Bölümler 14Şu an: Gözlerin Kapandığı Yer
- 1 Gözlerin Kapandığı Yer114 kelime
- 2 Gözlerin Kapandığı Yer323 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Gözlerin Kapandığı Yer241 kelime
- 4 Gözlerin Kapandığı Yer275 kelime
- 5 Gözlerin Kapandığı Yer302 kelime
- 6 Gözlerin Kapandığı Yer296 kelime
- 7 Gözlerin Kapandığı Yer315 kelime
- 8 Gözlerin Kapandığı Yer393 kelime
- 9 Gözlerin Kapandığı Yer459 kelime
- 10 Gözlerin Kapandığı Yer421 kelime
- 11 Gözlerin Kapandığı Yer380 kelime
- 12 Gözlerin Kapandığı Yer422 kelime
- 13 Gözlerin Kapandığı Yer435 kelime
- 14 Gözlerin Kapandığı Yer262 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1. Bölüm
Yağmur Seul’ün karanlık sokaklarını ıslatırken, kulüpten yükselen bas sesleri beton duvarları titretiyordu. Masanın üzerindeki kadehten sızan kırmızılık, gecenin geri kalanında dökülecek kanın habercisi gibiydi.
Bang Chan, deri koltuğunda geriye yaslanmış, elindeki puroyu ağır ağır tüttürüyordu. Gözleri, harita üzerine serilmiş şehir haritasından bir an bile ayrılmıyordu.
"Minho, limandaki sevkiyat gecikti," dedi Chan, sesi o kadar sakindi ki, arkasındaki fırtınayı sadece onu yıllardır tanıyanlar anlayabilirdi. "Karşı tarafın sabrımızı sınamasına izin vermeyeceğiz."
Minho, kelebek bıçağını parmaklarının arasında zahmetsizce çevirirken hafifçe gülümsedi. "Endişelenme lider. Felix ve I.N çoktan yüksek binalardaki yerlerini aldı. Bir yanlış hareketlerinde ikisinin de işi biter."
O sırada kapı sertçe açıldı. İçeriye üstü başı hafif tozlanmış, ama bakışlarındaki sertlikten hiçbir şey kaybetmemiş olan Changbin girdi. Arkasından da ekranların başından yeni kalktığı her halinden belli olan Han geliyordu.
"Chan," dedi Changbin, sesinde bastırmaya çalıştığı bir gerginlikle. "Mesele sadece sevkiyat değil. Min Seo..."
Adın geçmesiyle birlikte odadaki tüm hava bir anda değişti. Hyunjin oturduğu köşeden kafasını kaldırdı, gözlerindeki o alaycı ifade yerini anında ciddiyete bıraktı.
Han, tabletini masaya fırlatıp ekrandaki kırmızı sinyali gösterdi. "Min Seo'nun sinyali merkezden uzakta, rakiplerin kontrol ettiği bölgede yanıp sönüyor. Birisi bizim içimizdeki bilgi akışını dışarı sızdırdı ve onu yem olarak kullandılar."
Bang Chan ayağa kalktı. Puroyu kül tablasında ezerek söndürdü. Gözlerindeki soğukkanlılık yerini katı bir kararlılığa bırakmıştı.
"Felix ve I.N'e haber verin, pozisyon değiştiriyorlar," dedi Chan, ceketini giyerken. "Changbin, arabaları hazırla. Min Seo'ya tek bir zarar gelirse, bu şehri o çetenin başına yıkarım."
Deponun soğuk ve rutubetli atmosferinde, ellerin arkadan bir sandalyeye sıkıca bağlanmıştı. Karşındaki gölgelerin arasından adım sesleri gelirken, başını dik tuttun. Korkunu göstermemek, bu ailede öğrendiğin ilk kuraldı.
Dışarıdan önce tek bir el silah sesi yükseldi. Ardından derin bir sessizlik... Ve hemen sonra deponun ağır demir kapısı büyük bir gürültüyle çöktü.
Dumanların arasından ilk beliren siluet, elindeki silahı aşağıya doğru tutan Felix'ti. Yüzündeki çillerin üzerinde birkaç damla kan vardı ama gözleri doğrudan seni bulduğunda o sert bakışları bir anlığına yumuşadı.
"Geç kaldık mı, Min Seo?"
Devam Edecek...
Bölüm etkileşimi
