Bölümler 14Şu an: Gözlerin Kapandığı Yer
- 1 Gözlerin Kapandığı Yer114 kelime
- 2 Gözlerin Kapandığı Yer323 kelime
- 3 Gözlerin Kapandığı Yer241 kelime
- 4 Gözlerin Kapandığı Yer275 kelime
- 5 Gözlerin Kapandığı Yer302 kelime
- 6 Gözlerin Kapandığı Yer296 kelime
- 7 Gözlerin Kapandığı Yer315 kelime
- 8 Gözlerin Kapandığı Yer393 kelime
- 9 Gözlerin Kapandığı Yer459 kelime
- 10 Gözlerin Kapandığı Yer421 kelime
- 11 Gözlerin Kapandığı Yer380 kelime
- 12 Gözlerin Kapandığı Yer422 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Gözlerin Kapandığı Yer435 kelime
- 14 Gözlerin Kapandığı Yer262 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
11. Bölüm
Yağmur gecenin karanlığını bir bıçak gibi keserken, rüzgâr yangının uğultusuyla birleşip çığlık atıyordu.
Ailenin tüm uyarılarına rağmen girdiniz o kapıdan. Sığınağın alt katındaki depoda Seon-woo’nun adamları yoktu; sadece geri sayımı başlayan kırmızı rakamlar ve dört bir yanınızı saran ağır makineli sesleri vardı.
Tuzak kusursuzdu.
"GERİ ÇEKİLİN!" diye bağırdı Bang Chan. Sesindeki o sarsılmaz lider tonu ilk defa tamamen kırılmış, yerini saf bir dehşete bırakmıştı.
Ama çok geçti. Üst platformlardan yağmaya başlayan kurşun yağmuru anında etrafı cehenneme çevirdi.
İlk düşen I.N oldu. Keskin nişancı tüfeğini bile doğrultamadan, göğsüne isabet eden iki kurşunla sırtüstü yere serildi. Gözleri sana kilitlenmişti; ağzından tek bir kelime çıkmadı, sadece elindeki kolye beton zeminde tınlayarak yuvarlandı.
"I.N!" diye haykırdı Changbin. Devasa gövdesiyle öne atılıp onu çekmeye çalışırken, çapraz ateşin ortasında kaldı. Sırtına saplanan onlarca kurşunla dizlerinin üzerine çöktü. Son ana kadar bedenini sana siper etmeye çalıştı; başı öne düştüğünde elleri hâlâ senin yönünü gösteriyordu.
"Min Seo, arkama geç!" Minho kelebek bıçağını çekip seni dev bir çelik sütunun arkasına itti. Ama yukarıdan atılan bir el bombası hemen yanlarında patladı. Patlamanın şiddetiyle Minho duvara çarptı. Dumanlar arasından sana son kez baktı, yanaklarından süzülen kanın arasından hafifçe gülümsedi ve gözleri yavaşça kapandı.
Kurşun sesleri çınlıyor, zemin titriyordu.
Han, bilgisayarının başında, çatıdan çöken enkazın altında kaldı. "Üzgünüm..." diye fısıldayabildi kulaklıktan gelen son sesinde. "Sistemleri... kapatamadım..."
"RUN!" diye bağırdı Hyunjin. Seni kolundan tutup patlamaların arasından çıkarmak için koştu. Ama tam kapıya ulaştığınız an, karanlığın içinden patlayan tek bir el silah sesi Hyunjin’i durdurdu. Kalbinin üzerine isabet eden kurşunla sendeleyerek yere düştü. Parmakları senin elinden kayarken, "Yaşa..." diye fısıldadı. "Lütfen... yaşa..."
Son olarak Bang Chan... Ailenin çelikten lideri.
Üzerine gelen altı adamı silahsızlandırıp devirmek için kendi bedenini hiçe saydı. Vücuduna saplanan kurşunlara rağmen durmadı. Seni deponun tek kaçış tüneline doğru iterken ağır demir kapının kolunu dışarıdan kilitledi. Seni içeri kapattı.
Camın arkasından sana baktı. Yüzü kan içindeydi. "Sana... onları ve seni koruyacağıma söz vermiştim," dedi Chan, sesi patlama seslerinin arasında boğulurken. "Bizi unutma, Min Seo."
Saniyeler sonra tüm depo dev bir patlamayla çöktü. Yangın ve beton bloklar Chan’ın ve diğerlerinin üzerini kapladı.
Tünelin sonundaki soğuk sokakta, yağmurun altında tek başına dizlerinin üzerine çöktün.
Sessizlik...
Artık kulaklığında Han’ın sesi yoktu. Minho’nun alaycı gülümsemesi, Changbin’in sert ama koruyucu varlığı, I.N’in sessiz gözlemleri, Hyunjin’in zarif dokunuşları, Felix’in fedakarlığı ve Bang Chan’ın sarsılmaz koruması... Hepsi o yangının ve molozların altında kalmıştı.
Ellerin toprağa gömüldü. Kıyafetlerinde yedisinin de kanı, kalbinde ise taşınması imkânsız bir hayatta kalma yükü vardı.
Şehir her zamanki gibi ışıl ışıldı ama sen, o sekiz kişilik mafya ailesinden geriye kalan tek canlı ruhtun.
Devam Edecek...
Bölüm etkileşimi
