2. bölüm · GÖLGELERİN ATEŞİ🔥

1. BÖLÜM

hedefleriolan .

KIRMIZI GECELER

Benim için ölüm bir sonuç değil, bir yöntemdi. Bu yüzden bu geceki işim de diğerlerinden farksızdı.

Üzerimde siyah bacak yırtmaç detaylı elbisem, boyunumda geçmişten kalan—kimin aldığını bile hatırlmadığım— güneş ve ayı temsil eden kolyem vardı. Bir aydır tuzağa düşürmeye çalıştığım kurbanımı beklediğim davet salonunda nefesler bile ağır çekiyordu.

Bu benim için zor bir görev değildi ama kurbanım biraz fazla nazlıydı. Yine de onu bulmak çocuk oyuncağıydı; elimde ileri teknoloji varken zorlanmam beklenmezdi. Bugünkü hedefimin beni çok zorlayacağını sanmıyordum. En fazla ağzımdan laf almaya uğraşırdım. Ne kadar zorlarsa… o kadar acılı bir ölümü olurdu. Ve itiraf etmeliyim: Bu, beni her zaman daha çok mutlu ederdi.

Salonun kapısı açıldığı anda başımı çevirdim. Evet… sonunda gelmişti. Gözlerimiz çakıştığında, bugün için seçtiğim kurbanım Aras Bora Çakır’ın yüzündeki o tanıdık kibri hemen yakaladım. Ona kendimi ‘Mina Çevik’ olarak tanıtmıştım. Bilgi alıp öldürmeden kimliğimi açıklamak imkansızdı; gerçek adımı kimse bilmemeliydi.

Aras yanıma yürüyüp oturdu. Garsona ikimize birer kadeh viski söyledi. Viski gelir gelmez kadehi kafama diktim. Daha fazla oyalanmadan, onu kalabalığın arasından çıkarıp gizli odaya götürdüm. Ne olduğunu anlamadan çantamdan halatı çıkarıp onu bağladım. Keşke tüm silahlarımı ve bıçaklarımı getirebilseydim… Ama yakalanmamak için bacağımdaki kemere sadece birkaç bıçak, bir çakı ve bir silah sığdırabilmiştim.

Aras hala ne olduğunu çözememiş, aval aval bana bakıyordu. İlk çakı darbesini koluma vurdum; deri yüzülürken çığlığı odanın duvarlarında yankılandı. Çığlıklarını susturmak için bulduğum bir kumaşı ağzına tıkadım. Artık çığlık değil, boğuk küfürler duyuyordum.

“Açelya Sarmaşık’ı kaçıranların ismini söyle. Hemen!”

Bakışları bir anda değişti. Öfke gitti, şaşkınlık geldi. Tehdit etmek için eğildim.

“Ağzını açınca bağırırsan… yüzülmeyen bir derin kalmaz. Bağırmazsan da… çok acı çekmeden ölürsün.”

Hızla başını salladı. Kumaşı çıkardım. Ağzından dökülen tek isim… dünyamı dondurdu.

“Kerem Yıldırım.”

Donakaldım. Çünkü bu isim… babamın bir zamanlar en güvendiği adamdı. Silahımı kaldırdım.
Tek atış, tek nefes, tek son.

Aras Bora Çakır yere yığıldı. Olay yerine çabucak temizleyip motoruma atladım ve uzaklaştım. Zihnimde hala o isim dönüp doluyordu. Son zamanlarda bu isim… fazla kulağıma çarpmaya başlamıştı. Fakat bu adam artık yaşamıyordu ki. Burada farklı işler dönüyordu ama ben olayları anlayamıyordum. Eve girer girmez üzerimdeki kanı temizlemek için duşa girdim. Sıcak su tenimi yakarken bile hiçbir şey hissetmiyordum. Duştan çıkınca bulduğum ilk siyah saten pijamayı üzerime geçirdim. Artık hiçbir şeyi tam olarak anlayamıyordum. Her planın sonucunda, yeni şeyler öğreniyordum. Bir türlü yaptıklarının sonucuna varamıyordum. Annemi kaçıranları bulmak istiyordum.
Aynaya doğru yöneldim. Aynadan kendime baktım, dikkatlice…

Kumral, belime uzanan saçlarım…
Ela gözlerİm…
Görüntüm hala eskisi gibiydi.

Ama içimde bir şey çoktan geri dönülmez biçimde değişmişti.

Artık masum değildim.

Artık silah sesinden korkmuyordum—hatta ben tetik çekiyordum.

Artık kan görünce midem bulanıyordu… evet, ama heyecandan.

Ben Ahu Sarmaşık.

Ve bu… benim hikayem.