Bölümler 14Şu an: Gözlerin Kapandığı Yer
- 1 Gözlerin Kapandığı Yer114 kelime
- 2 Gözlerin Kapandığı Yer323 kelime
- 3 Gözlerin Kapandığı Yer241 kelime
- 4 Gözlerin Kapandığı Yer275 kelime
- 5 Gözlerin Kapandığı Yer302 kelime
- 6 Gözlerin Kapandığı Yer296 kelime
- 7 Gözlerin Kapandığı Yer315 kelime
- 8 Gözlerin Kapandığı Yer393 kelime
- 9 Gözlerin Kapandığı Yer459 kelime
- 10 Gözlerin Kapandığı Yer421 kelime
- 11 Gözlerin Kapandığı Yer380 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Gözlerin Kapandığı Yer422 kelime
- 13 Gözlerin Kapandığı Yer435 kelime
- 14 Gözlerin Kapandığı Yer262 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
10. Bölüm
Tersanenin soğuk betonuna sızan kan, günün ilk ışıklarıyla birlikte kururken Seul sokakları hiç bu kadar sessiz olmamıştı.
Felix’in cansız bedenini eve getirdiğiniz o gece, malikanedeki tüm ışıklar söndürüldü. Günlerdir kimse tek bir kelime etmiyordu. O devasa evin geniş koridorlarında artık sadece ölümün ağır kokusu ve tutulan yasın kasveti dolanıyordu.
Odanın ortasında, halının üzerine çökmüş halde oturuyordun. Üzerindeki kıyafetleri değiştirmemiştin; Felix’in kurumuş kanı hâlâ ceketinde, ellerindeydi. Dizlerini göğsüne çekmiş, boş gözlerle karşı duvara bakıyordun. Felix’in bileğine sardığı ve geride bıraktığı o sargı bezi parmaklarının arasında sımsıkı duruyordu.
Kapı yavaşça açıldı. İçeri giren Bang Chan’dı.
Gözlerinin altı mosmor olmuştu, o her zamanki dik duruşundan eser yoktu. Elindeki sıcak havlu ve temiz kıyafetlerle yanına diz çöktü. Konuşmadı. Sadece havluyu ılık suya bastırıp hafifçe elini tuttu. Yavaşça, parmaklarındaki kurumuş kan izlerini silmeye başladı.
"Benim yüzümden..." dedin. Günler sonra ağzından çıkan ilk kelimeler bunlardı. Sesin o kadar kısıktı ki Chan bile zor duydu. "Eğer öne atılmasaydım, eğer Seon-woo ile konuşmaya çalışmasaydım... o hâlâ hayattaydı. O benim için öldü Chan."
Chan’ın elleri bir an için duraksadı. Göz pınarlarından süzülen bir damla yaş, elindeki havluya damladı. Başını kaldırıp gözlerinin içine baktı.
"Felix senin için ölmedi Min Seo," dedi Chan, sesi titreyerek. "Felix seni yaşatmayı seçti. O, bu ailede hepimizin yapacağı şeyi yaptı. Seni korumak onun vicdanıydı, sevgisiydi."
"Ama ben bu acıyla nasıl yaşayacağım?" diye fısıldadın, hıçkırıkların boğazını düğümlerken.
Chan elindeki havluyu bırakıp seni sımsıkı kollarının arasına aldı. Başını göğsüne bastırdı. "Birlikte yaşayacağız," dedi Chan. "Felix’in bize bıraktığı hayatı, onun anısını koruyarak yaşayacağız. Seni bu karanlıkta tek başına bırakmayacağım, söz veriyorum."
O an kapının eşiğinde diğerlerinin belirdiğini gördün.
Minho, gözlerindeki o sertliği tamamen kaybetmiş halde pervaza yaslanmıştı. Hyunjin yanına diz çöküp diğer elini tuttu; gözyaşları sessizce yanaklarından süzülüyordu. Changbin, I.N ve Han arkada yan yana durmuş, başlarını öne eğmişlerdi. I.N’in elinde Felix’in sürekli taktığı o küçük çelik kolye vardı.
Hyunjin fısıldadı: "Seni kaybetseydik, Felix’in fedakarlığı bir hiç olurdu Min Seo. Artık sadece babanın değil... Felix’in de mirası sensin."
Minho öne çıkıp kırık bir sesle ekledi: "Bu aile çok kayıp verdi. Ama ilk defa birimiz, arkasında birini yaşatabilmek için gitti. Felix seni yaşattı. Biz de seni korumaya devam edeceğiz."
O karanlık odada, altı adam ve sen, kaybettiğiniz parçanızın etrafında bir kenetlendiniz. Acı eksilmedi, göğsündeki o derin delik kapanmadı; ama artık o yükü tek başına taşımıyordun.
Devam Edecek...
Bölüm etkileşimi
