1. bölüm / 9
Gölgeler arasında kalanlarGiriş
Bölümler 9Şu an: Giriş
- 1 Giriş792 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1. Zafer hisarı2.733 kelime
- 3 2. İlk an1.866 kelime
- 4 3. Dönüşün eşiğindeki kararlar1.297 kelime
- 5 4. Aynı yer, farklı kişi1.972 kelime
- 6 5. Gurur2.599 kelime
- 7 6. Kusurlar2.970 kelime
- 8 7. Korku?2.438 kelime
- 9 8. Sessiz hamleler, büyük sonuçlar3.919 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazarın anlatımıyla:
Yıl 2007, 14 Şubat
Başını sabahtan beri belgelerden kaldırmayan Theron, ne takvimi umursuyordu ne de dağınıklığı. Onun hayatında artık sadece çalışmak vardı; tutunabileceği tek şey oydu.
Bugün Sevgililer Günü olsa bile sevgilisi yoktu çünkü kalbi kimseye ait değildi. Ya da bu, beynin kendini koruma altına almasının bir yoluydu, kim bilir? Ama yine de kendini Zoya'nın fotoğrafına bakmaktan alıkoyamamıştı; evet, masasının üzerinde yıllar önce onu terk etmiş olan Zoya'nın fotoğrafı vardı.
Yavaşça eline o fotoğrafı aldı. Fotoğrafta Zoya olduğu için Theron, kıyamayıp saklamıştı. Şimdi eline onu alınca içindeki duyguyu kimse bilemezdi.
Theron Ashford, duygularını gizleyen birisine dönüşmüştü.
Fotoğrafı genellikle yatağının altında saklardı. Kimse göremesin de geceleri ona sarılabilsin diye... Bir fotoğraf canlı değildir ama insan fotoğraftaki kişiyi kalbinde hissediyorsa, ona canlı gelmeyen şey de canlı gelirdi.
Eliyle Zoya'nın yüzünü okşadığında gözlerinden bir damla yaş akıp fotoğrafa serpilmişti. Ne çok özlemişti onu ama, acaba Zoya da onu özlüyor muydu?
Tam o sırada kapıda tıklanma sesi duyduğunda hızlıca fotoğrafı yatağın altına sakladı, gözyaşlarını sildi, boğazını temizledi ama her ne kadar boğazını temizlese bile sesi kısık çıkmıştı: "Gel!"
İçeri o an Barlen Thren girmişti. Kapıyı örttüğü anda ağzı açık kalmıştı; bunun en büyük sebebi her yerin dağınık olmasıydı. "Komutanım ne yaptın sen ya? Seni bu kadar dağınık bilmezdim," dedi.
Theron'un dudağının köşesi kıvrıldığında başını iki yana salladı. Ellerini masanın üzerine koyup Barlen'e baktı. "Ee Barlenciğim, çalışmak olunca dağınıklık insanın pek de umurunda olmamalı," diye karşılık verdi.
Bu sefer Barlen başka bir şeye şaşırmıştı; Theron ona kızmamıştı. Kendini tutamayarak, "Sen bana neredeyse ilk defa kızmadın. Genellikle çok kızardın, hem de küçücük sorunda bile!" dedi.
Theron'un gülümsemesi donuklaştığında, Barlen'in söylediği şey kalbine gereksiz bir acı bırakmıştı. Bu doğruydu; tek bir hatada bile kızabilecek birisine dönüşmüştü. Yıllar önceki çöküş, kendisinin sinirlerine pek hâkim olamadığını gösteriyordu.
Yutkunmaya çalışıp başını dikleştirmeye çalıştı ama olmadı. "Bazen birkaç çöküş seni iyi hâlden kötü hâle getirebilir... Ve bende..." Sustu çünkü bir savunması yoktu, bu yüzden başını iki yana salladı.
Barlen, Theron'un bu hâlini görünce hızlıca konuyu değiştirmişti: "Bugün Sevgililer Günü, Sevgililer Günün kutlu olsun!" Gülümseyerek karşılık vermesini bekledi ama Theron ona imalı bir şekilde baktı. "Sevgilin yok diye Sevgililer Gününü kutluyorsun ancak bu büyük bir hata. Sevgililer Günü umrumda değil"
Beyni bunu söyletti, kalbi yanlış diye onayladı.
Barlen büyük bir nefes vererek Theron'un karşısındaki sandalyeye oturdu. "Sevgilim vardır belki? Ya da kalbim birisini seviyor ama sevdiğim kişi beni kabul etmiyor. Senin konuna gelirsek; yıllar önce böyle değildin, evlenmeyi bile mi düşünmüyorsun?" Gözlerini dramatik bir şekilde açtı. "Tanrım! 32 yaşına geldin, vallahi yaşlanırsan seni kimse kabul etmez!"
Son cümlesiyle büyük bir kahkaha attı ama Theron sadece şu cevabı verdi"Belki de kalbim artık kimseyi kabul etmiyordur."
Barlen bir an durup Theron'un cümlesine değil de "artık" kelimesine takmıştı bunu, öngörerek. "Artık derken? Herkes biliyor Zoya'ya aşık olduğunu!" Sesi öyle yüksek çıkmıştı ki fark edip hızlıca sesini azalttı. "Yani neredeyse herkes."
Theron'un masadaki elleri yumruk hâline gelmişti, dişlerini sıkıp Barlen'in suratına baktı. Zoya ismi onun sinirlenmesine neden oluyordu. Her gece adını sayıklıyormuş gibi, "Sakın o ismi bir daha dile getirme" dedi. Bu sefer ayağa kalktı ve masanın köşesine yaslanıp kollarını birleştirdi. "Ayrıca söylesene, sevgilin kim?" Gözlerini kıstı. "Yoksa bu kışladan mı?" Soruyu sorduğunda Barlen hemen gözlerini kaçırdı ama bir cevap veremedi.
"Anlaşıldı, bu kışladan birisi. Bana söyleyebilirsin, çekinme," diye devam etti. "Ve umarım kavuşursunuz." Dudaklarını büzdü. "Sonra benim gibi yaşlanırsın," diyerek alaycı bir şekilde cümleyi tamamladı.
Barlen'in gözleri açıldığında hızlıca nazar değmesin işareti yaptı. "Tövbe de lütfen! Ben evlenmeyi bile düşünen bir adamım, senin gibi bu kışlada yaşlanıp gitmeyeceğim," dedi.
İşte o an bir sessizlik oldu. Theron'un bakışları pencereye takıldı; pencerede birkaç asker silahları temizliyordu. Bu manzarayı izleyip takılırken Barlen konuşmaya devam etti: "En azından mantık evliliği yap. Bak, öncelikle bu kışladaki bir kadına çiçek ver; kadınlar çiçeklere bayılır. Sonra âşık etmeyi dene, en sonunda çıkma teklifi edip evlen. Bu kadar basit!" Gözlerini devirdi. "Söylüyorum söylüyorum ama nerde..." Son harfi uzattı.
Aslında bir anlık mantıklıydı çünkü bir insan sonsuza kadar böyle yaşayıp gidemezdi. Hayatta bu kadar sorun varken insanın bir hayat arkadaşına ihtiyacı oluyordu.
Theron hâlen manzaraya bakıp dudağını ıslattı. "Bir kadının duygularıyla asla oynamam; bunu beni tanımayanlar bile bilir. Ama sen mantık evliliği yapmamı söylüyorsun." Bakışları Barlen'e döndü. "Hem ayrıca beynimi kullanarak mantık evliliği yapabilirim ama kalbim? Kalbim o duyguyu hissetmiyorsa mantık evliliği yapmamın ne anlamı kalır? Dediğim gibi, asla evlenmeyeceğim."
Barlen büyük bir hırsla ayağa kalktığında, Theron'un özeline karışmak istemezdi ama bu konu onu hep sinirlendirirdi. "O zaman aşık olduğun birisiyle evlen. Seni durduran yok, nedir senin bu inadın?"
Theron'un bakışı bu sefer yatağın altına kaydı. "Kalbim kimseyi istemiyor, ne seneler önce ne de şimdi."
"Hiç mi?"
Bakışlarını yataktan ayırdı, sözleri netti: "Hiç"
Kalp bir kere yok olursa sonsuza kadar yok olurdu. Theron tek bir şeyi bilmiyordu; kalbine bir kadın gömmüştü, üstü topraklar ile kaplıydı ama bir gün o topraktan çıkarsa, toprak bile filizlenebilirdi.
Bölüm etkileşimi
