Bölümler 14Şu an: Gözlerin Kapandığı Yer
- 1 Gözlerin Kapandığı Yer114 kelime
- 2 Gözlerin Kapandığı Yer323 kelime
- 3 Gözlerin Kapandığı Yer241 kelime
- 4 Gözlerin Kapandığı Yer275 kelime
- 5 Gözlerin Kapandığı Yer302 kelime
- 6 Gözlerin Kapandığı Yer296 kelime
- 7 Gözlerin Kapandığı Yer315 kelime
- 8 Gözlerin Kapandığı Yer393 kelime
- 9 Gözlerin Kapandığı Yer459 kelime
- 10 Gözlerin Kapandığı Yer421 kelime
- 11 Gözlerin Kapandığı Yer380 kelime
- 12 Gözlerin Kapandığı Yer422 kelime
- 13 Gözlerin Kapandığı Yer435 kelime
- 14 Gözlerin Kapandığı Yer262 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
FİNAALLLL
Yağmur serpiltisi Seul’ün yeşil tepelerindeki sessiz mezarlığı ıslatırken, siyah şemsiyeni yavaşça kapattın.
Artık silah sesleri, kanlı hesaplaşmalar veya karanlık sokakların o boğucu atmosferi yoktu. O cehennem gecesinin ardından mafya dünyasının kapılarını bir daha açılmamak üzere kapattın; silahı, gücü ve o kanlı mirası arkanda bıraktın.
Yan yana dizilmiş sekiz mermer taşın önüne adım attın.
Her gün yaptığın gibi, ellerindeki taze çiçekleri tek tek taşların üzerine bıraktın.
Bang Chan’ın taşının üzerine en sevdiği o ağır kokulu piyanoları bıraktın; liderinin anısına saygıyla başını eğdin. Minho ve Changbin’in yan yana duran mezarlarına beyaz kasımpatılar koydun. Hyunjin’in mermerine dokunurken parmakların titredi; onun güzelliğini ve zarif ruhunu simgeleyen kurutulmuş bir çiçeği taşın kenarına sıkıştırdın. Han ve I.N’in yanındaki sessizlikte, parmakların boynunda taşıdığın o çelik kolyeye gitti.
Ve son olarak Felix’in mezarının önüne diz çöktün.
Onun mermer taşına sarı papatyalar bıraktın. Parmak uçlarınla taşa kazınmış ismini okşarken, rüzgâr hafifçe saçlarını dalgalandırdı. Sanki fısıldayan rüzgâr değil de Felix’in o derin, huzur veren sesiydi: "Yaşıyorsun, teşekkür ederim."
"Sözümü tuttum," dedin sessizce, gözlerinden süzülen ılık yaşlar toprağa düşerken. "Karanlığı bıraktım. Artık hiç kimse canımı yakamaz, hiç kimse beni o kanlı dünyaya geri çekemez."
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldın. Canın hâlâ yanıyordu, yoklukları her gün göğsünü sıkıştırıyordu; ama artık bu acıyı bir yıkım olarak değil, onların sana hediyesi olan hayata duyduğun saygıyla taşıyordun. Her gün buraya gelmek, onların anısını taze tutmak senin bu dünyadaki en büyük ve en temiz görevin olmuştu.
Ayağa kalktın, üzerindeki siyah ceketi düzelttin. Tepeden aşağı Seul manzarasında batan güneşe baktın. Sekiz gölge artık arkanda bir yük değil, seni hayata bağlayan sekiz koruyucu melek olarak yanında yürüyordu.
SON...
Bölüm etkileşimi
