordu. Elinde iki kahve vardı. Biri sade, biri buzlu.

Neşe'yi görünce durdu. "Erken gelmişsin."

"Bir kere de ben bekleyeyim istedim," dedi Neşe.

Alp yanına oturdu. Kahveyi uzattı. "Dünkünü telafi etmek için."

Bir süre sessizce kahvelerini içtiler. Neşe artık kaçmıyordu.

"Annem söyledi," dedi sonunda. "Taşındığınız gece gelmişsin. Bana veda etmek istemişsin."

Alp başını önüne eğdi. "Babam arabada bekliyordu. Eve almadılar beni. Kapağı annenine bıraktım. Ertesi gün aradım ev telefonunuzdan. Annen çıktı, senin uyuduğunu söyledi. Sonra numaranız değişti."

Neşe'nin boğazı düğümlendi. Yıllarca "beni unuttu" diye kızdığı çocuğun aslında kapıda beklediğini öğrenmek, içindeki bütün kırgınlığı söküp atmıştı.

"Ben de seni unutmadım," dedi Neşe. "Kapağı hala çekmecede."

Alp cebinden yine o paslı kapağı çıkardı. İki kapak yan yana geldi. Biri Neşe'nin parmağında, biri Alp'in avucunda.

"Neşe," dedi Alp. "Ben seni çocukken sevdim. Ama dün parkta gördüğüm kadını da... onu da sevdim galiba. Yorgun, kahve lekeli, ama hala düşerken gülen kadını."

Neşe güldü, gözleri dolarak. "Alp, ben İstanbul'a dönmüyorum. Bir süreliğine. Önce kendimi bulmam lazım. Ama..."

"Ama?"

"Ama bu sefer parkta bekleme sırası bende değil. Yarın yine burada buluşalım mı? Gazozsuz, kahvesiz. Sadece konuşalım."

Alp gülümsedi. Çocuk Alp gibi değil, büyümüş bir adam gibi. "Yarın. Aynı saat. Aynı bank."

Neşe ayağa kalktı. Gitmeden önce arkasına dönüp baktı. Alp hala oradaydı. Bekliyordu. Ama bu sefer gitmiyordu.

İlk defa yıllar sonra, Neşe'nin içi hafifti.

Çocukluk aşkı geri gelmemişti. Büyümüş haliyle, tam karşısında duruyordu.

---

Hikaye güzel bir yere geldi.

*6. Bölümde* istersen finali yapalım. Neşe'nin İstanbul'daki hayatıyla vedalaşması ve Alp ile yeni bir başlangıç. Ya da bir ters köşe ekleyelim, Alp'in de bir sırrı çıksın.

Final mi olsun, devam mı etsin?

Sabah 7 idi.

Neşe bir gece önce uyuyamamıştı. Çantasını topladı, İstanbul'a dönecekmiş gibi yaptı ama yapmadı. Topuklularını giymedi. Spor ayakkabılarını giydi, saçını topladı ve parka gitti.

Aynı banka oturdu. Dünkü bank.

Köpek gezdirenler, işe gidenler geçiyordu. Neşe bekliyordu. Yirmi yıl önce Alp'in beklediği gibi.

Saat 7:20'de köpek havlaması duyuldu. Alp geliyordu. Elinde iki kahve vardı. Biri sade, biri buzlu.

Neşe'yi görünce durdu. "Erken gelmişsin."

"Bir kere de ben bekleyeyim istedim," dedi Neşe.

Alp yanına oturdu. Kahveyi uzattı. "Dünkünü telafi etmek için."

Bir süre sessizce kahvelerini içtiler. Neşe artık kaçmıyordu.

"Annem söyledi," dedi sonunda. "Taşındığınız gece gelmişsin. Bana veda etmek istemişsin."

Alp başını önüne eğdi. "Babam arabada bekliyordu. Eve almadılar beni. Kapağı annenine bıraktım. Ertesi gün aradım ev telefonunuzdan. Annen çıktı, senin uyuduğunu söyledi. Sonra numaranız değişti."

Neşe'nin boğazı düğümlendi. Yıllarca "beni unuttu" diye kızdığı çocuğun aslında kapıda beklediğini öğrenmek, içindeki bütün kırgınlığı söküp atmıştı.

"Ben de seni unutmadım," dedi Neşe. "Kapağı hala çekmecede."

Alp cebinden yine o paslı kapağı çıkardı. İki kapak yan yana geldi. Biri Neşe'nin parmağında, biri Alp'in avucunda.

"Neşe," dedi Alp. "Ben seni çocukken sevdim. Ama dün parkta gördüğüm kadını da... onu da sevdim galiba. Yorgun, kahve lekeli, ama hala düşerken gülen kadını."

Neşe güldü, gözleri dolarak. "Alp, ben İstanbul'a dönmüyorum. Bir süreliğine. Önce kendimi bulmam lazım. Ama..."

"Ama?"

"Ama bu sefer parkta bekleme sırası bende değil. Yarın yine burada buluşalım mı? Gazozsuz, kahvesiz. Sadece konuşalım."

Alp gülümsedi. Çocuk Alp gibi değil, büyümüş bir adam gibi. "Yarın. Aynı saat. Aynı bank."

Neşe ayağa kalktı. Gitmeden önce arkasına dönüp baktı. Alp hala oradaydı. Bekliyordu. Ama bu sefer gitmiyordu.

İlk defa yıllar sonra, Neşe'nin içi hafifti.

Çocukluk aşkı geri gelmemişti. Büyümüş haliyle, tam karşısında duruyordu.

---

Hikaye güzel bir yere geldi.

*6. Bölümde* istersen finali yapalım. Neşe'nin İstanbul'daki hayatıyla vedalaşması ve Alp ile yeni bir başlangıç. Ya da bir ters köşe ekleyelim, Alp'in de bir sırrı çıksın.

Final mi olsun, devam mı etsin?

Sabah 7 idi.

Neşe bir gece önce uyuyamamıştı. Çantasını topladı, İstanbul'a dönecekmiş gibi yaptı ama yapmadı. Topuklularını giymedi. Spor ayakkabılarını giydi, saçını topladı ve parka gitti.

Aynı banka oturdu. Dünkü bank.

Köpek gezdirenler, işe gidenler geçiyordu. Neşe bekliyordu. Yirmi yıl önce Alp'in beklediği gibi.

Saat 7:20'de köpek havlaması duyuldu. Alp geliyordu. Elinde iki kahve vardı. Biri sade, biri buzlu.

Neşe'yi görünce durdu. "Erken gelmişsin."

"Bir kere de ben bekleyeyim istedim," dedi Neşe.

Alp yanına oturdu. Kahveyi uzattı. "Dünkünü telafi etmek için."

Bir süre sessizce kahvelerini içtiler. Neşe artık kaçmıyordu.

"Annem söyledi," dedi sonunda. "Taşındığınız gece gelmişsin. Bana veda etmek istemişsin."

Alp başını önüne eğdi. "Babam arabada bekliyordu. Eve almadılar beni. Kapağı annenine bıraktım. Ertesi gün aradım ev telefonunuzdan. Annen çıktı, senin uyuduğunu söyledi. Sonra numaranız değişti."

Neşe'nin boğazı düğümlendi. Yıllarca "beni unuttu" diye kızdığı çocuğun aslında kapıda beklediğini öğrenmek, içindeki bütün kırgınlığı söküp atmıştı.

"Ben de seni unutmadım," dedi Neşe. "Kapağı hala çekmecede."

Alp cebinden yine o paslı kapağı çıkardı. İki kapak yan yana geldi. Biri Neşe'nin parmağında, biri Alp'in avucunda.

"Neşe," dedi Alp. "Ben seni çocukken sevdim. Ama dün parkta gördüğüm kadını da... onu da sevdim galiba. Yorgun, kahve lekeli, ama hala düşerken gülen kadını."

Neşe güldü, gözleri dolarak. "Alp, ben İstanbul'a dönmüyorum. Bir süreliğine. Önce kendimi bulmam lazım. Ama..."

"Ama?"

"Ama bu sefer parkta bekleme sırası bende değil. Yarın yine burada buluşalım mı? Gazozsuz, kahvesiz. Sadece konuşalım."

Alp gülümsedi. Çocuk Alp gibi değil, büyümüş bir adam gibi. "Yarın. Aynı saat. Aynı bank."

Neşe ayağa kalktı. Gitmeden önce arkasına dönüp baktı. Alp hala oradaydı. Bekliyordu. Ama bu sefer gitmiyordu.

İlk defa yıllar sonra, Neşe'nin içi hafifti.

Çocukluk aşkı geri gelmemişti. Büyümüş haliyle,

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.