Bölüm 6~ Geçmişin Ayak İzleri

Vaveyla Yazarı: Elif A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 6~ Geçmişin Ayak İzleri

Sabah, Lal’in odasına vuran güneş ışığıyla başladı. Gece boyunca uyuyamamıştı. Telefonunu defalarca kontrol etmiş, sabaha karşı gelen son mesajı yeniden okumuştu.

“Beni bulmaya çalışma, Lal henüz değil.”
Bu cümlede onu rahatsız eden bir şey vardı. Sanki karşısındaki kişi yalnızca geçmişten söz etmiyor, geleceği de kendi istediği gibi belirlemeye çalışıyordu.
Lal yatağından kalktı. Telefonunu çantasına koydu ve aynanın karşısına geçti. Bugün bir karar vermişti. Korkmayacaktı. En azından bunu kimseye belli etmeyecekti.
Tam odasından çıkacakken telefonu yeniden titredi. Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
“Büyümüşsün.”
Lal’in parmakları ekranın üzerinde durdu. Tek kelime. Ama o kelime, boğazında düğümlenen bir şey gibi hissettirmişti. Ardından ikinci mesaj geldi.
“Yine de bazı şeyler hiç değişmiyor. Lal”

telefonu sıkıca kavradı. Bu kez mesajın arkasındaki kişiyi düşünürken zihninde beliren ihtimali hemen uzaklaştırmadı. Aksine, daha önce fark ettiği bütün ayrıntıları bir araya getirdi. Geçmişe dair konuşma biçimi… Lal’in unutmuş olabileceği şeyleri hatırlatırken seçtiği o tuhaf ifadeler… Kalbi hızlandı. Aklına gelen ismi içinden geçirdi. Sonra gözlerini kapattı.
Hayır. Bunu kimseye söylemeyecekti. Henüz elinde o olduğuna dair kesin bir kanıt yoktu. Üstelik karşısındaki kişi, onun ne düşündüğünü öğrenirse bir sonraki adımını da değiştirebilirdi. Lal mesajı sildi. Ama numarayı ezberlemeye çalışmak yerine ekran görüntüsünü aldı ve gizli bir klasöre kaydetti.

Bu kez oyunu kendi kuracaktı.
Aşağı indiğinde Karan’ı salonda buldu. Karan, koltuğun kenarına oturmuş, Aras’la beraber önündeki evrakları inceliyordu.
Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı; kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı. Lal’in ayak seslerini duyunca başını kaldırdı.
“Günaydın.”
Lal kısa bir bakış attı. “Günaydın.”
Karan önündeki dosyayı kapattı.“Bugün bir yere gidiyor musun?”
“Henüz bilmiyorum.”
“Güzel.”
Lal kaşlarını kaldırdı.“Nesi güzel?”
Karan’ın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Çünkü benimle gelmeni isteyecektim.”

“Nereye?”
“Bugün için bir görüşme ayarladım. Bir süredir üzerinde çalıştığımız işle ilgili. Karşı taraf yüz yüze görüşmek istiyor.”
Lal birkaç saniye onu süzdü.
“Seninle neden geliyorum?”
Aras anlamamış bakışlarla Karan’a bakıyordu. “Neden.”
Karan hafifçe arkasına yaslandı.“Görüşmeye Lal’in de gelmesi gerekiyor. Projenin bazı detaylarını onunla birlikte değerlendirmemiz lazım.”
Lal çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
”Aa, evet ben o anlaşmayı tamamen unutmuşum. Hani şartlarında anlaşamadığımız, son kez yüz yüze görüşmemiz gereken anlaşma mı?”

“Aynen öyle. Bazı maddelerde hâlâ netleşmeyen noktalar var. Yarın onları da halledersek anlaşmayı imzalayabiliriz.”

Lal kapıya yaklaşıp karan’a baktı “Çıkalım o zaman.”
Karan’ın bakışları Lal ile buluştuğunda sanki bir anlığına, karşısındaki kadını değil de yıllar öncesinden tanıdığı birini görmüştü. Sonra gözlerini önündeki dosyaya indirdi. Bazı anılar insanın aklından silinirdi. Bazılarıysa insanın bakışlarına yerleşirdi.

Arabada ilk on dakika boyunca neredeyse hiç konuşmadılar. Karan direksiyona odaklanmıştı. Lal ise camdan dışarıyı izliyordu. Şehir yavaş yavaş hareketleniyor, kaldırımlarda insanlar telaşla bir yerlere yetişiyordu.
Lal’in telefonu çantasında titredi.Elini çantasına uzattı ama mesajı açmadı.
Karan bunu fark etti.“Önemli bir şey mi?”
“Hayır.”
Karan bir şey söylemedi.
Lal ona döndü.“Sen hiç soru sormayı bırakmayı denedin mi?”
“Ben soru sormadım ki.”
“Az önce sordun.”
“Bir şey olup olmadığını sordum.”
“İşte tam olarak bundan bahsediyorum.”
Karan kısa bir kahkaha attı.
Lal istemeden gülümsedi. Bu küçük an, ikisinin arasındaki gerginliği dağıtmıştı. Lal bir süredir ilk kez zihnindeki mesajlardan uzaklaşabildiğini fark etti.
Karan da onun gülümsediğini gördü. Bir anlığına yüzündeki ifade değişti. Sanki bu görüntü, tahmin ettiğinden çok daha uzun zamandır görmediği bir şeydi.
Fakat Lal başını ona çevirdiğinde Karan çoktan yeniden yola bakıyordu.
“Ne oldu?” diye sordu Lal.
“Hiç.”
Lal yeniden cama baktı.
Bir kaç dakkika sonra varmışlardılar asansöre binip işlerini halletmek için adamların odasına girmiştiler.
Karan’ ile işleri beklediklerinden kısa sürmüştü. Odaya girip adamlarla görüşüp, birkaç evrak teslim etmişlerdiler. ardından Arabaya bindiklerinde saat henüz öğlen olmamıştı.
“Şimdi kahveye ne dersin?” diye sordu Karan.
Lal başını salladı. “olur.”
Karan, sahile yakın küçük bir kafeye doğru sürdü. Mekân kalabalık değildi. Pencerelerin yanındaki masalardan birine oturdular. Lal menüyü incelerken Karan çoktan garsona siparişini vermişti.
“Ben daha seçmedim,” dedi Lal.
Karan ona baktı.“Biliyorum.”
“E o zaman neden sipariş verdin?”
“Senin ne içeceğini biliyorum sanırım.”
Lal menüyü kapattı.“Öyle mi?”
Karan bir an duraksadı.Sonra omuz silkti.“Yanılıyorsam değiştiririz.”
Lal ona dikkatle baktı. Karan’ın ses tonu son derece doğaldı. Söylediği şeyin üzerinde durmaya niyeti yokmuş gibiydi. Ama Lal’in merakı uyanmıştı.
“Peki, ne içeceğimi düşünüyorsun?”
Karan cevabı hemen vermedi.“Latte.”
Lal’in kaşları hafifçe kalktı.“Bunu nereden çıkardın?”
“Bilmem. Öyle geldi.”
Lal gülümsedi.“Doğru.”
Karan da gülümsedi ama gözlerini masadaki bardağa indirdi. Bunu neden bildiğini açıklayamazdı. Aslında açıklayabileceği bazı şeyler vardı. Lal’in küçük alışkanlıkları, bir şeye sinirlendiğinde dudaklarını sıkması, heyecanlandığında parmaklarıyla oynama şekli… Bunlar insanın farkında olmadan öğrendiği ayrıntılardı. En azından Karan, kendisine böyle söylüyordu.
Lal kahvesinden bir yudum aldı.“Sen beni ne zamandır tanıyorsun?”
Soru, Karan’ın beklemediği bir anda gelmişti.
Başını kaldırdı.“Ne demek istiyorsun?”
“Bazen beni herkesten daha iyi tanıyormuşsun gibi davranıyorsun.
”Karan’ın yüzündeki ifade çok kısa bir süreliğine değişti.Sonra hafifçe güldü.“Belki de seni düşündüğünden daha dikkatli dinliyorumdur.”
Lal bu cevabı tarttı.“Belki.”
Konuşma başka bir konuya kaydı. Ama Lal, Karan’ın soruya cevap vermeden önceki o küçücük duraksamasını unutmadı. Kafeden çıktıklarında hava değişmişti. Gökyüzü bulutlanmış, rüzgâr sertleşmişti. Sahil yolunda yürümeye karar verdiler.
Karan, Lal’in yanından yürürken zaman zaman ona bakıyor, fakat bunu belli etmemeye çalışıyordu.
Lal bir vitrinin önünde durdu.“Şuna bak.”Vitrinde eski fotoğraf makineleri sergileniyordu. Lal içlerinden birini işaret etti.“Çocukken böyle bir makinem olsun istemiştim.”
Karan’ın adımları yavaşladı.“Öyle mi?”
“Evet. Her şeyi fotoğraflamak istiyordum. Annem sürekli gereksiz şeylerin fotoğrafını çektiğimi söylerdi.”
Karan vitrindeki makineye baktı.“Belki de gereksiz değildi.”
Lal ona döndü.“Ne demek istiyorsun?”
Karan birkaç saniye sustu.“İnsan bazen bir şeyin fotoğrafını, onu bir daha göremeyeceğini düşündüğü için çeker.”
Lal’in yüzündeki ifade yumuşadı.“Bunu nereden biliyorsun?”
Karan gözlerini vitrinden ayırdı.“Belki ben de öyle düşünüyordum.”
Lal, onun sesindeki değişikliği fark etti. İlk kez Karan’ın yalnızca kendisi hakkında değil, kendi geçmişi hakkında da bir şeyler sakladığını hissetti. Fakat sormadı. Bazen bir insanın susması, sorulacak sorudan daha fazla şey anlatırdı.
Tam yürümeye devam edeceklerken arkalarından hızlı adımlar duyuldu.
Bir adam, kaldırımın kenarında bir başkasına çarpmıştı. Elindeki çanta yere düştü. İçinden birkaç eşya savruldu. Adam eğilip eşyalarını toplamaya çalışırken yanından geçen başka biri çantaya uzandı. Her şey birkaç saniye içinde oldu.
Lal, yerdeki eşyaların arasından sürüklenen küçük bir zarfın rüzgârla kendisine doğru geldiğini gördü.
Eğilip zarfı tuttuğu sırada çantanın sahibi başını kaldırdı.“Onu bana verir misiniz?”
Lal zarfı uzattı. Adam teşekkür etmek üzereyken gözleri Lal’in yüzünde durdu. Bir anlığına ifadesi değişti.
Lal bunu fark etti.“Bir sorun mu var?”
Adam cevap vermedi. Zarfı elinden aldı ve aceleyle uzaklaştı. Karan, adamın arkasından baktı. “Tanıyor musun onu?” diye sordu
Lal.“Hayır.”“Ama yüzüme öyle baktı ki…”
Karan ona döndü.“Sen de fark ettin mi?”
Lal cevap veremeden birkaç metre ileriden bir ses duyuldu.“Hey!”Az önce uzaklaşan adam, kaldırımın diğer tarafında durmuştu. Bu kez doğrudan Lal’e bakıyordu.“Seninle bir şey konuşmam gerekiyor.”
Karan hemen Lal’in önüne geçmedi. Önce adama baktı, sonra Lal’e döndü istemsizce Lal’e yaklaştı.
Karan adama bakıp “Derdin ne senin?” Diye sordu.

Adam onlara doğru yürümeye başladı.“Sadece bir şey soracağım.”
Karan’ın sesi sertleşti. “Burada sorabilirsin”
Adam durdu. Bakışları bir süre Karan’da kaldı. Ardından Lal’e döndü.“Babanızın eski bir tanıdığıyım.”
Lal’in yüzü değişti.“Babamın mı?”
Adam cevap verecek gibi oldu ama telefonunun çalmasıyla sustu. Ekrana baktığında yüzündeki ifade tamamen değişti. Aramayı reddetti. Sonra Lal’e son bir kez baktı.“Boş verin. Yanlış kişiyle karıştırmış olabilirim.”Hızla uzaklaştı.
Lal arkasından bakakaldı. Karan, onun koluna hafifçe dokundu.“Lal?”
Lal başını çevirdi.
Karan Lal’e bakarak “Bunu duydun, değil mi?”
“Evet.”“Babamın eski bir tanıdığıymış.”
Karan bir şey söylemedi.
Lal’in gözleri kısıldı.“Beni biriyle karıştırdığını söyledi. Ama yüzüme baktığında beni tanımış gibiydi.”
Karan etrafı kontrol etti.“Buradan gidelim.”
“Hayır, bekle. Belki—”
“Lal.” Bu kez sesi daha ciddiydi. “Önce buradan uzaklaşalım. Sonra konuşuruz.”
Lal itiraz edecekti ama Karan’ın yüzündeki ifadeyi görünce sustu. Karan endişelenmişti. Bunu saklamaya çalışsa da Lal görebiliyordu. Ve nedense bu, onu adamın sözlerinden daha fazla düşündürüyordu.
Arabaya bindiklerinde Lal hemen konuşmaya başladı.“Bana bir şey söylemen gerekiyor.”
Karan motoru çalıştırdı.“Ne?”
“Az önce neden bu kadar telaşlandın?”
“Telaşlanmadım.”
“Karan.”
Karan direksiyonu tuttuğu elleri gevşetti.“Tanımadığın bir adam gelip sana babanı tanıdığını söylüyor. Sonra da hiçbir açıklama yapmadan gidiyor. Sence bu normal mi?”
“Hayır.”
“Ben de bunu söylüyorum.”
Lal sustu. Bir süre sonra daha alçak bir sesle konuştu.“Bana bir şey olacağından mı korktun?”
Soru, arabanın içindeki havayı değiştirdi. Karan başını ona çevirdi. Göz göze geldiler. Bir saniye. Belki iki.
Sonra Karan yeniden yola baktı.“Başına bir şey gelmesini istemem.”
Cevabı basitti. Fazla basit. Lal, onun yüzüne baktı ama devamını getirmedi. Karan da başka bir şey söylemedi. Yalnızca arabayı sürmeye devam etti. Ancak kırmızı ışıkta durduklarında sağ elinin direksiyonu normalden daha sıkı kavradığını Lal fark etti. Karan’ın kendisine neden bu kadar dikkat ettiğini bilmiyordu. Belki gerçekten iyi bir insandı. Belki de onun bilmediği başka bir şey vardı. Şimdilik ikisi de aynı derecede mümkündü.
Eve döndüklerinde Lal’in zihni hâlâ sahilde yaşananlardaydı. Odasına çıktı, çantasını yatağın üzerine bıraktı ve telefonunu çıkardı.
Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
“Bugün dışardaydın.”
Lal’in yüzü bembeyaz olmuştu.
Mesajın altında birkaç saniye sonra ikinci bir bildirim belirdi.
“Yanında biri vardı.”
Lal telefonu elinden düşürecek gibi oldu. Pencereye doğru yürüdü. Perdeyi aralayıp sokağa baktı. Arabalar geçiyor, insanlar kaldırımlarda yürüyordu. Her şey sıradandı.Fazlasıyla sıradan.Telefon yeniden titredi.
“Dikkatli ol. Herkes göründüğü gibi değildir.”
Lal bu kez hemen cevap yazdı. “Sen kimsin?” Mesajı gönderdi. Ekrana baktı. Bir dakika geçti. Sonra iki. Cevap gelmedi.
Lal’in nefesi yavaş yavaş düzene girdi. Belki de karşısındaki kişi yalnızca onu korkutmak istiyordu. Belki sahilde yaşananlarla hiçbir ilgisi yoktu. Ama bir ayrıntı vardı.Yanında biri olduğunu biliyordu.
Lal, sabahki mesajları açtı. Ardından bugünkülere baktı. Bilinmeyen numaranın kullandığı kelimeler, geçmişe yaptığı göndermeler hepsi aynı yere çıkıyordu. Lal, zihninde beliren ihtimali artık görmezden gelmiyordu. Bir zamanlar hayatında olan, kendisinin geride bıraktığını düşündüğü biri… Üstelik yalnızca geçmişini bilen biri değil, o geçmişin hesabını hâlâ kendisinden soran biri. Lal’in boğazı düğümlendi. Gözlerini kapattı. Aklındaki ismi kimseye söylemedi. Kendisine bile yüksek sesle söylemedi. Çünkü eğer yanılıyorsa, bir daha aynı hataya düşmek istemiyordu. Ama haklıysa…O zaman bu mesajlar yalnızca bir başlangıçtı.
Akşam yemeğinde Karan vardı. Aras Karan’ı yemeğe davet etmişti ama kendisi hala ortalıkta yoktu. her zamanki gibi yine geç kalmıştı.
Lal masaya oturduğunda Karan onun yüzüne baktı.“Bir şey mi oldu?”
Lal çatalını eline aldı.“Hayır.”
Karan kaşını hafifçe kaldırdı.“Bugün bu kelimeyi çok kullandın.”
“Belki de sorular çok fazladır.”
Karan gülümsedi.“Olabilir.”
Lal ona baktı.“Peki, senin sakladığın bir şey var mı?”
Karan’ın eli bir an durdu.“Ne gibi?”
“Bilmiyorum. Sen söyle.”
Karan arkasına yaslandı.“Her insanın kendine sakladığı şeyler vardır, Lal.”
“Bu cevap mı şimdi?”
“Şimdilik.”
Lal gözlerini kıstı.“Benden bir şey saklıyorsun.”
Karan ona birkaç saniye baktı. Sonra başını hafifçe yana eğdi.“Sen de benden bir şey saklıyorsun.”
Lal cevap veremedi. Çünkü haklıydı. Aralarındaki sessizlik uzadı. Fakat bu kez sessizlik rahatsız edici değildi. İkisinin de söylemediği şeyler masanın üzerinde görünmez bir ağırlık gibi duruyordu.
Karan, Lal’in tabağındaki yemeğe dokunmadığını fark etti.“Yemeyecek misin?”
“İştahım yok.”
Karan önündeki su bardağını ona doğru itti.
Lal bardağa baktı, sonra Karan’a.“Bunları neden yapıyorsun?”
Karan anlamamış gibi davrandı.“Neyi?”
“Beni düşünmeyi.”
Karan’ın yüzündeki gülümseme silindi.
Lal de sorduğu sorunun beklediğinden daha kişisel olduğunu o anda fark etti. Karan bir süre cevap vermedi.
Sonra sakin bir sesle konuştu.“Belki de bazen insan, birinin iyi olup olmadığını merak eder.”
Lal gözlerini ondan ayırmadı.“Her zaman mı?”
Karan’ın bakışları bir anlığına yumuşadı.“Her zaman değil.”Bir şey daha söyleyecek gibi oldu. Ama vazgeçti.
Lal, onun sustuğu anı fark etti. İçinde garip bir his uyandı. Sanki Karan’ın söylemediği cümle, söylediklerinden daha önemliydi. Yine de üstelemedi. Çünkü kendi sırları da vardı. Ve bazı kapılar, doğru zaman gelmeden açılmamalıydı.

Gece ilerlediğinde Karan, evine dönmüştü ve evin arka balkonuna çıktı. Telefonunu eline aldı. Birkaç mesajı kontrol etti, ardından ekranı kapattı. Aklı yine Lal’deydi. Bugün onunla geçirdiği birkaç saat, beklediğinden daha uzun sürmüş gibiydi. Lal’in güldüğü anı, vitrinin önünde duruşunu, sahilde kendisine dönüp soru sormasını hatırladı. Bir ara, yürürken rüzgâr Lal’in saçlarını yüzüne savurmuştu. Lal saçlarını kulağının arkasına sıkıştırırken Karan, yıllardır zihninin bir köşesinde duran bir görüntüyü hatırlamıştı. Küçük bir el. Avucuna bırakılan bir şey. Ve unutacağını sandığı bir söz.Karan gözlerini kapattı. O günlerden geriye ne kaldığını kendisi de bilmiyordu. Yalnızca Lal’in yanında olduğunda geçmişin sandığı kadar uzak olmadığını anlıyordu. Telefonunu cebine koydu. Bunu kimse bilmemeliydi. Özellikle Lal. Çünkü Lal, onun kendisine neden böyle baktığını öğrenirse belki de artık yanında eskisi gibi durmayacaktı.
Karan başını kaldırıp geceye baktı.Bazı duyguların adını koymak kolaydı. Zor olan, o duyguların ne zaman başladığını kabul etmekti.

Lal odasında yatağın kenarına oturmuştu. Telefonundaki mesaj kutusunu yeniden açtı. Sorduğu soruya hâlâ cevap gelmemişti. Bir süre sonra yeni bir mesaj belirdi.
“Beni hatırladığında neden gittiğimide hatırlayacaksın.”
Lal’in gözleri satırlarda gezindi.” Neden gittiğimi.”
Artık yalnızca onu korkutmaya çalışmıyordu. Bir şey anlatmak istiyordu. Belki bir açıklama. Belki bir hesaplaşma. Lal’in parmakları klavyenin üzerinde durdu. “Geri dönmene kim izin verdi.”Yazdı.
Cümleye baktı. Kalbi hızlandı. Sonra mesajı göndermeden sildi. Çünkü bu soru, aklındaki ihtimalin doğru olduğunu kabul etmek demekti. Telefonu kilitledi. Pencereye yürüdü. Dışarıda gece sessizdi. Lal, camdaki yansımasına bakarken bir şeyi daha
fark etti: Gün boyunca ilk kez, bilinmeyen numaradan gelen mesajların onu yalnızca korkutmadığını hissediyordu.İçinde öfke de vardı. Kırgınlık da. Ve belki de yıllardır cevaplanmamış bir sorunun gölgesi.
Telefon son kez titredi. Lal arkasını döndü.”Henüz konuşmayacagız Lal.”
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Ama bu kez hiçbir yere gitmiyorum Lal.”
uzun süre ekrana baktı. Sonra telefonu kapattı. Yüzündeki ifade değişmişti. Artık beklemeyecekti. Bir gün bu kişi karşısına çıkacaktı. Ve o gün geldiğinde Lal, geçmişinden kaçan kişi olmayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.