Bölüm 3~ Davet

Vaveyla Yazarı: Elif A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3~ Davet

Karan.
Karan, elindeki dosyayı ona uzatırken yüzünde belli belirsiz bir gülümseme taşıyordu. “Yine karşılaştık.”
Lal dosyayı elinden aldı.“Beni takip mi ediyorsun?”
Karan kaşını kaldırdı.“Bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum.”
“Önemli değilim zaten. O zaman beni rahat bırak.”
Karan’ın gülümsemesi biraz silindi. Lal’in yüzüne dikkatle baktı. Dün geceki hâlinden farklı görünüyordu. Saçları düzgün, kıyafetleri özenliydi. Kendini toparlamıştı. Ama gözlerinin altında, saklamaya çalıştığı yorgunluk hâlâ duruyordu.
“Dün gece olanları unutacağını söylemiştin,” dedi Lal.
“Hayır.”
Lal’in kaşları çatıldı.“Ne demek hayır?”
“Söylemeyeceğimi söyledim. Unutacağımı değil.”
“Aras’a anlatacak mısın?”
Karan birkaç saniye cevap vermedi.“Bunu neden bu kadar önemsiyorsun?”
“Çünkü benim evliliğim. Benim hayatım.”
“Öyleyse dün gece neden hayatını tanımadığın bir adama para vererek mahvetmeye çalışıyordun?”
Lal’in yüzü sertleşti.“Beni yargılamaya hakkın yok.”
“Yargılamıyorum.”
“Öyle mi? O zaman ne yapıyorsun?”
Karan gözlerini ondan ayırmadı.“Anlamaya çalışıyorum.”
Lal kısa, acı bir kahkaha attı.“Beni anlamana ihtiyacım yok.”
“Güzel. Çünkü ben de seni anladığımı iddia etmedim.”
Bir süre birbirlerine baktılar. Lobide insanlar gelip geçiyor, telefonlar çalıyor, resepsiyondaki görevliler misafirlerle ilgileniyordu.
Fakat Lal, etraflarındaki seslerin giderek uzaklaştığını hissetti.Karan’ın yanında kendini rahat hissetmiyordu. Çünkü bu adam, başkalarının fark etmediği şeyleri fark ediyor gibiydi.
“Bir daha karşıma çıkma,” dedi Lal.
Karan hafifçe başını yana eğdi. “Burası benim otelim değil, Lal. Ama senin de değil.”
Lal’in çenesi gerildi.“Ne kadar komiksin.”
“Bunu daha önce de duydum.”
“Eminim.” Lal arkasını dönüp gitmek istedi. Ancak birkaç adım sonra Karan’ın sesi yeniden duyuldu.
“Lal.”
İstemese de durdu.
“Dün geceki adamı kullanmak zorunda değildin.”
Lal yavaşça arkasını döndü. Gözlerinde öfke vardı ama bu kez öfkenin altında başka bir şey de saklıydı.“Benim ne yapmak zorunda olduğuma sen karar veremezsin.”
“Doğru.” Karan’ın beklenmedik sakinliği onu daha da sinirlendirdi.
“Öyleyse karışma.”
“Karışmıyorum.”
“Bana öyle gelmiyor.”
Karan bir adım bile yaklaşmadı.“Her şeyi bir karşılık bekleyerek yapmıyorum, Lal.”
Lal bir an sustu.Bu cümleyi neden söylediğini anlayamamıştı. Üstelik ondan bir iyilik istediği de yoktu.“Ben senden bir şey istemedim,” dedi
“Biliyorum.”
“Güzel.” Lal arkasını döndü ve bu kez durmadan yürüdü.
Karan ise olduğu yerde kaldı. Ardından gitmedi. Onu durdurmaya çalışmadı. Sadece bir süre arkasından baktı.
Lal, asansörün kapıları kapanırken derin bir nefes aldı. Karan’ın söyledikleri canını sıkmıştı. Daha da kötüsü, onun karşısında kendini savunmak zorunda hissetmişti. Oysa kimseye açıklama borcu yoktu. Özellikle de Aras’ın arkadaşına.
Akşam eve döndüğünde Aras hâlâ gelmemişti. Lal ayakkabılarını çıkarıp salona geçti. Çantasını koltuğa bıraktı ve bir süre sessizce oturdu.
Gün boyunca kendini meşgul etmeye çalışmıştı ama zihni yine aynı yere dönüyordu. Aras’ın sekreteri. O mesaj. Ve bilmediği daha kaç şey olduğu…
Ayağa kalkıp çalışma odasına yöneldi. Aras’ın bilgisayarına bakmayı düşündü, fakat odanın kapısına geldiğinde durdu. Şifresini bilmiyordu. Telefonunu da her zamanki gibi yanında taşıyordu.
Lal dudaklarını birbirine bastırdı. Bir yol bulacaktı. Tam geri dönecekken giriş kapısının açıldığını duydu. Aras eve gelmişti.
“Lal?”
“Buradayım.”
Aras ceketini çıkararak salona girdi. Onu görünce gülümsedi, eğilip yanağına bir öpücük kondurdu.“Yemek yedin mi?”
“Evet.”
“Günün nasıl geçti?”
Lal kocasının yüzüne baktı. Bir zamanlar bu sorunun içindeki ilgiyi arardı. Şimdi ise yalnızca bir rolün parçası olup olmadığını düşünüyordu.
“İyiydi,” dedi.
Aras başını sallayıp telefonunu cebinden çıkardı. Ekrana düşen bildirime kısa bir bakış attı.
Lal bunu fark etti.
Aras mesajı açmadan telefonu tekrar cebine koydu.
“Ben bir duş alayım,” dedi. “Sonra konuşuruz.”
Merdivenlere yöneldiğinde Lal’in bakışları istemsizce telefonunun bulunduğu cebe kaydı. Bir bildirim. Sadece bir bildirim. Ama Lal artık küçük şeyleri görmezden gelmeyecekti. Aras yukarı çıktığında salonda tek başına kaldı. Birkaç dakika sonra telefonunu eline aldı ve daha önce kaydettiği ekran görüntüsünü açtı. Mesajı tekrar okudu.
Lal hiç bir şeyden şüphelenmiyor, dimi?
Dudaklarından sessiz bir cümle döküldü.“Henüz.”Telefonu kapattı.
Aras’ın kendisini aldattığını biliyordu. Ama bunun ne zamandır sürdüğünü, sekreterinin onun için ne ifade ettiğini ve Aras’ın bu konuda ne kadar ileri gittiğini bilmiyordu. Bunları öğrenecekti. Ve öğrendiğinde, Aras’ın karşısına gözyaşlarıyla değil, inkâr edemeyeceği gerçeklerle çıkacaktı.

Aynı saatlerde Karan, evinin çalışma odasında oturuyordu. Önündeki dosyaya bakıyor gibi görünse de dikkati başka yerdeydi. Gün içinde yaşadığı karşılaşma, istemediği hâlde aklına tekrar tekrar geliyordu. Lal’in öfkesi…Kendini savunurken sesinin titrememesi için gösterdiği çaba… Ve gözlerinde sakladığı o yorgunluk. Karan kalemini masaya bıraktı. “Ne yaşıyorsun sen?” diye mırıldandı. Sorunun cevabını bilmiyordu.
Bildiği tek şey, Lal’in dün gece sıradan bir hata yapmış gibi görünmediğiydi. Sanki bir şeyden kaçıyordu. Sanki uzun zamandır taşıdığı bir yük, sonunda onu dayanamayacağı bir noktaya getirmişti. Ama bu, Karan’ın onun hayatına karışması gerektiği anlamına gelmiyordu. En azından kendine böyle söylüyordu.
Telefonu çaldı. Arayan Aras’tı.Karan ekrana baktı, ardından telefonu açtı.
“Ne var?”
“Bu ne biçim cevap?” Aras’ın sesi her zamanki gibi rahat çıkıyordu.
“Yarın akşam müsait misin?”
“Duruma bağlı.”
“Bir yemek ayarladım. Gel.”
Karan sandalyesine yaslandı.“Davet mi ediyorsun, emir mi veriyorsun?”
“İkisi arasındaki farkı hâlâ öğrenemedin mi?”
Karan istemsizce güldü. “Yarın bakarım.”
“Bakırsın tabii. Neyse, haberleşiriz.”
Telefon kapandı. Karan bir süre ekrana baktı. Aras, her zamanki Aras’tı. Rahat, kendinden emin ve hiçbir şey olmamış gibi davranan adam…
Telefonunu masaya bıraktı ve önündeki dosyaya döndü.
Ne var ki aklı, istemediği hâlde başka birine kayıyordu oda Lal’dı.
Otelin lobisinde karşılaştıkları an gözünün önüne geldi. Lal’in kendisine yönelttiği öfkeli bakışlar, konuşurken sesine yerleşen o keskinlik… Ve bir anlığına gözlerinde gördüğü kırgınlık.
Karan kalemini parmaklarının arasında çevirdi. “Başımı belaya sokacağım,” diye mırıldandı.
Sonra dosyasını kapattı. Yarın akşam Aras’la yemek yiyecekti. Lal’in de gelip gelmeyeceğini bilmiyordu.
Zaten neden gelsin ki? Bu, iki yakın arkadaşın sıradan bir akşam yemeğiydi. En azından öyle olması gerekiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.