7. bölüm · GÖLGELERİN ATEŞİ🔥

6. BÖLÜM

hedefleriolan .

GERÇEKLER SESSİZ GELİR
Ateş YILDIRIM

Rüzgâr Söner’den istediğim hiçbir bilgiyi alamamıştım. Ne kadar işkence etmek istemesem de, zorunda kalmıştım. Yine de sonuç değişmemişti.Başarısız olmuştum.
Oradaki işim biter bitmez kendimi malikaneye atmıştım.

Eve girdiğim an, beni karşılayan tek kişinin gülüşüne takıldı gözlerim. Yüzüme neşeyle bakıyordu.

“Babam, nerede kaldın? Seni çok özledim. Gece bana masal da anlatmadın.”

Eftal…Benim kız kardeşimdi.Benim en masum tarafımdı.
Peki neden bana baba diyordu?
Babam—Kerem Yıldırım—başka bir kadından olan kızını geride bırakıp ölmüştü.

Eftal beni babası sanıyordu. Ona kaç kez “abinim” desem de kabul etmiyordu. Çünkü onu ben büyütmüştüm.

“Güzelim, özür dilerim,” dedim. “İşim dün gece çok uzadı. Ama bu gece telafi edeceğim.”

Sözümü bitirdiğimde onu çoktan kucağıma almıştım. Kollarını boynuma doladı.
Bir süre Eftal’le ilgilendikten sonra birlikte çalışma odama geçtik. Sandalyeme oturur oturmaz kucağıma tırmandı. Bir elimle saçlarıyla oynarken diğer elimle laptopumdaki maillere göz gezdiriyordum. Parmaklarım saçlarında dolaştıkça uyuklamaya başladı.
Derken bir mail dikkatimi çekti.Mailde yalnızca bir adres ve kısa bir not vardı:
“Gerçekleri istiyorsan, bul beni.” Sikeceğim böyle işi!
Derin bir nefes aldım.Her şey üst üste geliyordu.

Laptopu kapatıp tamamen Eftal’e odaklandım. Kısa süre sonra uyumuştu. Bir süre daha saçlarıyla oynadıktan sonra onu odasına götürmek için ayağa kalktım.
Yatağa bıraktığımda uyanır gibi oldu ama yeniden uykuya daldı. Dayanamayıp ben de yanına uzandım. Göğsüme sokulup sarıldı.

Onu çok seviyordum.Kız kardeşimden çok, kızım gibiydi.
Bir süre sonra onu uyandırmadan yanından kalktım.

Poyraz’ı aradım. İlk çalmada açtı.
“Bu gece Eftal’in yanında kalır mısın?”
“Sen ne yapacaksın, Ateş?”
“Sonra anlatırım. Sana bir mail ve adres atacağım. Araştır.”
Telefonu kapattım.
Umarım bu gece bir adım daha ilerleyebilirdim.

Oturma odasına geçtiğimde aklıma bir şey takıldı.
Dün gece Ahu’nun yanındaki adam kimdi?
Bir süredir Yusuf amcadan haber alamıyordum.
Telefonunu aradım; kapalıydı. Bu hiç normal değildi. Yusuf amca telefonunu asla kapatmazdı.
Merakıma yenilip Ahu’nun numarasını buldum. İkinci çalışta açtı.
“Alo.”
“Ben Ateş. Babana ulaşamıyorum. Yanında mı?”
“Hayır. Bu arada dün gece neden Rüzgâr Söner için o mekândaydın?”
“Aynı soru senin için de geçerli, Ahu. Neyin içinde olduğunu biliyorum. Ama sonunda kaybeden sen olacaksın. Baban zaten çabalıyor, sen neden hâlâ devam ediyorsun?”
“Bilmediğin şeyler var, Ateş. Hayatıma tekrar girmiş biri olarak bunları bilemezsin.”
Telefon yüzüme kapandı.
İnatçılığı eskisi gibi, hiç değişmemişti. Ama haklıydı. Hayatına yeni girmiş biri olarak ne için yaptığını bilemezdim.
Oturma odasından çıkarken Eftal’in odasının kapısının açıldığını gördüm. Uykulu gözlerle bana bakıyordu.

“Babam… seni yanımda göremeyince çok korktum.” Yanına gidip kucağıma aldım.
“Benim güzelim neden korksun ki?”
Onu tekrar yatağına yatırdım. Uyku sersemi olduğu için hemen uyudu. Odasından sessizce çıkıp çalışma odasına yöneldim.

Çalışma odasının kapısını kapattığımda evin içi tamamen sessizliğe gömüldü.
Sessizlik… Bazı insanlar için huzurdu ama benim için hiçbir zaman olmadı.
Sessizlik, geçmişin sesini yükseltirdi. Sustukça daha çok konuşan anılar vardı.
Masaya yaslanıp maildeki adrese tekrar baktım.Ne bir isim vardı ne de bir imza. Sadece bir konum ve o cümle. Aklımda biri vardı. Ve bence doğru düşünüyordum.
“Gerçekleri istiyorsan, bul beni.”
Gerçekler…İnsan bazen gerçeği öğrenmek istemezdi.
Çünkü gerçek, insanın kurduğu bütün dengeleri yerle bir ederdi. Benim dengem kontrol üzerine kuruluydu. Kontrolü kaybettiğim an her şey yanardı.
Ateş Yıldırım susardı.
Çünkü konuşursa geçmişi yanardı.Yanarsa, etrafındaki herkes zarar görürdü.
Ceketimi aldım. Aynada kendime kısa bir an baktım. Yüzümde hiçbir duygu yoktu. Ne öfke, ne merak… Ama bu, içimde fırtına kopmadığı anlamına gelmiyordu. Ben sadece fırtınaları kimseye göstermemeyi öğrenmiştim.
Malikaneden çıktığımda gece serindi. Arabanın kapısını kapattığım anda telefonum titredi. Poyraz’dı.
“Adresi araştırdım,” dedi.
“Sahibi yok. Kâğıt üzerinde terk edilmiş bir bina ama… son zamanlarda giren çıkan olmuş.”
“Beni şaşırtmadı.”
“Dikkatli ol, Ateş. Bu mail pis kokuyor.” Zaten temiz bir şey olsaydı bana gelmezdi.
Telefonu kapattım.
Araba ilerlerken Eftal’in yüzü geldi aklıma. Korktuğunu söylediği an… Göğsüme sarılışı. Onun yanında olduğum sürece dünya durabilirdi ama ben duramazdım.
Çünkü benim dünyam, çoktan kirlenmişti.
Kırmızı ışıkta durduğumda istemsizce direksiyonu sıktım.Dün gece Ahu’nun yanındaki adam…
Yusuf amcanın sessizliği…
Rüzgâr Söner’in suskunluğu…
Hepsi aynı yere çıkıyordu.
Birileri bilerek susuyordu.Ve ben susan insanlardan nefret ederdim.