5. bölüm / 6
Görmediğini SöyleBölüm 5~ Seni Unutmadım
Bölümler 6Şu an: Bölüm 5~ Seni Unutmadım
Lal, sabah telefonunun titreşmesiyle uyandı. Ekranda Aras’ın adı vardı.
Aras: Bugün akşam yemeğine çıkalım mı?Dün doğru düzgün konuşamadık.
mesajı okudu, ardından telefonu yastığının yanına bıraktı. Dün gece duyduğu cümle hâlâ kulaklarında çınlıyordu. “Bende seni özledim.”
Aras’ın kiminle konuştuğunu bilmiyordu. Belki sekreteriydi, belki de hayatında henüz adını bile bilmediği başka bir kadın vardı. Ama artık bunun tek bir cevabı olduğundan emindi: Kocası kendisinden bir şeyler saklıyordu.
Telefonunu yeniden eline aldı.
Lal: Olur saat kaçta? Cevap hemen geldi.
Aras: Sekizde seni alırım. Seni seviyorum bebeğim.
Lal ekrana bakakaldı. İnsan, bir zamanlar kendisini mutlu eden iki kelimeden nasıl bu kadar nefret edebilirdi? Mesajı cevapsız bıraktı ve yataktan kalktı. Bugün kendisini toparlaması gerekiyordu. Aras’ın ihanetini ortaya çıkarmak için hâlâ bir kanıta ihtiyacı vardı. Duydukları, gördükleri ve hissettikleri onun için yeterliydi ama bir boşanma sürecinde yeterli olup olmayacağını bilmiyordu. Üstelik artık yalnızca Aras’la uğraşmıyordu.Son günlerde içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk vardı. Sanki hayatında bir şeyler değişiyor, ama ne olduğunu henüz anlayamıyordu. Bunun nedenini birazdan öğrenecekti. Saat on bire doğru Lal mutfakta kahvesini hazırlarken telefonu yeniden titredi. Bilinmeyen bir Numara mesajı açtı.
Bilinmeyen numara: Günaydın, Lal
lal’in kaşları çatıldı.
Numarayı tanımıyordu. Mesajı gönderen kişi de kendisini tanıtmamıştı. Bir süre ekrana baktıktan sonra kısa bir cevap yazdı.
Lal:Kimsiniz?
Mesaj gönderildi. Bekledi. Bir dakika geçti. Sonra iki dakika. Cevap gelmedi. Lal omuz silkti. Yanlış numara olabilirdi. Telefonu tezgâha bırakıp kahvesini aldı. Tam mutfaktan çıkacakken yeni bir mesaj geldi.
Bilinmeyen Numara: Hala sabah kahveni şekersiz içiyorsun, değil mi?
Lal’in adımları kesildi. Elindeki fincanı yavaşça tezgâha bıraktı. Şekersiz kahve içtiğini herkes bilmezdi. Aras bilirdi. Birkaç yakın arkadaşı da belki. Ama bu numara neden böyle bir şey yazmıştı?Telefonu eline alıp yeniden yazdı.
Lal:Kimsiniz?
Bu kez cevap daha hızlı geldi.
Bilinmeyen Numara: Beni tanımadın mı?
Lal’in içini açıklayamadığı bir ürperti kapladı. Numarayı tekrar kontrol etti. Kayıtlı değildi. Profil fotoğrafı yoktu. Hakkında kısmı da boştu.
Lal: Tamımadığım insanlarla konuşmuyorum. Bir daha yazmayın.
Gönderdi. Ardından numarayı engellemeyi düşündü. Başparmağı ekranın üzerinde bekledi. Sonra kendine kızdı. Alt tarafı bilinmeyen bir numaraydı. Neden bu kadar gerilmişti?Numarayı engelledi ve telefonunu çantasına koydu. Fakat içindeki huzursuzluk geçmedi. Çünkü mesajdaki cümle, tanımadığı birinin rastgele yazacağı türden değildi. “Beni tanımadın mı?” Lal, bu sorunun cevabını gerçekten bilmek istemediğini fark etti. Öğleden sonra Lal dışarı çıktı. Birkaç işi vardı ve evde tek başına kalmak istemiyordu. Kalabalık caddelerde yürürken vitrinlere bakıyor, kendisini günlük hayatın sıradanlığına kaptırmaya çalışıyordu. Bir kafeye girip pencere kenarındaki masaya oturdu. Garson siparişini aldıktan sonra Lal telefonunu çıkardı. Aras’tan yeni bir mesaj gelmişti.
Aras: Akşam için hazır ol. Güzel bir yere gidecegiz.
Lal cevap yazmak üzereyken telefonun ekranında bir bildirim belirdi. Bilinmeyen bir numaradan. Lal’in yüzündeki ifade değişti. Numarayı engellemişti. Mesajı açtı.
Bilinmeyen Numara:Beni engellemen kalbimi kırdı.
Lal’in kalbi hızlandı. Numara farklıydı. Demek ki kendisine ulaşmak isteyen kişi, engellediği numaradan değil, başka bir numaradan yazıyordu. Hemen mesajı açıp numarayı kaydetmeden ekran görüntüsü aldı.
Lal:Bana bir daha yazmayın. Aksi halde polise başvuracağım.
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
Bilinmeyen Numara:Hala eskisi gibi çabuk sinirleniyorsun.
Lal’in parmakları soğudu. Eskisi gibi? Bu kişi onu gerçekten tanıyor muydu?Bir an çocukluğundan, geçmişinden, uzun zamandır görüşmediği insanlardan bazıları aklına geldi. Aklında bir kişi vardı onu düşündüğünde bile içi ürperiyordu ama onun yazması imkansızdı o yüzden ondan şüphelenmedi.
Telefonunu kapatıp çantasına koydu. Kafeden çıkarken camdaki yansımasına göz gezdirdi. Sokakta yürüyen insanlar vardı. Bir taksi durmuş, kaldırımda iki kadın konuşuyordu. Her şey normal görünüyordu. Yine de Lal, birkaç kez arkasına bakma ihtiyacı hissetti. Kimse ona dikkat etmiyor gibiydi. Belki de bütün bunlar anlamsız bir şakaydı. Ama şakaysa, neden kendisini bu kadar huzursuz ediyordu?
Akşam saat sekizde Aras, Lal’i almaya geldi. Lal arabaya bindiğinde Aras ona çiçek uzattı.
“Senin için.”
Lal çiçeklere baktı. Beyaz güller. Bir zamanlar en sevdiği çiçeklerdi.“Teşekkür ederim.”
Aras gülümsedi.
“Beğenmedin mi?”
“Beğendim.”
“Pek öyle görünmüyorsun.”
Lal çiçekleri kucağına bıraktı.“Biraz başım ağrıyor. Hepsi bu.”
Aras onun elini tuttu.“İstersen eve dönebiliriz.”
Lal elini çekmedi. Ama artık Aras’ın dokunuşu ona eskisi gibi hissettirmiyordu. “Hayır. Gidelim.”
Yol boyunca Aras işlerinden bahsetti. Lal onu dinliyormuş gibi yaptı. Arada bir soru sordu, gülümsedi ve gerektiğinde başını salladı. Sonra trafik ışığında durduklarında Aras’ın telefonu çaldı. Ekranda bir isim belirdi. Lal yalnızca birkaç harf görebildi. Aras telefonu hemen ters çevirdi.
“Bakmayacak mısın?” diye sordu Lal.
Aras ona döndü.“İşten biri.”
“Bu saatte mi?“
“Bazen oluyor.”
Lal camdan dışarı baktı.“Tabii.”
Aras birkaç saniye sustu.
“Bana bir şey mi söylemek istiyorsun?”
Lal’in kalbi bir an hızlandı. Söylemek istediği çok şey vardı. Telefonundaki mesajı yüzüne göstermek, sekreterinin adını sormak, geceleri kiminle konuştuğunu öğrenmek istiyordu. Ama henüz değil.“Hayır,” dedi. “Sadece yorgunum.”
Aras başını salladı ve yeniden yola koyuldu. Lal, kucağındaki çiçeklere baktı. Beyaz güllerin yapraklarından birini parmaklarının arasında çevirdi. İnsan, birine ait olduğunu düşündüğü her şeyin aslında başka birine de ait olabileceğini ne zaman anlardı? Belki de bir mesaj okuduğunda. Belki bir yabancının sesini duyduğunda. Ya da kendisine uzatılan çiçeklerin artık hiçbir anlamı kalmadığında.
Yemekten sonra Aras, Lal’i eve bıraktı ve yeniden dışarı çıkması gerektiğini söyledi.
“Bir işim çıktı. Çok geç kalmam.”
Lal bu cümleyi artık ezbere biliyordu.
“Tamam.”
Aras yanağına bir öpücük kondurdu.“Uyu sen. Bekleme beni.”
Lal gülümsedi.“Beklemem.”
Kapı kapandıktan sonra birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Ardından çantasını masaya bıraktı ve telefonunu çıkardı. Yeni bir mesaj vardı. Bilinmeyen bir numaradan. Bu kez mesajın içinde yalnızca tek bir cümle yazıyordu.
Bilinmeyen Numara:Kocan yine seni yalnız bıraktı.
Lal’in boğazı düğümlendi. Mesajı tekrar okudu. Sonra bir kez daha. Bu kişi nereden biliyordu? Aras’ın evden çıktığını mı görmüştü? Onu mu takip ediyordu? Yoksa Lal’in hayatını sandığından çok daha yakından mı izliyordu? Telefon çaldı.Lal irkildi. Arayan numara gizliydi. Ekrana bakarken nefesini tuttu. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra sustu. Hemen ardından yeni bir mesaj geldi.
Bilinmeyen Numara: Açmayacak mısın? Eskiden sesini duymak için bu kadar beklemezdim.
Lal’in yüzündeki bütün renk çekildi. Telefonu elinden düşürecek gibi oldu. Bu artık sıradan bir mesaj değildi.
Bu kişi onu tanıyordu. Geçmişini biliyordu. Ve Lal’in hatırlamak istemediği bir şeyin kapısını aralıyordu.
Titreyen parmaklarıyla mesajın ekran görüntüsünü aldı. Sonra numarayı aramak istedi, ancak aramadan önce durdu. Ya karşısındaki kişi gerçekten düşündüğü kişiyse ?Ya yeniden hayatına girmişse? Lal’in zihninde onun yüzü belirdi. Bir süre sonra telefonuna son bir mesaj geldi.
Bilinmeyen Numara:Merak etme, Lal bir yere gitmedim.
Lal yavaşça koltuğa oturdu. Evin sessizliği bir anda dayanılmaz hâle gelmişti. Pencerelere baktı. Perdeler kapalıydı. Kapı kilitliydi. Her şey yerli yerindeydi. Ama kendisini güvende hissetmiyordu. Telefonunu eline alıp Aras’ın numarasını açtı. Ona her şeyi anlatmayı düşündü. Sonra vazgeçti. Aras’a bile güvenemediğini fark etmek, aldığı mesajlardan daha fazla canını yakmıştı.
Lal telefonunu kapattı ve göğsüne bastırdı. Karanlık camda kendi yansımasını gördü.
“Kim olduğunu biliyorum,” diye fısıldadı.
Henüz.Şehrin başka bir köşesinde, karanlık bir odada bir telefon ekranı aydınlandı.
Gönderilen mesajların yanında küçük birer teslim işareti vardı.
Ekranın sahibi, Lal’in son mesajına cevap vermediğini görünce telefonu masaya bıraktı.
Bir süre sessizce oturdu. Sonra çekmeceden eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta küçük bir kız vardı. Gülümsüyordu.
Fotoğrafın kenarları sararmış, yüzeyinde yılların izleri oluşmuştu. Buna rağmen kızın yüzü hâlâ seçilebiliyordu.
Parmak, fotoğraftaki yüzün üzerinde yavaşça gezindi. “Beni unuttuğunu mu sanıyorsun?” diye fısıldadı karanlıktaki ses.
Odanın sessizliğinde bu sözler bir süre asılı kaldı. Ardından fotoğraf yeniden çekmeceye kondu. Telefon tekrar eline alındı. Yeni bir mesaj yazmadı.
Henüz değil. Çünkü bazı insanlar, geri dönmeden önce karşılarındaki kişinin korkusunu hissetmesini isterdi. Ve Lal, geçmişinin çoktan geride kaldığına inanırken o geçmiş, sessizce ona doğru yaklaşmaya başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
